ELLER KİMİN İÇİN KALKIYOR?

Kütüb-ü Sitte deyince akla Buhari, Müslim, Tirmizi, Ebu Davud, İbn-i Mace ve Nesai gelir. Kütüb-ü Tis’a isimli kitapta ise bu isimlerle beraber Darimi, İmam Malik ve Ahmed bin Hanbel de dahil edilirler. Kütüb-ü Sitte’nin içinde tekrarlar da dahil 35 bin civarı hadis var. Sadece Ahmed bin Hanbel’de 30 bin hadis var. Onun El-Müsned isimli hadis derlemesi Kütüb-ü Sitte’ye nispeten çok daha çelişkili ve uydurma hadislerle doludur. Bütün bunları incelemeden hadislere körü körüne iman ederek beşerî bir dininizin olması sapmaktır.

Üstad Mehmet Akif Ersoy boşuna dememiştir, “Nebi’ye atıf ile binlerce herze uydurdun” diye. Bu uydurmalar dinimize zarar vermektedir. 21. Yüzyıl insanı uydurma rivayetleri daha iyi görme imkanlarına sahiptir. Washington’daki bir düşünce kuruluşu olan PEW Araştırma Merkezi’ne göre, “2050 yılında Müslümanların sayısı Hıristiyanları geçecek.” (1) Yahudi ve Hıristiyanlardaki hurafe ve bid’atların bizim dinimize de sokulma teşebbüsü İslamın yayılmasının önündeki en büyük engeldir. Mezkûr şirket yanılıyor. Dinlerin içindeki saçmalıklar hiçbir dine hizmet etmez; ancak deizm ve ateizme hizmet ederler. Müslümanlığı yanlış tanıtanlar yabancılaşıyorlarsa, doğru tanıtacak olanlar daha ne bekliyorlar?..

Bugün Müslümanların büyük çoğunluğu hem mutsuzdur hem de bu hurafe ve bid’atların çemberi içindedir. Zaten mutsuzluğun nedeni ile sonucu doğrudan ilişkilidir. Dünyada Müslümanların çoğunun perişan olmalarının nedeni “takva”ya göre değil, “fetva”ya göre yaşamalarıdır. İzzet Begoviç’e göre çoğunlukla övünmemiz şişmanlığıyla övünen adama benzer. 21. Yüzyılda eğer tedbir almazsak övünebileceğimiz nicelikte bir nüfusumuz da kalmayacak. Niteliksiz nicelik niceliği de azaltır. İslamı yarım yamalak ve yanlış bilenler İslamın dışına kayacaklar. Dışımızdakilerin sapmalarının nedeni, içimizdeki sapıkları görüp içimize girmeden geri dönmeleridir. Müslümanların çoğunluğu gerçekten İslama uygun olsaydı, sonuç böylesine berbat olmazdı. Bu sonuç çoğunluğun dini nasıl anlayıp yaşadığının eseridir.

Baksanıza yıl 2019 olmuş bir saçma sapan “gizemli kız” haberi uydurmuş milyonlarca kişiyi meşgul edebiliyor. “Gizemli kız” haberi ve onu görmek için mezarlıkta bekleyenler Türkiye’nin geleceğine olan inancımı zayıflatıyor. Sıradaki haber: “Yeni Bir Van Gölü Canavarı.”

Muhammed İkbal’e göre İslam’ı anlatmadan evvel İslam’ı temsil etmediğimizi söylemeliyiz. Biz İslam’ı yaşamıyoruz. İslam’ın doğru hali doğru yaşanır. Yaşadığımız hurafeleri Yahudi ve Hıristiyanlar da bizim kadar yaşıyorlar. Üç dinde de ayetler, “Öldürmeyeceksin!” (2) dediği halde üç dinin milyonlarca mensubu gözünü kırpmadan katil olabiliyorlar. İŞİD gibi bir örgütü emperyalist dış güçler şuurlu Müslümanlara kurduramazlar. Eğer cihadı kafasına göre yapabileceği bir ibadet sanıyorsa elbette her türlü desisenin içine çekilecektir.

Kur’an ayeti, “Sizden ücret istemeyenlere uyun” (3) buyurduğu halde hurafecileri zengin ettiler. Tarlalarında, bağlarında, bahçelerinde bedava çalıştılar. Bunu kendileri istediler. İlahiyatçılar dine girmiş mitolojik hikayelerin ilginçliğinden ve Müslümanların saflığından yararlanarak servet sahibi oldular. Ayetleri bile işlerine geldiği gibi açıkladılar. Ücret istemeyenleri sapıklıkla suçladılar. Ücret isteyenlere “mürşid” dediler; “veli” sandılar. Bir Kur’an yanlısı hakkında fitne çıktığında hemen ateşi körüklediler. Muhammed Abduh’a göre Kur’an’ı en iyi yine Kur’an açıklar. Muhammed Esed de Kur’an’ın kendisinin tefsiri olduğunu düşünür. Kur’an tafsil, müfessal, beyan, mubeyyin, beyyine, beyyinat, mubin bir kitaptır. Emre Dorman “Kur’an çarpan değil, çarpıklıkları düzelten bir kitaptır” derken çok veciz bir düzeltme yapmaktadır. Fakat hurafe yanlıları Kur’an yanlılarını aforoz ettiler. Onların hakkında bir fitne duyduklarında araştırma ihtiyacı hissetmeden hevesle paylaştılar. Kur’an’ı mehcur bıraktılar, terk ettiler.

Kur’an’la alakasızlığımızın sebebi zan ve rivayetlerin hayatımızda daha çok yer almasıdır. Kur’an mürtedin öldürülmesini istemiyor. Fakat İŞİD öldürüyor. Sorun metodolojik yaklaşmamaktır. Sorun dine bodoslama yaklaşmaktır. Sorun dünya menfaatlerinin öne çıkmasıdır. Ayet, “…İçinizden kim dininden döner de kâfir olarak ölürse, dünyada ve âhirette amelleri boşa gidenler işte bunlardır. Cehennemin dostları da bunlardır ve orada onlar devamlı kalıcıdırlar” (4) diyor ama “öldürün” demiyor. Başka bir ayette de dinden dönenler hakkında, “Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse bilsin ki Allah öyle bir kavim getirecektir ki Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler; müminlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı vakarlıdırlar; Allah yolunda cihad ederler ve hiç kimsenin kınamasından korkmazlar. İşte bu Allah’ın dilediğine verdiği bir lütfudur…” (5) buyruluyor ama “öldürün” denmiyor. Kur’an “öldürün” demese de rivayet “Dinini değiştireni öldürün” (6) diyor. “Öldürün” diyen başka rivayetler de var (7). Hatta “öldürmek gerektiği” konusunda ittifak olduğu kayıtlıdır (8). Said Nursi de “mürtedin hakk-ı hayatı yoktur…” der (9). İŞİD mezheplerdeki “mürtedi öldürün” hükmünden yola çıkarak öldürmektedir. Kur’an’ı esas almak gibi bir niyetleri yoktur. Bu Kur’an’ı alaya almak gibidir. Hem Müslümanım diyeceksin hem de Kur’an’ın en büyük günahlarından biri olan “adam öldürmek” suçunu Kur’an’ın en büyük ibadetlerinden biri olan cihad ile takas etmeye çalışacaksın. Al-i İmran 186 alaycılara sabretmemizi ister… Enam 68 alaycılardan uzaklaşmamızı ister… İşte bu onları yalnızlaştırır ve bitirir. Kur’an zaruret dışında öldürmeye kapı açmaz. Yanlışlıkla olması dışında… Onun bile bedeli var… Öte yandan gelin görün ki hadise göre Kab bin Eşref öldürülebiliyor. İşte rivayet ile ayet farkı ve sonucu…

“Hilkam İbnu Telib babasından naklediyor: Resulullaha arkadaşlık yaptım, yeryüzündeki haşerelerden herhangi birini haram ettiğini hiç işitmedim” (10) hadisini bilen herkes kafasına göre bir şey söylemiştir. Kimi haşerenin yenebileceğini, Çin’de ve Uzak Doğudaki Müslümanlar için bir beis olmadığını, kimi haram dememesi helal olduğu anlamına gelmeyeceğini çünkü helal olduğunu da söylemediğini dikkate almıştır. Oysaki Kur’an’la biraz alakası olan Tahrim 1’den dolayı Resulullahın haram koyma yetkisinin olmadığını bilir. Üzerinde düşünüp zaman kaybetmeye gerek yok. Alışkanlıklar görecelidir…

“Benden Kur’an haricinde hiçbir şey yazmayınız. Kim benden bir şey yazdıysa onu imha etsin” (11) hadisi her nedense hiç hadise iman edenlerin hiç ama hiç görmek istemedikleri bir hadistir. Fakat bu kayıtlar onların imanlarından daha gerçektir.

Sahabe Ömer Resulullahtan halkın doğru yoldan sapmamaları için kendisine bir şeyler söyleyip yazmasını istediğinde, Resulullah, “Allah’ın kitabı bize yeter” (12) dedi. Hadi hadise iman edenler…. Bakalım buna ne diyeceksiniz?..

“Kur’an’dan başka hidayet kaynağı arayan sapıtmıştır” (13)… Ey hadis dini mensupları, bakalım buna ne diyeceksiniz?..

“Size sıkıca sarıldığınız sürece asla sapıtmayacağınız bir şey bırakıyorum: Allah’ın kitabı” (14). Bunun farklı varyasyonları var ama Kur’an’a uygun olan hadis bu.

“En büyük iftiralar bir insanın babasından başkasına neseb iddiasında bulunması, görmediği rüyayı gördüğünü iddia etmesi ve Resulullahın söylemediği bir sözü ona isnad etmesidir” (15). Ey korunmasız rivayetlerle dinini belirleyenler yeter mi bu kadar?..

“Ashabım semadaki yıldızlar gibidir. Hangisinden hadis alırsanız, doğruyu bulursunuz. Ashabın ihtilâfı sizin için rahmettir” (16). Aynı meâldeki hadisin varlığını, Taberânî, Deylemî, Ebû Naîm, ez-Zerkeşi, İbni Hacer gibi hadis âlimleri de belirtirler. Eğer ihtilaf yani anlaşmazlık, aykırılık, uyuşmazlık, ayrılık fikri bir konuda ise ve bu dargınlık, husumet, kin, kavga ve bölünme nedeni olmayacaksa problem yok. İnsan aykırı düşünebilir; belki de aykırı görünen haklı olabilir. Fakat topluca Allah’ın ipine sımsıkı yapışıp fırkalaşmama (17) ayetine ters düşmedikçe problem yok; ters düşülürse o kötü.

Dini ilimler din gibi görülür olmuş. İlim bir şey deyince din diyor sanılmış. İslam’ın kaynakları denilerek edille-i şer’iyye ölçü alınınca din ile ilim birbirine karışmış. İlahi bir dine beşerî kaynaklar icat edilmiş. Allah ayetinde bile “Onlar, Allah´ın dininden başkasını mı arıyorlar?” (18) diye sorduğu halde ve bu ayette Allah hem de “Allah’ın dini” (dînillâhi) dediği halde işin içine icma ve kıyas gibi beşerî kanaatler de karışınca beşerin dini mi Allah’ın dini mi belirsiz hale getirildi. Sünnet algısı da zan ve rivayetlerin oluşturduğu bir hale sokulunca icma ve kıyastan daha ziyade dinin beşerileşmesinde etkili oldu. İslam’ın son elçiden önceki halinden en büyük farkı da zaten buydu: Günümüzdeki şirk dinlerinin önceki ilahi hallerine beşeriyet karıştırılmıştır. Fakat İslam ilahi bir dindir; Resulullah bile helali haram yapamaz (19) ve kendinden bir şey katamaz (20)! Evet ya Rabbi onlar Allah’ın dininden başkasını istiyorlar. Mesela onlar din adamlarının dünya menfaati olan, din adamlarını madden zenginleştiren ve onların dünyevi makamlarını yükselten bir din arıyorlar. Politikacılara yaranmak istiyorlar. Dinde bu ruhsatı bulamayınca da hak dine batıl sokmak yani taviz istiyorlar. Din ile ilim ayrı alanlardır. İlim dine hizmet etmelidir. Bu ikisi çelişmemelidir. Fakat aynı şeymiş gibi de insanlar kandırılmamalıdır.

Evanjelist Hıristiyanlar ve Siyonist Yahudiler, Müslüman dünyasını perişan etmek için harıl harıl çalışırlarken biz Müslümanalar daha dinimizi bozmakta olduğumuzun bile farkında değiliz. Ne dünya için ne de ahiret için bir öncülüğümüz yok. Allah belamızı vermiş bundan bile haberimiz yok. Zaten gerçek bela da bundan habersiz olup çaba göstermemek ve avunmaya devam etmektir. Müslümanlar dünyanın en kalabalık dini topluluklarından biri oldukları halde perişandırlar. Dünya daha İslam’ın terör dini olmadığını bile bizden öğrenememiştir. Bilimsel alanda hiçbir İslam ülkesi öncü olmadığı için cehaletle bile birlikte anılıyoruz. “Terör” ve “cehalet” gibi son derece itici bu iki lekenin bizde olmadığını tüm dünyaya ispatlamak zorundayız. Tam aksine dinimize göre biz “barış” ve “İlim” gibi iki büyük değeri farz kabul ediyoruz.

Evanjelist Hıristiyanlar Siyonist Yahudileri kullanıyorlar; Siyonist Yahudiler de Müslüman liderleri kullanıyorlar. Müslüman liderler de toplumlarını… Hiçbir Batı ülkesi Kudüs’ü Yahudilere bırakmaz. Gerçekleşmesi beklenen kehanetler var. Büyük Mesih’in gelmesini gerektirecek şartları oluşturuyorlar. Buna “Tanrıyı kıyamete zorlamak” diyorlar… Kalvin gibiler İncil’den değil yan kaynaklardan etkilendikleri için çok tehlikeliler. Bizim yan kaynaklılar gibi. Fakat bizimkilerin zararı kendilerine ve onlara uyanlara. Evanjelistlerin ise bütün dünyaya… Evanjelistlerin Kudüs hakkında söylediği 3 bin yıllık başkent yalanına inanmamalıdır. Ayasofya’da ahid sandığını arıyorlar. Hala bulamadılar. Bulsalar ortalığı yıkarlar. Tanrının bu sandıkta tecelli ettiğine inanıyorlar. En büyük hedef Süleyman mabedini yapmak. Ancak Süleyman Mabedinin bulunduğu Kubbetü’s Sahra ve Mescid-i Aksa gibi mekanların yıkılmaları gerekiyor. Başka türlü bulamayacaklarına inanıyorlar. Yahudilerin bir kısmına göre İsrail topraklarını yine İsa Mesih kuracak. Kısacası sapıkça düşünen çok güçlü kişiler var. Hem çok zenginler hem çok çalışkanlar ve bir o kadar da tehlikeliler. Onlar için Müslümanların varlığı bile engel. Biz birbirimizi yerken onlar bunu yakından izliyorlar. Maşaları kullanıyorlar. Müslüman ümmetin düştüğü perişan durumu onlar da görüyorlar. Bu yüzden umutlular… Dikkat! İslam dini Müslümanları birleştirdiği halde, İslami görünen bir topluluk bölüyorsa, bunu İslamdışı güçler istemişlerdir.

Siz beddua ediyorsunuz ama Allah beddualarınızı kabul etmiyor. Çünkü dualarınızı da kabul etmiyor. Seyircilerin bedduası kabul olmaz! Müslümanlar bu kafayla bütün zulümlerin en ön saftaki seyircisi olmaya devam edeceklerdir. Artık ön yargısızca bir iç muhasebe yapmalı… Soruyorum: İsrail’in mallarını boykot edecek kadar onlara öfkeli misiniz? Siyonist Yahudilere kızdığımızın “yarısı” kadar kendimize kızsak onların “tamamı” kendine kızacak hale gelebilirdi. Onları biz zengin ettik; devlet olarak bile ABD’den sonra ilk tanıyanız; Hitler’den kaçarken onlara biz kucak açtık. Yahu Erbakan Hocayı engellemelerine bile biz göz yumduk. Tel’in mitingleri devlet bazında organize edilsin; bütün partiler böyle bir organizasyona katılsınlar, hiç olmazsa dışarıya karşı birlik olalım… Fakat katılmazlar; çünkü onların bir kısmını zaten bunlar kurmuşlardır… Terörist Siyonist bir devleti tanımamak siyasal ama asil bir üst şuurdur. Bugün Gazze’de doğan bir bebek, birkaç yıl yaşasın ve sonra siyonistin silahlı idmanı ve eğitimi esnasında öldürülsün diye büyüyor… Çünkü Müslüman aileler ümmet tarafından sahiplenilmiyor… Mezheplerin Müslümanları birleştirme derdi yoksa, İslamın Müslümanları birleştirme derdini bile fark edememiştir; İslamın birlik daveti tüm mezheplerin ilkesi olmadıkça ayrılık hep acı getirecektir.

Eller kimin için kalkıyor? Kendimize soralım bakalım… Müslüman ülkeler kendi zalim idarecilerinden korktukları ya da çıkar elde ettikleri için tezahüratla ellerini kaldırıyorlar. Onları Mehdi gibi görüp pohpohluyorlar. Eller kimin için kalkıyor? Bakarsan göreceksin… Menfaat için kalkıyor… Cehaletle karanlık için kalkıyor… Diyorum ki: Kaldırın ellerinizi ve masaya vurun… Ümmetçe silkelenin kendinize gelin… Dinin barışı amaçladığını siyasetinizle ve ilme açık olduğunu icatlarınızla gösterin… Emperyalistlere geçit vermeyin... Kur’an Müslümanı olun... Basiretinizi artırın... Ölçülü düşünün ve samimi yaşayın…

Fitnenin katlettiği bir şehid, fitnenin sonu için atılmış bir adımdır. Allah’ım! Sonumuz Ebu Hanife’yi alçakça şehid eden çıkarcıların şerefsiz zaferine değil ya Ebu Hanife’nin şerefli ölümüne ya da Ömer bin Abdulaziz’in şerefli zaferine benzesin… “Aldırma, bu dünya böyle gelmiş böyle gider” (Necip Fazıl), “Diyemem aldırırım. Çiğnerim! Çiğnenirim! Hakkı tutar kaldırırım…” (Mehmet Akif Ersoy).

KAYNAKLAR:  1). Number of Muslims in the continues to grow: U.S. Muslim population estimates reflect a correction made on Nov. 9. 2017. Pew Research Center estimates based on analysis of surveys of Muslim Americans in 2007, 2011 and 2017 combined with U.S. Census data. “U.S. Muslims Concerned About Their Place in Society, but Continie to Believe in the American Dream” PEW Research Center. 2). Tevrat, Çıkış 20: 13; İncil, Luka 18: 20; İsra suresi, 33. 3). Yasin, 21. 4). Bakara, 217. 5). Maide, 54. 6). Buhârî, Cihâd, 149; 2794; 6878; İ’tisam, 28. 7). Buhari, Diyât, 6; Müslim, Kasâme, 6; 25,26; 1676; Tirmizi, Hudud,15; Ebu Davud, Hudud,1; Nesaî, Kasame,5,14; Neylu’l-Evtar, 7/190; Mevsuat’ül-Fıkhiyye(22/180. 8). bk. V. Zuhaylî, el-Fıkhu’-İslamî, 6/186. 9). Mektubat, s. 438. 10). Ebu Davud, Et’ime 30, 3798. 11). Muslim, Zühd 72, 3004. 12). Bknz. Buhari, İ’tisam, 26, İlim 39, Cenaiz 32, Merza 17; Muslim Cenaiz 23, Vasaya 22. 13). Tirmizi, Sevabu’l - Kur’an 13, 2906. 14). Muslim, Hac 147 (890); Ebu Davud, Menasık 57 (1905); İbni Mace, Menasık 84 (3074). 15). Buhari, Menakıb 5. 16). el-Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ, I/64; el-Münâvî, Feyzü’l-Kadîr, I/210-212. 17). Al-i İmran, 103. 18). Al-i İmran, 83. 19). 19). Bknz. Tahrim, 1. 20). Bknz. Hakka, 44. 21).


Başlık Kategori Yayın Tarihi
“DÜNYA VİRÜSLE ORTAK MÜCADELE BİRLİĞİ” KURULMALIDIR Genel 08.04.2020
BEŞ VAKİT NAMAZIN İSPATI BAHSİ (2) Genel 02.04.2020
BEŞ VAKİT NAMAZIN İSPATI BAHSİ (1) Genel 01.04.2020
İFADEDE ANAHTAR Genel 28.03.2020
“STOP-HITS & STOP-KICKS” Spor 25.03.2020
Başlık Kategori Yayın Tarihi
TERÖRİST KİMDİR? Genel 06.04.2020
HOME OFFİCE DEVRİMİ Genel 02.04.2020
. Genel 02.04.2020
Çiftçiye Ürününü Alım Garantisi Genel 01.04.2020
KENDİNİZİ ÖNEMSEYİN, SAĞLIKTA KALIN.... Genel 29.03.2020

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.