BİR SAVUNMA YAZISI (13)

Recep abi neden düşüncenizi lokalize ediyorsunuz? Sadece insana seslenilecek konu var, sadece teiste ya da mesela sadece Müslümana seslenilecek yahut belli bir coğrafyayı ilgilendirip sadece onlara seslenilecek konu var. Bu sizin dediğiniz sadece birinci viteste gidin demek gibi bir şey. Herkese seslenilecek bir konuda sadece Müslümana seslenen yöntemsiz birine saatin kaç olduğunu bile sorma. Kimlik masumdur; kötü kimlik ve kimliksizliktir kötü olan. İyi bir Alman, iyi bir Müslüman iyi bir sıfattır ve hiç kimse için sakıncalı değildir.  Nitekim bütün iyi sıfatlı insanlar için insanlık” önceldir. Sakıncalı olan din değildir. Bir insan bin bir meşakkatle hakikati bulduktan sonra neden başa sarsın? Böyle bir hakikatte iken başkalarını neden küçümsesin? Neden maneviyatlı yazmak varken “maneviyatçı” yazsın? Neden “bana ne onlardan” desin? Asıl fasit daire kafamıza lokalize ederek hapsettiğimiz ve adına “doğru” dediğimiz düşünce değil mi? Felsefi açıdan imanın fonksiyonel türlerinin kategorizasyonu şöyledir:

1.     Mantık duygunun önünde olan iman (bağnazlık).

2.     Duygu mantığın önünde olan iman (yobazlık).

3.     Mantıksız iman (düşüncesizlik).

4.     İmansız mantık (duygusuzluk).

5.     Mantığın duygu ile müsavi olduğu iman (denge).

Tek bir bilinç “duygu ve düşüncenin birbirini dengelediği” bir bilinç olup onun dışındaki yaklaşımlar “göreceli bilinçler”dirler ve yöntemsizlik kesinlikle bilinç değildir. Dünyada inanç sayısını ben de sizin gibi tam olarak bilmiyorum ama literatürde yüzlerce, felsefede binlerce, belki de insanın ben-merkezci yaklaşımından dolayı kendi iç dünyalarında milyonlarca olmalı…

Bir Hıristosla spor gibi evrensel bir konuyu konuştuğunuzda bir insanla konuşursunuz. Ama o konuyu Mesih’e kaydırırsa o yine insandır ama lokalize olur. Kâh katıldığım ve kâh katılmadığım “yöntemli yaklaşılarak terbiye edilmesi gereken” konular açılır.  İki taraf da “yöntemli” yaklaşılırsa ortak bir noktaya varılır. Aksi taktirde ayrılan yollar “insanı” da ayırabilir. Fakat yöntem ve saygı birleştiricidir. Bu birleşme aynı fikir üzerinde hatta ayrı fikir üzerinde bile söz konusu olabilir.

Evrensel kültür başlı başına bir makale konusudur. Bunu sona bırakacağım. Sanırım evrensel kültürden farklı şeyleri anlıyoruz. “Ortak doğruları vurgulamayalım mı?” demişsiniz. Doğrunun ortaklığı ne kadar gerçekleşirse “ortak doğru” o kadar açığa çıkacaktır. Bu da yöntem sorunu olmadığında gerçekleşebilir. “Doğanın yasa ve kurallarından söz etmeyelim mi?” demişsiniz. Bu itiraz edilemez bir konudur. Zira yerçekimine meydan okuyan yere çakılır.  Zaten sizin tedbire olan yaklaşımınız çok isabetli.

“Evrensel kültür”ü doğru tanımlamak için önce “yerel kültür”ü doğru tanımlamalıyız.

Yerel kültür, belirli bir coğrafya üzerinde toplumun önemseyerek kıymet verip uzun zaman önce sözlü, duyusal ve görsel doğan, sonra yazılı olarak yaşattığı ve kimlik haline getirdiği yargıları, gelenek ve görenekleri gibi geçmişten gelen değerlerinin bütünüdür.

“Evrensel kültür” bir coğrafyada geçmişten gelip yerel olarak doğduktan sonra dünyada önemsenerek kıymet kazanan ve dünyaya yayılarak uzun süre sözlü, duyusal, görsel ve yazılı olarak tutunabilen insanlığın ortak değerleri haline gelebilmiş değerler bütünüdür. Niçin bu kadar fazla genelleyici bir tanım yaptım? Çünkü hem uzun bir geçmişin izlerinin pratik olarak taşınması söz konusudur hem globalleşmesi söz konusudur hem de “evrensel” ve “kültür” gibi tekil olmayan “tümel” sözcükler bir araya gelmiştir. Gerçi kültür sözcüğünün bir ucu tikeldir ama diğer ucu da tümeldir.

Evrensel kültürü “İnsanlığın tamamını yıllar boyunca üretmiş olduğu bilim, sanat, edebiyat, felsefe ve benzeri alanlarda şekil alan değerler bütünü” olarak tanımlayanlar niteliksel açıdan çok sınırlayıcı yani noksan ama yine de doğru bir tanım yaparlar. Çünkü gerek “bir devletin yönetim anlayışı”, gerek bir dinin halk üzerindeki etkisi gerekse bir milletin bayrağı yahut halk oyunları gibi “yerel” değerler aynı zamanda dünya devlet ve toplumlarında saygı da gördüğü için “evrensel” bir boyuta da sahiptir. Bayrak tüm dünyada saygı uyandırır ama yerel yani ulusal bir simgedir. Evrensel kültür bir ülkeden doğsa bile bir ülkeyi simgelemez. Ulusal simge olarak kaldıkça evrensel denemez. Öyleyse bayrağın evrensel kültürdeki değeri “saygı duyma” açısındandır. Demek ki bayrağın nesnel (nominatif) boyutu ulusal, öznel (sübjektif) boyutu evrenseldir.

Politik bir yaklaşıma göre küreselleşme toplumların yönetimi ve yönetim politikaları, ideolojisi ve kültürleri üzerinde uluslararası sermayenin ekonomik politikası, kültürü ve ideolojisinin egemenliğini kurması ve geliştirmesini anlatır ve yeni-sömürgeciliğe geçişi büyük ölçüde tamamlamayan emperyalizmin kendi için koyduğu yeni isimdir. “Evrenselleşme” veya “küreselleşme” sözcüğü dışarıdan müdahale olmadıkça ve politize edilmedikçe masum bir sözcüktür. Eski Roma'da otorite simgesi olarak taşınan çubuk demetine sarılı baltanın adı politik alanda İtalya'da Mussolini tarafından kurulan siyasi hareketin adına dönüşmüştür. Başlangıçta masum olan bir sözcük suçluya dönüşmüştür. Evrensel sözcüğünü de bunun gibi kirletmenin gereği yoktur. Bu durumda Coca Cola veya Marlboro evrensel kültüre dahil midir? Çok tutunup tüketilmesi ona değer verildiği anlamına gelmez. İnsanların çoğu Coca Colanın ve tümü Marlboro’nun zararına inandıkları için manevi bir “değer” kazanamayacaklarından kültür tanımına yakıştırılmazlar. Lakin Latince “toprağa bir şeyler ekip ürün almak, üretmek” anlamında kullanılan “kültür” (cultura) sözcüğü bile yerelden doğarak evrenselleşmiştir. Nihayet herkes göreceli tanımlayınca 166 farklı tanım çıkmış.

Çağımızda “bilim, felsefe, teknik ve din gibi kavramları kapsayan, tek bir topluma ait olmayan, genel kültür” olarak da tanımlanan evrensel kültürün “farklı dinleri ve dilleri kapsadığına” inanılır. Bu İslami açıdan problemlidir. Zira “İslam dini” kendisini “İslam kültürü”nden kalın hatlarla ayırır. Bu görüş sahipleri Batı kültürünü diğer kültürlere göre daha fazla kabul gördüğünden evrensel kabul ederler. Mesela takım elbise giyip ve kravat takmak evrenseldir ama bunu bir Türk yaptığında şık bulunsa bile kaynağı ecnebi olduğundan “değer” kazanamayacağından çağımızda tanımlanan “kültür” kapsamına giremez. Bu durumda Türkiye’de evrenseldir ama kültür değildir. “Yerel kültür” bir millete özgü olarak zaman içinde ortaya çıkan tutum, değer ve normların, gelenek ve görenek, örf ve adet şeklinde yaşanması demek ise fes takmak böyledir. Evrensel kültür “bilim, teknik, sanat, edebiyat, felsefe ve din gibi bütün insanlar tarafından insanlık adına kabul edilen tutum, değer ve normlar olarak oluşan” bir şeyse tüm dünyada kullanılan kravat bu tanıma da uymayacaktır. Öyleyse evrensel kültürün yerel kültürlerden doğarak evrensel değer halini alarak oluşmaları belirleyici olandır.


Başlık Kategori Yayın Tarihi
JEET KUNE DO’MUZA KULELKAVİDO EKLEMEMİZİN NEDENLERİ Spor 16.07.2020
DUYGULARDAN FISILTILAR (10) Şiir 14.07.2020
BİR SAVUNMA YAZISI (14) Genel 26.06.2020
BİR SAVUNMA YAZISI (12) Genel 24.06.2020
BİR SAVUNMA YAZISI (11) Genel 15.06.2020
Başlık Kategori Yayın Tarihi
HAFTANIN GÜNDEMİ Genel 03.08.2020
HAFTANIN GÜNDEMİ Genel 29.07.2020
HAFTANIN GÜNDEMİ Genel 20.07.2020
AYASOFYA MESELEMİZ Genel 14.07.2020
HAFTANIN GÜNDEMİ Genel 13.07.2020