İFADEDE ANAHTAR

Kendi derdiniz nedeniyle başkalarının derdine zaman ayırmıyorsanız, başkalarının derdine ayıracak kadar zamanınız olmadığından ya da kendi derdiniz nedeniyle zaman kalmadığından değildir; haberiniz vardır, vicdanınız yoktur. Vicdanınızın sesini dinleyip de zaman ayırıp anlatsanız çıkarcıların önyargıları karşısında adeta duvara çarparsınız. Kendilerini mahvettiklerinin farkında olmayanlar kendi durumlarından haz alıyorlarsa, onlar aksine seni anlamamakla ama daha ziyade kendileri gibi hissetmemekle suçlarlar. Lakin, duygular mantığa hâkim olabilseler bile, bu durum mantık hatalı olduğundan dolayı olmayabilir. On tanesi akıllı olan yüz kişilik bir dinleyici grubunda hitabınızdan etkilenmesi gereken on kişi vardır. Varsın diğer doksan kişi sizi protesto etsinler. On kişinin sizi alkışlaması gibi doksan beyinsizin protestosu da esasen size iletilen birer ödüldürler.

İnsanların anlama çabalarından ziyade anlatma çabaları vardır. Aslında bu kısır döngüsel bir problemdir. Anlama çabamız olmadıkça anlatma çabamız cahilliğimizin bir faturası olacaktır. Her şeyi bilme imkânımız hatta gayretimiz olmasa bile her şeyden anlamak gibi bir bilgiçliğimiz var. Duymak istemediğimiz cevap hep yanlış cevap oluverir. Çok sayıda haksızlıkları kısacık hayatınıza sığdırıyorsunuz ve sonra da ifade edebilme yahut dinleme ihtiyacı hissediyorsunuz. İfade karşı tarafta tartışma, öfke, empati, sempati, hüzün, huzur, sabır, hoşgörü, ikna gibi çok çeşitli duygu ve durumlar oluşturuyor. Güzeli güzel bir şekilde anlattığınızda geriye sadece güzel dinlemek kalır; güzel dinlemeyen güzeli çirkin duyar. Anlamaya çalışırken anlaşılmaya da çalışırsak karşımızdakini fikrinden vaz geçirebiliriz. Fakat anlaşılmaya çalışırken anlamaya da çalışırsak fikrimizden de vaz geçebiliriz. Bir fabrikadan çıkan standart mallar gibi olmak istemiyorsan, değişime ve yeniliğe açık olmalısın. Sen doğru ol ve doğruyu savunmaya bak. Karlar yağdığı zaman çirkinliği de güzelliği de örter; fakat yine de ortaya güzellik çıkar. Öyleyse sen doğruluğa odaklanmaya bak. Gerçekte asla kaybetmezsin. Mevkiin ne olursa olsun, herkesin seni umursamayacağını dikkate al ve kendini asla bir şey sanma. Kimsenin kimliği “hiç kimse” değildir. Köpekler kedileri yücelttiğinde kediler köpekleri fareden sayar. Bu durumda köpeklerin fare olmadıklarını anlatmak için tepeden bakma ihtiyaçları doğar. Bir insanın başka birini yüceltmesi her zaman yüceltilenin yüceliğini göstermez. Şayet yüceltilen yüce değilse, yüceltenin cüceliğini(*) gösterir. Bizler bugünün büyük küçükleri olursak, küçüklerimiz yarının küçük büyükleri olmaya mahkumdurlar. Altı kişiden beşinin her biri hep kendini övse, yalnızca biri kendini değil de diğer beşini övse ve bu durumu on beş kişi izlese, on beşi de o kendini övmeyen bir kişiyi övecektir. Diğer beş kişi sonuç böyle olsun diye mi böyle yapmıştır?..

Batı kökenli kelimelerle kendi önüne sofra kurmuş riyakâr obur gibisiniz; nutkediyorsunuz ama paylaşamıyorsunuz. Sokrates (M.Ö. 468-400) gibi bir ilk çağ filozofu “Yalnızca hiçbir şey bilmediğimi biliyorum” diyecek kadar sizden hala ileride… Aydınlığın görevi güzelliği gösterip çirkinliği gizlemek ya da çirkinliği gösterip güzelliği gizlemek değil, şeffafça güzelliği de çirkinliği de göstermektir. Karanlığın görevi ise bunun tam tam tersi… Biz Batının şarkındayız; uygarlığın farkındayız…

İyi anlatılamamış ve dolayısıyla iyi anlaşılmayı bekleyen birçok şey sıralanabilir. Belki de her şeyi duymuyorsunuzdur ve bilmiyorsunuzdur. Fakat üzerinde durmak istediğim yaşayarak tespit ettiğim bir metot. Elbette yeni bir şey değildir; belki ben yeni ve geç anladım. Ama bunu kimseden ya da okuyarak değil yaşayarak anladım… İbremiz sahile vuran dalgalar gibi. Dalgalar bazen artıp bazen azalsa da sahil aynı kalıyor…

Birine bir meseleyi izah edersiniz; karşı taraf karşı çıkar. Aynı meseleyi bir başka kişi anlatınca neden anlayabiliyor? Yahut siz birine bir meseleyi anlatırsınız, karşı tarafın anlamadığını görünce bir kez daha anlatırsınız ama bu defada anlayabiliyor. Neden?

Bunu geçiştiririz. Çünkü deriz ki: Falanca kişi anlatınca anladı çünkü o daha iyi anlattı. Yahut ilkinde anlamadı çünkü ikincide daha iyi dinledi. Bu düşünceler doğru olabilir. Lakin yanlış da olabilir. Zira belki de “anahtar”la ilgilidir…

Anlatırken anahtar kelimelere vurgu yapmak çok önemlidir. Bunlar karşınızdakinin daha iyi anlamalarına yardımcı basamaklardır. Anlatırken “anahtar sorular” ve “anahtar sorgular” çok önemlidir. Çünkü doğru soru doğru cevaba taşır. Mesela herkes “kader” konusunu tartışabilir ama pek azı asıl soruyu sorabilir. Asıl soru sorulmadıkça insanın tartıştığı “tartamadığı” olacaktır. Cevaba doğru götürmeyen tüm sorular elbette ki bilmiyor olmanın göstergeleridir…

Anahtar kelimeler anahtar cevaplara dönüşür ve bu anahtar cevaplar anlatmada çok önemlidir. Çünkü karşınızdakinin düşüncelerinde bağlantı kuramadığı yerlerde anlamaları için köprü vazifesi görürler.

Öyleyse açıklama yaparken anahtar kelime, anahtar soru ve anahtar cevaplara yer vermeliyiz ki dinleyici anlamamakta haklı olmasın. Aksi takdirde çok kötü anlattığınız halde muhatabınıza anlamıyor diye sesinizi yükseltirsiniz.

O anahtar soruyu soramıyorsa cevaba hazır olmadığından ya da yeterince tefekkür etmediğinden kaynaklanabilir. Sen anahtar soruyu sorduğunda ne mi olur?

-Ya hala anlamamaya devam eder. Kapasitesi yoktur. Boşuna anlatmışsındır. Zorlasan çeker gider.

-Ya anlar ama anlamazlıktan gelir. Nefsine ağır gelir. Boşuna anlatmışsındır. Zorlasan kavga yapar.

-Yahut anlar ve kabul eder. İşte bu aydın bir kişilik yapısına sahiptir. Boşuna anlatmamışsındır. Zorlamaz zorlanmazsın.

Not: Cüce ifadesini burada kesinlikle hakir görmek nedeniyle kullanmadım. Aksine tepeden bakanlara cevap olsun diye ve yüce kelimesine olan kafiye durumundan ötürü kullandım.

25.05.2017


Başlık Kategori Yayın Tarihi
BİR SAVUNMA YAZISI (5) Genel 27.05.2020
BİR SAVUNMA YAZISI (4) Genel 26.05.2020
BİR SAVUNMA YAZISI (3) Genel 25.05.2020
BİR SAVUNMA YAZISI (2) Genel 24.05.2020
BİR SAVUNMA YAZISI Genel 22.05.2020
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Torus Nefesi Nedir ? Torus Nefesi Teknikleri'ni Nasıl Uygularız ? Genel 20.05.2020
ÇİFT 20 KEŞKE HİÇ GELMESEYDİN Genel 20.05.2020
Müzik Terapi Nedir ? Genel 19.05.2020
Son Peygamber (Hz. Muhammed (S.A.V)) Genel 19.05.2020
PANDEMİDE SOKAĞA ÇIKMA YASAĞI Genel 09.05.2020

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.