19 MAYIS BAYRAMI GENÇLİK BAYRAMI DA DEĞİL DOĞRU DA DEĞİL SAVIM

Ben dogmatik biri de yandaş biri de değilim; Atatürk'e de, Muhammed'e de saygı duyarım ancak bir sözü onlar söyledi ya da birşeyi onlar yaptı diye hemen onaylamam; önce genelde felsefe, özelde ise mantık ile incelerim; felsefe ile inceleyip, doğrularına doğru, yanlışlarına yanlış derim; bunu bilimciler için de yaparım, akademisyenler için de, herkes için de, kendim için de, çünkü felsefe de, bilim de, mantık da, zeka da, ahlak da, vicdan da, din de, medenilik de, özgürlük, dürüstlük de, güvenilirlik de, bilgelik de tarafsızlık da demektir. Yani, bende önce felsefe gelir.

Savım ki Türkiye gençliğine ve Türkiye'ye ilk büyük yanlış Türkiye gençliğini sıpora(spora) yönlendirmekle yapıldı; ikinci büyük yanlış ise Türkiye gençliğini Atatürk sonrası dönemin ilk milli eğitim bakanı olan Hasan Ali Yücel'in, yerli kitaplar yazdırmak, yerli yazarlar ve şairler yaratmak yerine Avrupa kılasikleri(klasikleri) denilen kitapları Türkçeye çevirtip Türkiye'ye doldurması ve özelde gençlikte, genelde toplumda ve ülkede 'Yabancı hayranlığı' yaratması oldu, daha doğrusu Türklerde Orta Asya'dan beri var olan Yabancı hayranlığı'nı yok etmeye çalışan Mustafa Kemal Atatürk'ün söndürmeye çalıştığı bu Yabancı hayranlığı kültürünü Yabancı hayranlığı etkisinden kurtulamayıp, farkında olmadan yeniden alevlendirmesi oldu.

Yine savım ki 19 mayıs(Mayıs) gençlik(Gençlik) ve(Ve) spor(Spor) bayramı(Bayramı) gençlik bayramı da, doğru da değil, üstelik yanlış da, yanlış olduğu için zararlı ve kötü de. Bunu anlamanız için önce şu soruyu sorayım: Son elli yılda bu ülkede kaç sıporcu(sporcu), kaç dansöz yetişti; kaç düşünür(filozof), alim, alime, bilge yetişti? Ülkeler de ne ekerlerse onu biçerler; beden ekildi, beden biçiliyor; nicelik ekildi, nicelik biçiliyor.

Yine savım ki Türkiye biri Yabancı hayranlığı olmak üzere bu üç yanlışın acısını çekmekte çağımızda bile. Yani, Türkiye bu üç yanlışı aşmak zorunda yoksa asla dünya önderi, lideri olamaz çünkü bu üç yanlışa sarılmak gerçekte genelde Batıya, özelde ise Abd'ye  çömez olmaktır.

Bir ülkeyi ya da toplumu ya da insanı yok etmenin en masum yolu onları genelde nefse; özelde ise ya mideye ya beden işlerine ya kas işlerine ya modaya yönlendirmektir yani akılı beyinden uzaklaştırmak, bedene yani cehalete yani mantıksızlığa ve nefse köle etmektir.

Bu bayramın ilk adı zaten 'Gazi günü' idi ve yalnızca Samsun' da kutlanmış, ve Beşiktaş sıpor kulübünün girişimleriyle Fenerbahçe stadı'nda kutlanan bu ilk 19 Mayıs, Galatasaray ve Fenerbahçeli yüzlerce sporcunun da katılımıyla '19 mayıs gençlik ve spor bayramı' adı ile bir spor, bedensel gösteri, beden eğitimi, nicel gösteri, nicel eğlence günü haline getirilmiş 1926 yılında yani sıpor işin içine hemen kendi yozluğunu sokmuş, ve bu günü özünden ve amaçından(amacından) uzaklaştırmış ki bu da kötüniyetli birilerince yaptırılmış olabilir de çünkü Atatürk 'Önce ilim(bilim) ve ahlak' diyen, ve gençlikten de, toplumdan da, ülkeden de, devletten de 'Önce bilim ve ahlak'ı isteyen bir kişi idi, sıporu ve sıporcu olmayı değil. 1935 yılında ise bu günün adı 'Atatürk günü' yapılmış; 1938 yılını haziran ayında ise 'Gençlik ve spor bayramı' yapılmış; 12 eylül 1980 darbecisileri(darbecileri) de bayramın adını 'Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı' yapılmış. Yani, gerçekte bu bayramın Atatürk ile ilgisi yok; Atatürk'ün isteği ile oluşmamış bir bayram bu bayram.

Savım ki 19 mayıs gençlik ve spor bayramı gençlerin, gençliğin devlet, hükümet, sistem, düzen yararına kullanılmasıdır. Örnek ki Yaşlılar günü'nde yaşlılara, Anneler günü'nde annelere, Babalar günü'nde babalara; meydanlara, sıpor(spor) sahasılarına toplandırılıp nutukçekilmez(nutuk çekilmez), gösteri yaptırılmaz.

Öyle ki öğrenci gençler belki de istekleri dışında yani zorla sıpor(spor) sahasılarına, bedensel gösteriler yapmaya götürülmekteler oysa öğrenci gençlikten beklenilen şey sıporcu(sporcu) olmak değil düşünür(filozof), alim, alime, bilge, bilimci, yazar, şair, sanatçı, gazeteci, ülke yöneticisi gibi şeyler olmaktır.

Bir ülkeyi koruyacak şey öğrencilerin sıpor yapması değil, askerlerin ve polislerin sıpor yapmasıdır; öğrenciler kendilerini sıpora değil felsefeye, bilime, teknoloji üretmeye, edebiyata, sanata, toplumu beyinsel ve ruhsal olarak aydınlatmaya, ilerletmeye vermelidirler yani Atatürk'ün 'Önce ilim(bilim) ve ahlak' sözüne uygun olarak, özetle bilime ve ahlaka vermelidirler.

Gençleri, çocukları, yetişkinleri yani toplumu sıpora yönlendirmek yanlıştır çünkü sıpor bedensel birşeydir ve beyin ile beden arasında birlik olmasına karşın zıtlık(karşıtlık) da vardır yani beyin özgür ve beden üzerinde ve hayat üzerinde egemen olmak isterken beden de beyini egemenliği altına almaya, beyin olmaktan çıkarmaya, kendine köle yapmaya, beyini nitelleşmekten uzaklaştırmaya çalışır yani örnek ki çok yemek yemekle çok zeki olunmaz ve üstelik de bedensel sağlık da, beyinsel sağlık da ölümle sonuçlanabilecek kadar tehlikeye girer; çok sıpor yapmakla da zeki olunmaz, öyle ki çok sıpor yapmak bir noktadan sonra zekayı geriletmeye başlar çünkü beyin beyin olmak yerine beden olmaya yönelir çünkü beyinde bedene ait bölüm de var yani düşünün ki beyin biri beyin, biri de beden olmak üzere iki bölümden oluşuyor; beyin bölümü büyüdükçe beden bölümü küçülür, beden bölümü büyüdükçe beyin bölümü küçülür; yani beyin ve beden birlikte var olmak zorunda olmalarına karşın zıt yönlü birlik içindeler yani beyin ve beden ilişkisi tahteravallinin uçularına(çlarına) benzer, biri yukarıda iken biri aşağıdadır yani beden yukarıda ise beyin aşağıdadır yani önemsizleştirilmiştir yani beyin bedeni, beden de beyini önemsizleştirmeye çalışır ki bunun da kanıtı önce sıpor yaptırılıp sonra sınava sokulan öğrencilerin hiç sıpor yaptırılmadan sınava sokulan öğrencilere göre başarısız olmuş olmalarıdır ki terör örgütüleri(örgütleri) de okumaya değil sıpora önem verirler çünkü sıpor beyindeki beyin bölümünü küçültüp beden bölümünü büyütür ve kişiye saldırganlık ve akıldışı bir cesaret, özgüven verir ki özellikle savunma sıporu, vücut geliştirme gibi sıpor yapmaya başlamış kişilerin 'Kendime özgüvenim arttı' demelerinin nedeni budur.

Atatürk'ün 'Sağlam kafa sağlam vücutta(bedende) bulunur' sözündaki 'sağlam vücut' sıpor yapan, kaslı, kas olarak güçlü bedeni değil sağlıklı vücuttur; 'Sağlam kafa' da sakinlik, huzur, keyif, mutluluk içinde olmayı anlatır, ya da anlatıyorsa doğrudur, geçerlidir.

Bence bu bayram kaldırılmalıdır. Zaten, Cumhuriyet bayramı var.


Necdet Gürçiftçi
Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge
İnternette yayınlandığı zaman: 2.5.20/10.35