Önce İnsan Olmak

Babası 3. Aleksandr'ın 1894'te ölümü üzerine, 26 yaşında tahta çıktı. Babasının cenaze töreni ile evliliği üst üste gerçekleşen Çar 2. Nikolay, neredeyse 300 senedir hüküm süren Romanov ailesinin son ve en bahtsız hükümdarı oldu. Hükümranlığı boyunca gerek Alman olan eşi Aleksandra, gerek eşini ve kendini aşırı etkileyen köylü rahip Rasputin, gerekse oğlu Aleksey'in hastalığı dolayısıyla birçok yanlış karar verdi. Olayları ve yaşadığı zamanı iyi okuyamayan Çar Nikolay, sonunda Romanov ailesinin sonunu getirdi. 1917 yılı Şubat devriminde, önce Aleksander Sarayı'nda, sonra kendisi ve ailesinin katli için özel olarak ayarlanmış bir evde hapis edildi. Ve yine bu özel evde hapis durumundayken, bir gece ansızın, ailesi ile birlikte katledildi. 

Buradan sonrası bizim asıl konumuz. İnsanlık!  Herkes için doğru olanı yapmak! Çar Nikolay ve eşi, Rusya' ya büyük zarar verdiler ve bunların da sonucu olacaktı elbet. Saltanatlarını ve bütün mallarını kaybetmelerinin yanında, ülkeden sürülmeleri ise hakedilmiş olmakla beraber yeterince katı bir ceza olacaktı. Fakat bütün ailesiyle beraber katledilmesi, yaşama haklarının elinden alınması, yaptıklarından dolayı kraliyet ailesine kin besleyen bir çok insanın bile Çar ve ailesine sempati ile yaklaşmalarına sebep oldu. Gecikmiş sempati! Bu sempati, katliamdan önce duyulamaz mıydı? Elbette duyulabilirdi. Tarihte bunların da örneği mevcut. Osmanlı Hanedanı'nın ülkeden sürülüp canlarına kıyılmaması gibi. Ya da Prag'da meclis üyelerinin Hussitler tarafından defenestrasyon (camdan atılarak öldürülme) yöntemi ile cezalandırılması gibi. Kaynaklarda meclis üyelerinin ailelerine, halk tarafından bir saldırı bildirilmiyor. Tabii ki Rusya örneği de tarihte tek değil. Asıl suçlunun ya da 'suçlu görülen!' kişinin cezalandırılmasının yeterli olmadığı da çok örnek var. Günümüze en yakın örneklerinden birisi Nijerya'daki, Fela Kuti'nin orduyu eleştirmesi nedeniyle annesinin askerler tarafından önce camdan atılıp ardından yakılması barbarlığıdır. Kişisel haklara, düşünce özgürlüğüne tahammülsüzlük için de örnek gösterilebilir bu ayrıca. Rejimler arası çatışmalar kültürden, eskiye saplanıp kalan insanlardan, inançtan, görüş ayrılıklarından etkilenirler. Ama hangi kesimden, hangi görüşten olursa olsun, insanlar birbirlerinin yaşam ve özgürlük haklarına saygı göstermek zorundadır. 

Kültür farklılığından ve dönemin rejim anlayışından dolayı, bir zamana kadar ülkeleri kral, padişah, imparator denen kişiler yönetmişlerdir. Bu kişilerin verdikleri kararlar ve yönetim biçimleri dolayısıyla bazı insanlar aç ve eğitimsiz kalmış hatta hayatlarını kaybetmiştir. Nihayetinde bu 'Tek Adamlara' kin, nefret duygusu çoğalmıştır zamanla. Bunun toplu hareketler, isyanlar sonucu ailelerini de etkilemesi ise çoğunlukla kitlesel olaylarda tansiyonun ve şiddetin yükselmesi ve önlenememesi olarak kabul edilir. Halbuki bireylerin içindeki, zihnindeki öç alma ve doğru olanı yapma algılarının yönetimi ve  gelişmişliği ile de doğru orantılıdır. İnsanlar olarak bizler, yaptığımız hatalardan ders alır ve tekrar yapmamaya çalışırız. En azından yapmamamız gerekir. Fakat toplumun hangi kesiminden olursa olsun, yönetici ya da halk, günümüzde her bireyin bunu gerçekleştirdiğini ne kadar söyleyebiliriz? Günümüzde toplumu anlamayan, çağı doğru değerlendiremeyen her insan, yönetimden yahut halktan, kendileri ile birlikte birçok hayatın da yitip gitmesine sebep olmaktadır. O yüzden yaşadığınız-yönettiğiniz toplumu anlamak, onun için çalışmak ve bireylerine saygı duymak çağdaş insanın sahip olması gereken ilk özelliktir. Erdem, iç güdü, anlayış. Adına ne dersek diyelim, ona sahip değilsek ne kadar çağdaş olduğumuzu düşünmemiz gerekiyor. Kafamıza estiğinde çıkıp, "Ben hanedan torunuyum. Dedemin mirasını istiyorum."  ya da "Bu adamlar bizim görüşümüzde değil. Yakalım onları!“ diyerek, kitlesel nefreti ve ayrışmaları tetiklemek çağdaş insanlıkla bağdaşmamanın dışında, açık bir şekilde zalimlik ve kötü niyettir. 

Ez cümle, önce yönetimdeki kişiler olmakla beraber her bireyimizin kişiler haklara, özgürlüklere saygılı olması ve karşısındakini anlayabilmesi gerekir. Ders alacaksak eğer tarihi bilmemiz, bunun için de çok okumamız gerekir. Okuyalım, gelişelim, birey olalım. Sonra da bir arada yaşamayı öğrenip toplum olmayı başaralım. Bilelim ki tarih, ders almayı bilmeyen toplumlar için tekerrür eder sadece. Sevgilerle! 


Başlık Kategori Yayın Tarihi
Neden Hala İnsan Olamadık? Sosyal 28.05.2020
Cehalet Salgını Sosyal 30.04.2020
Birlikte Denememiz Lazım Sosyal 11.04.2020
Asıl İnsanlık Düzeyi Yaşam 09.04.2020
Bir 'Sanatçı', ülkesinin kaderini değiştirebilir mi? Sosyal 08.04.2020
Başlık Kategori Yayın Tarihi
GENÇLER NEDEN EVLEN(E)MİYOR? Sosyal 22.05.2020
ESKİ RAMAZANLARI UNUTMAYALIM Sosyal 15.05.2020
Aklın bir hali olarak; "Analidratik" düşünce Sosyal 04.05.2020
CORONA GÜNLERİNDE TOPLU ULAŞIM Sosyal 28.04.2020
SOSYAL YARDIMLAŞMADA TEKELLEŞME SORUNU Sosyal 23.04.2020

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.