MEDENİLİK YASASI ÇIKARILMALI SAVIM

Herkes medeni olmak zorunda.

Hukukun ya da devletin amaçı(amacı) suç işlenmesini önlemek değil medeni olmak yani medeni bir toplum ve medeni bir ülke yaratmak olmalıdır yoksa barbar, vahşi, ilkel bir toplumda da hiç suç işlenmemekte olabilir; medeni bir toplumda ya da medeni bir ülkede de bir insan ya da pekçok insan ya da insanlar devletin ya da yöneticilerin yanlışı ya da yanlışları nedeni ile suç işlemek zorunda kalabilirler.

Medenilik ise 'Önce ilim(bilim) ve ahlak' diyen Muhammed'in de, 'Önce ilim(bilim) ve ahlak' diyen Atatürk'ün de dediği gibi önce 'bilim ve ahlak' üzerine kuruludur; yani demokrasi, laiklik ve özgürlük de.

Medenilik yasası çıkarılmalı.

Cinayet işleyen ya da şiddet uygulayan ya da yaralama yapan kişi diyor ki 'Bana şu yapıldı, bu söylendi.' falan. Hukukta da bu duruma 'Tahrik indirimi' uygulanmakta. Bu durum bir de suçluların mahkemelerde yalan üretme makinası olmalarına olanak vermekte yani kişi düşünüyor ki 'Suçumu işlerim, sonra da kendimi tahrik edilmiş olarak gösteririm mahkemede, savunmamda.'.

Açık ki cezada 'Tahrik indirimi' suçları daha da tahrik etmekte, ve üstelik de çok vahim(korkunç) bir durum yaratmakta; örnek ki dövmek ya da öldürmek istediği kişinin kulağına, başkalarının yanında ve öteki kişilerin duymayacağı biçimde, küfür ediyor, küfür edilen kişi de saldırdığında onu dövüyor ya da öldürüyor' ve savunmasında 'Herkes şahit, önce o saldırdı' diye savunma yapıyor; ya da kadın kocasını öldürüyor, sonra da 'Bana hakaret ediyordu, bana şiddet uyguluyordu' ya da 'Bana saldırdı, beni öldürmeye çalıştı' diye savunma yapıyor, çocuğu da babasını sevmiyorsa, çocuğunu da tanık gösteriyor, çocuk da yalancı tanıklık yapıyor. Yani hem böyle durumlar olmakta, hem de 'Suçu işlerim, sonra da bir kılıf uydururum' durumları kullanılıp 'Tahrik indirimi' sağlanmaya çalışılmakta; bu durum da suçların daha da artmasına ve yaygınlaşmasına neden olmakta ki bu durum linçlere bile olağanlık ve artış getirmekte çünkü linçlere gerekçe olarak 'cinsel taciz, hırsızlık' gibi nedenler gösterilmekte yani linçleri bile olağanlaştırmakta, alışkanlıklaştırmakta, ve egemenleştirmekte.

Örnek ki bir kişi bir kişiye bıçakla saldırıyor; saldırıya uğrayan kişi de kendini korumak için saldırganın bileklerini tutup tırnakları ile iyice bastırıyor, bıçağı düşürmek için; ancak saldırgan hem suçlu hem güçlü, 'Bu kişi bana saldırdı, bakın bileklerimde de tırnak izileri var' diyor polise ve mahkemeye; ortalıkta tanık da yoksa, ve kendini savunan kişi de 'O bana bıçakla saldırdı, ben de kendimi korumak için tırnaklarımı bileklerine bastırdım' demişse, ve saldıran kişi de 'Hayır, ben ona asla saldırmadım, bende bıçak da yoktu.' derse, saldırganın aldığı darb raporuna, ve saldırıya uğrayanın 'tırnaklarımı bastırdım' sözünü saldırgan lehine haklılık sayıp, saldırgan değil kendini savunan ceza alıyor, saldırgan iki de yalancı tanık ayarlarsa iş ballı lokma; oysa bu işi bilim, teknoloji, adli polis çözer ki bu da hukukun ancak bilim ve teknoloji üzerine dayalı olması ile olur, sözler üzerine değil de, ve hukuk şöyle düşünmeli: 'Saldırmak isteyen kişi yumruk atmak, tekme atmak, dövmek, vurmak yerine neden tırnak batırmakla yetinsin?', üstelik de bayan değil bay ise?

Yine örnek ki bir kişi bir kişinin evine, onu dövmek için, zile basıyor, kapı açılınca zorla içeri giriyor, ve içerideki kişiyi dövmeye çalışıyor ancak saldırıya uğrayan kişi hem güçlü hem medeni olduğu için, saldırgana zarar vermeden ve kendi de zarar görmeden saldırganı dışarı atıyor; ve saldırgandan şikayetçi oluyor; saldırgan da diyor ki 'Hayır, ben onun evine zorla girmedim, onu dövmeye çalışmadım; o beni zorla evine soktu ve beni dövmeye kalktı'; iki de yalancı tanık ayarladı mı, çık çıkabilirsen işin içinden. Bu işi ancak bilim, teknoloji ve adli polis çözer; sözler ve tanıklar değil.

Fetö kumpaslarını gördük işte; bilim ve teknoloji olmasa idi hapıyutmuşlardı(hapı yutmuşlardı) sanıklar.


Bir de 'İyi hal indirimi' denilen birşey var. Suçu işle, duruşmalara sinekkaydı tıraşlı(traşlı), takım elbiseli, kıravatlı çık; ya da moda giyin, saçını yap, makyaj yap, 'efendi insan' görünümü çiz, ve 'İyi hal indirimi' bekle; yanına bir de 'Tahrik indirimi' de almak için yalanlar, bahaneler, iftiralar uydur.

Bu durumun önlenilmesi de gerekir.

Hukuk medenilik içindir, bu nedenle ki temel hukukun adı 'Medeni hukuk'tur yani hukuk hem medenilik üzerine kurulu olmalı hem de medenilik sağlamaya yönelik olmalı ancak açık ki 'Tahrik indirimi', 'İyi hal indirimi' gibi şeyler ile hukuk hem kendi bindiği dalı hem de medeniliği kesmekte olmaktadır.

Evet; hukuk medeni olmalıdır ancak insanlar da medeni olmalıdır yoksa hukuk toplumda medenileşmeyi sağlayamaz, medeni olmamak da suçları çoğaltır, yayar, olağanlaştırır ve gelenekleştirir. Yani, insanlar 'yasal(meşru) savunma(müdafa)' durumu dışında; tahrik olsun, taciz olsun, hakaret olsun, iftira olsun, tehdit olsun; suçlarda kendi bildiğini yapmak yerine hukuka başvurmak zorunda olmalıdır yoksa hem medenileşme sağlanamaz hem de suç işlemek hali kolaylaşır; yani 'Bana küfür etti, bana yan baktı, bana omuz vurdu, beni boynuzladı, beni dolandırdı, bana şunu dedi, bana bunu yaptı' gibi savunmaları hukuk asla önemsememelidir yani hukukta 'Tahrik indirimi' de, 'İyi hal indirimi' de olmamalıdır; sorunlar karşısında herkes medeni davranmak ve sorunlar karşısında hukuka başvurmayı öğrenmek zorundadır, örnek ki boynuzlanmakta ise şiddet uygulamak ya da cinayet işlemek yerine hukuka gideceksin; ancak böyle olursa hem hukuk medenileşmeye yardımcı olmuş olur, hem de toplumda medenileşme ilerler.

Ancak, bu durumda devlet de medeni davranmak zorundadır ki medenileşmek ülkeye egemen olsun; şöyle ki devlet işsizlere iş bulmak, yoksullara yardım etmek, siyasi partilere eşit davranmak, inançlara eşit davranmak, ceza yasasında cezaları medeniliğe uygun olarak oluşturmak, ahlaka aykırılığa karşı olmak, bilimsel olmak, adil olmak, dürüst olmak, güvenilir olmak, insanca olmak, demokrasici olmak, laik olmak gibi şeyleri yapmalıdır.

Medeni bir ülke ancak medenilikle kurulur; medenilik de Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi önce 'Bilim ve ahlak' ile başlar; medeni bir ülke isteniyorsa, Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi ülke bilim ve ahlak üzerine kurulmalıdır, bilimi ve ahlakı baştaçı etmelidir; bilimsel ve ahlak olanı korumalıdır, savunmalıdır; bilimsel olan ile bilimdışılığı, ahlak ile ahlaksızlığı eşit saymamalıdır, eşit tutmamalıdır yani örnek ki hem ahlakdışı modaya izin verilip hem de medenilik beklenilemez çünkü ahlaksızlık zaten medeniliksizliktir ve hem cinsel tacize yöneltmek gibi, hem de ahlaksızlığa tepki göstermek gibi tahriklere neden olur yani hem ortalıkta çıplak gezmeye izin verilip hem de toplumun ya da herkesin medeni davranması beklenilemez de, istenilemez de; yani önce hukuk yani devlet bilimin ve ahlakın yanında yeralmalıdır(yer almalıdır) yani ahlaksızlığın yanında yer alan bir hukuk yani devlet medeniliği savunduğunu söyleyemez çünkü gerçekte demokrasi de, laiklik de, medenilik de, özgürlük de Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi önce 'Bilim ve ahlak' ister yani bir hukuk ya da bir devlet hem bilimdışılığa ve ahlakdışılığa serbestlik verip hem de medenilikten sözedemez(söz edemez); bu nedenle ki 'suç' demek yalnızca insan açısında medeniliksiz anlamına gelmez, devletler açısından da medeniliksizlik anlamına gelir yani doğru ile yanlışı, ahlak ile ahlaksızlığı ayırt edemeyen ya da eşit sayan bir hukukta ya da devlette ya da ülkede ya da toplumda medenilik olmaz.

Yani 'yasal savunma' durumu dışında, mazeret geçerli olmamalıdır ceza hukukunda yani herkes medeni davranmak zorunda olmalıdır yani örnek ki 'Ona tokat attım çünkü ayağıma bastı' olmamalıdır, hukuk 'Ayağına basmış olsa da medeni davranmak zorundasın' demelidir. Böylece hukuktan yalanlar, iftiralar, ve yalancı tanıklar da büyük ölçüde arındırılmış, arıtılmış olur, yargı ya da adalet ya da hukuk daha güvenilir duruma; ve yalnızca bilime, teknolojiye ve adli polise dayalı, doğru duruma gelmiş olur.


Geç gelen adaletten daha kötü iki şey vardır: 1- Adaletin hiç gelmemesi, 2- Adaletin yanlış gelmesi, 3- Adaletin sözler, şahitler ve rastlantılar üzerine kurulu olması.

 

Necdet Gürçiftçi
Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge
İnternette yayınlandığı zaman: 31.5.20/08.00