BİR SAVUNMA YAZISI

Mustafa İslamoğlu benim hocam değil. Ona hiç ihtiyacım yok. Fakat bu ülkede yaşayan biri olarak gözlemlerimiz ve okumalarımız farklı anlaşılan.

Siz "...iyi bir gözlemci olan hislerimle hissediyordum" derken günaha girmemek için dinimiz "hisleri" değil "delilleri" önemser.

Tezat olarak ne gördün değişmiş diye eleştiriyorsun bilmiyorum ama insanların değişebilmeleri de iyidir. Neden? Çünkü ancak ön yargılılar uzun yıllar aynı kalabilirler.

"Gençleri öyle güzel şüphelerle sevkedip yoldan çıkarıyor ki" diyorsun ama ben bunun aksine şahit oluyorum. Uydurma bazı hadisler yüzünden deizme kaymak üzere olan birçok genç bu adamı tanıdıktan sonra peşine düştüler, beş vakit namaz kılıyorlar. Bunun peşinde intihardan dönenler, zararlı alışkanlıkları bırakanlar, Kuran'ı öğrenenler var. Ben İzmit'ten ve İstanbul'dan şahidim. Bunun peşinde yoldan çıkan hiç kimseye şahit olmadım. Kim var?

"Onların cemaatine takılanların bircoğu gereksiz tartışmalarla sürekli tartışıp kalplerindeki din ve iman sevgisinden soğuyup önce gaflete düşmektedir" diyorsun ama bu sana göre. Bir de peşindeki adama sorun bakalım öyle mi? Aksine çatır çatır hem de anlayarak Kuran okuyorlar. Neden 180 derece ters tespitlerimiz olmuş anlamadım.

"...bir kısmı bakıyorsun ki deizme kayıyor" diyorsun ama buna şahit misin? Bu adamın peşinde olan çok sayıda öğrencim var neden hepsi oturaklı, vakur ve bilinçli gençler?

Ayrıca maalesef söylediğin şu "Kuran müslümanlığı insanımızın başına gelen en büyük tehlikelerden biridir bana göre" ifadesi üzgünüm ama tam olarak şirktir. Aman tövbe edin; demeyin böyle. Bakış açınızda haklı olsaydınız bu sözü söyleyemezdiniz.

Bunların yüzünden eline meal alanların derdi alim olmak değil, Kuranı anlamadan okurken ağlayanlar gibi olmamak. Yani okuduğunu anlamak. Cennet ayetlerini okurken bile ne okuduğunu anlamadığından ağlayanlar var. Böyle mi olsunlar? Bırak mealinden okuyup mesaj neymiş anlasın. Bu onu mealci yapmaz. Çünkü derdi anlamak.

"Kuran (meal)Müslümanlarının peşinden gidenlerin bir kısmı namazı inkar eder, bir kısmı tesettürü, bir kısmı orucu, bir kısmı çocukların sünnet olmasını bir kısmı rakıyı helal yapmanın fetvasını icat eder ve bir kısmı yılbaşını kutlamanın fetvasını icat eder" diyorsun ama İslamoğlu'nun arkasında veya etrafında bu saydıklarından kimse yok. Hepsi namazında, eşleri tesettürlü, inkarsız, imanlı, sünnetle (hitan) derdi de olmayan kişiler; rakıyla uzaktan yakından işleri olmaz; bu eleştirinin altında bu suçlama çok gereksiz kalmış... Öyle bir suçluyorsun ki Mustafa İslamoğlu'ndan bir başkasını kastediyormuşcasına alakasız.

"Kitaplarını okuyup araştıran biri " olduğunu söyleyen biri olarak hangi kitabında bu saydıklarını gördün? Kitaplarında namaz yok, tesettür yok, rakı iç mi diyor, nereden çıktı bunlar? Ben dinimi anlamak için İslamoğlu'na ihtiyaç duymuyorum ama şu söylediklerinizi de söyleyerek öbür dünyada hesabını vermek istemem. Lütfen dikkat...

Sevgili ..., bakın 2 sene önceye kadar tıpkı benim gibi düşündüğünüzü söylüyorsunuz. Ama bakalım vaz geçme nedeniniz nedir? Üstelik ben onu sizin kadar da savunmamış olmalıyım. Ama 30 küsur senelik de iyi bir Kuran araştırmacısıyım. Ben felsefeciyim, Mustafa İslamoğlu’nun büyülü sözleri beni etkilese onun halkasına dahil olurdum. Beni etkilemek kolay değil. Mesele etkilemesi de değil, mağdur olması. Kendisiyle tanıştım. Ziyaret de ettim. Hatta kimseyi karşılamadığı gibi karşılandım. Tarzını da biliyorum. Ama anladığım kadarıyla onu sizden iyi tanıyorum. Onun imalarıyla da işim yok. Kuran’ın birçok yerini ondan daha doğru anladığımı düşünen biri olarak daha ne diyeyim? Mesele kul hakkı kısmı.

Mevlana’yı kimler seviyor? Takvim yaprağının arkasından ilim öğrenenler. Kimler ona objektif bakıyorlar? Onun hakkında tarafsızca akademik çalışma yapan akademisyenler. Niçin? Çünkü onlar kayıtları buluyorlar. Ayet ne diyor? “Yeryüzündeki ağaçlar hep kalem olsa, deniz de arkasından yedi deniz daha kendisine destek olduğu halde mürekkep olsa, yine de Allah'ın kelimeleri yazmakla tükenmez…” (Lokman,29). Mevlâna ne diyor? “…Ormanlar kalem olsa, denizler mürekkep olsa yine Mesnevi’nin biteceğini sanma…”. Nerede diyor? İşte kaynak: Celaleddin Rumi’nin Mesnevi’sinin  6.cildinin 178.sayfasında. Müsaade et de eleştirsin? Dokunulmazlığı mı olacak Allah’ın sözünün altına imza atanların? Mesnevi’yi böyle övmesi şirk değil mi? Bu zamana kadar bilmeyenler ve korkanlar yüzünden susulmuş ve sadece araştırmacılara arasında kalan bu bilgileri 21. Yüzyıl istifra etmektedir. İçinde tutamamaktadır.. Moğollarla işbirliği yaptığına dair akademik tezler okudum. Umarım bir gün bunları çürüten akademik tezler de yazılır da belki ondan sonra kabul edebiliriz. Ama az önce verdiğim ayete rağmen Mesnevi örneğini nasıl sindireceğiz? Nasıl kabul edeceğiz? Üstelik bu sadece biri…

İmamlar arasındaki tartışmalar akademik çevrelerde biliniyor. Bunlar maalesef gerçek. Övüleceği yerde över yerileceği yerde yerer; bunda ne var? Bir imamı övünce onun başka yönünü yeremez mi? Rivayetlerden şüpheniz varsa ilmi bir değerlendirmeyi dikkate almazsınız olur biter. Sonuçta rivayettir; din değildir. Fakat bırakın araştırmacılar hoşlanmadığımız şeylere ulaşıyorlarsa ulaşsınlar. İnanmasak da ilmi çalışmalar devam etsin. Siz inanmazsınız ama başka biri kendi birikimiyle birtakım bağlantılar kurarak bazı sonuçları keşfedebilir. Bırakın eski kaynaklarda nelere ulaşılıyorsa ulaşılsın. Bu bizim imamlara karşı nefretimizi değil objektifliğimizi artırır ve taassubumuzu azaltır. “Gerçek” kimseye zarar vermez. Herkes delillerini ortaya koysun ki en doğru karara varılsın. “İslamoğlu niçin bunu dedi?” diye değil, “İslamoğlu hangi delili getiriyor?” diye sormalı. Bizi gerçeğin ta kendisi ilgilendirmeli. Duymak istemediğimiz sonucu duymaya hazır olmalıyız.

Fethullah için bütün İslam alimleri sırf cemaatini uzak tutmamak için benzer ifadeleri kullandılar. Fakat önemli olan Fethullah bunlardan kimlere inandı, kimlere inanmadı, bunu bilmek… Mesela İslamoğlu’na inanmadı. Bu önemli. Çünkü bu onların penceresi. Youtube’ şunu yazın “Gülen'den inciler; 'Kur'an müslümanlığı sapıklığı çıktı!!!” diye. Kim bu Kuran Müslümanı olan sapık? Mustafa İslamoğlu. Neden hoşnut değil? Düşmana bakarak bir sonuca varamaz mıyız?

Mealcilik ya da başkası, sonu “cilik”le biten hiçbir şeyde yokuz. Ama Kuran’a göre bütün münafıklar kafirdirler. Bizim fıkıhçılar sonradan “amelde münafıklık” diye bir şey çıkararak yumuşatmışlar. Ama Kuran kafirden başkasına münafık dememiştir. Bu yüzden senin de dememeni tavsiye ederim. Elbette eğer Fethullah hakkında dediği bir şeyi evirip çevirip demediğini söylüyorsa hatadır. Ben onun vaz geçtiği hatalarıyla ilgilenmem. İslam tarihi din değildir; ilimdir. Bunu bilmekle din bilinmez. Din Kuran’da olandır ve Maide 3’ün inmesiyle daha Resulullahın sağlığında din tamamlanmıştır. Tefsir de din değildir; o da ilimdir. İlimde hatalar olur; din mükemmeldir. İlim beşere, din Allah’a aittir. Bu ikisi aynı şey değildir. Hadisler, içtihadlar da ilmin konusudur.

Edip Yüksel, İslamoğlu’nu hedefliyor. İslamoğlu da onu hazzetmez ama onun gibi isim vererek de tenkit etmez. Bunda beis yok. Eski alimlere cephe alıyor derken Allah aşkına Ebu Hanife’ye cephe aldığı tek bir örnek verebilir misin? Ebu Hanife saray imamlığının rahatlığını değil, şehadeti seçti diye onun aleyhinde olarak kayıtlı tüm rivayetlere cephe alıyor. Burada iyi niyet aranmalı. Eğer delille geliyorsa bırak gelsin. En fazla kaynağa inanmazsın olur biter.

“Mustafa İslamoğlu’nun yarın tesettürü inkâr etmeyeceğinin kim garantisini verebilir?” gibi suizandan Allah’a sığınmalısın. Bu konuda ayet var. Sizin de benim de garantimiz yok. Buradan yola çıkılmaz.

Sorun Said Nursi’yi eleştirmesi midir? Bu gibi konularda tenkidin üzerine gitmeliyiz. Ben bütün Risale-i Nur’u okudum. Ama ne bağlı, ne de bağımlı oldum. Çok güzel ifadelerine de rastladım, asla kabul edemeyeceğim ifadelerine de. Çünkü o da bir kuldur ve koca bir külliyatın hatasız olması imkansızdır. Her kul hata yapar.

Ömer Döngel hocaya üzüldüm; Allah rahmet eylesin ama hemen ondan sonraki gün ölen “garibanların doktoru” lakaplı Doktor Mustafa Kaptan'ın vefatına daha çok üzüldüm. Adamın arkasından ne konuşturduğuna bakınız: “Gariban doktoru.” Tüm hastaları muayene edermiş, fakirlerden para almazmış, daha da ileri gider ilaçlarını alıp yol parasını da cebine koyarmış... Neden bizim ilahiyatçı hocalar arkalarından bunları diyecek bir kitle bırakmıyorlar? Sorun burada. İlahiyatçılarımız toplumca beğenilmiyor…

Kuran Müslümanı olarak suçlanan hocalar TV’lere bedava çıkarlarken rahmetli Döngel hocanın, Nihat Hatipoğlu’nun, Fatih Çıtak’ın kaç liraya çıktıklarını okumadın mı? Para işin içine girince herkes rengini veriyor. İslamoğlu kendi kanalı dışında çıkınca para almıyor. Mehmet Okuyan bunu haykırarak duyuruyor ve hepsini para almadan anlatmaya davet ediyor. Ayrıca Mehmet Okuyan, Ömer Döngel’in vefatından dolayı üzüntüsünü dile getirdiğini de bizzat gördüm. Diğerlerini rahmet dilediler mi bilemiyorum. Ancak buradan mezhebci olmamak çıkmaz. Hatta birkaç hocayı dışlamak da mezhepçilik anlamına gelmez. Bu dışlamayı siz de işte burada yapıyorsunuz. Bu hep var zaten…

Abdurrahman Dilipak yazdığı “Bir Başka Açıdan Kemalizm” isimli kitabını tarih profesörü İlber Ortaylı ile TV’de tartışmışlardı. Dilipak Mustafa Kemal’e bırak “ikiyüzlü” demeyi “dörtyüzlü” diyebilmek için kitabın kapağında Mustafa Kemal’in dört farklı fotoğrafını resmetmişti. Uzatmamayım programın sonunda Dilipak Atatürk hakkında öylesine çürütülmüştü ki “Bundan sonra tarihi tarihçilere bırakacağım” demişti. Hiç unutmadım. Yıl 1999, tarihi depremden 3 gün önce. Kısacası Atatürk konusu bilgi kirliliği içindedir bırak tarihçiler anlatsınlar. Yok eğer onun “gökten inen dinler” ifadesiyle eleştirdiği din algısını hatırlayacaksan İslam gökten inmedi. Allah semada değil. Semavi din ifadesi de İslam’a uygun değil. Ahirette bu iş çözülür merak etme…İslamoğlu, ““Bu toprakların işgalden kurtuluşunda emeği geçen başta Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, emeği geçen herkesi rahmet ve minnetle yad ediyorum. Barış içinde birlikte yaşayacağımız özgür, aydın, huzurlu ve müferreh bir ülkede yaşamak en büyük dileğimizdir” demiş. Demek ki siz farklı tarih bilgilerine sahipsiniz. O araştırdıkça böyle demeyi uygun görmüş olabilir. Siz de araştırmanızın bu safhasında farklı düşünebilirsiniz. Bu bir adamı toptan kökünden silip atmayı gerektirmez. Velev ki hatalı bile olsa.

Hadis ravilerini eleştirmesinin nedeni Peygambere iftira atıldığına inanmasıdır. Şu hadise bakınız:

“Peygamber Âişe ile evlendiği esnada Âişe’nin oyuncak bebekleri yanındaydı” (Müslim, 2010: Nikâh 71).

“Ben kız arkadaşlarımla beraber bir tahterevalli (veya salıncak) üzerinde oynarken Ümmü Rûmân bana seslendi. Hemen yanına gittim. Bana ne yapacağını bilmiyordum. Elimden tutarak beni kapının yanında durdurdu. Nefes nefese kalmıştım. Biraz sakinleştikten sonra Ümmü Rûmân beni odaya aldı. İçeride bazı ensâr kadınları vardı. Kadınlar: ‘Hayırlı, uğurlu ve mübarek olsun.’ dediler. Ümmü Rûmân da beni onlara teslim etti. Kadınlar başımı yıkayıp beni hazırladılar. Birden Rasûlullah kuşluk vakti ansızın çıkageldi. Kadınlar da beni ona teslim etti.” demiştir" (Buhârî, 2011: Menâkıbü’l-Ensâr 44; Müslim, 2010: Nikâh 69; İbn Mâce, 2013: Nikâh 13; Ebû Dâvud, 1997: Edeb 63).

Bu hadislerin iftira olduğunu söylemek mi yoksa Peygamberi (haşa!)sübyancı göstermek mi dinden soğutur? Hayber Gazvesi’nin 7/628 tarihinde, Tebük Gazvesi’nin de 9/630 tarihinde gerçekleştiği göz önüne alındığında Hz. Âişe’nin Hz. Peygamber’in vefatına yakın zamanlarda bile hâlâ oyuncaklarının olduğu açıkça görülür. Bunlara mı inanacaksınız? Bunlar din değildir. Bu konular ilmin konusudur. Bu hususlardaki ilmi konulardan benim edindiğim son kanaat bunlar Resulullaha iftiradırlar.

Bu rivayetlere bakan ecnebi İlahi Komedya (The Divine Comedy) adlı eserinde Hz. Peygamberi cehennemin en alt tabakasında azap çekiyor halde tasvir etmiştir (Palacios, M. “İslam and divine comedy. London”: Frank Cass, 1968, s. 103).

Bunların nedeni ayetler değil böyle rivayetlerdir. Sevgili ... bunları sindirebilir misiniz? Çok sayıda örnekler veririm bunlardan. Bize Kuran’a uygun olan hadisler yeter. Yok eğer bu uydurma hadislere de sırf Buhari, Müslim, Ebu Davud rivayet etmiş diye saygı duyuyorsanız sözün bittiği yere geliriz…


Başlık Kategori Yayın Tarihi
BİR SAVUNMA YAZISI (20) Genel 28.09.2020
BİR SAVUNMA YAZISI (18) Genel 24.09.2020
BİR SAVUNMA YAZISI (17) Genel 20.09.2020
RESULULLAH'IN AİŞE VALİDEMİZLE EVLENMESİ RİVAYETLERİNİN KRİTİĞİ Genel 13.09.2020
BİR SAVUNMA YAZISI (16) Genel 04.09.2020
Başlık Kategori Yayın Tarihi
KADIN Genel 12.09.2020
Ya Olduğun Gibi Görün ,Ya Göründüğün Gibi Ol Genel 07.09.2020
Kadınları Kerhane Kadınlarına Benzetme Genel 29.08.2020
Başkasının Hakkını Gasp Etmek Genel 29.08.2020
MİLLİ GÖRÜŞ ‘MİLLİ’ Mİ, İRANÎ Mİ?(1) Genel 29.08.2020

Yazıya yapılan bütün yorumlar

wxbjimvm 27.05.2020

precio cialis 20 mg andorra https://cialisk.com/ - cialis generic date <a href=https://cialisk.com/#>best online pharmacy for cialis</a> acheter cialis france forum

Bu yazıya sizde kendi yorumunuzu yazabilirsiniz.