SOSYOLOJİK VİRÜS "IRKÇILIK"

Sosyolojik olarak ırkçılığa, soykırıma uğrayan,  beyaz ırktan aşağı tutulan,  yüzyıllarca sınıfsal  ayrıma  uğrayan  Siyahiler var olduğu süreçten bu yana deri  renginin  farklılığından (Apartheid, renk ayrımcılığı)  dolayı ırkçılığın, ötekileşmenin merkezi oldular.  Tarihi geçmişlerine baktığımızda ise Güney Afrika' da  yerli halkın hakim olduğu,  siyahi halkın yanı sıra   çok sonraları 1948'li yıllardan sonra ise  göçmen olarak beyazların yerleşimi ile  siyah ve beyaz insan  kavramı oluşmuştur.

 

Hollanda'nın  Doğu Hint Adaları şirketi, başlarda  Cape Town (Ümit burnu) adlı yerde mola verme amaçlı göçmenler bıraktığı ama sonraları  ise yerleşim yeri haline getirdiği ve siyahiler arasında,  hollanda asıllı afrikalı beyaz ırk "Boer" halkı  ortaya çıkmıştır. ilerleyen süreçlerde ise  Boerler,  yerli halkın rengini çirkin  ve farklı bularak onları aşağılık bir toplum olarak görmeye başlamışlardır.

 Bunun sonucunda   Güney Afrika' da " Beyazlar efendi,  siyahiler köle " düşüncesi hakim olmuştur.

 

 Süreç öyle kötü ilerleme seyrediyor ki  siyahiler şehirleşmenin dışında yaşam sürüp, siyasi hiçbir  örgütlenmenin içinde bulunamıyor,  tamamen  siyahi eşittir köle düşünce ideolojisi baskın geliyor. siyahiler eğitim alamıyor, yönetimde bulunamıyor ve söz hakkı tanınmıyor kendilerine, beyazların üstün ırk olarak görüldüğü bir süreçten söz ediyoruz ne yazık ki.

 

Her ne kadar ırkçılık hakim olursa da bunun için mücadele göstermiş, direniş sembolü haline gelmiş Nelson Mandela,   "Önemli olan derinin rengi değil, değerlerin rengidir." diyerek yola çıkmıştır ve  ANC (Afrika Ulusal Kongresi) örgütlenmesi ile çeşitli yasal protestolar, mitingler  düzenleyerek     siyahilerin sesi olmuş  ve  bu süreçte, 27 yıllık bir esaret hayatından sonra yönetime gelmiş ilk siyahi lider olmayı başarmış ve  özgürlüğün kutsal lideri olarak nitelendirilmiştir.  Beyazların ve siyahların eşit bir toplum olarak  birleşmesini, liderliği süresince başarmıştır.

 

peki geçmişte yaşanmış  bu zorlu mücadeleler, zihinlerde hüküm sürmüş ırkçılık hastalığını iyileştirebildi mi?  Sanıyorum ki hayır!

 

Çünkü  hala sokaklarda  siyahiler acımasızca öldürülebiliyor,  Minneapolis'te yaşanan george floyd  gibi olayların  sıkça yaşandığı biliniyor,  siyahiler için   İngilizceden çevrilen Nigger Negro (18. yy da cahil anlamında kullanılmış)  gibi isimler kullanılmaya devam etmekte. futbol müsabakalarında  siyahilere gösterilen ırkçı  hakaretler ve daha ötesi de  yiyecek sektöründe bile siyah beyaz ayrım yapılarak,  siyahın daha ucuz olması ırkçılığın ne kadar ciddi boyuta taşındığı görülmektedir.

 

peki neden kabullenemedik bir türlü birbirimizi, renkleri ayırır  olduk, farklı dil konuştuğu için,  farklı düşündüğü için ötekileştirdik, öldürdük,   nefes almalarına izin vermedik, insanlığı bir bütün haline getirmek yerine paramparça ettik.

 Oysaki  anlamalıydılar;  Dilin,  Dinin,  Rengin hiçbir önemi yoktu, önemli olanın insanlığın  insancıl ve barışçıl bir bütün olmasıydı.  Dilimizin, rengimizin   ne önemi vardı ki, biyolojik  yaratılışta bizi farklı kılan hiçbir şey yokken üstelik,  ama ne yazık ki Savaşlar para kazandırır ve kapitalist sistem de insanların birleşmesine izin vermez.

 

Peki biz neden çoğunluk psikolojisine  kapılıp bireysel düşünemiyor  neden  birbirimizi ayırıyor  ve yargılıyoruz.  Bu çağımız virüsünü,  neden aramızda dolaştırıyoruz?

 

 Size soruyorum o halde  çağımızın en tehlikeli hastalığı ne!   Kan plazmasında gezen bir virüs mü yoksa toplumun beyninde yaşam süren düşünce virüsü mü?  

 

 Sizce  hangisi insanlığı bitirir...

 

 

 

Günümüz  tarihi 21. yüzyılı gösteriyor ve modern çağ diye adlandırdığımız, uzaya  seyahatler düzenlemeye başladığımız,  özgürlük  ve demokrasinin hüküm sürdüğü çağımız !  böyle düşünürüz değil mi?  özgür, eşit, sınıfların olmadığı bir çağ mıyız gerçekten?

 Çünkü çok değil bir kaç gün öncesinde  ABD'nin Minnesota eyaletine bağlı Minneapolis kentinde, 46 yaşında gözaltına alındığı sırada siyahi olduğu için uzun süre boynuna baskı uygulanması sonucu gözler önünde ölmesi, insanlığın tekrardan sorgulanması gerektiğini açıkça ifade ediyor bize,  siyahi bir adamın böyle bir ölümü ise hala ırkçılığın yaşayan bir hastalık gibi aramızda dolaştığı görülüyor, aslında çokta modern olamadığımız aşikar!

 

 

 

 


Başlık Kategori Yayın Tarihi
Güçlü Bir Kadının Hikayesi "KARA FATMA" Kadın / Aile 24.09.2020
Bir Zamanlar Savaşçıydılar Kadın / Aile 06.05.2020
Başlık Kategori Yayın Tarihi
İnsan ve Toplum Sosyal 19.09.2020
Sürü Toplumlar -3 Sosyal 13.09.2020
Yandaşlık Sosyal 11.09.2020
Sürü Toplumlar -2 Sosyal 09.09.2020
Sürü Toplumlar -1 Sosyal 04.09.2020

Yazıya yapılan bütün yorumlar

Mizgin Aydoğan 05.06.2020

Çok akıcı bi o kadar da haklı konulara değinen kimsenin dile getiremediği bir çok konuyu dile getiren en önemlisi insanın okudukça okuyası geliyor Bu yolda güzel ilerleyiş gösteriyorsun başarılarının devamını diliyorum güzel kadın

Büşra 05.06.2020

Emeğinize sağlık konulara çok güzel bir yaklaşımla değiniyorsunuz .Bakış açısı yaratmak adına herkesin okuması gereken yazılardan biri :)

Meliha 04.06.2020

Düşüncene sağlık ne de güzel yazmışsın öyle

Kadriye 04.06.2020

Her daim en başarılı kadın

Bu yazıya sizde kendi yorumunuzu yazabilirsiniz.