ALLAH İNSANLARIN RAHATSIZ EDİLMESİNDEN RAHATSIZ OLMAZ MI?

Açık ki insanlar dini kendi kafalarına göre yorumlamak etkinliği içindeler; buna en açık örnek Abd'deki, boyunlarında haç kolye olan, ortalıkta bikini, mayo diye sütyen-külot dolaşan bayanlar, ve Abd'nin zina, fuhuş, eşcinsellik, ensestlik, porno, esrar uyuşturucusu dahil hemen hemen her dine aykırılığın serbest olduğu ancak Dolar'ın(doların) üzerine 'IN GOD WE TRUST/İnandığımız tanrıda' yazmasıdır, hertürlü ahlakdışılığa, hertürlü dine aykırılığa izin veren nasıl bir tanrı ise; anlaşılıyor ki Abd'de ilah henüz Zeus gibi, din de Zeus'lu ilahların hayatları gibi birşey sanılmaktadır.

Açık ki aynı durum Müslümanlarda da yayılmakta; örnek ki Türkiye'de de pılajlar(plajlar) Müslüman olduklarını söyleyecek bikinilerle, mayolularla doludur; ve Müslüman olduğunu söyleyen Türkiye'de zina, genelevli fuhuş, eşcinsellik, eşcinsel evlilik, toplumsal alanlarda sütyen-külot dolaşmak, ahlaka aykırı mekanlar, cinsel sunumlu medya serbest. 'Toplum böyle istiyor' demek de yanlış çünkü %99'u Müslüman denilen bir toplum bunu nasıl isteyebilir, eğer gerçekten Müslümansa ya da bu oran doğru ise; toplum öyle istiyorsa da yanlış çünkü din demek tıpkı bilimde de olduğu gibi, toplumun istekleri değil bilimin istedikleridir ki din de dini tanımlayan, 'Din ilimdir(bilimdir), ahlaktır, vicdandır, merhamettir, dürüstlüktür, adilliktir, tarafsızlıktır, medeniliktir, nefssizliktir, inzivadır.' diyen Din hadisileri'nin tanımladığı kültürdür, savdır, içeriktir, durumdur.

Türkiye için açık ki bu durum yalnızca ahlak ile sınırlı değil; Türkiye'de durum öylesine dine yani dini tanımlayan Din hadisileri'ne aykırı, zıt, karşıt bir durum durumuna gelmiş ki örnek ki öz bebek kardeşlerini, öz çocuk kardeşlerini, öz annelerini, öz babalarını bile öldürtmekten çekinmeyen yani dine de, Türklüğe de aykırı, zıt, karşı, düşman şeyler yapmış olan Osmanlı hanedanlığı ve sultanları bile baştaçı edilmektedir, övülmektedir, onurlandırılmaktadır; ve Türk ceza kanunu'na göre suç olan bu şeyleri yapan siyasi partiler bile var, bu siyasi partilere bile izin verilmektedir yani Türk ceza kanunu'na aykırı şeyleri savunan, yapan siyasi partilere, siyasetçilere izin vermek anayasaya nasıl uygun olur; toplumun yapmasının yasak, suç olduğu birşeyi yapmak siyasi partilere, siyasetçilere nasıl serbest olur; o zaman Türk ceza kanunu'ndan cinayeti suç olmaktan çıkarmak gerekir çünkü Türkiye'de idam cezası var iken bile devletin bekası için bile olsa bebekler ve çocuklar idam edilmiyorlardı; zaten sözümona 'devlet bekası' için bebekleri, çocukları öldüren Osmanlı imparatorluğu dünyadan silindi ancak 'devlet bekası' için bile olsa bebekleri, çocukları öldürmeyen Hıristiyan(Hristiyan) devletler 21. yüzyılda bile ayaktalar, demek ki bu iş akıl işi değil nefs işi imiş yani şahsi iktidar tutkusu işi. Yani durum siyasi olarak dinden o kadar çok uzaklaşmış ki siyasetin etkisine kaptırılmış Diyanet bile 'Babanın öz kızına bakması haram değildir', 'Dokuz yaşındaki kız çocukları evlenebilirler' gibi hem bilime, hem dine, hem insanlığa aykırı sözler etmeye, ve siyasetçilerle cami açmaya başladı. Din; 'Diyanet makamına otur, sonra da ne istersen yap' değildir; dinin tek bir makamı vardır, o da dini tanımlayan Din hadisileri'dir yani ya Din hadisileri'ne uyulur, dinli olunur ya da uyulmaz, dinsiz olunur yani hem Din hadisileri'ne aykırı davranıp hem de dinli olunmaz. Yani düşünün; Muhammed bebeklerin, çocukların öldürülmelerini önlemeye çalışırken; bebekleri, çocukları öldüren Osmanlı hanedanlığı ve sultanları baştaçı edilmekteler, bu nasıl bir dindir, Müslümanlıktır, İslamiyet'tir, Türklüktür, insanlıktır? Gerçek ki siyaset yasaklanmadan; ülkeler Din hadisileri ile yönetilmeden hiçbir ülkede din olmaz.

Diyanet ve Trt yani siyasi iktidar İslamiyet'e o kadar aykırılık içinde ki Trt televizyonunda 'Kuran'ı güzel okuma yarışması' yapılmakta ve Diyanet de, siyasi iktidar da buna tepki göstermemektedir çünkü hem Kuran'ın amaçı(amacı) güzel okumak değil anlamaktır hem de o yarışmadaki 'Güzel okumak' Kuran'ı anlamak değil 'dinletmek'tir oysa Kuran dinletmek için değil anlamak içindir, bu nedenle ki Muhammed 'Kuran'ı okurken ağlamıyorsanız, Kuran'ı okumuş olmazsınız.' dedi oysa o yarışmada hem Kuran Türkçe değil Arabça okunmaktadır yani bu milletin dilinden okunmamaktadır hem de amaç anlamak değil 'dinletmek' olmaktadır, hem de 'yarışma' nefsi Müslümanlara aşı ve egemen yapılmış olmaktadır ki nefs dinin en büyük düşmanıdır. Kuran'ın amaçı güzel okunmak değil anlamaktır, dinletmek değil okumaktır yani izleyiciler hem anlamıyorlar hem okumuyorlar hem ağlamıyorlar, yalnızca dinliyorlar, ve 'en güzel okuyan'ı seçmeye çalışıyorlar oysa Kuran da, İslamiyet de 'Kuran'ı güzel okuyanı seçmek işi' değildir, 'anlamak'tır. Din yarışma değildir, hele ki nefs yarışması din değildir; din anlamaktır; üstelik de bu yarışma zinaya, geneleve yani fuhuşa, eşcinselliğe, eşcinsel evliliğe, bikini/mayo diye ortalıkta sütyen külot dolaşmaya, mini şort diye ortalıkta külotla dolaşmaya izin verilen; barları, pavyonları, sıtriptiz(striptiz) kulübüleri, sex shopları, dine aykırı pılajları olan, bay-bayan karışık Masaj salonuları ve sıpor(spor) salonuları olan, ahlaka aykırı ünlülerin baştaçı edildiği bir ülkede yapılmaktadır; bu durumda da dinsizler 'Din halkın afyonudur' diyebilmekteler yani 'Bu ne perhiz, bu ne turşu' durumundan dolayı; o Trt ki televizyon sunumcusu bayanları daracık tayt pantolonla bile ekrana çıkmaktalar.

Açık ki bu durumun nedeni ülkeleri yöneten siyaset ve hükümdarlık gibi şeylerdir çünkü din açık ki bilime aykırılık da, ahlaka aykırılık da istemiyor; ve bir ülkede siyasi iktidar ya da hükümdar istemeden bilime aykırılık da, ahlaka aykırılık da serbest olamaz. Yani açık ki din başka şey istiyor, siyaset ve hükümdarlık başka şey istiyor, ve birbirlerine 180 derece zıt şey istiyorlar.

Açık ki din başka yöne gitmekte, dini inançlılar o yöne zıt bir yöne götürülmeye çalışmaktalar; siyaset denilen cehalet, nefs, bölücülük, barbarlık, ilkellik, feodallik ve düşmanlıkça.

Dini tanımak, anlamak, öğrenmek ancak Din hadisileri ile olur ki bu durum şuna benzer: Bir ülke dünyada gerçekten var olsa da o ülkenin yabancısı iseniz haritasız, pusulasız, rehbersiz o ülkeyi gezemezsiniz; kuşkusuz ki insanlık felsefeye ve bilime olduğu gibi dine de yabancı durumda henüz; zaten bu yabancılık olmasa dini inançlar yalnızca kutsal kitapları ya da ilahları ile yetinirler ve peygamberleri olmazdı.

Demek ki ülkeleri, dünyayı ve insanlığı yanlış ve kötü yöne götüren şey din değil ülkeleri yönetenler.

Dini anlamak örnek ki doktorluk gibidir, hastahane gibidir; yani gerekli tahliller(analizler, testler, incelemeler) yapılmadan hastaya teşhis konulmaz ve ilaç verilmez. Şimdi dinin bu özelliğini daha iyi anlayacaksınız: Ülkemizde ezanlar amplifikatörlü hoparlörlerle, ve olabildiğince yüksek ses gücü ile söylenilmektedir, okunmaktadır. Müslümanlar herşeyden önce şunu anlamalılar: Ayetler ve hadisler Muhammed'in zamanına özgüdürler yani onları hertürlü(her türlü) bilime ve ahlaka aykırılığın serbest olduğu bir ülkeye uygulamazsınız yani böyle bir ülkede geçerli saymazsınız, örnek ki Muhammed'in ülkesinde ne bikini, mayo, mini şort, mini etek; ne pılaj(plaj), meyhane, bar, pavyon, gazino, kumarhaneli otel, sıtriptiz(striptiz) kulübü, gece kulübü, diskotek, genelev vardı; ne zina, eşcinsellik, eşcinsel evlilik serbestliği, ahlaka aykırı moda, astroloji, medyumluk vardı yani dinden söz edebilmek için önce ülkenin dine uygun olması gerekir yani hem dine aykırı şeylere serbestlik hem de din birlikte olmaz yani tıpkı kimya bilimi ile simyanın birlikte olmaması gibi. Ezan okunuyor, hoparlörle, yüksek sesle; bu durum Din hadisileri'ni bilmeyen Müslümanlara olağan ya da doğru gelebilir ancak Din hadisileri'ne aykırıdır, bunu anlamak için 'Gürültü yapan, bizden değildir', 'Ezanı makamlı okumayın', ve 'Allah zalimlerin bile beddualarını kabul eder' hadislerini bilmek gerekir yani hoparlörle gümbür gümbür, üstelik de müzik gibi makamlı ezan okunması Müslümanların ya da çoğu Müslümanın hoşuna, zevkine, hazzına, mutluluğuna uygun olabilir ancak bu durum herkes için geçerli değildir çünkü ülkede dinsiz de var, başka dini inançlı da var, ve bu üç hadis ezanı hoparlörle ve müzik gibi makamlı söylemenin Dine aykırı olduğunu göstermektedir; bir de minarelere yakın 500 Mt karelik alan içindeki konutları düşünün, üstelik de Sabah ezanı diye gecenin 3'ünde, 4'ünde, hoparlörün gücü nedeni ile camları zangır zangır titreyen; ve orada tek bir zalim bile olsa, onun bedduasını Allah dikkate alacaktır ki zaten Muhammed zamanında da ezan hoparlörsüz söylenilmekte idi ki zaten ampflikatör de, mikrofon da, hoparlör de 'gavur icadı' yani durum 'gavur icadı' ile Müslümanlık yapmak gibi birşeydir. Bir türkü ya da şarkı gürültü değildir ancak bangır bangır dinlerseniz gürültü durumuna gelir; ve size gürültü gelemeyen birşey başkalarına gürültü gelebilir; bu nedenle ki Muhammed 'Gürültü yapan kimse bizden değildir' yani 'Müslüman değildir, dinli değildir' dedi yani zalimdir dedi.

Kuşkusuz ki düğündeki kişiler düğündeki bangır bangır müzikten rahatsız olmazlar ancak bu durum başkalarının ne rahatsız olmadıklarını gösterir ne de başkalarına, rahatsız olmamak görevi verir. Peki, toplumsal alanlardaki ahlaka aykırı modadan, serbest olmasına karşın kaç Müslüman rahatsız olmamaktadır?

Açık ki İslamiyet yavaş yavaş İslamiyet'e aykırı bir yöne ve içeriğe götürülmeye çalışılmaktadır ülkeleri yönetenlerce çünkü onlar izin vermeseler bilime aykırılık da, dine aykırılık da olmaz.

Evet, kutsal kitapları istediğiniz kadar ezberleyin; Din hadisileri'ni bilmiyorsanız dini anlamazsınız, ve inandığınız, yaptığınız şeyleri din sanırsınız. Unutmayın ki zalim, vahşi, cani Naziler, ve Anadolu'yu işgal eden zalim, vahşi, cani Avrupa devletleri ve subayları bile göğüslerinde gamalı 'haç' taşıyorlardı oysa Jesus(İsa) nerede, onlar neredeler idi yani Jesus ile küçücük bir ilgileri bile yoktu ancak kendilerini Hıristiyan(Hristiyan), Jesus'çu(İsa'cı) sanıyorlardı. Açık ki insanlığa din diye gerçekte din değil 'din sanısı' pompalanmaktadır, bu durumda da Marx ve yandaşları 'Din halkın afyonudur' demekteler; yani hem Din hadisileri'ne aykırı olunup hem de dinli olunmaz zaten, örnek ki hem matematik bilmeyip hem de matematikçi olunmaz da yani dinde de, bilimde de 'Ben rahatsız olmuyorum, rahatsız olanlar da olmayıversin' demek olmaz tıpkı ortalıkta sütyen-külot gezenlerin 'Ben rahatsız olmuyorum, rahatsız olanlar da bakmayıversinler' demeleri gibi bir durum bilime de, dine de, demokrasiye de, laikliğe de, özgürlüğe de aykırıdır çünkü bilime, dine, demokrasiye, laikliğe, özgürlüğe yalnızca bilim değil, ahlak da dahildir ki başkalarını rahatsız etmemek, başkalarını rahatsız edecek şeylerden kaçınmak da ahlaka dahildir, ve vicdan da ahlaka dahildir.

Soru şu: Muhammed de 'Gürültü yapan kişi Müslüman, dinli değildir' ve 'Allah zalimlerin bile bedduasını kabul eder' derken; Allah üstelik de kendisinin öne sürülüp, üstelik de 'gavur icadı' şeylerle, insanların rahatsız edilmelerinden rahatsız olmaz mı, bu duruma izin verir mi? Ancak durum dine, İslamiyet'e o kadar çok yabancılaşmış ki Ramazan ayı'nda bile geceleri gümbür gümbür davul çalınmakta sokaklarda, Ramazan davulu diye; var mı İslamiyet'te 'Ramazan davulu' diye birşey, yok; Ramazan ayı oruç yani nefsi terk ayıdır yani bayram, eğlence değil ki davul çalasın, üstelik de gece vakiti, üstelik de çalar saat de, ceptelefonu saati de var iken?

Üstelik önemli olan şey kimsenin rahatsız olmaması değil; bu durumların dine yani Din hadisileri'ne aykırı olmasıdır. 'Peygamberimiz saçını şöyle keserdi, sakalını böyle keserdi' deyip Muhammed'e uymaya çalışmaya çalışan mantık acaba Muhammed'in hiç hoparlörle ezan okutmadığını, ve Ramazan ayı gecelerinde sahura kalkılsın diye davul çaldırmadığını neden bilmek istemez? Açık ki hem en büyük cehalet hem kötülüklerin hem nedeni hem amaçı(amacı), hem de önce akıla, sonra da ahlaka kötülük ettiği için felsefede de, bilimde de, dinde de yasak olan nefs; nefsin açılımlarından olan siyaset ve özel sektörce herşeye olduğu gibi inançlara da egemen yapılmaya çalışılmaktadır çünkü açık ki siyaset için 'Ne kadar nefs; o kadar oy', ve özel sektör için de 'Ne kadar nefs, o kadar para' demek.

Yani, bin kişiden biri de çıksa, Allah'a dese ki 'Müslümanlar gece vakiti(vakiti), üstelik de hoparlörle gümbür gümbür ezan söyleyip beni rahatsız ediyorlar'; açık ki Allah bu şikayeti haklı görecektir yani kendi için bile olsa insanların rahatsız edilmelerini istemeyecektir ki 'Gürültü yapan, bizden değildir' hadisi ve 'Allah zalimlerin bile bedduasını kabul eder hadisi de bunu doğrulamaktadır. Yani, din; Din hadisileri'ne uyuldukça dindir; dinlilik Din hadisileri'ne uyuldukça dinliliktir; başka şeylere değil.

İnsanlar da, toplum da rahatsız olmayabilir ancak önemli olan dinin, Din hadisileri'nin rahatsız olmasıdır.

Yani; ezan okunsun da hoparlörsüz okunsun.

Din mi arıyorsunuz; doğruca Din hadisileri'ne gidin; başka hiçbiryere değil.

Önce Din hadisileri'ni öğrenin, sonra hayata başlayın.


Necdet Gürçiftçi
Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge
İnternette yayınlandığı zaman: 1.7.20/06.45