SÜLEYMAN SOYLU VE YETİŞKİN İNSAN DİŞİSİNE KARŞI İŞLENİLEN SUÇLAR

İnsanlığın temel sorunu demokrasisizlik, bilimdışılık, açlık, yoksulluk, işsizlik, ahlaksızlık, suç, adaletsizlik gibi şeyler değil mantıksızlıktır çünkü yanlış şeylerin ilk nedeni mantıksızlıktır. Mantığın ilk ve en büyük düşmanı da nefstir çünkü nefs hem en büyük cehalettir, hem kötülüklerin hem nedeni hem amaçıdır(amacıdır), hem de önce mantığa, sonra da ahlaka ve vicdana zarar verir. Bu nedenle ki Muhammed de, Atatürk de 'Önce ilim(bilim) ve ahlak' dedi; ve bu nedenle ki ülkeler, devletler, ekonomiler 'Önce bilim ve ahlak'a göre düzenlenmelidir.

Sanılmakta ki demokrasi demek siyaset, siyasi parti, seçimler demektir oysa demokrasi demek de 'Önce bilim ve ahlak' demektir oysa siyaset tüm dünyada bilime ve ahlaka aykırı bir dünyadır. Yani, siyasetten çözüm olmaz; çözüm, Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi 'Önce bilim ve ahlak' sistemi, düzeni, devleti, ülkesi ile olur. Yani demokrasi yani gerçek, doğru demokrasi siyasete, siyasi partilere, siyasetçilere değil bilime ve ahlaka oy vermektir yani bilim ve ahlak yoksa oy vermek ya da demokrasi hükümdarlara oy vermek gibi olur.

Akp dünyası açık ki yalnızca demokrasiye, laikliğe, insanlığa, akıl-ruh sağlığına, Atatürk'e ve dine değil mantığa da aykırı bir dünyadır çünkü en başta durumu ki öz bebek kardeşlerini, öz çocuk kardeşlerini yani bebekleri ve çocukları bile öldürtmekten çekinmemiş Osmanlı hanedanlığı'nı ve sultanlarını baştaçı(baştacı) etmekte. Bu nedenle ki Osmanlıcılıktan uzak durulmalı, öyle ki Osmanlıcılık anayasal suç, ve insanlık suçu sayılmalıdır oysa Akp döneminde görülmekte ki ders kitaplarında bile Atatürk azaltılmakta, Osmanlı sultanları çoğaltılmakta. Açık ki bu durumun dünyayı da, Türkiye'yi de, insanı da doğru yere götürmez çünkü Muhammed de, Atatürk de 'Önce ilim(bilim) ve ahlak' diyor ki bilime de, ahlaka da vicdan ve merhamet de dahildir çünkü bilimin nedeni insanlığın sorunlarına duyarlılık vicdanıdır, ahlak da vicdanın en üst nitel aşamasıdır, örnek ki ahlak 'Sigara içme, topluma kötü örnek olma, vicdanlı ol; topluma kötü örnek olacak kadar vicdansız olma' der.

Kaldı ki siyasetin kendisi felsefeye, bilime, demokrasiye, laikliğe, özgürlüğe, insanlığa ve dine aykırıdır çünkü siyaset bilimi ve ahlakı değil iktidar olmayı amaç edinir; bu nedenle ki bilime ve ahlaka aykırı insanlardan bile oy ister, ve onlara da bilime ve ahlaka aykırılık vaat eder. Bu nedenle ki gün gelecek, tüm dünyada özel sektör ve siyaset yasaklanacaktır.

Ülkemizde tıpkı Abd'de ve Ab'de de olduğu gibi kadına şiddet, ve 'kadın cinayeti' denilen, kurbanların yetişkin insan dişisi olduğu, katillerin yetişkin insan erkeği olduğu cinayetler var. Durum bu da açık ki; merkezi büyük olasılıkla Abd-Avrupa-İsrail üçgeni içinde olan, akıldışı, ahlakdışı, küresel ve derin bir güç de hem biryandan dünyaya, tüm ülkelere akıldışılık ve ahlakdışılık yaymaya, hem de bunun için akıldışı-ahlakdışı moda ve akıldışı-ahlakdışı yetişkin insan dişisi ünlüler egemenliği ile yetişkin insan dişisini kullanmaya çalışmakta; bu nedenle ki öteki ülkelerde de olduğu gibi Türkiye'de de son zamanlarda kadıncı(feminist) bir durum oluşturulmakta, sanki 'Bilim ve ahlak', alime olmak istiyorlarmış gibi oysa istenilen şey ortalıkta sütyen-külot gezmek modası dahil pekçok akıldışı-ahlakdışı şeyler yani 'Bilim ve ahlak'a aykırı şeyler, yani açık ki bu 'kadıncı' durum gerçekte küresel ve derin bir tuzaktır ki İstanbul sözleşmesi de buna alettir.

İç işleri(İçişleri) bakanlığı bakanı Süleyman Soylu da kadına şiddet ve kadın cinayetileri(cinayetleri) konusunda demiş ki 'Erkeklere sesleniyorum, kendinize gelin. Nereden çıktı, bu kadın dövmek, bu kadın cinayeti? Neyi tatmin ediyorsun, hangi duygunu yüceltiyorsun, ayıptır.'.

Açık ki Süleyman Soylu ya Osmanlı tarihini bilmiyor ya da o an dalgınlığına gelmiş, unutmuş olmalı çünkü Osmanlı hanedanlığı'nda, öz bebek kardeşlerini, öz çocuk kardeşlerini yani bebekleri ve çocukları; öz annelerini yani kadını; karılarını yani kadınlarını; cariyelerini yani kadınlarını bile öldürtmekten çekinmemiş sultanlar var.

Yani, bu durumda, Süleyman Soylu'nun 'Nereden çıktı, bu kadın dövmek, bu kadın cinayeti?' sorusu; Akp Osmanlı hanedanlığı'nı ve sultanlarını baştaçı ettiği için mantığa oldukça aykırı olmakta. Bilim, teknoloji, ve insanca yaşamak olanaklarının tarihsel zirvesi olan 21. yüzyılın Akp dönemindeki Türkiye'de, suçların azalmak yerine artmasına bir de bu açıdan bakmak gereği vardır.

Yani, ülkede, biryandan(bir yandan) Osmanlıcılık yapılırken, biryandan da 'Nereden çıktı, bu kadın dövmek, bu kadın cinayeti?' sözü oldukça mantıksız olmamakta; eğer çıkan yer merak ediliyorsa.


Necdet Gürçiftçi
Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız, hiçbir dinden olmayan dinli ve bilge
İnternette yayınlandığı zaman: 24.11.20/04.49