KORONA AŞISI OLMAK İSTEMEYENLERE KORONA AŞISI YAPILMAMALI DURUMU

İnsanlığın temel sorunu gerçekte bilimdışılık, ahlaksızlık, barbarlık, savaş, terör gibi şeyler değil mantıksızlık çünkü mantık olsa zaten bunlar olmazdı. Yani felsefe de, bilim de, din de, ahlak da, demokrasi de, laiklik de, özgürlük de önce mantık ile başlar yani mantık yoksa bunlar da olmaz.

İnsan hakları da, demokrasi de, laiklik de, eğitim de, hukuk da, özgürlük de, din de, ahlak da, Atatürkçülük de 'doğru' şeyler yapmaktır; 'doğru'ya giden yol da Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi 'Önce bilim ve ahlak'tan geçer. Yani demek ki bilimdışı insanlar da, ahlakdışı insanlar da, aşıya karşı insanlar da 'Bilim ve ahlak' ile doğru ya da iyi eğitilmemiş insanlardır.

Özelde Türkiye'de, genelde İslam dünyasında 'Aşı karşıtlığı' diye birşey başladı oysa aşı bilime de uygundur, 'Din önce bilim ve ahlak demektir, bilim ve ahlak yoksa din de yoktur' diyen Din hadisileri'ne yani dinin tanımına da uygundur çünkü aşı zaten bilimsel birşeydir, ve aşı olmayıp başkalarının sağlıklarını tehlikeye atmak da ahlaka yani dine aykırıdır. 'Aşı kısırlaştırıyormuş' falan da; yahu her devlet insanlarını kısırlaştırsa, '3-4 çocuk isteyen Akp insanlarını kısırlaştırtmaz, ve Türkiye'de bir aşının içinde neler var, neler yok anlayabilecek bilim, teknoloji ve bilimciler var yani her devletin insanları kısırlaştırmak diye bir amaçı olsa Akp'nin olmaz ki hangi devlet böyle sürekli savaş olasılıklı bir dünyada toplumunu kısırlaştırmak yani yok etmek ister. Açık ki Türkiye'de, ve İslam dünyasında aşı karşıtlığının asıl amaçı(amacı) özelde Türkiye'ye, genelde ise İslam dünyasına saldırı olabilir yani dünyadaki Türk sayısını ve Müslüman sayısını azaltmak ya da yok etmek olabilir; bunu kim ister, açık ki en başta Siyonistler çünkü Siyonistlerin amaçı dünyayı Siyonistlere vermektir ki biravuç(bir avuç) Siyonist kurnazlıklar, tuzaklar ve hileler olmasa dünyayı nasıl elegeçirecek(ele geçirecek)? Gerçek ki geleceğin dünyasında, aşısız insanlara da, aşısız toplumlara da yer olmayacaktır.

Açık ki korona salgını genelde insanlığın mantıksızlık, ahlaka aykırılık ve nefs köleliği içindeki durumunun bir sonuçudur(sonucudur); bu duruma, toplumlarını Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi 'Bilim ve ahlak' ile eğitmeyen, ülkelerini 'Bilim ve ahlak' üzerine kurmayan siyasi iktidarların neden olması ile de özelde siyasetin bir sonuçudur. Yani, tencere yuvarlanmış, kapağını bulmuş durumu. Bu açıdan ki koronaya 'İnsanlığı, ülkeleri ve dünyayı bilime ve ahlaka uygun olarak düzenlemeyi' dayatan doğanın mantıksızlık, ahlaka aykırılık, barbarlık, zalimlik, sorumsuzluk, bencillik ve nefs köleliği yani yozluk içindeki insanlığa ve düzene başkaldırısı olarak da bakılabilir. Yani korona aşısı olmamak yalnızca insanca dünya düşmanlığı değil doğa düşmanlığıdır da.

Görülmekte ki koronaya karşı savaş devletlerden çok insanların savaşımına, mantık durumuna bağlı yani insanlar koronaya karşı bilimsel önlemlere uyarlarsa korona yenilir, uymazlarsa yenilmez; ve devletler de herkesin başına bekçi dikemez. Yani, sokağa çıkmadan önce maske takmanın, elleri sabunla yıkamanın, sağlık kurallarına uymanın devletlerle ne ilgisi var? Bakın, tıp, sağlık, devlet bunca yıldır 'Sigara içmeyin' demekte ancak yine de içenler var. Yani, koronaya karşı savaş önce insanın görevidir, devletin değil; devletin yapabileceği tek şey uyarılar yapmaktır, yasaklar çıkarmaktır, aşı ve ilaç yapmaktır ya da sağlamaktır ki insan aşı olmak istemiyorsa zorla nasıl yapacaksın. Yani koronaya karşı savaş; işsizlik, yoksulluk, enflasyon, ekonomi gibi yalnızca devletin yapabileceği birşey değil. Görüyorsunuz işte; demokrasi ve bilim denilen Avrupa'da, Abd'de bile, maske takmak istemeyen, koronaya karşı önlemlere uymak istemeyen kişiler gösteriler, eylemler yapmakta. Açık ki insanların zekalarından yalnızca devletler değil insanların kendileri de sorumludur. Yani, koronaya karşı savaşın temeli yaşamak isteyenlerin yapmaları gereken şey herşeyi devletten beklemeyip, koronaya karşı bilimsel önlemlere istekle, sürekli ve dikkatle uymaktır ki bugün korona gelir, yarın başka birşey yani artık bilimsel, mantıklı, tutarlık, gerçekçi bir hayat sürmesi gerekiyor insanlığın; ceptelefonlu, bilgisayarlı, televizyonlu, beyazeşyalı, uçaklı, arabalı, apartmanlı, metrolu Mağara çağı dönemini bırakıp.

Yani, korona olmak istemeyen insan öncelikle maske takmalıdır ve öteki önlemlere de uymalıdır yani maske takan ve öteki önlemlere de uyan insana maske takmayan insanlar korona bulaştıramaz. Maske ancak nasıl maske? Maske yeni satın alınmış da olsa tuzlu su püskürtülüp tuzlanmalıdır çünkü yeni de olsa maskenin dezenfektanı olmayabilir, satıcı kirli elleri ile tutup vermiş olabilir, maskeyi satın alanın elleri kirli olabilir; yani maske öncelikle tuzlanmalıdır. Ve, eğer aynı maske pekçok kez ya da sürekli kullanılacaksa, her eve gelişte maskeye çamaşır suyu eklenmiş su püskürtülmeli, ve maske hiç sıkılmadan kurutulmalıdır, sonra da maskeye tuzlu su püskürtülmeli ve maske yine sıkılmadan kurutulmalıdır, sonra kullanılmalıdır yani önemli olan şey maske değil maskenin dezenfekteliliğidir; öyle ki gerçekte önemli olan maske de değil havanın dezenfekteliliğidir yani her an dezenfekteli durumdaki havaya sahip bir ortamda maskeye de gerek olmaz.

Korona aşısı olmak istemeyenlere aşı yapılmamalı.

Neden? Çünkü zaten Akp iktidarı aşı olmayı keyife bırakmış durumda çünkü bebeklere ve çocuklara zorunlu sağlık aşılarının yapılması annelerinin ve babalarının onayına yani bağlı koşulunu getirdi Akp iktidarı; gerçekte 'Babanın onayı'na çünkü Akp Osmanlıcı ve İslamcı, Osmanlıcılıkta ve İslamcılıkta erkeğin onayı geçer.

Yani, bebeklerine ve çocuklarına aşı yaptırmaya zorlamadığınız insanları aşı olmaya nasıl ve neden zorlayacaksınız? Yani gerçek ki demokrasi, laiklik, Türkçe ve Atatürk düşmanlığı akıl, mantık ve bilimsellik düşmanlığıdır da.

Bunun dışında, şu nedenler de var:
1- Yaşamak istemeyen kimseyi, ölmek isteyen kimseyi zorla yaşatamazsınız. Ameliyat olmazsa ölecek hastalar bile ameliyat olmazlarsa ameliyat edilmiyorlar. Yani herkesi yaşatamazsınız çünkü dünya Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği ve istediği gibi 'Bilim ve ahlak' üzerine değil cehalet ve nefs yani demokrasinin, laikliğin, özgürlüğün, eğitimin, akıl-ruh sağlığının, ve dinin en büyük iki düşmanı üzerine kurulu.
2- Demokrasi, laiklik ve din demek 'Önce bilim' demektir yani 'Önce bilimsellik, bilim egemenliği, bilime uymak' demektir. Yani demokrasinin, laikliğin, bilimin, dinin ve insanlığın bilime uyan, bilimsel mantıklı, bilimsel insanlara yani toplumlara gereksinimi var; bilime aykırı insanlara, bilime aykırı toplumlara değil. Yani, geleceğin dünyası da, geleceğin insanlığı da Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi 'Bilim ve ahlak' üzerine kurulu olacaktır, yani geleceğin dünyası bilime ve ahlaka aykırı olanlara aykırı bir dünya olacaktır. Aşıya karşı olmak yalnızca bilime değil dine, ahlaka, vicdana ve medeniliğe de karşı olmaktır çünkü aşı olmayıp başkalarının hayatlarını da tehlikeye atmak dine de, ahlaka da, vicdana da, medeniliğe de aykırıdır yani vicdana ve medeniliğe karşı olan yani vicdansızlık ve barbarlık isteyen insanların 21. yüzyılda ne işleri var? Açık ki suçların genel nedeni de vicdana ve medeniliğe karşı olmaktır; yani aşı olmamak, aşı karşıtlığı öteki insanlara da, topluma da, insanca dünyaya düşman olmaktır; açık ki geleceğin dünyasında bilime ve ahlaka aykırı olanların yeri olmayacaktır yani şimdiden geleceğe hazırlanmak gerekir yoksa geleceğe hazırlanmış ülkelerin kölesi olunur.

Bu nedenle; korona aşısı olmak istemeyen yetişkinlere korona aşısı yapılmamalı ancak bebeklere ve çocuklara yapılmalıdır çünkü bebeklerin ve çocukların hayatları da, sağlıkları da başkalarının keyifine bırakılamaz; bebeklerin ve çocukların hayatları başkalarının dudakları arasında değil devletin güvencesi altındadır.

Yani, bırakın ölmek isteyen ölsün, yaşamak isteyen yaşasın; Türkiye'nin de, insanlığın da, dinin de bilime, medeniliğe ve vicdana aykırı insanlara gereksinimi yok zaten. Yani, insanların yaşamak hakkı gibi ölmek hakkı da olmalı çünkü kimse zorla yaşatılamaz ki bazı ülkelerde ötenazi denilen şey var.

Maskeni tak, öteki kurallara uy, aşını ol; gerisini merak etme sen.

Ya, bilimin dediği olmalı yani bırakın aşıyı, ameliyat olmak istemeyen ancak ameliyat olmazlarsa ölecek hastalara bile zorla ameliyat yapılmalı yani insanlar kendi hallerine bırakılmamalı ya da insanlar kendi hallerine bırakılmalı.

Gerçek şu ki geleceğin dünyasında bilime ve ahlaka aykırılığa yer yok; olmamalı da. İnsanlığın başına ne geliyorsa bilime ve ahlaka aykırılık yüzünden geliyor zaten; siyaset ve özel sektör denilen kapitalistlik, sömürü de bu bilime ve ahlaka aykırılıktan besleniyor zaten yani geleceğin dünyasında siyasete ve özel sektöre de yer yok.

Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi 'Bilim ve ahlak'a uyun, dünyada sorun kalmaz.


Necdet Gürçiftçi
Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız, hiçbir dinden olmayan dinli ve bilge
İnternette yayınlandığı zaman: 1.12.20/04.59