Corona Günlerinde AKP

Bir kere krizi baştan beri kötü yönetiyor yürütme organı. Salgının başlangıcında yurtdışına giriş, çıkışı kontrol edemediler, Suudi Arabistan bile kabeyi yasaklarken umreye gidişi engelleyemediler, dönüşte de umrecileri karantinaya almakta geç kaldılar, krizin kritik döneminde Corona’nın yayılmasını yaygınlaştırdılar. Test kiti konusunda karar veremeyip vakti boşa harcadılar, hastalığın artmasının önüne geçemedikleri gibi hızlandırdılar. Emekli Orgeneral Aytaç Yalman’ın ölümünü günlerce gizlediler. Güya krize önlem diye açıkladıkları pakette bile betondan başka bir şey düşünmüyorlardı. Konut kredisi faizlerini ve evde kal dedikleri insanlar için ironik bir biçimde uçak bileti vergisini düşürdüler. Atatürk Havaalanını hastaneye çevirirken iki pistini yıktılar, ucuz, pratik bir biçimde ve hızla hastane kurmak varken işin pahalı, uzun ve zor yolunu tercih ettiler, hastane kurulana kadar Corona biter, ölen ölür kalan sağlar bizimdir! Sağlık turizmiymiş amaç, insanlar ölürken bunların tek derdi ihale, inşaat, maddi menfaat, müteahhiti zengin etmek. Bilim kurulu kaile alınmıyor, yeterince dinlenmiyor, etkisiz, yetkisiz. Süreci çok iyi yönettiği söylenen sevimli, sempatik Sağlık Bakanı Mustafa Balbay’ın deyimiyle ‘’Sağlık Skorlarını Açıklama Bakanına’’ dönüşüyor, danışmandan öteye geçemiyor, Cumhurbaşkanı ne derse o oluyor. Sağlık Bakanı, bu virüse karşı en büyük kozumuz yakalanmamak gibi garip, mizahçılara malzeme verecek açıklamalar yapıyor. Bütün dünya devletleri vatandaşına yardım ederken bizimkiler vatandaştan yardım istiyor, para topluyor. Vatandaşa yardım etmek isteyen muhalif belediyelere ise engel olunuyor, hesaplarına el konuluyor, ekmek dağıtımı engelleniyor, aşevi kapatılıyor. Birlik, beraberlik içinde olmamız gereken bu dönemde düşmanca, kutuplaştırıcı bir tavır takınılıyor. Utanmasalar bu virüsü CHP getirdi diyecekler. Halk yardıma, teste, tıbbi malzemeye, maskeye muhtaçken bizim bonkör devletimiz diğer ülkelere yardım ediyor. Yılmaz Özdil’in dediği gibi ‘’Türkiye’nin yardım etmediği tek ülke Türkiye.’’ Bizden önce doğru düzgün ambulans mı vardı diyenler doğru düzgün maske dağıtımını bile beceremiyor, yüzlerine gözlerine bulaştırıyorlar. Önce e-devletten, PTT üzerinden dağıtacağız dediler, sonra işi eczacılara sevk ettiler, şimdi de DMO dağıtacak diyorlar. Sonuçta maskeyi parayla satın alması da maskesiz markete gitmesi de yasaklanan yurttaş maske bulamıyor. Maskenin parayla satılmasını serbest bırakın bari, fahiş fiyatla satan olursa da devlet olarak müdahale edin. Bir vatandaşın şu yorumu bu maske dağıtım sürecini çok güzel özetliyor: ‘’E-devletten maske için başvurdum, ahiretteki adresimi verdim.’’ İnsanlara maddi yardım için e-devletten başvurun diyorlar, insanların evinde internet var mı, yok mu, yaşlılar e-devleti nasıl kullanacak diye düşünmüyorlar. Doğal olarak insanlar kaymakamlıklarda kuyruklar oluşturuyor, karşılarında kapı duvar devlet, bugün git, yarın öl, öyle gel! 65 yaş üstüne sokağa çıkma yasağı getirdiler, bu insanların ihtiyaçlarını karşılayamadan ev hapsine mahkûm ettiler. Sonra yasağı yirmi yaş altını da kapsayacak şekilde genişlettiler. Aynı evde 20 yaş altı çocuk, 65 yaş üstü baba hapisken 64 yaşındaki anne alışverişe, 21 yaşındaki kişi işe gitti. Bu insanlar sonuçta aynı evde birbirleriyle bir şekilde temas ettiler. Bir de baştan bu virüs sadece yaşlıları öldürüyor gibi bir algı oluşturdular ama bunun doğru olmadığını birçok gencimizi yitirdikten sonra anladık. Salgının yayılmaya başladığı günlerde en az on on beş günlük sokağa çıkma yasağı uygulamaları, vatandaşı evde karantinaya almaları gerekirken kısmi karantinayı bile beceremediler. Bütün marketler kapanmışken cuma gece 10’dan sonra sokağa çıkma yasağı ilan ettiler, insanlar fırınlar önünde sosyal mesafeyi, maskeyi takmadan kuyruk oluşturdular, 2 günde yayılmayacak virüs 2 saatte yayıldı. Kriz yönetmeyi bilmedikleri, beceremedikleri için insanları iki gün açlığa, susuzluğa mahkûm ettiler. Hafta sonu sokağa çıkamayan halk, hafta sonu sokaklara, marketlere, otobüslere ordu halinde yığılıyor, yasağın faydası olmadığı gibi virüsün yayılması hızlanıyor.  En son 23 Nisan’ı da kapsayan dört günlük bir sokağa çıkma yasağı getirdiler. Mafya liderlerine, çetelere, çocuk tacizcilerine af için çağırdıkları milletvekillerine 23 Nisan’da gelme dediler. O gazi meclisi, milletvekilleri 23 Nisan 1920’de boyunlarında idam fermanıyla açtı. Bu virüs zaten bir 23 Nisan’da, bir de hafta sonu mesai yapıyor, hiç hafta içi çalışmıyor! Ben bu son yasağı AKP’nin Atatürk alerjisine bağlıyorum, insanların ulusal egemenliği kutlamasını, Anıtkabir’e gitmesini istemediler. 29 Ekim’de bayramı kutlamak isteyen Ankara’daki Atatürkçü, vatansever vatandaşlara nasıl terörist muamelesi yapıldığını, toplu ulaşımın güvenlik bahanesiyle nasıl engellendiğini yakından yaşadığımdan yazıyorum bu satırları. AKP’nin Atatürk alerjisi, Atatürk Havaalanı’nın kapatılması, AKM’nin yıkımında, Atatürk adlı statların bilmem ne Arena statlarına çevrilmesinde kendini gösteriyor. AKP’nin Atatürk alerjisi gibi Cumhuriyet alerjisi de var. İzmir’de Cumhuriyet Vergi Dairesinin durup dururken adını değiştirdiler.  

Corona’yı bahane ederek af çıkarırken bu süreçte içeri attıkları, suçları sadece haber yapmak olan gazetecileri af kapsamı dışında bırakarak adaleti ve eşitliği çiğnediler. Ekmeğini çöpten çıkaran hurdacıya hijyenden, sokağa çıkma yasağı biter bitmez marketini açan ekmek parası kazanmak, ekmek satmak amacında olan garibana vatandaşı vakitsiz doyurmaktan ceza kesildi. Korsan kılıklı, maskeli adamlar Kanal İstanbul ihalesi yaptı. Vatandaş can derdinde, iktidar rant derdinde.  Millet Bahçesi yapmak istedikleri, insanların ayak bile basmasının yasak olduğu Türkiye’nin turizm cennetlerinden Salda Gölü’nün güzelim kumlarını iş makineleriyle götürdüler, doğa katliamı yaptılar. Akkuyu Nükleer Santralindeki faaliyetlere de insanların, işçilerin hayatını hiçe saymak pahasına devam ettiler. Nükleer, insan canından daha değerli! Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığındaki bir müdür yardımcısı yardım isteyen aç vatandaşa geber dedi. AKP valisi; canları pahasına çalışan, sağlığını hiçe sayan, bu süreçte hayatlarını kaybeden sağlık çalışanlarına kendilerini koruyamadılar, devlete yük oluyorlar diyebildi. Virüsü duayla yeneceğini sanan Diyanet, VİP Cuma Namazı kıldırdı. Ahirete de ayrıcalıklı, VİP olarak gideceğini düşünüyor bu bilimden uzak kafa.

Diyeceksiniz ki bu süreçte hiç mi doğru iş yapılmadı? Geç de olsa, taksit taksit de olsa lokantaların, kafelerin, kuaförlerin kapatılması doğru. Ancak bu insanların kiraları devlet tarafından karşılanmalı, insanlar karantinada kıtlığa, açlığa mahkûm edilmemeli.  Bu işlerde çalışan esnafa faizsiz kredi verilmeli. Bunlar bankalara, borçlanmaya, fahiş faize teşvik, muhtaç edilmemeli. Eğitim öğretimin bu süreçte ertelenmesi de doğru ancak uzaktan eğitim diye dar dünya düşünceleri doğrultusunda küçücük çocuklara Menderes’in idamını gösterdiler. Spor salonlarını kapattılar, spor müsabakalarını iptal ettiler, bu da doğruydu ama futbol maçlarını seyircisiz oynatarak virüsten kaçılacağı sanıldı ama bu sebeple vaka sayısı artınca bu maçlar da iptal edildi. Sağlık Bakanının vakaları, verileri şeffaflıkla açıklama çabası da takdire şayan ancak ben hastane sahibi olan bu bakandan kendi hastanelerinde hangi imkanlarla, nasıl, ne kadar bu mikropla mücadele ediliyor onu da açıklamasını bekliyorum, madem şeffafsınız!

Sonuç olarak; palyatif, taksit taksit tedbirler uygulayanlar, önlemlerimiz sayesinde virüsün ülkemize girmesini geciktirdik diyenler virüsü, vaka ve ölü sayısındaki artışı önleyemediği gibi ölü insanları istatistik unsuru yaparak yarışmaya kalktı dünyanın diğer ülkeleriyle.

Bu süreçte yalancı, yalaka ve yavşak medyanın hükümeti başarılı göstermek için kamuoyunu nasıl yanlış yönlendirdiğini de gördük. Her gün binlerce insan ölse ölülerimiz morga mükemmel götürülüyor, güzel gömülüyor der, yazar bu gazeteci geçinenler. Bu yandaş yazarlardan biri maskeyi eczaneler dağıtsın diyen CHP’li vekili aklınca alaya alıyordu geçenlerde. Sonuçta hükümet, maskeyi eczanelerin dağıtacağını açıkladı, bu yandaş utanmadı. Yalamak da zor zanaat bu devirde, döneceksin doksan derece.

Corona’dan mı, korkudan mı, kahramanca mı öleceğiz? Ben kahramanca ölmeyi korkakça ölmeye tercih ederim. Korkunun ecele faydası yok. ‘’Uğur Mumcu’nun dediği gibi cesurlar bir gün, korkaklar her gün ölür.’’

Evde kalın, esenle kalın.

 


Başlık Kategori Yayın Tarihi
Yakın Tarih Şiir 13.03.2019
Patlıcanın mı Padişahın mı Dalkavuğu Olmalı? Yaşam 19.12.2018
Pantolon Şiir 25.09.2018
Bahçeli Sözlerinin Arkasında Politika 20.06.2018
Tarihin Tersinden Doğan Erdoğan Politika 18.06.2018
Başlık Kategori Yayın Tarihi
CORONA CİNSEL YOL İLE DE BULAŞABİLİR KURAMIM Sağlık 20.07.2020
Virüs Akımına Uyalım Sağlık 28.03.2020
Corona Virüs Korunma Yolları Sağlık 19.03.2020
KoronaVirüs Dünya'yı sarıyor! Sağlık 12.03.2020
CORONAYA KARŞI GÜMÜŞ VE SİRKE KARIŞIMI ARAŞTIRILMALI ÖNERİM Sağlık 11.03.2020

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.