ATATÜRK SİGARA İÇKİ BİLİM AHLAK LAİKLİK DEMOKRASİ ÖZGÜRLÜK DİN VE EĞİTİM SAVIM

Felsefeyi, Atatürk'ü ve Türkçeyi dışlayanlar yanılırlar; felsefe olmasa laiklik, demokrasi, özgürlük de olmazdı; Atatürk olmasaydı Türkiye Türkçesi olmazdı, Türkiye Türkçesi olmasaydı, Türkçenin felsefeye, bilime ve insanlığa en büyük katkısı olan 'Özgürlük' sözcüğü de olmazdı, ve özgürlük günümüzde bile 'serbestlik' sanılırdı.

Demokrasiyi anlayan demokrasici, laikliği anlayan laiklikçi, özgürlüğü anlayan özgürlükçü, dini anlayan dinli, Atatürk'ü anlayan Atatürkçü görmedim; burada yazdıklarım göstermekte ki ben anlamışım.

Kısaca anlatayım: Demokrasi demek bilimsellik demektir ancak önce 'ahlakçılık' demektir çünkü demokrasi isteyenler ahlakçı kimselerdi. Demokrasinin temeli laikliktir, yani laiklik olmazsa demokrasi de olmaz çünkü laiklik yoksa ülkeyi dini inanç yönetiyor demektir ki dini inanç demek zaten ilahi içerikli diktatörlüktür. Demokrasi demek ahlakçılık demektir çünkü laiklik isteyen insanlar ahlakçı kimselerdi. Yani laiklik ve demokrasi isteyen insanlar 'Önce ahlak' diyen kimselerdi, ahlaklı kimselerdi. Laiklik demek bilim demektir, dolayısı ile demokrasi de bilim, bilimcilik, bilimsellik demektir; yani laiklik isteyen insanlar bilim, bilimcilik, bilimsellik isteyen kimselerdi. Yani laiklik ve demokrasi ahlak ve bilim demektir.

Özgürlük özün doğru varlığı ve doğru gelişimidir; bu durumda, özgürlük demokrasi ve laiklik açısılarından(açılarından) 'Önce bilim ve ahlak' demektir yani insan özgürlüğü yemek, içmek, gezmek, üremek üzerine kurulu hayvan özgürlüğünden farklı olarak bir de 'Bilime ve ahlaka uygunluk' içerir. Yani bilimsellik ve ahlakçılık olmadan insan için özgürlük olmaz; var olan şey ancak hayvan özgürlüğü olur, hayvan özgürlüğü sınırı içinde kalmak olur, hayvan özgürlüğünü taklit etmek olur. Yani özgürlük herşeyin yapılabildiği serbestlik değil yalnızca bilime ve ahlaka uygun şeylerin var olduğu var oluş demektir yani laiklik ve demokrasi ile aynı iki temel üzerine kuruludur.

Din nedir; dni tanımlayan Din hadisileri der ki 'Din ilim(bilim) ve ahlaktır, bunlar olmazsa din de olmaz.'. Yani, dinin de temeli bilimcilik ve ahlakçılıktır yani laiklik, demokrasi ve özgürlük ile aynı.

Atatürk nedir; Atatürk de 'Önce ilim(bilim) ve ahlak' dediği için Atatürk de, yani Atatürkçülük de 'Önce bilim ve ahlaktır'. Ne diyor Atatürk; 'Hayatta en doğru yol gösterici ilimdir(bilimdir); ben sıporcunun/insanın ahlaklısını severim/isterim/savunurum' diyor. Yani demek ki Atatürkçülük de laiklik, demokrasi, özgürlük ve din ile aynı iki temel üzerine kurulu yani 'Bilim ve ahlak' üzerine.

Atatürk ne dedi; 'Benim sözlerimle ilimin(bilimin) sözleri çelişirse beni değil ilimi(bilimi) dinleyin' dedi. Sigara ve içki ne; bilim açısından yanlış şeyler. Demek ki Atatürk sigara ve içki içti diye sigara ve içki içmek Atatürkçülük değildir, Atatürk'e ihanettir. Yani açık ki Atatürk günümüzde yaşamakta olsaydı sigarayı ve içkiyi yasaklardı.

Atatürk'ün 'Benim sözlerimle bilimin sözleri çelişirse beni değil bilimi dinleyin' sözü aynı zamanda 'Benim yaptıklarım ahlaka aykırı ise yaptıklarımı yapmayın, ahlakın dediklerini yapın' da demektir çünkü Atatürk 'Önce bilim ve ahlak' dedi yani 'Benim sözlerimle bilimin sözleri çelişirse i değil bilimi dinleyin' sözüne 'Benim yaptıklarım, dediklerim ahlaka aykırı ise beni değil ahlakı dinleyin.' demektir. Bu açıdan; sigara, içki içmek hem bilime yani sağlığa aykırıdır hem de insanlara, topluma yanlış, kötü, zararlı örnek olmak açısından ahlaka aykırıdır yani sigarayı ve içkiyi yalnızca bilim açısından değil ahlak açısından da içmemek gerekir.

Evet; anlaşılmakta ki Atatürk 'Ahlaka aykırı şeyleri yapmayın' da demiş. Bikini, mayo diye ortalıkta sütyen-külot gezmek; mini şort diye ortalıkta külotla gezmek; mini etek, daracık giyinmek, tayt pantolon, dekolte, cinsel sunumlu giyinmek, eşcinsellik, eşcinsel evlilik, zina, porno gibi şeyler de ahlaka aykırıdır; 'Atatürk ahlaka aykırı şeyler yapmayın' demekle 'Bunları da yapmayın' demiş oluyor.

Yani laiklik, demokrasi, özgürlük, Atatürk 'Önce bilim ve ahlak' demek, ve 'Bilime ve ahlaka aykırı olan şeyleri yapmayın' demek.

Türkiye açısından bakarsak; peki tüm bu gerçeklere karşın ülkede neden akıldışı-ahlakdışı moda, akıldışı-ahlakdışı turizım, akıldışı-ahlakdışı ünlüler, akıldışı-ahlakdışı medya var; hukukta, eğitimde, ülke yönetimininde neden akıldışılık-ahlakdışılık var, örnek ki hukukta neden 'Zina, akıldışı-ahlakdışı moda, akıldışı-ahlakdışı turizım serbestliği, toplumsal alanlarda ahlaka aykırı giyimlerle bulunmak hakkı' var; üstelik de %90'ı dinli denilen bu ülkede? Demek ki Türkiye ya da Türkiye'de ne Atatürk dinleniliyor ne din; dinlenilen şey özelde akıldışı-ahlakdışı Abd, genelde ise akıldışı-ahlakdışı Batı; yani açık ki 'Din' denilip dine aykırı şeyler yapılmakta, 'Atatürk' denilip, Atatürk'e aykırı şeyler yapılmakta; 'Laiklik, demokrasi, özgürlük' denilip, bunlara aykırı şeyler yapılmakta ki zaten 'Bilim ve ahlak'a aykırılık demek laikliğe de, demokrasiye de, özgürlüğe de, dine de, Atatürk'e de aykırılık demek yani bu durumda oynayan bilimdışılık ve ahlakdışılık ancak çalan bilim ve ahlak ya da laiklik, demokrasi, özgürlük, din, Atatürk değil; akıldışı-ahlakdışı Abd, ve akıldışı-ahlakdışı Batı.

Bilimin önemi belli de, peki ahlak neden önemli, üstelik de bilim kadar, öyle ki bilimden de önce değerli; çünkü ahlak zekanın, akılın, mantığın, beyinin, ruhun, dolayısı ile de felsefenin, bilimin, laikliğin, demokrasinin, özgürlüğün, akıl-ruh sağlığının, insan olmanın, insanlığın ve medeniyetin en üst nitel aşaması demek. Yani ahlak demek akıl-ruh sağlığı da demektir yani ahlaksız bilim ya da eğitim akıl-ruh sağlığı içermeyen bilim ya da eğitim demektir, örnek ki öğretmenler ve öğrenciler okullarda çırılçıplak olarak da bulunabilirler, derslerde sevişebilirler de yani yalnızca bilim doğruyu göstermez, bilim insan, toplum, insanlık konusularında(konularında) doğruyu göstermek için ahlaka da gereksinim duyar çünkü ahlak beyinin en üst nitel aşaması yani beyinin en üst nitel aşamasını dışlayıp doğru bilim, doğru eğitim olmaz.

Bu durumda açık ki eğitim de, hukuk da, devlet de, ekonomi de, sanat da, edebiyat da, medya da, turizım(turizm) da, moda da, özel hayat da, hayata bakış da 'Bilime ve ahlaka uygunluk' üzerine kurulmalıdır.

Görülmekte ki insanlar ve ülkeler laiklik, demokrasi, özgürlük, din, Atatürkçülük diye bu konulardaki gerçeklere göre değil cehalet ve nefs içindeki kafalarına göre hayali bir dünya çizmişler ki bu durumun Zeus'a yani gerçeklere ve doğrulara aykırılığa tapmaktan da, 21. yüzyılda İlk çağ yaşamaktan da farkı yoktur.

İnsanlık bunu anlayabildiği zaman dünya insanca biryer olacak.

Yani kim bilime ve ahlaka aykırı ise laiklikten, demokrasiden, özgürlükten, dinden, Atatürkçülükten ve insanca bir dünyadan, bunlara yandaş, yoldaş, taraftar, savunucu olarak hiç söz etmesin.

Türkiye de, tüm dünya da önce 'Bilim ve ahlak'ta birleşmeli yoksa birleşilen şey insana, insanlığa, dünyaya, barışa, laikliğe, demokrasiye, özgürlüğe, dine ve insanca bir dünyaya kötülükten başka şey olmaz. Pusulanız da, insanlığın pusulası da, dünyanın pusulası da akıldışı-ahlakdışı Abd, akıldışı-ahlakdışı Batı, akıldışı-ahlakdışı moda, akıldışı-ahlakdışı ünlüler, akıldışı-ahlakdışı turizım, akıldışı-ahlakdışı siyaset, akıldışı-ahlakdışı özel sektör, akıldışı-ahlakdışı medya, akıldışı-ahlakdışı serbestlik değil bilim ve ahlak olsun.


Necdet Gürçiftçi
Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 25.4.20/08.42