SİYASET NEDEN ANAYASA YAPAMAZ DURUMU

Siyaset; siyasetin atası, kökeni, zirvesi olan hükümdarlığı bile 'Sultanlarla düşüpkalkan alimler de hırsızdır' hadisinin de dediği gibi dine aykırı bir dünyadır. Gerçek ki siyasetin doğrusu da, iyisi de olmaz. Bu nedenle ki kapitalistlik yani özel sektör gibi siyaset de hem felsefeye, bilime, hem dine, hem de insanlığa aykırıdır. Bu nedenle ki Atatürk siyasetçi değil 'Devletadamı(Devlet adamı)'dır çünkü siyaset 'siyasi parti', ve kendi siyasi partisini düşünmek demektir oysa devletadamlığı 'devlet' demektir, 'devleti ve toplumu düşünmek' demektir yani ülkelerin, toplumların ve insanlığın siyasi partilere değil devletlere gereksinimi var ancak Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi 'Bilim ve ahlak' isteyen devlet türüne.

Açık ki ne siyasetin tanımı olarak ne tanımlama yapılırsa yapılsın, siyaset için en önemli tanımlama 'Sıvışmak'tır yani her yanlışı, her kötülüğü, her akıldışılığı, her bilimdışılığı, her ahlakdışılığı, her mantıksızlığı yapıp, süttençıkmışakkaşık/sütten çıkmış ak kaşık gibi sıvışma sanatı ve zanatı(zanaatı). Bu nedenle ki siyasetin tarihinde fahişelere, terörcülere(teröristlere), dolandırıcılara, diktatörlere, çıplaklara bile rastlanır da alimlere, alimelere rastlanılmaz.

Durum göstermekte ki siyaset anayasa da, yasa da, hukuk da yapamaz yani siyasetin yaptığı anayasa, yasa ve hukuk doğru olmaz.

Neden olmaz?

Çünkü 'Önce bilim ve ahlak' diyen Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi doğru insanın, doğru hayatın, doğru ülkenin, doğru devletin, doğru yasanın, doğru hukukun, doğru ekonominin, doğru sanatın, doğru medyanın, doğru turizımın(turizmin), doğru modanın, doğru demokrasinin, doğru laikliğin, doğru özgürlüğün temeli 'Bilim ve ahlak'tır oysa siyaset 'Bilim ve ahlak'a aykırı bir dünyadır yani 'Bilim ve ahlak'a aykırı bir dünya doğru anayasa, doğru hukuk yapamaz. Bu nedenle ki Türklük de, din de 'Önce ahlak' demek olmasına karşın; üstelik de kendine 'Türk ve dinli' diyen Türkiye'de zina, ahlaka aykırı giyimlerle toplumsal alanda bulunmak, eşcinsel evlilik serbestliğinden, genelev serbestliğine, sıtriptiz(striptiz) kulübü serbestliğine kadar pekçok ahlaka aykırılık serbestliği var; bunu kim yapıyor, açık ki bunlara izin veren hukuk, peki hukuku kim yapıyor, açık ki siyaset. Yani durum 'Tavşankaçtilkitut/Tavşan kaç, tilki tut' durumu gibi bir durum.

Bu nedenle ki siyaset ülkeye ya bölücülük, düşmanlık, saldırganlık, barbarlık, yalancılık, ve kin ya yolsuzluk, hukuksuzluk, demokrasiye aykırılık, laikliğe aykırılık, bilime aykırılık ya da ahlaka aykırılık getirmekte.

Bu durum 'Genel durum' idi.

Şimdi gelelim 'Siyaset anayasa yapamaz durumu'nun 'Özel durum'una.

Siyasi partilere bakalım: Kimisi; öz bebek kardeşlerini, öz çocuk kardeşlerini, öz annelerini, öz babalarını bile öldürtmekten çekinmemiş, işleri güçleri başkalarının vatanlarını 'fetih' adı altında işgal etmek olan Osmanlı sultanılarını(sultanlarını) baştaçı etmekte; kimisi zinanın, fuhuşun, çıplaklığın, eşcinsel evliliğin, uyuşturucunun, pornonun, astrolojinin, medyumluğun, falcılığın, 14 yaşındaki çocuklarla seksin bile serbest olduğu akıldışı-ahlakdışı-insanlıkdışı Avrupa birliği ve Abd yanlısı, yandaşı, bu nedenle de akıldışı-ahlakdışı şeyleri baştaçı etmiş oysa Muhammed de, Atatürk de 'Önce bilim ve ahlak' diyor.

Yani siyaset hangi yüz, hangi kafa, hangi mantık ile anayasa yapmak istiyor? Var mı; Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi 'Bilimci ve ahlakçı' siyasi parti de siyaset anayasa yapmak istiyor?

Gerçek ki doğru hukuk da, doğru yasa da, doğru anayasa da ancak Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi 'Bilim ve ahlak' ile, ve 'Bilimsellik ve ahlakçılık' içindeki insanlarla olur.

Türkiye'nin de, tüm dünyanın da tek bir doğru, insanca yönetim biçimi var; o da Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi 'Bilim ve ahlak'tır.

Hukuk bilim değildir, bilimin simya aşamasıdır çünkü hukuku bilim değil siyaset yapmakta; tıp, kimya, fizik, matematik, biyoloji bilimilerinin(bilimlerinin) yasalarını siyaset, siyasetçiler, siyasi partiler mi belirliyor, yazıyor ki hukuk bilim ise siyaset, siyasetçiler, siyasi partiler yapsın? Hukuk bilim değilse zaten 'Doğru, adalet' olmaz çünkü Atatürk'ün de dediği gibi 'Doğruya giden yol bilimden geçer' yani hukuk bilim değilse hukukun amaçı(amacı) ne, siyasetin ya da siyasi partilerin ya da seçmenlerin gönüllerini, zevklerini, hazlarını, yandaşlıklarını, nefslerini hoş etmek mi?

Bu nedenle ki anayasanın birinci maddesi şu olmalıdır: 'Bilime ve ahlaka aykırı hiçbirşeye izin verilemez'. Var mı bunu imzalayacak siyasi parti?

Yok ise; öyleyse ne diye anayasa yapacaksınız?

Gerçek ki Muhammed bundan 1400 yıl önce kadar doğru hukuku da, doğru yasayı da, doğru anayasayı da, doğru devlet türünü de; dini tanımlayan, ve Din hadisileri adı altında topladığım hadislerle tanımlamış, belirtmiş, saptamış durumda. Din hadisileri diyor ki 'Din bilim, mantık, ahlak, vicdan, merhamet, dürüstlük, adillik, güvenilirlik, tarafsızlık, medenilik, nefssizlik, israfsızlık, gösterişsizlik(yalınlık, sadelik), ve bunlarla inziva demektir' oysa siyasi parti demek daha başta 'Taraflılık, yandaşlık' demektir yani Din hadisileri'nin 'tarafsızlık' ilkesine, içeriğine, tanımına aykırılık demektir.

Gerçek ki Din hadisileri'ne de, 'Önce bilim ve ahlak'a aykırı da bir siyaset dünyasının bırakın anayasa yapmayı, tek bir yasaya bile yapmayı; ülke yönetmeye bile hakkı yoktur, isterse oyların tümünü alsın.

Evet; 'Önce bilim ve ahlak'. Önce 'Bilim ve ahlak' ile özeleştiri.


Necdet Gürçiftçi
Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge
İnternette yayınlandığı zaman: 4.2.21/06.06

 

(Öteki yazılarım 'siir-defteri.com' sitesinde okunabilir)