DİYANET BARO VE LAİKLİK

Çağımızda gerçek ki akıldışı-ahlakdışı moda, akıldışı-ahlakdışı turizım(turizm), akıldışı-ahlakdışı medya, akıldışı-ahlakdışı sanat, akıldışı-ahlakdışı ünlüler, astroloji, medyumluk gibi şeyler gibi zina, fuhuş ve eşcinsellik de akıldışı-ahlakdışı, küresel ve derin bir merkezin ajanlık etkinliklerindendir; bu anlaşılmadan bu konular anlaşılamaz. Yani çağımızda hiçbirşey masum ya da yalnızca kendisi değil artık.

Ahlakı ve dini demokrasiye, laikliğe, özgürlüğe, hukuka, bilime, felsefeye, sanata ve insanlığa aykırı sanmak cehalettendir. Bunun nedenini aşağıda göreceksiniz.

Diyanet başkanı kişi salgın hastalıkların nedenini eşcinsellik ve evlilikdışı hayat gibi nedenlere bağlamış ki dini inançların kutsal kitaplarında da anlatılan budur. Bu kişi demiş ki 'İslam zinayı en büyük haramlardan kabul ediyor. Lutiliği, eşcinselliği lanetliyor. Nedir bunun hikmeti. Hastalıkları beraberinde getirmesi ve nesli çürütmesidir bunun hikmeti. Yılda yüzbinlerce insan gayrimeşru ve nikahsız hayatın İslami literatürdeki ismi zina olan bu büyük haramın sebep olduğu Hiv virüsüne maruz kalıyor. Geliniz bu tür kötülüklerden insanları korumak için birlikte mücadele edelim.'.

Adam 'Zina, eşcinsellik, evlilikdışılık yanlış, kötü şeyler' demiş, yanlış mı demiş? Örnek ki hukukta dolandırıcılık da, patronu aldatmak da, örnek ki 'Hastayım' diye patrondan izin alıp düğüne gitmek üstelik de tazminatsız olarak işten atılma nedeni yani suç iken zina yani eşin eşi aldatması neden suç olmasın, üstelik de evlilik sözleşmesinde, nikah görevlisinin konuşmasında 'Eşi aldatmak hakkı' yok iken?

Ankara barosu başkanı kişi de 'Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın insanlığın bir kesimini nefretle aşağılayıp kitlelere hedef gösterdiği konuşmayı şaşkınlıkla ve ibretle izledik. Şaşkınlığımız; sesi çağlar öncesinden gelen bu şahsın, bir devlet kurumunun başında oturup söylemini kutsal sayılan değerler üzerine inşa ederek halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmesindeki kan kokan cüreti sebebiyledir. Diyanet işleri başkanının savı bilimle kanıtlanmış birşey değildir.' demiş.

Kuşkusuz ki cinsellikten kaynaklanan salgın hastalıkların nedeni cinselliktir, cinsel şeylerdir ancak örnek ki tifonun nedeni cinsellik değildir. Corona salgınının nedeni de, depremin nedeni de, kuraklığın nedeni de cinsellik, cinsiyet ile ilgili konular değildir. Savım ki corona salgının nedeni hem en büyük cehalet hem de kötülüklerin hem nedeni hem amaçı olan nefstir ve mide nefsidir; bakın, corona salgını Çin'de mide işinden kaynaklanmış, ve corona salgını ortamında bile pidecilerden Ramazan pidesi alıp sevap diye, komşularına Ramazan pidesi dağıtanlar var ki pidecilerde pideleri pişiren başka kişidir ancak pideleri müşterilere verip para alan ve para üstü veren de aynı kişidir genelde ki para da corona salgınının yayılmasında en büyük araçlardan biridir yani corona salgınına karşı savaş ancak nefse karşı savaşla kazanılır ki bakın, corona salgınında bile evlerinde kalmak istemeyen insanlar sokaklara akın etmekteler ki bu da nefstir. Yani eşcinsellikten kaynaklanan bir salgın hastalık olsaydı eşcinsellik suçlanabilirdi ancak açık ki corona salgını mide nefsinden kaynaklanan bir salgın yani tırafik(trafik) kazasıları(kazaları) arttı diye örnek ki kumar oynayanlar suçlanamaz; yani konu ya da sorun ile sav arasındaki bağlantısızlık, mantıksızlık açısından, bu durumun mantıklı yani bilimsel olmaması nedeni ile Ankara barosu başkanı kişinin Diyanet başkanı kişiye tepkisi mantıklıdır, bilimseldir. Yani dişi ağrıyan kişi diş doktoruna gitmelidir, dahiliye doktoruna değil; yani sorunlar ile savlar arasında mantıklı bir bağ olmalıdır.

Hukuk bilim değildir, ve bilim olmak amaçı içinde değil. Hukuk siyasi iktidarların yaptıkları birşeydir, bilimin değil. Yani hukuk bilimsel kanıt arıyorsa, istiyorsa önce kendisine aramalıdır, istemelidir.

'Çağlar öncesinden olmak' hukukun bilim olmadığının yani cehaletinin kanıtlarından biridir. 'Çağlar öncesinden olmak' bilimdışılık, bilime aykırılık, yanlışlık, yalan gibi şeylerin kanıtı değildir çünkü örnek ki tıptaki Hipokrat yemini' de, Galile de, Platon da, demokrasi de, laiklik de, suçluların cezalandırılması hukuku ya da geleneği de çağlar öncesinden değil mi; alınıpsatılan topraklar, araziler, madenler çağlar öncesinden değil mi? Bu durum açık ki hukukun cehaletinin ve yozluğunun belirtisidir. Yani birşey 'Çağlar öncesinden' diye kötülenemez, dışlanamaz, küçümsenemez, yanlışlanamaz; Atatürk de bin yıl sonrasına göre 'Çağlar öncesi' olacak ancak doğru olmayı sürdürecek çünkü Atatürk 'Önce ilim(bilim) ve ahlak' dedi, ve bu iki şey sonsuza kadar, doğru insan, doğru toplum ve doğru insanlık için zorunludur.

Herşeyin bilimsel kanıtı olmaz; felsefe ve mantık da bu nedenledir. Ahlakın kanıtı olmaz; ahlak felsefe ve mantık ile anlaşılır.

Galile 'Dünya dönüyor' derken, Einstein Görelik(İzafiyet) kuramı'nı sunarken kanıtları bilim olarak onaylanmamıştı.

Yani herşeyin, özellikle de insani konuların ve toplumsal konuların bilimle kanıtlanmasını istemek felsefe ve mantık bilmemektir; doğal bilimleri yanlış anlamak ya da abartmaktır yani insan hayatı da, toplum hayatı da laboratuvar değildir.

Tırafik(Trafik) kurallarına uymak da bilimsel kanıta bağlı değildir; örnek ki kırmızı ışıkta geçmek ille de kazaya neden olmaz örnek ki gecenin 3'ünde kırmızı ışıklardan hiç kazaya neden olmadan yayalar geçebilirler.

Yani örnek ki 'İnsanlara karşı saygılı ve merhametli ol; hayvanlara merhametli ol'un bilimsel kanıtı nedir? Cinayet suçuna 10 yıl hapis cezası değil de örnek ki müebbet hapis cezası vermenin doğruluğunun bilimsel kanıtı nedir? Hukuk fakültesinin 2 yıl ya da 10 yıl değil de 4 yıl olmasının bilimsel kanıtı nedir? Milletvekili sayısının 200 ya da 2000 değil de 550 olmasının bilimsel kanıtı nedir? Mahkemelerdeki şahitler bilimsel kanıtlar mı? Hukuka göre doğru olmak bilime göre doğru olmak mı?

Diyanet başkanı kişinin yani dini inançının dediği şey doğrudur: Evlilikdışı hayat amaçlı birliktelik de, eşcinsellik de hem kişiler için hem insanlık için yanlıştır, kötüdür ve zararlıdır çünkü evlilik amaçsız birliktelik dürüst olmamak üzerine, eşcinsellik de mantıksızlık üzerine kuruludur; kaldı ki 'normal' cinsel ilişki bile insani bir durum değildir, hayvansı bir haldir.

Hormonlar, genler hak sağlamazlar yani hormon var, gen var diye insanlar mantığa aykırı, bilime aykırı şeyler yapmak hakkı kazanamazlar ki medeni insan olmak ya da nitel insan olmak ya da beyin insanı olmak zaten hormonları ve genleri aşmakla, yenmekle olur yani hormonlara ve genlere bağımlılık, koşullanmışlık cehalet ve nefs yani felsefe, bilim ve mantık ile eğitimsizlik halidir. Yani insanlar dörtayak üzerinde sokaklarda yürüyebilirler, işe gidip gelebilirler, yaşayabilirler, yemek yiyebilirler, su içebilirler ancak bu durum akıl-ruh sağlığına aykırı bir durumdur yani 'yapabilirlik, yapılabilirlik' de hakkın kanıtı değildir.

Özgürlük de yalnızca bilime ve ahlaka uygun şeyleri içerir yani serbestlik özgürlük değildir, özgürlük de serbestlik değildir ki serbestlik serseriliğin dostudur, yoldaşıdır. Anlaşılan ki hukuk da demokrasi ve laiklik gibi, özgürlük ile serbestlik arasındaki farkı henüz öğrenebilmiş ya da anlayabilmiş durumda değil.

Anlaşılmakta ki bu baro başkanı felsefe, mantık, bilim konusunda yeterli birikime sahip olmadığı gibi demokrasi, laiklik ve özgürlük konusularında(konularında) da doğru bilgiye sahip değil çünkü demokrasi ve laiklik 'Ahlak' demektir de çünkü bunları isteyenler ahlakçı kitlelerdi; bu nedenle ki yalnızca evrensel dahi Muhammed değil, evrensel dahi Atatürk de 'Önce ilim(bilim) ve ahlak' dedi yani yalnızca bilim demediler, ahlak da dediler yani laiklik ahlaka karşıtlık, ahlaka aykırılık değildir ki ahlak felsefenin de, bilimin de, demokrasinin de, laikliğin de, beyinin de, ruhun da, medeniliğin de, insanlığın da nitel zirvesidir.

İnsanlık laboratuvarda kanıtlanmaz, mantıkla kanıtlanır.

Yani birşeyi dini inanç söyledi diye o şey yanlış olmaz ki tarihteki bilimcilerin alayı da dini inançlı idiler yani dini inançlı idiler diye onların savlarına sırtdönmek mi gerekiyor? Dini inanç bilime, demokrasiye, laikliğe, özgürlüğe aykırıdır ancak bazı savları doğru da olabilir çünkü dini inançlılar Mars'da değil dünyada, dünya gerçekliğinde yaşadılar, ve birçok doğru sonuçlar çıkardılar. 'Önce ilim(bilim) ve ahlak' diye Muhammed yani dini inançlı söyledi diye bu yanlış mı oluyor, aynı şeyi yani 'Önce ilim ve ahlak' diye Atatürk de söyledi.

Dürüstlük, medenilik, bağlılık(sadakat), bilimsellik, ahlak, vicdan gibi erdemler içerdikten sonra, evliliksiz/nikahsız aile olmakta sorun olmaz ki kimbilir birgün tüm dünyada nikah zorunluluğu olmayacaktır ki zaten birzamanlar dünyada böyle birşey yoktu; yani önemli olan şey evraklar değil insanlıktır, insancalıktır, insaniliktir; ancak eşcinsellik, zina, fuhuş, çıplaklık, cinsel teşhir, utanmazlık gibi şeyler için aynı şey söylenilemez çünkü bunlar nicel mantık dünyasına ait olan şeyler oldukları, nitel mantık dünyasından uzak şeyler oldukları için nitel mantık olarak zaten yanlışlar, ve mantığa aykırı oldukları için akıl-ruh sağlığına da yani bilime de aykırılar. Yani 'Doğada var, bitkilerde var, hayvanlarda var, hormonlarda var, genlerde var' gibi gerekçelerle bu tür şeylere hak ve kanıt vermek ancak nitel mantıktan yoksun olan nicel mantık dünyası ile olur, yani insanlar burunlarına borucuklar sokup çorbalarını burunları ile de yiyebilirler, sularını-sütlerini burunları ile de içebilirler, bu doğru, akılcı, mantıklı, bilimsel, insani birşey mi olur? Yapabilmek ya da yapılabilmek demokrasiye, laikliğe, özgürlüğe, hukuka, eğitime ve insanlığa hak olarak verilemez, örnek ki insan eti de yenilebilir, insan eti yemek yasal mı olmalı; işkence aletili seks de yapılabilir, pısikoloji(psikoloji) bilimine uygun sayılmalı mı? Dilenmek de yapılabilir, serbest mi olmalı; uyuşturucu da kullanılabilir, serbest mi olmalı? Kaldı ki pısikoloji bilimine yani bilime göre de eşcinsellik, zina, fuhuş gibi şeyler yanlıştır çünkü mantığı yok eden herşey bilime aykırıdır yani ağız varken burundan çorba içmek, 'içilebiliyor' diye mantıklı mı?

Açık ki hukuk hukuk dışına, Diyanet de Diyanet dışına çıkmamalıdır çünkü ikisi de bilim değil oysa Muhammed de, Atatürk de hem 'Önce ilim(bilim)' dedi' hem de 'Önce ahlak' dedi ki bilim de ahlak da mantıktır, üstelik de nitel beyinin zirvesi.


Necdet Gürçiftçi
Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge
İnternette yayınlandığı zaman: 29.4.20/18.44