KORONA ANTİOKSİDAN SPOR VE BAĞIŞIKLIK

Ülkemizde tıp konusunda tıpçılarda bile öylesine bir cehalet oluşmakta ki tıpçılık sanki şifacılık, medya ve keyif imiş gibi bir görünüm oluşmakta; buna bir de 'Şifa ticareti' çıkarcıları da eklenmekte, 'Şifa' denilen şeylerini satmak için koronayı da kullanmaya çalışmaktalar.

Gördünüz işte; tıp değil ekonomi mezunu olan ben 'Korona havadan bulaşabilir, korona virüsü havada en az 20 dakika kalabilir, yalnızca hastalar değil herkes takmalı' diye internette yazılar yazarken Dünya sağlık örgütü de, Bilim kurulu da, televizyona çıkan tıp akademisyenleri de 'Korona virüsü havadan ağırdır, havada kalamaz, havadan yayılmaz, yalnızca hastalar maske takmalı' diyorlardı. Ya düşünsenize; hava kirliliğini yaratan karbon ve kükürt zerrecikleri de havadan ağırlar ancak havada kalıyorlar ki hava kirliliği yapıyorlar; demek ki yalnızca bilgi yetmez, mantık da gerekir.

Tıpçılar arasında bile tıp konusunda öylesine bir mantıksızlık cehaleti oluşmakta ki koronaya karşı antioksidan içeren yiyecekler, içecekler, çorbalar önerildi.

Antioksidan oksitlenmeye yani paslanmaya karşı madde demektir yani örnek ki demir kapıyı, paslanmaya karşı, paslanma önleyici boya ile boyamak gibidir ancak kapının paslanmaya karşı boyanması kapıya balyoz ile vurulduğunda kırılmasını ya da zarar görmesini önlemez ki virüs de demir kapıya balyoz ile vurmak gibidir, kapı istediği kadar antipas ile boyanmış olsun.

Oysa antioksidan doku hücrelerinin oksitlenip ölmelerini geciktirir yani doku hücrelerine oksijene karşı dayanıklılık verir; bağışıklık ise akyuvarlar ile ilgili bir konudur yani doku hücrelerinin oksijene karşı dirençli olmaları virüslere karşı zafer sağlamaz; virüsleri yok edecek olan şey antioksidan değil akyuvarlardır yani akyuvarlar virüsleri yok etmedikleri sürece beden virüsle dolar taşar çünkü virüs hem çok hem de hızlı yayılan ve ölümsüz gibi olan birşeydir.

Bağışıklık başka şeydir, antioksidan yani doku hücrelerinin oksijene karşı dayanıklılığı başka şeydir; doku hücrelerinin oksijene karşı dayanıklılığı virüslere birşey yapmaz; yani örnek ki şöyle düşünün: İstediğiniz kadar C vitamini almış olun, limon yemiş olun, kelle-paça çorbası içmiş olun, bu sizi kuduz virüsünden yani kuduzdan korumaz, kuduzdan koruyacak tek şey kuduz aşısıdır yani antikordur yani sonuçta akyuvarlardır; korona virüsü de virüstür yani koronaya karşı koruyacak tek şey akyuvarlardır, antikordur, bağışıklıktır, hücrelerin oksijene karşı dayanıklılığı değil.

Koronaya karşı bir de sıpor(spor) gibi şeyler önerenlar var yani cehalet üstüne cehalet çünkü sıpor da dayanıklılık sağlar, bağışıklık sağlamaz; bağışıklık kazanılması için bedenin antikor üretmesi gereklidir ki bunun için de bedenin dinlenmesi, yorulmaması gerekir; bu nedenle ki örnek ki gırip(grip) hastalığında, antikor oluşması için, yatmak, dinlenmek önerilir yani sıpor bedenin dayanıklılığını arttırsa da bağışıklık kazandırmaz yani örnek ki bir kibrit çöpünü kırmak kolaydır, yüz tanesi biraraya bağlanırsa kırmak zorlaşır ancak yüz tanesinin biraraya bağlanmış ve kırılmalarının zorlaşması ateşe atıldıklarında yanmalarını, kül olmalarını önlemez, virüs de ateş gibi birşeydir yani bedenin dayanıklılığı başka şeydir, bağışıklığı başka şeydir yani 100 Kg ağırlık kaldıran insan, 10 Kg ağırlık kaldırabilen insana göre koronaya daha az yakalanma olanağına ve olasılığına sahiptir, diye birşey yok.

Bu nedenle; koronaya karşı akyuvarlar, antikor ve bağışıklık dışında çözüm yoktur.


Necdet Gürçiftçi
Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge
İnternette yayınlandığı zaman: 2.7.20/03.08