ÇAĞDAŞ YAŞAMI DESTEKLEME DERNEĞİ'Nİ HEM KUTLARIM HEM KUTLAMAM

Felsefe 'karşıt' ve 'çelişki' içerikli bir dünyadır da çünkü dünya, evren böyledir; örnek ki gece ile gündüz günü oluşturur; renklerin içinde siyah da, beyaz da var; ilaç hem zehirdir hem de sağlık verici; aşı hem virüs içerir hem sağlık; canlı olmak hem ölüm olmaktır hem hayat olmak; beslenmek hem yemek demektir hem dışkılamak; iki hidrojen, bir oksijen su yapar yani yaşatır ancak iki hidrojen, iki oksijen öldürür yani oksijenli su yapar. Bu durumu anlayamayan insan felsefeyi de, hayatı da, dünyayı da, bilimi de anlayamaz.

Çağdaş yaşamı destekleme derneği'ni hem kutlarım, hem kutlamam. Nedenini biraz sonra göreceksiniz.

Açık ki akıldışı, ahlakdışı, küresel ve derin bir merkez dünyaya akıldışılık ve ahlakdışılık pompalamaya çalışmakta. Bunun için de temel araçı(aracı) cinsiyet, cinsellik, ahlaka aykırılık, ve yetişkin insan dişisi üzerine taktikler kurmak ve uygulamak. Birileri de bu tuzağa kapılıp sözcükleri bu merkeze göre yani yanlış yorumlamaya ve uygulamaya çalışmakta. Örnek ki zekanın, akılın, mantığın, beyinin, ruhun, insanlığın en üst nitel soyut zirvesi olan ahlak kötülenmekte, dışlanmakta; demokrasi, laiklik ve özgürlük ise akıldışı, bilimdışı ve ahlakdışı herşeyi yapmak hakkı olarak tanımlanmakta. Bu nedenle ki sözcükleri doğru tanımlamak çok önemli ve çok zorunlu.

Bu merkez örnek ki ahlaka uygun giyimi ve hayatı(yaşamı) gericilik olarak; ahlaka aykırı giyimi, toplumsal alanlarda bikini-mayo-mini etek-mini şort-tayt pantolon gibi şeylerle bulunmayı, eşcinselliği, çıplaklığı, sigarayı, içkiyi, uyuşturucuyu, astrolojiyi, medyumluğu, falcılığı, utanmazlığı ise çağdaşlık olarak göstermeye çalışmakta; ahlakı da 'Ahlak bacak arasında değil beyinde olur, ahlak bekçisi olma' gibi sözlerle dışlatmaya çalışmakta oysa ahlak bacak arasında da olmalıdır, beyinde de olmalıdır, mide de olmalıdır, cepte de olmalıdır, saçta da olmalıdır, bıyıkta da olmalıdır, kirpikte de olmalıdır, dudakta da olmalıdır, gözde de olmalıdır, ayakta da olmalıdır, bacakta da olmalıdır, kulakta da olmalıdır, burunda da olmalıdır, sanatta da olmalıdır, ekonomide de olmalıdır, ticarette de olmalıdır, siyasette de olmalıdır, devlette de olmalıdır, oturuşta da olmalıdır, ulaşımda da olmalıdır yani insanlığa ait her konuda olmalıdır, ahlak ancak örnek ki doğada olmaz çünkü doğanın dünyası nesnel dünyadır.

Bu merkez; akıldışı-ahlakdışı ünlüleri yani sözde ünlüleri hem dünyaya ve insanlığa, hem de ülkelerine egemen, baştaçı etmeye çalışmakta, hem de ülkelerde yeni akıldışı-ahlakdışı moda ve ünlüler yaratmaya çalışmakta, bunun için de akıldışı-ahlakdışı televizyon yarışmasıları(yarışmaları), ve festivaller düzenlemekte. Bunun için de akıldışı-ahlakdışı ünlüleri Abd'de olduğu gibi hem siyasete hem de hayr(yardım, bağış) işlerine yöneltmekte, baş etmeye çalışmakta; Abd'de görüldüğü gibi, akıldışı-ahlakdışı ünlüler vakıflara, derneklere, kanserli çocuklara yardım konseri örneklerinde olduğu gibi hastalara, yoksullara, ve korona salgını örneğinde olduğu gibi hastalıklara karşı parasal yardım etmekteler, böylece de ahlaka aykırı olmalarına karşın Abd'ye ve insanlığa 'iyi insan' olarak tanıtılmaya çalışılmaktalar. Anlaşılan ki o akıldışı-ahlakdışı merkez gelecekte ülkelerin ve dünyanın başına akıldışı-ahlakdışı ünlüleri getirecek çünkü akıldışı-ahlakdışı bir dünya öyle yöneticiler, liderler, önderler ister.

Çağdaş yaşamı destekleme derneği'ni Vikipedi şöyle anlatmış: 'Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (kısaca ÇYDD), merkezi İstanbul'da bulunan sivil toplum kuruluşu. Derneğin amacı 'Atatürk ilke ve devrimlerini korumak, geliştirmek, çağdaş eğitim yoluyla çağdaş insan ve çağdaş topluma ulaşmak amacıyla, kazanılmış hakların korunup geliştirilmesi ilkesini gütmek' olarak belirlenmiştir. ÇYDD, Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Türkiye Cumhuriyeti Millî Eğitim Bakanlığı (MEB), Kültür Bakanlığı gibi resmi devlet kurumlarıyla iş birliği içinde ve apolitik bir yapı içinde çalışır. ÇYDD'nin omurgası, gönüllülük temelinde çalışan profesyonel insanlar üzerine oturtulmuş olup gelir kaynağı toplanan bağışlardır. Derneğin 102 şubesi bulunmaktadır. 1999 depremi sonrası katkılarıyla dikkat çekmiş olan ÇYDD, kırsal kesimdeki eğitim projeleriyle eğitime büyük ve yararlı katkılarda bulunmuştur. Eğitimde fırsat eşitliği, kız çocuklarının okullaştırılması, kitap, araç-gereç desteği, okul öncesi eğitimi ve lise mezunu mesleksiz kızlara meslek edindirme, sonunda ekonomik özgürlüklerine kavuşması gibi projeler de Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneğinin ilgi alanı dahilindedir. Derneğe yönelik derneğin Bakırköy şubesinde ele geçirilen bilgisayar ve sabit disklerdeki bilgi ve belgelere dayanılarak Ergenekon örgütüne üye olma ve kişisel verilerin hukuka aykırı şekilde kaydedilmesi suçlamaları ile dava açılmış ve dava daha sonra Poyrazköy davası ile birleştirilmiştir. Bu bilgisayarlar üzerinde yapılan bilirkişi incelemelerinde ileri sürülen delillerin tümünün bilgisayarlara sonradan polis tarafından yüklendiği rapor edilmiştir.'.

Çağdaş yaşamı destekleme derneği kendini ise internet sitesinde şöyle tanımlamış: 'Atatürk ilke ve devrimlerini korumak, geliştirmek, çağdaş eğitim yoluyla çağdaş insan ve çağdaş topluma ulaşmak amacını güden Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, ülkenin 'çağdaş uygarlık düzeyinin üzerine çıkması' ülküsü için bilgi, beceri ve deneyim birikimiyle, gönüllü çalışan bir sivil toplum örgütüdür. Çağdaş toplum ve çağdaş birey için: Evrensel; çocuk, kadın ve insan haklarına saygılı; demokratik, laik bir toplum ve sosyal hukuk devleti düzeninin gerçekleştirilmesi, korunması ve geliştirilmesi, bireylerin hukuksal, siyasal, ekonomik, kültürel, toplumsal, fiziksel konumunun geliştirilmesi, tüm insan hakları ve özgürlüklerinden yararlanmalarının sağlanması, toplumda çevre sorunları ve kültürel mirasımızla ilgili duyarlılığın arttırılması ve çevre bilincinin yerleştirilmesi öncelik taşır. İlkelerimiz: Sorunların değil, çözümün bir parçası olmak: ÇYDD'nin amacı, ülke sorunlarının çözümüne yönelik somut projeler oluşturarak toplumun kalkınmasına katkıda bulunmaktır. Resmi ve özel kuruluşlarla işbirliği yapmak: ÇYDD, amacı doğrultusundaki projelerini profesyonel çalışanları, gönüllüleri, ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği içinde gerçekleştirir. Partiler üstü konumunu korumak: ÇYDD, amacı doğrultusundaki çalışmalarında partiler üstü konumunu korumaya özen gösterir. Misyonumuz (Özgörevimiz): Atatürk ilke ve devrimlerini ve Cumhuriyet'in kazanımlarını koruma yolunda, bilimsel düşünme ve sorgulama yetilerini geliştiren, insan haklarına saygılı çağdaş bir yaşam ve eğitim için çözüm üretmek ve kamuoyu oluşturmaktır. Vizyonumuz (Uzgörümüz): Misyonumuzu gerçekleştirme doğrultusunda, Türkiye'de öncü, dünyada örnek bir sivil toplum örgütü olmaktır. Çağdaşlık Anlayışımız: Ulusal ve evrensel değerleri içselleştirmiş, laikliğe, demokrasiye ve hukukun üstünlüğüne inanan çok kültürlü bir toplumu zenginlik kabul eden, eleştiriye açık, üreten ve kamu yararını gözeten bir anlayıştır. Değerlerimiz: Atatürk İlke ve Devrimlerine Bağlılık, demokrasi kültürü ve laiklik, hukukun üstünlüğü, dürüstlük, güvenirlilik, çevre bilinci, emeğe saygı.'

Çydd'nin 'misyon, vizyon' gibi Batısal yabancı sözcüklerin yanlarına, Türkçe olarak gördüğü, düşündüğü karşılıkları da yazması güzel ancak parantez içine Türkçelerini değil yabancıcalarını yazmalı idi ki durum bu sözcüklerin Türkçelerini değil Batıcalarını benimsediği izlenimi vermekte. Ve, Türkçede harflerin üzerilerinde şapka olmaz yani 'Milli' yazılır; ve 'güvenirlik' değil 'güvenilirlik' yazılmalı idi. Ve, 'partiler üstü' değil 'partilerüstü' yazılmalı idi, ve partilerüstü değil partilerdışı olmak gerekli; anlaşılan ki Çydd'nin yalnızca Atatürk ile değil, Türkçe ile de ilgili büyük bir sorunu var; kendi dilini bile doğru ya da iyi bilmiyorsan nasıl 'çağdaş' olacaksın?

'Çağdaşlık'ın ne olduğu önemli. Belli ki demokrasi, laiklik ve özgürlük sözcükleri gibi 'çağdaşlık' sözcüğü de doğru bilinmiyor yani doğrusu ile bilinmiyor. Türk dil kurumu sözlüğü 'çağdaşlık'ı 'Bulunulan çağın anlayışına, şartlarına uygun olan, çağcıl, uygarca, asri, modern'.

Türk dil kurumu sözlüğü açısından bakarsak çağdaşlık 'Çağa uymak'tır yani düzene, koşullara, duruma uymak yani bukelamunluk gibi birşey, bir de devekuşuluğu var 'Kafanı kuma göm, dünyadan-gerçeklerden-doğrulardan bana ne?' de; anlaşılan ki anlaşılmakta olan 'çağdaşlık' tanımı 'devekuşuluğu'na tepki ancak yanlış bir tepki durumu yani 'Tesettür gericilikse bikini, mini etek, tayt pantolon ilericiliktir' demek gibi. Çağı egemen olarak kim ya da ne yönlendirmekte 21. yüzyılda? Akıldışı ve ahlakdışı Batı yönlendirmekte. Yani, bu durumda, çağdaşlık akıldışı ve ahlakdışı Batıya benzemek, koşmak olur. Yani, demek ki dünyaya Hitler egemen olsa imiş çağdaşlık Nazilere benzemek; Pompeililer egemen olsaymış Pompeililere benzemek olacakmış. Yani açık ki Türk dil kurumu'nun 'çağdaşlık' tanımı da, uygulanmakta olan 'çağdaşlık' da, yorumlanılan-düşünülen çağdaşlık da saçmasapan yani anlamsız bir 'çağdaşlık' tanımı.

Demek ki demokrasi, laiklik, özgürlük, ahlak sözcüklerinin doğru tanımlarını yaptığım yani 'Demokrasi, laiklik ve özgürlük önce bilim ve ahlak demektir' dediğim gibi, 'çağdaşlık' sözcüğünün de doğru tanımını yapmam gerekiyor. 'Çağdaşlık' sözcüğünün doğru tanımını yapayım: 'Önce bilim ve ahlak'. Yani doğru her yol Roma'ya değil 'Bilim ve ahlak'a çıkıyor; bu nedenle ki Muhammed de, Atatürk de 'Önce ilim(bilim) ve ahlak' dedi. Yani, çağdaşlık özelde akıldışı-ahlakdışı Batıyı taklit etmekse, genelde ise bilimdışılığa ya da ahlakdışılığa koşmaksa doğru çağdaşlık değil. Anlaşılan ki Türkiye'de de 'çağdaşlık'ı akıldışı-ahlakdışı Batıya benzemek' olarak düşünenler, yorumlayanlar, isteyenler var, bu durum acı da daha acısı bu durumu bir de Atatürk'ün arkasına saklanıp ya da sığınıp ya da Atatürk'ü önesürüp(öne sürüp) yapmak yani Atatürkçülük olarak yapmak oysa Atatürk 'Önce ilim(bilim)' değil, 'Önce ahlak' da dedi.

Kutlamam çünkü Çydd konusunda internette, fotoğraflarında ahlaka aykırı giyimli bayanlar bulunan haberler de var. Anlaşılan ki Çydd' de 'çağdaşlık'ı Muhammed'in ve Atatürk'ün de dediği gibi 'Bilim ve ahlak' olarak değil 'Akıldışı ve ahlakdışı Batıya benzemek, özenmek, yönelmek, sarılmak' gibi şeyler olarak yani doğruya aykırı, zıt olarak anlamakta, tanımlamakta yani 'Mersin'e değil tersine gitmek' durumu gibi bir durum görünmekte.

Bilim de, ahlak da çok önemli. Bilim bedeni ve dünyayı korur, ahlak ise ruhu, kişiliği, insanlığı. Bilim de, ahlak da mantık demektir. Yani, bilime aykırılık da, ahlaka aykırılık da mantıksızlığa ve tutarsızlığa neden olur yani akıl-ruh sağlığının temeli de genelde mantığa, özelde ise bilime ve ahlaka uygunluktur.

Kendine, 'Önce bilim ve ahlak' diyen Atatürk'e göre yanlış yere 'Atatürkçü' diyen Çağdaş yaşamı destekleme derneği; bilime ve ahlaka aykırılık yani Atatürk'e de, Muhammed'e de aykırılık içinde olmasına karşın kendine Atatürkçü ve Müslüman diyen Bülent Ersoy'un Çağdaş yaşamı destekleme derneği'ne vasiyeti olarak bağışlamak istediği hayvan kürkü giysilerini istememiş ki Bülent Ersoy'un bu yaptığı şey örnek ki Yeşilay'a içki kolleksiyonunu bağışlamak ya da hayvanları koruma derneğine öldürülmüş ve içleri doldurulmuş hayvan kolleksiyonunu bağışlamak gibi birşey olmakta; dedim ya, ahlaka aykırılık mantıksızlık da yaratır.

Gerçek ki mantıksızlık durumu yalnızca Bülent Ersoy için geçerli değil; Çydd için de geçerli çünkü hem Atatürkçü olduğunu söylüyor hem de 'Önce ahlak' da demiş olan Atatürk'e aykırı bir görünüm, durum göstermekte. Bu nedenle ki Çydd'nin ilkeleri içinde de, amaçları içinde de 'ahlak, ahlakçılık' yok, Atatürk 'Önce ahlak' da demiş olmasına karşın. Bilime ve ahlaka aykırılık demek 'nefs' demektir de, yani açık ki Çydd gerçekte bir nefs derneği; nefs de hem en büyük cehalettir, hem de önce mantığı, sonra da ahlakı yok eder; yani 'Önce bilim ve ahlak' demek 'Nefse hayır' da demektir çünkü nefs bilime ve ahlaka yani mantığa aykırılık durumudur.

Çydd'nin 'Önce ahlak' da diyen Atatürk'e zıtlığına karşılık kendisine Atatürkçü demesi mantıksızlığının yanında bir de şöyle mantıksızlık örnekleri de bulunmakta:
1- Huysuz Virjin'in mirasını kabul etmesi. Huysuz Virjin de 'sanat için' giyimleri ile ahlaka aykırılık görünümü içinde idi, 'sanat' adı altında tıpkı Zeki Müren gibi. Peki, Çydd Huysuz Virjin denilen kişinin mirasını neden geriçevirmedi(geri çevirmedi)? Ben olsam geriçevirirdim.
2- Almanya'da 2019 yılında geliri üniversite öğrencilerine ve okul öncesi çocuklar yararına kullanılmak üzere ?Blanc-Noir' konseri düzenlemesi. Blanc-Noir kim; internette, ahlaka aykırı giyimli fotoğrafları olan, Batı türü kılasik(klasik) müzik sanatçısı olan Türkiyeli bayan.

Yani, Çydd gerçekten Atatürkçü olsaydı yani doğru Atatürkçü olsaydı Bülent Ersoy'un kürk mirasını kürkler havyan sevgisine aykırı olduğu için değil, Bülent Ersoy ahlaka aykırı olduğu için geriçevirmeliydi öncelikle yani Bülent Ersoy kürk değil altın hazinesi bağışlamak istese de almamalı idi.

Anlaşılmakta ki Çydd'nin 'çağdaşlık, çağdaş yaşam' sözcüklerine ahlak dahil değil.

Sonuç: Çydd'yi Bülent Ersoy'un kürk mirasını geriçevirdiği için kutlarım ancak ahlakı dışladığı için de, Huysuz Virjin'in mirasını aldığı için de kutlamam.

Çağdaşlık, çağdaş yaşam; Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi 'Önce bilim ve ahlak' üzerine kuruludur; bunları dışlamak üzerine değil. Yani açık ki çağdaşlık gitmekte Mersin'e, Çydd gitmekte tersine durumu.

Gerçek ki doğru çağdaşlık çağın durumunu değil; felsefenin, bilimin, ahlakın getirdiği hali içermelidir ve çağa yansıtmalıdır yoksa ahlaka uygun giyimli bilimsel birini değil ortalıkta çırılçıplak dolaşan akıldışı ya da bilimdışı ya da akıl-ruh sağlıksız birini çağdaş sanırsın. Ahlaka aykırılık çağdaşlık olsaydı hayvanlar çağdaşlığın lideri, önderi, başı olurlardı.

Çağa değil 'Önce bilim ve ahlak'a uy. Bilime ya da ahlaka aykırı isen 'Çağdaşım' deme.


Necdet Gürçiftçi
Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 4.12.20/07.08