SİVİL TOPLUM ÖRGÜTÜ TÜRÜ AJANLIK SAVIM

Burada sözünü ettiğim askeri ya da istihbarat örgütü türü ajanlık değil.

Sivil toplum örgütüleri(örgütleri) ile ajanlık oldukça kurnazlık, ilerigörüşlülük(ileri görüşlülük) ve sabır isteyen birşeydir.

Ajanlık türü sivil toplum örgütü türünde amaç özelde yetişkin insan dişisi kitlesini, genelde ise toplumu ve ülkeyi ahlakdışılığa götürmektir.

Sivil toplum örgütü ile ajanlık türünde insanların bir bölümü doğrudan ahlakdışılığa çekilirler çünkü insanların bir bölümü buna dünden razıdır; bir bölümü hayvan sevgisi, doğa sevgisi, kadın sorunları, çevre sorunları, sanat gibi konular ile çekilirler.

Sivil toplum örgütü türü ajanlıkta, dolaylı yöntem ve dolaylı amaç şudur: İnsanların önce türlü, masum nedenlerle biraraya(bir araya) gelmeleri, örgütlenme kültürü ve örgütlenme hayatı edinmeleri sağlanır; sonra da insanlar yavaş yavaş ahlakdışı alanlara doğru yönlendirilirler.

Çağımızdaki en büyük ve en tehlikeli sivil toplum ajanlığı akıldışı-ahlakdışı modadır yani sivşl toplum örgütü türünde ajanlık türünün son amaçı insanları ve toplumları mutlak ahlakdışılığa çekmektir yani zina, fuhuş, eşcinsellik, çıplaklık, porno gibi çünkü ahlak zekanın, akılın, mantığın, beyinin, ruhun, özgürlüğün, felsefenin, bilimin, insan olmanın, akıl-ruh sağlığının, medeniyetin, ulus olmanın, devlet olmanın, ülke olmanın, bağımsızlığın en üst nitel aşamasıdır; bu nedenle ki ahlaktan uzaklaştırılan insanlar ve toplumlar doğru var oluştan da uzaklaşmış olurlar, ve onları sömürmek, kandırmak, köleleştirmek ya da yönlendirmek oldukça kolaylaşır; bu nedenle ki Muhammed de, Atatürk de 'Önce ilim(bilim) ve ahlak' dedi.

Yani, sivil toplum örgütü ile ajanlık türünde ilk amaç insanlara, toplumlara örgütlenme özelliği ve alışkanlığı kazandırmaktır; onlara bu özellik ve alışkanlık kazandırıldıktan sonra da yavaş yavaş ahlakdışı örgütlere ve ahlakdışı örgütlenmelere doğru yönlendirilebilirler; örnek ki amaç önce bir Hayvan derneği kurmak ile başlar; sonra bu derneğe ahlaka aykırı giyimli kişiler üye olurlar, ve yavaş yavaş dernek ahlaka aykırı derneklerle, örgütlerle kaynaştırılır çünkü örgütlenme özelliği olmayan insanları ve toplumları yönlendirmek zordur, onlara önce örgütlenme, biraraya gelme özelliği ve alışkanlığı kazandırılmalıdır; yani kişi örnek ki bugün bir çevre derneğine gitmeye başlar, sonra da ahlaka aykırı bir derneğe. Yani dini inançlı ailenin 'Kız arkadaşına, komşuya giden' kızı artık 'Hem devlet işine gidiyor hem de türbanlı, tesettürlü gidiyor'a dönüşmeye başlar, 'Türbanlı-tesettürlü gidiyor, çok güzel, çok güzel'; bu nedenle ki yaşadığı ilde türbanlı, tesettürlü gezip, yazları da başka illerdeki pılajlara(plajlara) gidip bikini, mayo giyen türbanlı-tesettürlü bayan türü hızla çoğalmaktadır ki örnek ki ülkemiz pılajlarına gelip bikini, mayo ile dolaşan çok İranlı bayan olmakta yazları yani türban-tesettür 'amaç'a değil 'araç'a, 'kamuflaj'a dönüşmek içine girmeye yönlendirilmekte.

Kamuda türban konusuna da bu yönden de bakmak gerekir; şöyle ki evlerinden dini inançları gereği hiç çıkmayan bayanları, dışarıya çıkarmanın en kolay yolu, yani onları da, ailelerini de ikna etmenin en kolay yolu sonların türbanlı olarak sokağa çıkmalarını, ve kamu işyerilerinde türban serbestliği sağlamaktır; sonra buradan da yavaş yavaş modaya, pılajlara(plajlara) doğru yönlendirilirler ancak hep evde kalırlarsa, sisteme katılamazlarsa bu yapılamaz; görmektesiniz işte, heme Türban modası, Tesettür modası, deniz için Haşema modası başladı; ilk adım attırılmazsa ikinci adım hiç attırılamaz.

İnsanlar ve insanlık şunu anlamalı artık: Çağımızın en büyük ajanlığı akıldışı-ahlakdışı moda, akıldışı-bilimdışı astroloji, akıldışı-ahlakdışı turizım, akıldışı-ahlakdışı medya, akıldışı-ahlakdışı mekanlar, akıldışı-ahlakdışı ünlülerdr yani nerede akıldışı-ahlakdışı moda varsa, orada farkında olunmasa da ajanlık vardır yani bir ülkede ahlakdışılığa ve astrolojiye, medyumluğa karşı yasak yoksa o ülke akıldışı-ahlakdışı, küresel ve derin bir merkezin ajanlığına terkl edilmiş demektir ki bunu önlemek için akıldışı, bilimdışı, ahlakdışı herşey yasaklanmalıdır.

Bu nedenle ki silah ile Çanakkale'yi geçemeyenler bugün akıldışı-ahlakdışı moda ile; kamu kurumuları ve dağ köyleri dahil, ülkenin heryerine yayıldılar.

Unutmayın ki bu ülkede birzamanlar tek bir mini etekli, tek bir bikinili bile yoktu; nereden geldiler bunlar? Nereden olacak; dünün başları örtülü annelerin kızları; gökten gelmediler ya; 1000 yıldır bu topraklarda yaşayan insanlar; nasıl bu duruma geldiler, kuşkusuz ki moda ile. Toplumsal alanlarda görmüyor musunuz; köylü, başı örtülü, şalvarlı kadının yanında tayt pantolonlu ya da mini etekli genç kızı.

Yani, 21. yüzyılın en büyük düşmanı bilime ve ahlaka aykırılıktır. Çağımızda moda insanları ve toplumları ahlakdışılığa alıştırma ve götürme yöntemi durumundadır. Ahlaktan uzaklamış insan da, toplum da doğru var oluştan uzaklaşır; Muhammed de, Atatürk de bu nedenle ki 'Önce bilim ve ahlak' dedi.

Duvarı nem; insanı nefs; toplumu ise akıldışı-ahlakdışı moda yıkar.

Önerim ki ahlaka aykırılığa ve bilime aykırılığa karşı olmayan siyasetçilere de, siyasi partilere de oy verilmemelidir. Çağımızın en büyük kitle imha silahı nükleer silah değil ahlaksızlıktır. Bakın; internet bile ahlakdışı moda reklamlarından geçilmiyor, bu bir olağanlık ya da rastlantı değil akıldışı-ahlakdışı, küresel ve derin bir merkezin tuzağıdır, oyunudur, beyinyıkamasıdır, algı operasyonudur; akıldışı-ahlakdışı moda ahlaklı ülkelerin içilerine(içlerine) sokulmuş Tıruva(Truva) atı'dır yani akıldışı-ahlakdışı modanın en büyük hedefi ahlaklı toplumlardır, ötekileri zaten yalayıpyutmuştur(yalayıp yutmuştur); bu nedenle ki en başta Türkiye, Hindistan, ve Arab ülkesileri(ülkeleri) büyük tehdit ve büyük saldırı altındadır.

Akıldışı-ahlakdışı modanın serbest olduğu bir ülkede okullar ve üniversiteler yani öğretim-eğitim bilimin ve devletin elinde değil bilimdışılığın ve ahlakdışılığın elinde ve emirinde(emrinde) demektir.


Necdet Gürçiftçi
Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge
İnternette yayınlandığı zaman: 16.6.20/11.08

 

(Öteki yazılarım 'siir-defteri.com' sitesinde okunabilir)