Birlikte Denememiz Lazım

Bir önceki yazımda tarih boyunca bencil, çıkarcı insanların beraberliğe, erdeme önem veren insanlardan daha fazla istediklerini elde ettiklerinden dolaylı olarak bahsettim. Dünyanın herhangi bir yerinde, herhangi bir sistemde gücü elinde bulunduran, güçsüz olanı kendine benzetmeye meyil ediyor. Kimse, "Biz veya atalarımız, aynı sıkıntıları yaşadık." demiyor. Birbirimizi anlamayı, insanlığa önem vermeyi, sadece kendimiz için değil insanlık için gelişimi önde tutmayı başardığımız zaman, kazandığımız an olacak. 

Bugün tüm dünyada insanlar çeşitli devlet sistemlerine göre yaşıyor. Azınlıkta da olsa avcı-toplayıcı kalan kabileler mevcut elbet ama dünya nüfusunun ezici çoğunluğu devletsel yapıya geçti ve hepsi kendilerine uygun bir yönetim şeklini oluşturmaya çalışmakta. Hangi yönetim biçimi, toplumdaki tüm insanları kucaklıyor? Bunu başardım diyen ülkeler malesef çok sınırlı. Burada suç sistemlerde değil aslında. Suç bizde. Her ne kadar bugün hepimiz kendimize uygun gördüğümüz sistem için savaşsak da asıl yapmamız gereken başkaları için savaşmak belkide. Hepimiz beraberlik, insanlık için savaşsak hiçbir sorunumuz kalmayacak. Ama kötülüğü, bencilliği, egoyu önce kendi içimizden atmamız gerekiyor. İnsan doğası gereği sosyal bir varlık olduğu kadar, yine doğası gereği bencildir. Bir İhtiyacımız olduğunda ancak hatırlıyoruz sosyal bir varlık olduğumuzu. Ve bu ihtiyaçlarımız çok çeşitli olduğu ve hiç bitmediği için, sosyal bir varlık olduğumuz tanımına koşulsuz itaat ediyoruz. Bu tamamen bencilliğimizden. Bir fabrikatör, fabrikayı kurduğunda tek başına üretim yapamayacağını bilir elbet. Ama iş emeklerin karşılığını almaya geldiğinde, çoğunlukla patronlar tarafından olmakla beraber, hep bireysel öncelikler ön planda tutulur. "Benim daha fazla kazanmam gerekir. Çünkü benim hayatım önemli!" düşüncesi, insanların bencilliği ve egosunun eseridir.  Bugün toplum olarak bölündüğümüz her bir kesimi ele alalım. Sağcı, solcu, demokrat, laik, inanan, inanmayan. Kaçı kendi görüşü dışında kalan insanları da düşünüp eylemlerini yapıyor? Kaçımız Atatürk'e sövüldüğünde de, Peygambere sövüldüğünde de haksızlığın karşısında duruyoruz? Oysaki yapılacak olan çok basit. Başımızda bizi yönetmesi için bulundurduğumuz devletler, her bir bireyini önemseyerek, ayrı ayrı düşünerek hareket edecek ve her bir bireyin kendisini geliştirmesi için gereken imkanları sunacak. Birey de devletine, toplumuna ve dünyaya daha fazla nasıl katkı sağlarım düşüncesini ön planda tutarak, kendi hayatını anlamlı kılmaya çalışacak. 

Toplumun refahını arttırıp imkan sağladığınız zaman, o toplumda daha fazla bireyin faydalı olduğunu, toplumun daha fazla geliştiğini gözlemlersiniz. Günümüz şartlarında ülkemizde bunu gerçekleştirme şansımız ise düşük olsa da var. Tek şart toplum olduğumuzu, bir arada yaşadığımızı ve beraber hareket etmek zorunda olduğumuzu bilmemiz. Gelin birbirimizi gereksiz eleştirmeyi bırakalım. Birbirimizi anlamaya, doğru olanı yapmaya çalışalım. Toplumda herkesi kucaklayacak bir sistemin oluşturulması için hükümete, yöneticilere sesimizi duyuralım. Yönetime kim gelirse gelsin, gerçekten şeffaf olması gerektiğini, toplumun her kesimine önem vermesi gerektiğini öğrensin artık. El ele öğretelim! İnanç çatışmalarını, bireysel düşünceyi bir kenara bırakıp toplum olarak hareket edelim. Ben istediğimi yaparım diyen birisi olmasın yönetimde de toplumda da. Ne kimse kafasını kapattığı için dışlanmaktan korksun, ne de kapatmadığı için. Herkes dinini kendisi yaşayabilir, ama hayatı kendi kendine yaşayamaz!

 

 


Başlık Kategori Yayın Tarihi
Nefes Almak İstiyoruz Sosyal 02.07.2020
Ayasofya Sorunu Sosyal 15.06.2020
Neden Hala İnsan Olamadık? Sosyal 28.05.2020
Önce İnsan Olmak Sosyal 09.05.2020
Cehalet Salgını Sosyal 30.04.2020
Başlık Kategori Yayın Tarihi
RAMAZAN PİŞKİN MESELESİNE DAİR Sosyal 05.06.2020
SOSYOLOJİK VİRÜS "IRKÇILIK" Sosyal 04.06.2020
GENÇLER NEDEN EVLEN(E)MİYOR? Sosyal 22.05.2020
ESKİ RAMAZANLARI UNUTMAYALIM Sosyal 15.05.2020
Aklın bir hali olarak; "Analidratik" düşünce Sosyal 04.05.2020

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.