FATİH ALTAYLI SEN DE KONUŞ HERKES DE KONUŞSUN

Savım ki akıldışı-ahlakdışı-küresel ve derin bir merkez Türkiye'ye de, tüm dünyaya da akıldışılık, bilimdışılık ve ahlakdışılık pompalamaya çalışmakta; bunun için de en başta akıldışı-ahlakdışı moda, akıldışı-ahlakdışı turizım(turizm), akıldışı-ahlakdışı medya, akıldışı-ahlakdışı ünlü, akıldışı-ahlakdışı mekan, akıldışı-ahlakdışı bilgisayar oyunu, cinsellik, cinsiyet, eşcinsellik, porno, akıldışı-ahlakdışı yarışma, akıldışı-ahlakdışı sinema, akıldışı-ahlakdışı müzik, astroloji ve medyumluk gibi şeyleri; ülkemizde buna ek olarak Atatürk düşmanlığı, Mevlana'ya düşmanlık ve Osmanlıcılık gibi şeyleri kullanmakta. Birileri de ya cehaletten, ya nefse kölelikten dolayı, farkında olmadan bu merkeze, bu merkezin amaçlarına hizmet etmekte. Bunu anlamadan Türkiye'nin durumunu da, 21. yüzyılı da anlayamazsınız; kafasını kuma gömmüş kuşa benzersiniz.


Fatih Altaylı isimli, kendini demokrasici, laiklikçi, Atatürkçü ve doğrucu sanan bir yoz gazeteci var.


Bu gazeteci İstanbul sözleşmesi'ni ahlaka aykırı bulduğu için istemeyen, Vatan partisi başkanı Doğu Perinçek'i eleştirmiş, ve Doğu Perinçek'in karısı Şule Perinçek'e 'Kocanı sustur şunu lütfen' demiş. Yani bir de 'şunu' demiş, Doğu Perinçek için.


Fatih Altaylı kim; bilimci mi, akademisyen mi, alim mi, düşünür mü, bilge mi, bilirkişi mi? Üniversitede gazetecilik okumuş biri.


Gazetecilik ne; bilim mi, bilimcilik mi, alimlik mi, alimelik mi? Hayır, açık ki çağımızda ünlü olmanın yollarından biri yalnızca çünkü cahilcuhul kişiler bile sırf ünlü oldukları için gazetelerde köşe yazısı yazmaktalar, televizyonda topluma akılhocasılığı yapmaktalar. Yani gazetecilik gerçekte cehaleti ezbercilikle örtmek sanatıdır; bu nedenle de felsefenin, bilimin, mantığın, insanca insanlığın değil siyasetin, kapitalistlerin ya da cehaletin ve nefsin savunucusu durumundadır. Görmektesiniz; Akp yandaşı gazetelerde ve televizyonlarda Akp'ci gazeteciler, Akp karşıtı gazetelerde ve televizyonlarda da Akp karşıtı gazeteciler toplanmakta; ahlak yandaşı gazetelerde ve televizyonlarda ahlakçı gazeteciler, ahlaka aykırılık savunmanı gazetelerde ve televizyonlarda ahlakçı gazeteciler toplanmakta yani ölçüt Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi 'Bilim ve ahlak' değil 'yandaşlık'. Fatih Altaylı da oturmuş Habertürk Tv'deki koltuğuna, kendi düşüncesine yakın kişilere güleryüz içinde, kendi düşüncesine aykırı kişilere ise öfkelenmekte.


Fatih Altaylı'nın; demokrasinin de, laikliğin de, dinin de, Atatürk'ün de, Muhammed'in de, özgürlüğün de iki koşulundan biri olan 'Bilim, bilimcilik, bilimsellik' ile ilgisi yok, örnek ki yayınına geçenlerde astrologları çıkardı yani topluma ve insanlığa astroloji adı altında bilimdışılık yani demokrasiye, laikliğe, dine, Atatürk'e, Muhammed'e ve özgürlüğe aykırılık içindeki kişileri; ve astrolojiye karşı çıkmak yerine onlarla güzel güzel söyleşti, ve topluma astroloji yani bilimdışılık yani demokrasinin, laikliğin, özgürlüğün, Atatürk'ün, Muhammed'in, dinin iki temelinden biri olan bilime aykırılık pompalanmasına yardımcı oldu oysa astrolojiye karşı çıkması, astrolojinin bilimdışılık olduğunu savunması gerekiyordu, eğer gerçekten demokrasici, laiklikçi, özgürlükçü, Atatürkçü, dinli ise. Anlaşılmakta ki gazetecilik bilgelik dünyası değil münazara sanatıdır, işidir.


Gelelim İstanbul sözleşmesi'ne. Henüz hiç okumadım bu sözleşmeyi ancak bu sözleşmeyi savunanların durumlarından ve bu sözleşmeyi bilime ve ahlaka yani yani özgürlüğe yani insanlığa aykırı Avrupa birliği'nin hazırlamış olmasından özetle anlıyorum ki İstanbul sözleşmesi gerçekte, yalnızca Türkiye'ye düşman ülkeler ile değil, insanlığın düşmanı ahlakdışılık ile de imzalanan 2. Mondros anlaşması'dır. Bir üzüm bağını tat olarak anlamak için tüm üzümleri yemeye gerek yoktur yani 'Bu yemek kediyi zehirledi öldürdü acaba beni de öldürür mü?'diye o yemei yemeye gerek yoktur, akıl, mantık, zeka varsa insanda; İstanbul sözleşmesi'nin daha en baştan kötülük olduğu hem bunu akıldışı-ahlakdışı Avrupa'nın hazırlamasından belli, hem de Türkiye'de ne kadar ahlaka aykırı insan varsa bu sözleşmeyi savunmasından, istemesinden belli. Şöyle bir düşünelim: İstanbul sözleşmesi'nin savunanların kaçı 'Ben ahlak istiyorum, ahlakçıyım, ahlaksız akıl akıl değildir, ahlaksız ülke olmaz' diyor; yani felsefenin heryanı kapalı ve içi hiç görünmeyen bir kutunun içinde ne olduğunu ve ne olamayacağını anlamak için kullandığı yöntemin benzeri olan 'Ahlak yöntemi' ile, İstanbul sözleşmesi'ni hiç okumadan bu sözleşme konusunda doğru karar verilebilir; şöyle ki ahlak sanıldığı gibi dini inanç, töre, gelenek, görenek gibi şeyler değildir, zekanın-akılın-mantığın-beyinin-ruhun-özgürlüğün-felsefenin-bilimin-medeniliğin-akıl/ruh sağlığının-insanlığın en nitel zirvesidir yani ahlaka aykırılık, ahlaka düşmanlık, ahlakı dışlamak bunları da dışlamaktır, peki İstanbul sözleşmesi'nde de, Avrupa birliği'nde de 'Ahlakçılık' var mı; Avrupa birliği'nde olmadığına göre açık ki İstanbul sözleşmesi'nde de yoktur, ve ahlaka aykırı kimseler toplum adına da, insanlık adına da karar vermek hakkını ahlaka karşı olmakla zaten daha en baştan yitirmiş durumdadırlar çünkü mantıksızlığı seçmiş durumdalar.


Bakın, İstanbul sözleşmesi gündem oldu, ülkemizde hemen Netflix geldi. Netflix ne; İspanya'daki bir dizisinde İsa'yı(Jesus'u) eşcinsel gösterecek kadar akıldan, mantıktan, vicdandan, dürüstlükten, ahlaktan, akıl-ruh sağlığından, insanlıktan uzak birşey, İsa'ya bunu yapanlar Türkiye'ye neler yapmazlar; ve ülkemize de gelir gelmez üstelik de bir öğrenci/okul dizisinde bir öğrenciyi eşcinsel gösterdi yani açık ki amaçı dünyaya, insanlığa ve ülkemizde ahlakdışılık ve eşcinsellik yaymak ki internetteki moda ve turizım reklamlarında bile lezbiyenlik içermeler başladı yani açık ki akıldışı, ahlakdışı, küresel ve derin bir merkez dünyaya, insanlığa ve ülkemize akıldışılık ve ahlakdışılık pompalamaya çalışmakta ki Atatürk'e ve Mevlana'ya hakaretler de bu içerikte düşünülmelidir çünkü bir ülkeye ahlakdışılık yayabilmek için iki temel şeye gereksinim vardır: Nefs köleliğine, ve ülkenin önder, lider, saygın, ahlakçı, erdemli, manevi, ruh, düşünce kişilerini gözdendüşürmek(gözden düşürmek).


Dünyada neden artık bir Avrupa sineması yok çünkü Avrupa filımlarının(filmlerinin) alayı pornomsu, ahlaka aykırı, dine aykırı filımlar yani Avrupa kafayı seks ile yemiş durumda. Neden artık Avrupa'dan düşünürler, alimler, alimeler, bilgeler çıkmıyor, çünkü Avrupa Sodom, Gomora, Pompei gibi nefse, cehalete ve ahlaksızlığa batmış durumda. Görmektesiniz işte; Avrupa'da Hitlerci, Nazici kitleler ve siyasi partiler cirit atmaktalar. Avrupa'da kaç ülkede uyuşturucu serbest, haberiniz varmı? Avrupa'da porno da serbest, haberiniz var mı? Açık ki Avrupa Türkiye'de pornonun da serbest bırakılmasını istiyor ki zaten Akp öncesi hükümet döneminde Cin5'te porno yayınlar başlamıştı 'Avrupa birliği istiyor' diye. Açık ki Batının İslam dünyasına Haçlı seferi'ne Avrupa birliği de dahil.


Yani, İstanbul sözleşmesi Muhammed ve Atatürk gibi Önce bilim ve ahlak' desin; hertürlü ahlaka aykırılığa ve astroloji, medyumluk gibi hertürlü bilime aykırılığa karşı olsun, o zaman basın imzayı.


Açık ki demokrat geçinen Fatih Altaylı'nın içinde bilime ve ahlaka aykırılık ve dolayısı ile diktalık içindeki bir dünyaya çağırının yoz sesi de yankılanmakta.


'Avrupa, Amerika ne yaparsa doğrudur' değil; 'Bilime ve ahlaka uygunluk varsa doğruluk vardır'. Avrupa önce bilimsel ve ahlaklı olsun, sonra sözleşme hazırlasın.


Yani, 'Atatürk doğru insandı' diye; bilime ve ahlaka aykırı Atatürkçülerin yanında yeralınamaz(yer alınamaz); örnek ki Atatürkçüler diye Zeki Müren'in, Bülent Ersoy'un yanında yeralınamaz çünkü Atatürk 'Ben ahlaklı insanları(sıporcuları/sporcuları) severim, isterim'' diyor ancak bunlar ahlaka aykırılar.


Yani, astrolojiye karşı çıkmayan birinde bilimsel mantık aramak zaten yanlıştır. Mantıklı, bilimsel biri olsa zaten astrologları yayınına çıkarmazdı, topluma bilimdışılık pompalanmasına alet olmazdı.


Fatih Altaylı; bilimsel ve ahlakçı isen Fatih Altaylı sen de konuş, bilimsel ve ahlakçı herkes de konuşsun, ötekiler de önce bilimsel ve ahlakçı olmayı öğrensinler, sonra konuşsunlar çünkü demokrasi de, laiklik de, özgürlük de, din de bilimin ve ahlakın konuşmasıdır, herkesin değil.

Açık ki İstanbul sözleşmesi bacak arasında ve hayatta ahlakı, akılı, mantığı, vicdanı, insanlığı da arayanların, isteyenlerin değil; Ferud'un oral-anal dönemi gibi, hayatta ve bacak arasında yalnızca haz, sevinç, mutluluk arayanların sözleşmesidir, dünyasıdır.


Ne Avrupa, ne Amerika, ne Rusya, ne Çin, ne Arab, ne Osmanlı, ne Akp, ne Chp; tek doğru yol, Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği 'Bilim ve ahlak'. Yalnızca Türkiye değil; tüm dünya bilimde ve ahlakta birleşmelidir, yazın bunu da 'Türkiye sözleşmesi' diye, gelsin imzalasın tüm dünya!

 

Necdet Gürçiftçi
Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız, hiçbir dinden olmayan dinli ve bilge
İnternette yayınlandığı zaman: 25.7.20/25.7.20/08.03


Başlık Kategori Yayın Tarihi
CORONA MASKESİ TAKMAYANLAR AKIL HASTAHANESİNE YATIRILMALI SAVIM Sağlık 28.09.2020
MICROSOFT'TAN HAKSIZ KAZANÇ SAVIM Teknoloji / İnternet 27.09.2020
KIZ ÇOCUĞU HER ÜLKEDE YETİŞMEZ SAVIM Felsefe 26.09.2020
EVLİLİK YAŞI SAVIM Felsefe 25.09.2020
EKMEK VE MANKAFALIK SAVIM Felsefe 24.09.2020
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Kötü Zamanda Yaşıyoruz Felsefe 18.08.2020
SIRADAN MISIN Felsefe 02.08.2020
İnsanın can yoldaşıdır '' EŞ ''.. Felsefe 31.07.2020
Ayasofya Felsefe 28.07.2020
şaman kimdir ? Felsefe 18.05.2020