FANTA REKLAMININ 'SAÇMALAMAKTAN KORKMA' DERKEN BİLE SAÇMALAMASI DURUMU

Farkındasınızdır ya da farkında olmalısınız; özelde moda reklamları(tanıtımları) da, çikolata/gofret/bisküvi gibi şeylerin reklamları da, dondurma reklamları da, içecek reklamları da saçmalamaya başladı, genelde ise reklamlar toplumu akıldışılığa, utanmazlığa, şiddete, barbarlığa, bencilliğe, sorumsuzluğa yani nefse yani mantıksızlığa yani bedene köleliğe yönlendirme özelliği göstermeye başladı; bu rastlantı mı yoksa kasıt mı acaba? 21. yüzyıl açık ki öküzün bile altında buzağı aramayı gerektiren bir çağ özelliğinde çünkü mantık ne kadar sonsuz bir alana sahipse, mantıksızlık da o kadar sonsuz bir alana sahip yani 21. yüzyıl biryandan(bir yandan) mantıksızlık çağı, biryandan da mantıksızlığa karşı savaşım çağı.

Moda da, turizım(turizm) da, medya da, sıpor(spor) da birzamanlar(bir zamanlar), masumdu; sigara bile Türkiye'ye 'ilaç' olarak getirilmişti, öyle ki doktor reçetesilerinde(reçetelerinde) bile yer aldı ilaç olarak; moda ise şimdiki gibi 'akıldışılık, ahlakdışılık, utanmazlık, yozluk' olarak değil idi, 'medenilik, görgülülük, hanımefendilik, beyefendilik' olarak getirildi; turizım ise kardeşlik, dostluk, konukseverlik, kültür, medenilik olarak; medya şimdiki durumu gibi siyasi yandaşlık olarak değil 'Gerçekleri ve doğruları topluma yansıtmak' olarak vardı; sıpor da şimdiki gibi barbarlık ve ticaret olarak değil 'kardeşlik, dostluk, dünya kardeşliğine ve dünya barışına hizmet' olarak idi.

Reklamlar masum mu? Birzamanlar onlar da masumdu ancak açık ki çağımızda değil çünkü birzamanlar reklamların amaçı(amacı) 'ürün tanıtmak' ve para kazanmak üzerine kurulu idi; çağımızda ise bu iki amaç yanında bir de insanların, toplumların üstelik de 'akıla, mantığa, bilime ve ahlaka' aykırı olarak beyinyıkama(beyin yıkama), toplum mühendisliği, algı operasyonu gibi bir durum içinde, akıldışılaştırmak, bilimdışılaştırmak, ahlaka aykırılaştırmak halinin oluştuğu görülmekte çünkü reklamlarda, akıla aykırı, bilime aykırı, ahlaka aykırı, Türklüğe aykırı, insanlığa aykırı, akıl-ruh sağlığına aykırı görüntüler ve sözler de görülmekte, ve bu durum gittikçe genelleşmekte, ısrarcılaşmakta, ve egemenleşmekte. Bu tür reklamların genelde, Batı dünyasına ait yabancı şirket/yabancı ürün reklamlarında görülmesi; akıldışı, ahlakdışı, küresel ve derin bir güçün(gücün) etkisi altında kalmışlık olasılığı yanında bir de Batının var olan, olağan yoz, akıldışı, ahlakdışı, mantıksız durumunun olağan bir yansıması olmak olasılığı da kuşkusuz ki bulunmakta ancak bu durum ne kadar olağan, artniyetsiz olsa da yanlış içeriği nedeni ile ruhsal zarar, ruhsal kötülük oluşturabilir yani masumluk sonuç olarak bu durumun savunması, hakkı olanağı olmaz. Ve, reklamlarda; akıldışı-ahlakdışı ünlüleri oynatma eğilimi de; interneti ısrarcı, sürekli ve yoğun biçimde saran, bikinili, mayolu yani cinsel sunumlu/cinsel tahrikli reklamları reklamların masum olmama yoluna girmekte oldukları yönünde bir başka durum oluşturmakta.

Yani, sonuç olarak gerçek şu ki 21. yüzyılda, dünyada artık hiçbirşey masum değil. Bu nedenle ki 21. yüzyıl insanı eskiye göre daha çok zeki, daha çok mantıklı, daha çok dikkatli, daha çok ayrıntıcı, daha çok bilimsel, daha çok ahlakçı, daha çok beyinsel, daha çok kültürlü olmak zorunda.

İlginç ki, özellikle yabancı ürün reklamlarında(tanıtımlarında) 'Kirlenmek güzeldir', dağınıklığı sev, 'Saçmalamak güzeldir', 'Saçmalamaktan korkma', 'Ahlaklı giyinene de, ahlaksızca giyinene de, ahlaklıya da, ahlaka aykırıya da saygı göster; seni eleştirene saygı gösterme, özeleştiriye de eleştirilmeye de kapalı ol, kafana göre takıl, bildiğini oku, sana ne-kime ne-bana ne, de' diye, ve gibi sözler, savlar söylenilmeye başlandı; örnek ki Muhammed'in 'Din bilim(ilim), ahlak, utanmak, vicdan, merhamet, dürüstlük, adillik, güvenilirlik, tarafsızlık, medenilik, nefssizlik' demektir, sözündeki sözcükleri içeren sözler yerine; Atatürk'ün 'Önce bilim(ilim) ve ahlak' diyen sözünün sözcüklerini içeren sözcükler yerine; Yunus Emre, Mevlana gibi erdemli insanların sözlerini içeren sözler yerine; düşünürlerin, alimlerin, alimelerin, bilgelerin erdemli, ahlaklı, mantıklı, toplumsal olmayı öğütleyen sözleri yerine. Açık ki özellikle 21. yüzyılda; artniyet, kötüniyet, ajanlık, düşmanlık gibi olasılıklar dışlanıp düşünülemez çünkü 21. yüzyılda 'Toplum mühendisliği' ve 'Algı operasyonu' denilen şeyler de oluşturuldu. Kaldı ki reklamların görevi 'tanıtmak'tır; kapitalistlerin işi para kazanmaktır; insanları ve toplumları yönlendirmek, koşullandırmak; insanlara ve toplumlara akılhocasılığı(akıl hocalığı) yapmak değil yani düşünür, alim, alime, bilge mi olmuşlar da bunları yapmak istiyorlar. Yani hem toplumların paralarını alıp, hem de toplumların ahlakına, akıl-ruh sağlığına zarar vermek, kötülük etmek olmaz.

Bu açıdan; genelde devletleri, toplumları ve medyayı, özelde ise reklamcıları uyarmak zorunludur.

Fanta'nın 2020 kasım aralık Tv tanıtımın 'Saçmalama. Her gün bunu duyuyorsunuz. Saçmalama diyolar. Ama ya asıl eğlence saçmalamakla başlıyosa? Biraz cesaretini kullanıp saçmalasan ne çıkar? Ben sana söyliyeyim; içindeki en renkli insan ortaya çıkar. Saçmalamaktan korkma. Fanta' diyor.

Yanlış işitmedi isem 'diyolar' ve 'başlıyosa' denilmekte yani 'r' harfi yok edilmiş oysa sözcükte harf eksiltmesi hem dile, hem de nesiller arası anlaşıma zarar verir, kötülük eder çünkü sözcüklerdeki her harf tıpkı matematikteki her sayı gibi zorunludur. Yani 'diyolar', 'başlıyosa' diyorlar ise dile zarar, kötülük.

Tanıtım görüntüsü önce, altında eşofman, eşofmanın üstünde ise yüzücü mayosunun üstü görünen yani ahlaka, İslamiyet'e, dine, Müslümanlığa, dinliliğe, Türklüğe aykırı halli bir genç ve üniversite öğrencisi yani öğrenci olduğu algısı veren yetişkin insan dişisi mutfaktaki masadan, yatak odasındaki yatağa atlıyor yani aynı zamanda fantastik denilen bir durum da. Sonraki görüntülerde aynı bayan bu kez mayonun tümü görünür biçimde olarak, evinin bahçesindeki bir sandalyeden kara atlıyor, heryanın kar altında olduğu bir kış mevsiminde. Yine, kar altındaki bir sokakta, bir yetişkin insan erkeği genç, karda ayakta kaymakta ve bir elinde çay ya da kahve türü bir içecek bardağı ile hem kitap okumakta hem de açık ki paten gibi birşeyle kaymakta.

Açık ki bu tanıtım yani bu sözler insanları ve toplumu Muhammed'in ve Atatürk'ün de dediği gibi 'Bilim ve ahlak'a yani mantıklı ve toplumcu olmaya değil bilime aykırılığa, ahlaka aykırılığa, akıldışılığa, sorumsuzluğa, bencilliğe, nefse köleliğe ve bedene köleliğe yönlendirebilir; en azından, bu tanıtımın etkisinde kalan ya da kalmak isteyen yoz bir kitleyi oysa insanlar da, toplumlar da, ülkeler de, insanlık da, dünya da saçmalığa doğru değil, Muhammed'in ve Atatürk'ün de dediği gibi 'Bilim ve ahlak'a doğru gitmelidir; insanca, mantıklı, ve akıl-ruh sağlığı yerinde olmak istiyorsa.

Bu tanıtım gerçekte 'saçmala' derken de saçmalamakta çünkü 'Ama ya asıl eğlence saçmalamakla başlıyosa?' diyor yani yalnızca 'saçmalamanın saçmalık olduğunu' söylememekte, eğlencenin saçmalık olduğunu da söylemekte yani açık ki 'saçmalamak' ile gidilen yer, yol yine bir saçmalık olmakta.

Türk dil kurumu sözlüğü 'saçmalamak'ı şöyle açıklamış ve örneklendirmiş: 'Anlamsız, gereksiz, tutarsız, saçma sapan sözler söylemek veya bu tür davranışlarda bulunmak, abuklamak: 'Konuşması büsbütün dağıldı, tutarsızlaştı. Artık saçmalıyor. Attila İlhan'. Fanta'nın bu reklamında açık ki genelde öğrenci, özelde ise üniversite öğrencisi gençler yani gençlik var; düşünün, Muhammed de, Atatürk de 'Önce bilim ve ahlak' diyor; okulların ve üniversitelerin yani eğitimin amaçı bilimsel olmak yani saçmalamamak ancak bu tanıtım özelde öğrencileri, genelde toplumu saçmalamaya yani Muhammed'e de, Atatürk'e de, eğitimin amaçına da aykırı bir yöne yönlendirmeye çalışmakta yani Muhammed, Atatürk, felsefe, bilim, akıl, mantık, ahlak, din, insanlık 'saçmalama' derken bu reklam 'saçmala' demekte yani 'doğru ve iyi olan'a karşı cephe almak durumuna girmekte; peki öyle ise bu okullar, bu üniversiteler, bu eğitim, bu Milli eğitim bakanlığı, bu Gençlik bakanlığı, bu Aile bakanlığı, bu Diyanet, bu hukuk, bu devlet, bu ülke neden var? Sonra da 'Toplumda neden suç oranı yükseliyor; kadına şiddet ve kadın cinayetleri neden artıyor; sıporda şiddet neden var?' imiş; 'Saçmalamak güzeldir, saçmalamaktan korkma' dersen, oluşacak durumun akılcı, mantıklı, ahlaklı, insanca bir durum olmayacağı açıktır.

Gerçek ki modanın da, turizımın da, özel sektörün de, medyanın da, reklamcıların da, para kazanmanın da saçmalamaya gereksinimi olsa da felsefenin, bilimin, ahlakın, dinin, insanlığın, Muhammed'in, Atatürk'ün ve Türkiye'nin saçmalamayan insanlara gereksinimi var.

Yani, özel sektör de, bu durumlara izin veren siyaset de bu denli akıldışı, bilime aykırı, ahlaka aykırı, akıl-ruh sağlığına aykırı, dine aykırı, demokrasiye aykırı, laikliğe aykırı, eğitimin amaçlarına aykırı, öyle ki insanlığa aykırı bir duruma gelmiş görünmekte. Neden? Çünkü özel sektör de, siyaset de, moda da nefstir; nefs de hem en büyük cehalettir, hem kötülüklerin nedeni ve amaçıdır, hem de önce akılı, mantığı, sonra da ahlakı, vicdanı ve utanmayı yok eder. Bu nedenle ki geleceğin dünyasında, insanca dünya da özel sektöre de, siyasete de yer yok çünkü o dünya siyaset ve özel sektör yani yozluk üzerine değil, Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi 'Bilim ve ahlak' üzerine kurulu olacak.

Fanta'ya denilir ki 'Saçmalama, ve saçmalamaktan kork çünkü saçmalamak bilim ve ahlak içermiyorsa yanlış, öyle ki kötü yola götürebilir.

Açık ki siyaset, özel sektör ve moda 21. yüzyılı Masumsuzluk çağı yapmakta; öyle ki çizgi filımlar(filmler), oyuncaklar, müzik, sinema, sanatçılar, ünlüler, ve seçimler bile masum değil artık. Yani; 'Din bilim, ahlak, vicdan, merhamet, dürüstlük, adillik, güvenilirlik, medenilik, tarafsızlık ve nefssizlik demektir' diyen Din hadisileri' sınavından yani din sınavından geçebilirsen masumsun, geçemezsen masum değilsin.

Saçmalamaktan korkun, hele ki saçmalamak bağımlılığından hepten, tümden korkun çünkü saçmalamak insanı akıldışılığın da, ahlakdışılığın da kölesi yapabilir, insanın akıl-ruh sağlığını da bozabilir; öyle ki ahlakdışı seçimlere(tercihlere) ve zararlı madde bağımlılıklarına da yönlendirebilir. İnsanlığın doğru önderi; saçmalayan insanlar ve toplumlar değil, saçmalamayan insanlar ve toplumlardır ki onlar da Muhammed ve Atatürk gibi 'Önce bilim ve ahlak' derler çünkü bilim zekanın, akılın, mantığın, beyinin, ruhun en üst nitel soyut aşamasıdır, ahlak da en üst nitel aşaması.

Savım ki Rtük reklamların saçmalamalarını yani toplum mühendisliklerini, algı operasyonlarını, beyinyıkamalarını da önlemeli.

Burası hertürlü akıldışılığın ve ahlakdışılığın serbest olduğu akıldışı ve ahlakdışı Batı değil; burası 'Önce bilim ve ahlak' diyen Atatürk'ün ülkesi.

Aynaya bak; bilimsellik, akıl, mantık, utanmak, ahlak görmüyorsan yanlış yoldasın demektir; ünlü olsan bile, zengin olsan bile, işinde ya da hayatta başarılı olsan bile.

'Ya sev ya terket' değil; 'Ya mantıklı ve ahlaklı ol ya da üzül, utan', en azından topluma ve insanlığa yanlış, kötü, zararlı örnek olduğun için.

Türkiye, insanlık, Muhammed ve Atatürk; Madonna'lar, Lady Gagalar, Kim Kardashian'lar, Selena Gomez'ler, akıldışı-ahlakdışı insanlar değil; alimler, alimeler, mantık ve ahlak içinde insanlar istiyor.

Reklamcının işi reklam yapmaktır, reklamın işi ürünü tanıtmaktır; beyinyıkamak, toplum liderliği, toplum biçimlendirmek, akılhocasılığı gibi şeyler değil.

Önerim ki pısikologlar(psikologlar) reklamlardaki tiplemelerin ve sözlerin zeka düzeyileri konusunda açıklama yapmalıdır.


Necdet Gürçiftçi
Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız, hiçbir dinden olmayan dinli ve bilge
İnternette yayınlandığı zaman: 15.11.20/07.42