SOSYAL YARDIMLAŞMADA TEKELLEŞME SORUNU

İlk olarak 24 Ocak 2020 tarihinde Elazığ’da meydana gelen depremde o zamanki HDP’li Ergani Belediyesi’nin yaptığı yardımların 26 Ocak 2020 günü Elazığ Valiliği tarafından geri çevrilmesi, Ardından Coronavirüsten dolayı mağdur halka yardım toplamak için İstanbul Belediyesinin yaptığı yardım kampanyasında toplanan paralara bloke konulması, Mersin Belediyesinin halka ücretsiz ekmek dağıtımının yasaklanması ile başlayan ve oldukça enteresan gelişen bir süreç yaşıyoruz.

Öncelikle “YARDIM” derken ne anlıyoruz buna bir bakmak lazım.

Yerel, Ulusal veya Uluslar arası Afet/Felaket/Kriz/Savaş/Çatışma v.s dönemlerinde halkın TÜM KESİMLERİ tarafından bir seferberlik başlatılır. Zenginden, Varlıklıdan alıp Yoksulun, Mahrumun, ihtiyacını giderme, Acılarını hafifletme amacı taşıyan bu zorlu günlerde tüm kesimlerin elini taşın altına koyması ile birlikte mazlumların mağdurların hemen tamamına ulaşmak daha kolay olmakta, Acılar/Mağduriyetler nispeten de olsa daha rahat giderilebilmektedir. Bu amaçla yola çıkan her bir Devlet Kurumu, her bir Belediye,  Her bir STK, Camia veya fertlerin kişisel yardımları bu zor zamanlarda çok-çok önemli/değerli bir hale gelmektedir. Yardım yapan kurum, kuruluş veya STK sayısının çok olması zorlukların aşılması noktasında her birinin yükünü hafifletmekte ve acıların daha kısa bir zamanda giderilmesini sağlamaktadır.

Elazığ Depremi sırasında HDP’li Ergani Belediyesinin engellenme söylemi olarak; “Yardımlar TEK ELDEN AFAD KOORDİNESİNDE yapılmalıdır. AFAD dışında yardım yapılamaz” mealinde bir söylem geliştirilmiş ve Hükümete yakın kesimlerce yapılan açıklamalarda Ergani Belediyesinin yardım kamyonlarını AFAD’a teslim etmeyip kendilerinin bizzat dağıtmak istemesi eleştirilmişti.

Mart ayında Akparti Hükümeti Coronovirüs’ten dolayı “Biz Bize Yeteriz Türkiyem” Kampanyasını başlatmış ve bu amaçla birkaç yardım hesabı açılmıştı.  Bizzat Cumhurbaşkanı himayesinde yürütülen bu Kampanya ile Coronavirüsten dolayı işsiz kalan, maddi zararlara uğrayanlara, yoksullara, mazlumlara yardımlar yapılması amaçlanmıştı.

Aynı günlerde İstanbul, Ankara gibi CHP’li olan Belediyelerde aynı amaçlarla yardım kampanyaları açmış ve halkın mağduriyetini giderme noktasında kendi Belediyelerinin de aktif bir çalışma yapmasını arzulamıştı.

İşte tamda o günlerde İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, 81 ilin valiliğine ‘Yardım toplama’ konulu bir genelge göndermişti. Yardım Toplama Kanunu’na göre, bağış ve yardım toplamak isteyen kurumların ‘yetkili makamdan izin alma zorunluluğu’ olduğu belirtilen genelgede, belediyelerin bu kanundan muaf olmadıkları belirtilmiş ve “Bazı belediyelerin izin almadan yardım topladığı görülmüştür” denilmişti. Genelgede, izinsiz yapılan yardım toplama faaliyetlerine kovuşturma uygulanacağı ifade edildi. Yazıda, birden fazla ilçede yapılan bağış kampanyası için izin gerektiği, bu konuda Valiliklerin yetkili olduğu bildirildi. Bu genelgenin ardından İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin yardım kampanyalarının paralarının toplandığı hesaplara bloke konmuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’da; “Devlet içinde devlet olmanın anlamı yoktur. Bu bakımdan da şu ana bu kampanyalar sadece devletimizin, cumhurbaşkanlığı makamının açıklamış olduğu birimler tarafından yürütülmektedir. Bunların takibi İçişleri, Valilikler, Aile Sosyal Hizmetler Bakanlığımız tarafından yürütülmektedir. Belediyelerimiz Valiliklerimizin izni olmadan kampanya açarsa devlet içinde devlet olmaktır. Gücü dağıtmış oluruz. Yasalarımız da buna müsaade vermiyor.” Diye çok sert bir açıklama yapmıştı.

CHP’li Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin ücretsiz ekmek dağıtımı çalışmalarının yasaklanması üzerine başlayan tartışmalarla ilgili AKPARTİ Genel Başkan Yardımcısı Mahir Ünal’da, “Anadolu’da ‘ayrı baş çekmek’ deyimi vardır. Bunun devletteki karşılığı paralel yapıdır” yorumunda bulunmuştu.

Akparti Hükümetinin bu yardımları engelleme argümanları gelecekte İslami STK’lar, İnsani Yardım Kuruluşları ve Dindar bilinen Belediyeler açısından oldukça problemli bir söyleme dönüşecek gibi görünüyor. Akparti ve Hükümet bugün bu Argümanlarla HDP ve CHP Belediyelerinin yardım yapmasını engellerse ve yardımları TEKEL konumunda kalarak sadece kendisi yapmak isterse ve yapılacak tüm yardımlarında SADECE AFAD veya VEFA GRUBU benzeri bir kurum vasıtası ile yapılmasını isterse BU DURUM YARIN MÜSLÜMAN STK’ların BAŞINI çok ciddi bir şekilde AĞRITACAKTIR.

Oysa geçmişte İstanbul Belediyesi bizzat Sayın ERDOĞAN’ın başkanlık yaptığı çalışmalarla ve yoksullara yönelik yaptığı SOSYAL YARDIMLAR ile ün yapmıştı. BAŞAKŞEHİR gibi (Refah Partisinin amblemi Başak idi, Bugünkü Başakşehir böyle doğdu) Belediye öncülüğünde yapılan Toplu Konutlardan, Yoksullara ulaştırılan Yardım Kolilerine kadar farklı yöntemlerle Erdoğan halkın mazlumiyetini ve mağduriyetini nispeten de olsa gidermiş ve bu Sosyal Yardımlar/Sosyal Konutlar vesilesiyle halk arasındaki popülaritesi artmıştı. Erdoğan bu Sosyal çalışmalara imza atarken dönemin Hükümeti tarafından engellenmemişti.

1999 Marmara Depremi’nde, Fazilet Parti’li İstanbul Büyükşehir Belediyesi 1 milyon bedava ekmek dağıtmış, depremden hemen sonra su tankerleri, Battaniyeler, iş makineleri, sahra tuvaletleri ve ilaç yardımlarının yanında Halk Ekmek 1 milyon ekmeği  afet bölgelerine gönderip ücretsiz dağıtmıştı.  Hatta, Erdoğan’dan sonra Başkanlığa getirilen Ali Müfit Gürtuna  1999 yılında yapılan yerel seçimlerin kampanyası için de Aksaray Metro önünde onbinlerce ücretsiz ekmeği bizzat kendi elleriyle dağıtmıştı. Yine 2011 Van Depremi’nde, AKPARTİ’li İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile Ankara Büyükşehir Belediyesi hem ayni hem de nakdi yardımlarda bulunmuşlardı.  Burada unutulmaması gereken en önemli gerçek DÜN’de BUGÜN’de Belediyelerin de bu DEVLETİN BİR PARÇASI OLDUĞU ve yine bizzat Devletin ilgili Kurumlarınca sürekli olarak denetlendiğidir.

Bugün Hükümet Akpartide olduğu için İslami Kesimdeki STK’lar bu konuda BUGÜN İÇİN çok rahat olduklarını düşünerek bu olayı ve bu söylemleri görmezden gelmeyi tercih ediyorlar.

Unutulmasın ki, DÜN İstanbul, Ankara, Antalya gibi şehirlerde Akpartinin elinde olan Belediyeler halkın çoğunluğunun siyasi tercihlerini değiştirmeleri sonucunda bugün CHP’li Başkanlara sahipler. Aynı şekilde Hükümet ve Cumhurbaşkanlığı da siyasi olarak bugün Akparti’nin elinde ancak  (Belediyelerde olduğu gibi) yarın halkın siyasi tercihlerini değiştirmesi halinde BİR BAŞKA PARTİNİN ELİNDE OLABİLİR.

O zamanda yarın gelecek Hükümetler Bugün Akpartinin Argümanlarıyla İslami STK’ların veya Akparti’nin elindeki Belediyelerin yapacağı yardımlara ENGEL OLURLAR ve o zamanda kimse çıtını bile çıkaramaz.  Çünkü onlara Argümanlarını BUGÜNDEN Akparti KENDİ SÖYLEMLERİ İLE VERİYOR. Bu açıdan bakarak bugünkü söylemlerin yarın Tüm İnsani Yardım Kuruluşlarının başına bela olacak ÇOK TEHLİKELİ bir söylem olduğunu görmek ve Hükümeti uyarmak gerekiyor.

Olayları değerlendirirken GÜNLÜK düşünmemek gerektiğini hatırımızdan çıkarmamalıyız.


Başlık Kategori Yayın Tarihi
GENÇLER NEDEN EVLEN(E)MİYOR? Sosyal 22.05.2020
CORONA GÜNLERİNDE TOPLU ULAŞIM Sosyal 28.04.2020
TERÖRİST KİMDİR? Genel 06.04.2020
SURİYE’DE BARIŞ MÜMKÜN MÜ? Genel 22.02.2020
TERÖR, VEKALET SAVAŞLARI ve MÜSLÜMANLAR… Politika 06.02.2020
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Neden Hala İnsan Olamadık? Sosyal 28.05.2020
ESKİ RAMAZANLARI UNUTMAYALIM Sosyal 15.05.2020
Önce İnsan Olmak Sosyal 09.05.2020
Aklın bir hali olarak; "Analidratik" düşünce Sosyal 04.05.2020
Cehalet Salgını Sosyal 30.04.2020