Neden Hala İnsan Olamadık?

Hayatını okudukça ve daha iyi öğrendikçe daha çok hayranlık duyuyor, gözlerimi yaşartacak kadar bağ kuruyorum Atamla. Öğrenme ve gelişme aşkı, yetenekleri, tüm iradesiyle dik duruşu, dürüstlüğü nedeniyle beynimde bir ses, hiç kimseyi örnek almadığım kadar onu örnek almamı öğütlüyor. Gel gör ki ne kadar araştırırsam o kadar kızıyorum kendime, acizliğime. O ki daha 29 yaşında bir kurmay kolağası (eski sistemde yüzbaşı ile binbaşı arasında bir rütbe) iken bile nice komutanı ve paşayı düzeltecek, sertçe eleştirecek kadar kendini geliştirmiş, kendinden o kadar emin. Ve bir şekilde fırsat yaratarak, son derece haklı düşüncelerini ülkesini kurtarmak için kullanmış. Ben de 29 yaşımdayım. Konuşmaktan başka birşey yapmıyorum. Ülkemin bulunduğu durumu sindiremiyor, düzeltmek istiyorum fakat kendi fırsatlarımı yaratmaktan acizim. Sadece bu düşünce bile, bütün benliğimi sorgulamama neden oluyor. Sıkılıyorum. Hem de o kadar çok ki bazen kelimeler ile anlatamıyorum. Yüz sene evvel yaşanan sorunları, eksikliği bugün hala yaşamak ve bunları çözememek, hala asıl insanlık düzeyine ulaşamamış olmak varlığımı bile sorgulamama neden oluyor. En çok da ben ve benim gibiler bu haldeyken dünyanın geri kalanının herşey güllük gülistanlıkmış gibi hareket etmesi, hiçbir şeyi umursamaz tavırları içten içe kemiriyor varlığımı. Kötü durumdayız insanlık olarak. Ve daha da kötüye gidiyoruz gittikçe. Biz ise bunu değiştiremiyoruz. Yaptığımız tek şey eleştirmek. O da sadece kendi çıkarımız doğrultusunda. Günlük hayatlarımız, koşuşturmacalar bir oyalama için sanki kendimizi. İnsan bir başına kalıp, kendini dinlediği zaman herşey gün yüzüne çıkıyormuş. En azından düşünmeyi alışkanlık edinmiş olanlar için. Bu bireysel çabalarla girdiğimiz korunma, saklanma günlerinde düşünmemeyi bir şekilde başaranlara çok özeniyorum. Bazen anlayamadığım duygular yaşıyorum bu yüzden. Bunu onlar kadar başaramadığım için kızıyor muyum kendime yoksa üzülüyor muyum anlayamıyorum. Yine okuma yaparken, kendimce keşfettiğim birşeyi paylaşmak için girdim fakat o kadar dolmuşum ki yazı uzadı böyle. Daha da yazsam devam edecek saçılmaya, içimden dökülenler. Çok sıktım belki sizi ama biraz olsun rahatladım diyebilirim şimdilik. Ne kadar sürer bu rahatlık bilemiyorum tabii ki! Ama biraz uzasa da isteğimi dile getirmek, birilerinin bunları okuyacağını bilmek iyi geliyor. Okuyacak olanları da daha fazla sıkmadan, yazımı bir rica ile bitirmek istiyorum. Daha fazla, daha doğru kaynaklardan, daha dikkatlice okuyalım. Okuduklarımız hislerimizi, hislerimiz düşüncelerimizi, düşüncelerimiz davranışlarımızı değiştirir çünkü. Sevgiyle! 


Başlık Kategori Yayın Tarihi
Nefes Almak İstiyoruz Sosyal 02.07.2020
Ayasofya Sorunu Sosyal 15.06.2020
Önce İnsan Olmak Sosyal 09.05.2020
Cehalet Salgını Sosyal 30.04.2020
Birlikte Denememiz Lazım Sosyal 11.04.2020
Başlık Kategori Yayın Tarihi
RAMAZAN PİŞKİN MESELESİNE DAİR Sosyal 05.06.2020
SOSYOLOJİK VİRÜS "IRKÇILIK" Sosyal 04.06.2020
GENÇLER NEDEN EVLEN(E)MİYOR? Sosyal 22.05.2020
ESKİ RAMAZANLARI UNUTMAYALIM Sosyal 15.05.2020
Aklın bir hali olarak; "Analidratik" düşünce Sosyal 04.05.2020

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.