BİR SAVUNMA YAZISI (8)

Hilmi abi, peygambere postacı tanımını yapan kim? Postacı zarfta olanın içini bilmez. Peygamberi postacı gibi mesajı bilmeyen biri olarak tanımlayan kim var?

Buhari’leri peygamberleştirme çabaları sonuç vermeyince, ayeti rivayetle eşitlemeyince, semantik ve etimolojik çalışmalar yapan akademisyenler tefsirlerin yenilir yutulur olmayan hatalarını sergileyince, hadis usulcüleri ravilerle gelen korunmasız hadisleri Kuran’daki korunmuş din gibi görmeyince, 6 yaşındaki Aişe validemizi oyuncaklarını bıraktırıp 53 yaşındaki peygamberle nikahlayan hadisler sünnet sanılınca, üstü kapalı olarak bu iftiralarla Allah Resulü sübyancılıkla itham edilince, Maide 3’te daha resul sağ iken dinin tamamlandığı ayetini farkettiklerinde, Fethullah Gülen gibiler bağıra bağıra korunmuş tek ilahi kaynak olan Kuran’ın yetmeyeceğini söylediğinde, ümmet uydurma hadislerle mesiyyat ve israiliyyat yoluyla zan ve rivayetleri ayetlerle takas edince, imanı tenzihle değil de bodoslama olarak tevhidle başlatarak sapla samanı karıştırınca, Kurani kavramları terk edip sünnetin içini işlerine geldiği gibi doldurunca şirke battılar...

Saygıdeğer Hilmi abim. Öncelikle sana karşı ısrarcı olmaktan haya ederim...

Resul size her neyi verdiyse onu alın. Ve size her neyi yasakladıysa ondan vazgeçin” (Haşr, 7) ayetine bakarken verdiği şey Allah'ın buyruklarıdır. Ayetlerdir.

Tahrim 1'de helali haram kılmaya kalkınca Allah tarafından azarlanıyor. Kastedilen hadisler değildir. O hevasından konuşmaz, vahiyle konuşur. Kuran'dan konuşur. Bu yüzden ayet "Kur'an ile öğüt ver" (Kaf, 45) buyurur. Niye Kuran ile? Hevasından konuşmasın ve Tahrim 1'deki durum doğmasın diye. "Ey Nebi! Eşlerinin rızasını arayarak Allah'ın sana helâl kıldığı şeyi niçin sen kendine haram ediyorsun?.." (Tahrim, 1-3).

Hatta Hakka 44'te daha şiddetli bir ikaza uğramıştır. Peygamberimiz müşriklerin bir kısmını esir alınca Allah "Hiçbir Peygambere yeryüzünde kesin galibiyet sağlamadan esir almak yaraşmaz..." (Enfal, 67) buyruldu. Demek ki neyi vereceğini de Kuran belirliyor. Kuran elçi için de rehberdi...

Savaştan kaçan münafıklara izin vermesi nedeniyle "Allah seni affetsin. Doğru söyleyenler kimler, gerçekten yalancılar kimlerdir, bunların iyice belli olmasını beklemeden niçin onlara izin verdin?" (Tevbe, 43) buyruldu.

Abese suresinde nasıl azarlandığını da hatırlayalım: "Yüzünü ekşitti ve döndü. Kendisine âmâ geldi, diye. Ne bilirsin, belki o temizlenecek? Veya öğüt alacak da öğüt ona fayda verecek. Ama buna ihtiyaç hissetmeyene gelince, Sen ona yöneliyorsun. Onun temizlenmemesinden sana ne? Ama sana can atarak gelen, Allah'tan korkarak gelmişken, sen onunla ilgilenmiyorsun" (Abese, 1-10).

Buradan anlaşılan Resul bir melek değil. Bizler için hata da yapabilen bir model. Hata yapmazsa model olamaz ki zaten; hatasızlık Allah'a mahsus. Bu durumda onun getirdiklerini almamız için Kuran'la getirmesi söz konusu.

Müşrikin arkasından dua ediyor. Biz de dua mı edeceğiz yoksa Kuran'a bakıp uyarıldığını görüp Kuran'la uyarılınca ne yaptığına mı bakacağız? "Ne peygambere, ne iman edenlere akraba bile olsalar cehennemlik oldukları iyice belli olduktan sonra müşriklere istiğfar etmek yoktur." (Tevbe, 9: 113).

Sonuç olarak Resulullahın bize getirdiklerini Allah'ın koruma vaadi olmayan kaynaklardan alamayız. Zaten getirdikleri vahiyle, Cebrail'le gelen şeyler. Yani ayetler.

Şu ayetle noktalayayım: "Biz sana Kitab (Kur'ân)ı hak olarak indirdik ki, insanlar arasında Allah'ın sana gösterdiği şekilde hüküm veresin. Sakın hainlerin savunucusu olma!" (Nisa, 105).

O bile hükmünü Kuran'la verdiğine göre biz de öyle yapmalıyız. İşte içi doldurulmamış olan sahih sünnet budur. Kuran'ın dışındaki sünnet zannidir. Ama Kuran'daki kesindir. Kuran'a uygun olan hadislere "ilim" olarak değer veriyoruz. Ama Allah daha Resulünün sağlığında dinini tamamladığı için (Bakınız, Maide, 3) sonradan ortaya çıkma bütün bu korunmasız rivayetleri din olarak görmüyoruz. Çünkü iman kesinlik ister. Kesinlik Allah'ın korumasıyla mümkündür. Allah Kuran'ı korumuştur. Geriye kalan ilimdir; bakılır ve değerlendirilir.

Allah neye haram diyeceğini söylüyor: "De ki: Allah’ın kulları için çıkardığı süsü (yakışan giysiyi), temiz ve lezzetli rızıkları kim haram etti!” (A’râf, 32). Dikkat ederseniz "de ki" diyor. Belirleyen Allah'tır. Kendisi belirleyemiyor. Hakiki sünnet Kuran'daki resule uymaktır...

Allah'a emanet olun Hilmi abi.. Sen benim siyasi hayatta örnek gördüğüm kişilerdensin. Sözü senet birisin. Bu rivayetlerin çoğundan daha sağlamsın. Selametle...


Başlık Kategori Yayın Tarihi
BİR SAVUNMA YAZISI (14) Genel 26.06.2020
BİR SAVUNMA YAZISI (13) Genel 25.06.2020
BİR SAVUNMA YAZISI (12) Genel 24.06.2020
BİR SAVUNMA YAZISI (11) Genel 15.06.2020
BİR SAVUNMA YAZISI (10) Genel 14.06.2020
Başlık Kategori Yayın Tarihi
HAFTANIN SAÇMA OLAYLARI Genel 01.07.2020
HAFTANIN SAÇMA OLAYLARI Genel 17.06.2020
HAFTANIN SAÇMALIYANLARI Genel 11.06.2020
İslam'da Güzel Ahlak Genel 03.06.2020
Torus Nefesi Nedir ? Torus Nefesi Teknikleri'ni Nasıl Uygularız ? Genel 20.05.2020