Kudüs

ABD Başkanı Donald Trump, skandal bir karara imza attı.Bu, ABD'nin Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıma kararıydı. 

1947 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 181 sayılı kararıyla bir Arap, bir Yahudi devletinin kurulması kabul edildi. Bu plan içerisinde - 47 Planı diye de tabir edilir- İsrail’e o gün verilen toprakların sınırları belirlendi. Bu topraklar içinde başta Kudüs olmak üzere, İsrail’in bugün sahip olduğu toprakların çoğu yer almamaktaydı. Mısır, Ürdün, Lübnan, Irak ve Suriye gibi ülkeler bu sürece itiraz ederek İsrail’e karşı saldırıya geçtiler. Netice itibariyle İsrail, bu savaşın sonunda topraklarını Genel Kurul’un 181 sayılı kararında belirtildiğinden daha fazlasına çıkartarak, sahil şeridi ve Necef ile Kudüs’ün batısının kontrolünü sağlamış oldu. Ardından 1956 yılında “Süveyş Krizi” ve 1967’de “Altı Gün Savaşı” yaşandı. Bu savaşlardan bilhassa “Altı Gün Savaşı” sonunda İsrail yine BM’nin 181 sayılı kararı ile kendisine verilen toprakların çok daha ötesine giderek Kudüs’ün tamamını ele geçirdi. Bu savaşa kadar Batı Kudüs İsrail yönetiminde, Doğu Kudüs ise Ürdün yönetimindeydi.

Bugünkü Mescid-i Aksa da o yıllara kadar Ürdün topraklarıydı. Hatta ilginç bir bilgidir ki Kubbet-üs Sahra’nın restorasyon çalışmalarını yaptıran bugünkü Ürdün Kralı II. Abdullah’ın babası Kral Hüseyin’di. Savaştan sonra Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 242 sayılı kararında, İsrail’in 1967 Savaşı’nda elde ettiği topraklardan çıkması gerektiği kabul edildi. Bu toprakların içinde Doğu Kudüs de vardı. O günden itibaren, gerek Camp David görüşmelerinde gerekse 1990’lı yıllardaki Oslo süreçlerinde İsrail-Filistin sorunlarına kalıcı çözüm için ABD tarafından büyük uğraş verildi. Ancak her defasında İsrail, 1967 öncesi sınırlarına geri dönmektense daha fazla toprak alarak ve başka sorunları (yerleşimler ve su meselesi) bu çözümsüzlük sürecine katarak hareket etti.

ABD'de yaşanan Azil Süreci'nden canı bir hayli sıkkın olan bay Trump'ın, önündeki seçimlerde de favori olarak gösterilmesi için elinden gelen her şeyi ( Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıma kararı dahil ) yaptığını bütün kamuoyu biliyor.

İsrail Başbakanı Netenyahu ise; 2009 yılından bu yana kesintisiz olarak Başbakanlık görevini sürdürmekte olup; 1996-99 yılları arasında da 3 yıla yakın bu makamda bulunmuştur. İsrail tarihinde en uzun Başbakanlık görevinde bulunan kişi sıfatını kazanan Netanyahu rüşvet, görevi kötüye kullanma ve sahtekarlık suçlamalarıyla karşı karşıya bulunmaktadır. İsrail seçimlerinde darbeyi bir hayli büyük yiyen Netenyahu, koalisyon krizinden çıkmak için eline gelen bütün kozları kullanmak peşinde.

Son olarak Türkiye'nin kendi sınırlarına askeri sevkiyat yapacağı zaman 1,5 gün içerisinde acil toplanma kararı alan ve her türlü çamuru atan Arap Birliği, ABD ve İsrail'in bu açıklamasından sonra 1 Şubat'ta toplanma kararını yavaş yavaş acele etmeyerek alması ise akıllara yine Arap Birliği'nden gelecek ABD ve İsrail taraftarlığına soyunmalarını getirmiyor değil.


Başlık Kategori Yayın Tarihi
İNGİLİZ STRATEJİSİ ve PAGANİZM Tarih 11.02.2020
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Siyaset ve Güvensizlik Oyunu Politika 24.09.2020
Bölünmüş Çember Politika 16.09.2020
En Önemli En Sinsi Senaryo Politika 14.09.2020
12 Eylül ve Dahası Politika 12.09.2020
Lekelemek ve Gözden Düşürümek Politika 10.09.2020

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.