SİLAHSIZ

Uçak Sabiha Gökçen'e yeni inmişti ve uçaktan çıkıp dış hatlar çıkışına doğru yürümeye başladı Oğuz...

Çıkış kapısının önünde bekleyen taksiye tedirgin bir şekilde el kaldırdı. Sırtındaki çanta ve elindeki valizi bagaja bir hışımla koyuverdi ve arka koltuğa yerleşti.

Taksi Şoförü: - Nereye gideceğiz beyefendi?

Oğuz: - Kartal! Kartal' a gideceğiz

Taksi Şoförü: - Tamamdır Beyefendi

Yeni geldiği Rusya'dan getirdiği anılardan çok, vermesi gereken ve hayatını değiştirecek o çok önemli kararı düşünüyordu sadece.

2 HAFTA ÖNCE

Her zamanki gibi biraz erken gelmişti işine. Gebze – İzmit otoyolundan çıkar çıkmaz ASELSAN girişine yöneldi. Aracını park ettiği gibi hızlı adımlarla doğruca ofisine yöneldi. Ar-Ge bölümünde mühendis olmanın bazı avantajları vardı elbet. Başından sürekli bekleyen ve saatini gösterip nerede kaldın diyecek bir çobanı yoktu. Bilgisayarını açıp üzerinde çalışan onlarca mühendisten biri olduğu o çok önemli projeyi kontrol etmeye başlamıştı. Bu proje hem onun kariyeri hem de ülke savunması için bir devrim olabilirdi. 1,5 senedir devletin Rusya ile ortak olarak destekleyip takip ettiği bu projenin 6 ay içerisinde bitmesi gerektiğinin baskısı da üzerindeydi her zaman. Kapıdan giren arkadaşını bile fark etmemişti.

Hakan: - Oğuz yapacağımız bu prototip için önce bir alüminyum -çelik alaşımlı bir levha altlık düşündüm. Sence de uygun olur mu?

Oğuz: - ''Nikola Bey ona da karışsaydı'' diyerek kinayeli bir şekilde güldü.

- Anasını satayım adamlarla ortak iş mi yapıyoruz yoksa adamların işçiliklerini mi yapıyoruz anlamadım?

Hakan: - ''Haklısın ama yapacak bir şey yok. Sponsor olmak bunu gerektiriyor sanırım. Ne dersin levha için?''

Oğuz: - Bence uygun olur. Sıcaklığa mukavemeti yeterli olduğu sürece sorun olmaz.

Bilgisayardan gelen mail sesiyle konuşma kesilmişti. Oğuz bilgisayarına gelen maili okuduktan sonra yerinden yavaşça kalktı.

Oğuz: - '' Yine sunum yapacağız! Perşembe günü müsteşar proje hakkında bilgi almak için gelecekmiş. Müdür bey bilginiz olsun diyor...

Hakan: - '' Geçen yaptığımız sunum üzerinden güncellemeleri yapar hallederiz sorun olmaz ama neden bu kadar kısa sürede 2. Sunumu istiyorlar?

Oğuz: - ''Bilmiyorum kardeşim. Neyse hallederiz

GÜNÜMÜZ

Evine girer girmez kendini yatağın üzerine düşercesine bıraktı. Tavana dalan gözleriyle kararsızlığına bir son vermek istiyordu. Düşünceler içerisinde seyahat ederken çalan telefon sesiyle irkildi. Arayan tahmin ettiği gibi Hakan'dan başkası değildi.

Hakan: - Ne yaptın? Nasıl geçti kardeşim?

Oğuz: - Fena değildi. Hatta güzel geçti diyebilirim. Ama bayağı yorgunum. Ben seni sonra arasam olur mu?

Hakan: Tabii. Sen dinlen Pazartesi işte görüşürüz o zaman.

Oğuz: Tamam Kardeşim. Görüşürüz.

Telefonu kapatıp yatağa doğru fırlattıktan sonra mutfağa doğru yürümeye başladı. Mutfağa girerken kapının açıldığını duyarak;

Oğuz: Funda sen misin?

Funda: Evet abi ben geldim. Sende gelmişsin. Hoş geldin, nasıl geçti.

Oğuz: Fena değil güzel geçti diyebilirim. Konuşuruz sonra. Sen nereden geliyorsun? Ahmet nerede?

Funda: Bizim lisenin bir etkinliği vardı. Münazara etkinliği. Ahmet'le Oraya gitmiştik de anca geldik. Ahmet aşağıda arkadaşlarıyla takıldı gelir birazdan abi.

Telefonuna gelen mesajı okuduktan sonra hemen teyzesini aradı. Kısa bir görüşme yaptı ve Funda' ya seslendi.

Oğuz: - Hemen ara eve gelsin. Bir süre teyzelerde kalacaksınız. Sadece benim dediğimi yap ve sakın bu konu hakkında bir soru sorma Funda. Zamanı gelince ben sana anlatacağım her şeyi. Kardeşin gelince birlikte çıkacağız hemen.

2 HAFTA ÖNCE

Sunum günü gelmişti. Diğer çalışma arkadaşlarıyla birlikte toplantı odasında hazır bir şekilde müsteşar bekleniyordu. Savunma Bakanlığı Müsteşarı bu. Boru mu? Elbette beklemez, beklenir diyerek düşünürken içeri giren müsteşarı ayakta selamladı.

Proje Müdürü Serkan: Sayın müsteşar sizde uygun görürseniz sunuma başlayacağız. Sunumu Makine Mühendisi arkadaşımız Oğuz YILDIZ yapacak.

Müsteşar: Elbette başlayın lütfen

Oğuz: ''Öncelikle hoş geldiniz'' diyerek projektörün kumandasına basarak ilk sılaydın ekrana yansımasını sağlar.

Ekranda kocaman harflerle proje adı kısmında ''YAPAY ZEKA KARA SAVUNMA SİSTEMİ'' yazmaktaydı.

- '' Güdümlü Milan zırh füze sistemi konuşlandırılacağı 500 KM karelik geniş bir alanda hareketli- hareketsiz tüm zırhlı- zırhsız savaş unsurlarını % 0,99 hata payı ile insan kumandası olmadan, yapay zeka ile otomatik olarak yok etmeyi hedeflemektedir. '' diye başladı sunumuna.

- ''Bu proje %51 ortaklık ve finansman ile Rusya Savunma Bakanlığı ile birlikte yürütülmektedir.'' Diye ekledi.

- ''Bu dünyanın birbiriyle yarıştığı hava savunma sistemlerinin kara savunma sürümüdür. İnsansız ve yaklaşık 0 hata payı ile tamamen yapay zeka ile ülkemizi ve müttefiklerimizi koruyacak devrim niteliğinde bir projedir. Bu insan olmadan tüm topraklarımızı koruyacak RoboMehmetçik olmayı hedeflemektedir. Düşünsenize, askeri araç, tank ve asker ihtiyacı olmadan, kuracağınız bir sistemle tüm savaş unsurlarında etkili olacak ve yüzde 0 hata payı ile insanüstü performans sağlayacak bir ordumuz olacak'' diyerek teknik detaylara girmeden önce projenin gerçek hayattaki işlevini canlandırmış oldu. 5 sene sürecek bu projenin teknik detaylarını a- dan z- ye anlattı ve yaklaşık 2 saat süren sunumun ardından müsteşar ve tüm yöneticilerin yüzleri gülerek memnun bir şekilde ayrıldılar.

Toplantıdan çıkar çıkmaz bina dışındaki açık havaya attı kendini Oğuz. Cebinden çıkardığı sigara paketinden bir sigara götürdü dudaklarının arasına.

Bir yandan sigara içiyor bir yandan da haftaya proje aşaması sunumu ve genel bilgilendirme için gideceği RUSYA SAVUNMA BAKANLIĞI toplantısında yapacaklarını düşünerek kontrol ediyordu. Kendi kendine mırıldanırken, yanına yaklaşan proje müdürü Serkan Bey'i fark etmemişti bile.

Serkan: - ''Hayırdır Oğuz? Kendi kendine konuşmaya başlamışsın. Proje çok yoğun galiba'' diyerek gülümsedi.

Oğuz: - AAA fark etmedim, Serkan Bey. Kusura Bakmayın. Biraz yoğun evet

Serkan: - Oğuz biliyorsun bu proje ASELSAN için çok önemli. Bu yüzden bu kadar yoğun çalışıyoruz. Senin de ne kadar iyi bir mühendis olduğunu fazlasıyla ispatladın. Ama senden bir konuda yine de rica da bulunmak istiyorum.

Oğuz: - Buyurun Serkan Bey

Serkan: - Haftaya katılacağın toplantının önemini zaten biliyorsun. Bizi bir kere daha da gururlandırır san çok sevinirim Oğuz.

Oğuz:- Merak etmeyin Serkan Bey. En iyi şekilde görevimi yerine getireceğimden emin olabilirsiniz.

Serkan: Tamam o halde Oğuz. Uçuş bilgilerin vs. bilgiler gün içerisinde mail ile gönderilecek. Yine de bir sıkıntı olursa bana ulaşabilirsin.

Oğuz: - Tamamdır Serkan Bey.

Bu kısa sohbet biraz rahatlatmıştı Oğuz'u. Kafasındaki iş konularının stres biraz olsun azalmıştı. Ama sırada aile sorunlarının stresi vardı. Hayat ile olan sorunlarda idi sıra. Gözleri uzaklara doğru bakarken kardeşlerini düşündü tekrar. Zaten her gün birkaç defa kafasını meşgul ediyordu. 2 yıl önce trafik kazasında kaybettiği anne ve babasının acısını bile yaşamasına izin vermiyordu kardeşlerinin gelecek kaygısı. Anne ve babasının yadigarı 2 kardeş. Hem anne hem de babalık yapıyordu onlara. Hem okutuyor hem de hayata hazırlamaya gayret ediyordu mümkün olduğunca. Maddi anlamda aldığı verdiğine anca denk geliyordu. Evlilik planı yapmayı zaten 2 sene önce bırakmıştı ama kardeşlerinin bakımı görevini başarıyla bitirebilecek miydi? Kafasındaki bu düşüncelerle birlikte savunma bakanlığından gelen uçuş, otel ve seyahat bilgilerini kontrol etti. Hazırlanıp hemen çıkması gerekiyordu. Çünkü yarın Rusya'ya gidiyordu. Eve gidip eşyalarını hazırlaması gerekiyordu.

Arabasına binip yola koyuldu. İçinde tatlı bir telaş vardı. Böylesine önemli bir projede görev alması kendini değerli hissettiriyordu. Eve giderken yol boyunca hayatının özetini çıkardı. İşini, ailesini ve gelecek hakkında düşünceler arasında gezip durdu.

Moskova gökyüzünden güzel görünüyordu. Şehrin üzerinde manzarayı mümkün olduğu sürece izledi. Uçak yere indiği gibi kardeşlerini arayıp haber vermeyi ihmal etmemişti. Kendisine tahsis edilen otelin önüne geldiğinde içeri girmeden bir sigara yaktı. Sigarasının dumanı ağzından yükselirken etrafına ve binalara gezici gözüyle baktı. Moskova'ya ilk defa geliyordu. Gerçi gezmeye çok fırsatı olmayacağı gerçeğini hatırlayarak elindeki yarım sigarayı söndürdükten sonra odasına yerleşmek için içeri girdi. Sunumdan bir gün önce gelmesi belki bir gece dışarı çıkmasına olanak sağlayacaktı diye düşünmüştü. Odasına yerleştikten sonra dışarı çıkmak fena olmazdı. Ama yol yorgunluğu onu dışarı çıkmadan önce bir iki saat dinlenmeye mecbur etti. Yatağa uzandı ve ellerini başının altına koyarak başladı tavanı seyrederek düşüncelere dalmaya. Düşünceler arasında gözleri yavaş yavaş ağırlaştı ve usulca uykuya geçti.

Ani bir kapı sesiyle gözlerini fal taşı gibi açtı. Yattığında aydınlık olan hava şimdi simsiyah olmuştu. Çok uyuduğunun farkına vararak kapıya doğru yöneldi. Kapıyı açtı ve otel çalışanlardan birinin kendisine uzattığı zarfı alırken bunun ne olduğunu sordu. Kendisine verilmesi için resepsiyona bırakıldığını şaşkınlıkla öğrendi. Teşekkür ederek kapıyı kapattı. Moskova'da herhangi bir otele kendisine verilmek üzere neden bir zarf bırakılırdı ki? Merakla zarfı açtı. Türkçe yazılmış notu bir hışımla okudu:

'' Artık uyanmalısın! Kaç saattir seni bekliyoruz. Otelin karşısındaki 2 katlı büyük kafede seni bekliyoruz. Hadi çık gel. Seni bekliyoruz.''

Şaşkınlıkla pencereye doğru gidip perdeyi araladı. Tam karşısında notta tarif edilen kafeyi görmüştü. Ne olduğuna anlam vermeye çalışmak için kısa bir süre düşündü. Uyuduğunu nasıl biliyorlardı? Hafiften ürkerek ağır hareketlerle üstünü değiştirip kafeye gitmeye karar verdi. Ama kafede kimi bulması gerekiyordu? Kim olduğunu bilmediği birini nasıl tanıyacaktı? Bu soruları düşünerek hızlıca hazırlanıp odadan çıktı. Meraklı bir şekilde hızlıca kafeye doğru yürümeye başlamıştı bile. Kafenin kapısını iterek içeri girer girmez sanki kendisini bekliyormuş havasında bir garson karşıladı ve eliyle oturmasını istediği masayı göstererek:

Garson: '' Şöyle buyurun efendim''

Neden burada olduğunu anlayamadığından dolayı, garsonun bu derece iyi Türkçe konuşmasına bile şaşıramadı. Masaya oturdu ve kendisini kimin çağırdığını anlamak amacıyla etrafına bakınmaya başladı.

Garson: '' Biraz beklemeniz gerekecek efendim. Bu sebeple isterseniz size önden bir kahve getirmemi ister misiniz?

Şaşkınlık içinde hafif kekeleyerek '' Peki olur'' diye cevap verebildi. Neler oluyordu? Korkmaya başlamıştı. Serkan beyin bir sorun olursa beni arayabilirsin sözünü hatırlayarak hızlıca telefonuna sarıldı. Serkan beyi rehberden buldu ve arama tuşuna bastı. Ancak bağlantı olamadığını fark etti. Telefon çalışmıyordu. Artık korkusu büyümeye başlamıştı. Masaya gelen kahveyi telaşlı bir şekilde yudumladı. Aradan kısa bir süre geçtikten sonra masasına doğru gelen uzun boylu iki kişiyi fark etti.

''Merhaba, Moskova'ya hoş geldiniz Oğuz Bey'' diyerek masasına oturmuşlardı bile.

Oğuz: - Hoş bulduk. Kimsiniz?

'' Her şeyi açıklayacağım merak etmeyin. Önce sakin olun korkulacak bir durum yok'' dediğinde kendisinin korktuğunu anladıklarını hissetti ve sakin olmaya gayret etti.

Oğuz: - Tamam. Peki, buyurun anlatın.

Adamlardan sadece biri konuşuyordu. Türk olmadıkları yüzlerinden belli fakat bir Türk gibi Türkçe konuşuyorlardı.

- ''Öncelikle buraya neden geldiğinizi ve hakkınızdaki her şeyi biliyoruz. Yani bizden saklamanızı gerektirecek hiçbir şeyin olmadığına emin olabilirsiniz. Size bir teklif sunmak için görevlendirildik. Ama tekliften

Önce hatırlatmamız gereken bir kural var'' diyerek elindeki zarfı uzattı ve ''Burada olan her şey aramızda kalmak zorunda'' dedi. ''Tabii bu zarfın içindekiler sizin için değerliyse'' diyerek ekledi.

Oğuz zarfı açtı ve içinden çıkan iki resme baktı. Birden panikledi. Fotoğraflarda kiler Funda ve Ahmet idi. Arkalarından gizlice çekildiği belliydi. Kardeşlerini birilerinin takip etmesi ve şimdi onlarla tehdit ediliyor olması onu sinirlendirdi. Aniden masaya bir yumruk vurdu ve '' Kimsiniz lan! Ne istiyorsunuz benden? Kardeşlerim nerede'' dedi.

- ''Kardeşlerin gayet iyiler. Şu anda evindeler. Merak etme ''

Çaresizlik içinde ne istediklerini sordu adamlara. Kendisine uzatılan başka bir zarfı daha eline aldığı sırada diğer adam konuşmaya başladı.

'' Bu zarfı al ve odana git. Orada uzun uzun incele. Ama unutma fotoğrafta gördüğün kardeşlerinin bundan sonra başka fotoğrafları olabilmesi senin elinde.'' Diyerek tehdit edip masadan kalktılar. Masada tek kalan Oğuz ne yapacağını şaşırmıştı. Kardeşlerinin başına bir şey gelmesi hayatta isteyeceği en son şeydi. Hemen garsona kullanabileceği bir telefon olup olmadığını sorduğu sırada adamlardan biri tekrar seslendi. '' Bu arada telefonunu şimdi kullanabilirsin''

Telefonuna tekrar baktığında normal bir şekilde çalıştığını fark etti ve hemen kardeşlerini aradı. İyi olduklarını öğrendikten sonra biraz rahatladı ve hemen otele dönüp zarfın içinde ne olduğunu öğrenmek istiyordu. Kafeden çıkıp otele doğru yol aldı. Kardeşleri onun için çok önemliydi. Hayatta olmazsa olmazları bir tek onlar vardı. Onların telaşı içerisinde odasına girip hemen masaya oturdu. Zarfı açtı ve içerisinde birçok belge ve fotoğraf çıktı. Bütün belgelerin üzerine numara yazarak sırasıyla kontrol etmesi sağlanmıştı. 1 numaralı kağıdı eline aldı. Bir internet sitesi ve kullanıcı adı ile şifre yazıyordu. Bu siteye giriş yapması isteniyordu. Hemen bilgisayarını açtı ve siteye girdi. Girdiği site ip adresi idi. Belli ki herkesin ulaşamayacağı gizli bir siteydi. Bir çırpıda giriş yaptı. Gördükleri karşısında ağzı açık kalmıştı. Kendi adına yapılmış bir siteydi. Profil kısmında Oğuz'un adresinden tutunda kardeşlerinin fotoğrafları ve okulların dayken gizlice takip edilerek çekilmiş fotoğraflarına kadar detaylar vardı. İş yeri adresinden yakın ailesinin kayıtlarına kadar tüm bilgileri içeriyordu. Kendi adına bir site kurulmuştu. Siteyi incelerken dosya gönderilmesine olanak sağlayan kısımları fark etti.

2 numaralı kağıdı eline aldı. Bir bankanın internet şubesi ve kullanıcı adı şifresi yazıyordu. Buraya da girmesi isteniyordu. Hemen internet şubesine giriş yaptı. Kendi adına bir İsviçre bankasında hesap açılmıştı. Ve hesabında 100.000 Dolar olduğu fark etti. Ayrıca kağıtta her ay otomatik olarak 20.000 dolar paranın hesabına otomatik EFT talimatıyla verilmiş olduğunu da gördü. Her ay kendisine karşılık olarak maaş ödemesi yapılacaktı. Şaşkınlığı iyiden iyiye artmıştı.

3 numaralı kağıdı eline aldı. Burada kendisine ait kurulan internet sitesine tekrar girilmesi, istekler bölümüne bakması isteniyordu ve hemen girdi. Burada kendisinden istenenler açıkça yazılmıştı. Evet, Oğuz'a resmen bir ajanlık teklifi yapılıyordu. Rutin olarak bu site ile kendisiyle iletişime geçilecek, kendisinden istenen belge bilgi vb. dokümanlar bu siteye yüklenerek karşı tarafa iletilecekti.

İlk istenen görev ise üzerinde çalıştığı çok gizli projeye ait doküman ve bilgilerin sisteme yüklenme siydi. Zaman içerisinde kendisinden istenen görevleri buradan takip edecek ve belge bilgi vb. her şeyi buradan kolayca ulaştırması istenecekti.

Uzun süredir takip edildiğini, nerede ve ne iş yaptığı biliniyordu. Sürekli ailesiyle takip edilmiş olduğunu korkuyla idrak etmişti.

Zarftaki son kağıdı eline aldı ve kardeşlerinin fotoğraflarıyla birlikte bu korku dolu mesajı titreyerek okudu: '' Bunlar hakkında her hangi birine bir şey söylersen, kardeşlerin ve sen kimseye bir şey söyleyemeden ölürsün. Senin ve kardeşlerinin geleceği için bize katılmak zorundasın! Elbette karşılığını fazlasıyla alacaksın. Bu iyiliği onlara çok görme. Siteye girmen gereken zamanlar sana telefonun aracılığıyla bildirilecek. Kim olduğumuzu şimdilik sormayacaksın! Biz kendimizi zamanı gelince sana tanıtacağız''

Aklını kaçırmak üzereydi. Şaka olamayacağı kadar ciddi bir durum olması onu daha da telaşlandırıyordu. Ayrıca kimseye anlatamayacak olması ve kardeşlerinin başına kendisi yüzünden bir şey gelmesini asla kabul edemezdi. Yarınki sunum dahi önemsiz geliyordu. Uykusuz geçirdiği gecenin sabahında sarhoş gibi giyinerek katılacağı toplantıya gitmek üzere otelden çıkış yaptı.

GÜNÜMÜZ

Kardeşi kapıdan girer girmez apar topar evden çıktılar. Ahmet'e kardeşine anlattığı gibi hızlıca anlatarak teyzelerinde kalmaları gerektiğini belirtti. Evden çıktılar ve kardeşlerini Maltepe'de ki teyzelerinin evlerine bıraktı. Benden haber gelene kadar evden çıkmamalarını tembihlerken kendiyle birlikte herkesi telaşlandırdığını da biliyordu.

Sessiz bir yerlere gidip arabanın içinde düşünmek faydalı olur dedi. Telefonuna gelen mesajla siteye girerek göreve başlaması isteniyordu. Artık karar vaktiydi. Vereceği kararla hayatının bundan sonrasında artık bambaşka biri olacaktı. Bunu ülkesine nasıl yapabilirdi? Polise gitmesi gerektiğini düşündü. Kardeşleri zaten şimdilik güvendeydi. Polise durum anlatılır kardeşleri ve kendisi koruma altına alınır diye düşündü. 2 saat bu şekilde su gibi geçmişti. Ülkesine bunu yapamazdı! Hemen arabasını çalıştırdı ve en yakın polis merkezine geldi. Arabasını park edip polis merkezine gireceği sırada telefonuna gelen resimler dehşete düşmesine fazlasıyla yetmişti. 2 kardeşi ve teyzesini keskin nişancı dürbününde hedefte olduğunu gördü. Resimle beraber gelen mesajı okuduğunda tüyleri diken diken olmuştu: '' Polis kapısından içeri girdiğinde tetiğe sen basmış olacaksın''

Bu adamlar her kimse kardeşlerini bir evin içerisindeyken, kendisinin polise gitme ihtimali düşünerek keskin nişancı tüfeği ile hedef alacak kadar profesyonel ve tehlikeliydiler. Moskova' da bile öylesine bir organizasyonu yapabilen insanlardan korkması gayet normal geliyordu. Kardeşlerine bunu yapamazdı. Ve yapamadı! Polis kapısından geri dönerek arabasına tekrar bindi. Sinir krizi geçiriyordu ve direksiyona art arda yumrular atmaya başladı. Bir kere bu göreve başladığında ise artık geri dönüşü olmayacağının farkındaydı. Çünkü kardeşlerini ömür boyu takip etmeyeceklerdi. İlk görevini yaptığı andan itibaren artık bir ajan ve suçlu olacaktı. Bundan sonra polise gidemeyeceğini çok iyi biliyordu.

Bu düşüncelerle birlikte evine doğru hareket etti. Böyle biri olmak zorunda olduğu için artık bu durumun güzel yanlarını düşünmek belki kendisini daha iyi hissettirecekti. O sebeple en azından kardeşlerinin hayatları kurtulmuş olacaktı. Maddi anlamda hiçbir sıkıntısı kalmayacaktı. Bu şekilde kendini mümkün oldukça rahatlatmak isterken, bir vatan haini olacağını ise asla hatırlamak istemiyordu. Bu yüzden buna da bir çözüm bulması gerekiyordu. Vatan için ölenler hep fakir değiller miydi? Hiçbir villadan yada siyasetçi evinden çıkan şehit cenazesi görülmüş müydü? Zenginler için kardeşlerini feda etmemek hainlik değil kahramanlıktı. Beynini bu şekilde doldurup evine girdi. Artık henüz kime çalıştığını bilmese de bir ajandı. Filmlerde gördüğü o şey artık onun hayatı ve o kişi kendisiydi! Hemen bilgisayarını açtı. Kendisinden istenildiği gibi siteye giriş yaptı. İlk görevine karşılık ''YAPAY ZEKA KARA SAVUNMA SİSTEMİ'' ait belgeleri sisteme yüklemek için USB sindeki şifreli klasörleri açtı. İstenen belgeleri yükleyip işini bitirdikten sonra ekranda görev tamamlama ödülü olarak hesabına 10.000 dolar aktarıldığı yazısını gördü. Hem 100.000 dolar peşin hem her ay 20.000 dolar ve görevin önemine göre prim alacaktı. Maddi anlamda müthiş bir şeydi ama yakalanırsa ne olacaktı? Hayatı kariyeri ve yiyeceği vatan haini damgası onu ve kardeşlerini ömür boyu bırakacak mıydı? Bu düşünceler etrafında gelen mesajı okudu. Pişmanlık duymaması adına psikolojik destek içeren bazı telkinler bulunuyordu. Bunlar her kimse bu işi gerçekten çok iyi biliyor ve insanın bu durumda neler hissedebileceği konusunda her zaman hazırlıklıydılar. Telkin mesajında bu görevi gönüllü yapan arkadaşlarınız gibi sizde mutlu olacaksınız yazan kısmı gördüğünde, kendisinin tek olmadığını ve herkesin bu işi zorla yapmadığını anladı. Bu biraz Oğuz' a cesaret vermişti. En azından profesyoneller tarafından korunacağını biliyordu. Ama işleri bittiğinde ne olacağı konusunda ise aklının ucuna dahi kötü şeyler getirmemeye zorluyordu kendini.

3 AY SONRA

Sabah erkenden kalkıp tapuya gitmek üzere yola çıktı. Heyecanlıydı. Hayatında ilk defa kardeşlerinin maddi anlamda güvende olacaklarını hissederek tapu dairesinden içeri girdiler. Kardeşlerine aldığı evlerin tapusunu alıp artık hayatını adadığı bu kutsal görevde ilk büyük aşamayı kaydetmiş olacaktı. Yaklaşık 3 saat süren işlerin ardından ofisine gitmek üzere aracına bindi.

3 ay geçmesine rağmen ajanlık yaptığı kişilerden haber almamıştı. Bir yandan bir daha aramazlarsa bir kere yaptığı bu işin bitmiş olabileceğine seviniyordu. Bir yandan da bu kadar parayı veren insanlar 1 kere mi kullanacaktı kendisini? Kendisine verilen internet sitesine her gün giriyordu fakat 3 ay önceki şekliyle duruyordu. Ancak banka hesabına düzenli olarak her ay parası yatıyordu. Bu da kendisini mutlaka tekrar arayacakları anlamına geliyordu.

İş yerine hızlıca giriş yaptı. Bugün aylık proje toplantısı vardı. Toplantıya geç kalmamak için hızlı adımlarla toplantı odasına geçti. Serkan beyi bekletmemek adına apar topar çantasındaki malzemeleri masaya koydu. Toplantıya katılacak olanlar yavaş yavaş içeri girmeye başladılar. Artık toplantı ve sunum gibi proje konularında tek sorumlu kendisiydi. Yöneticileri Oğuz'un yeteneklerinin farkındaydılar. Tıpkı kendilerine hizmet ettiği ajanlar gibi. Herkes hazırdı artık. Serkan Bey toplantı odasında ki hafif uğultuyu susturarak şekilde sözlerine başladı:

Serkan Bey: - '' Arkadaşlar hoş geldiniz. Bugün YAPAY ZEKA KARA SAVUNMA SİSTEMİ olağan aylık değerlendirme toplantısı için buradayız. Ancak toplantıya geçmeden önce ASELSAN ailesi olarak bir tebrik mektubunu teslim etmeliyim. Oğuz YILDIZ. Öncelikle bu mektubu savunma bakanlığımız ödül olarak sana teslim etmem için verdi. Ayrıca projedeki başarılarınızla birlikte çok değerli katkı ve emeklerinize istinaden bu plaketi sana vermekten mutluluk duyuyorum''

Oğuz şaşırmıştı. Beklemediği bir ödül töreninde başrol oyuncusuydu. Mektubu ve ödülü alırken dilinden anca şu cümleler döküle-bilmişti;

Oğuz: - '' Çok teşekkür ediyorum. Görevimi yaptığım için beni bu şekilde onurlandırdığınız için başta ASELSAN aileme ve tüm büyüklerimize saygılarımı sunuyorum.''

Odadaki herkes senkronize bir şekilde alkışlamaya başladılar. 10-15 saniye süren alkışın ardından toplantıya başlandı. Ancak bu durumdan rahatsız olan biri vardı. Bu yaşananların kendi emeklerine bir haksızlık olduğunu düşünen kişi Hakan idi. Oğuz'un çalışma arkadaşı olmasına rağmen kıskanmıştı. Ayrıca bu projede kendi sininde emeği olduğunu düşünüyordu. Madem bu kadar çalıştığım halde başkası ödüllendiriliyor bende başka yollara başvurmalıyım diye düşündü. Bundan sonra çalışma arkadaşı Oğuz onun için bir kariyer düşmanıydı. Elbet bir açığını bulacağım ve bende takdir edileceğim diyerek iç geçirdi. Artık Oğuz farkında olmadan ilk düşmanını kazanmıştı.

Toplantı bittikten sonra kendisini odasına çağıran Serkan beyin yanına gitti.

Serkan Bey: - ''Buyur Oğuz otur. Sana bahsetmem gereken bazı şeyler var''

Oğuz: - ''Buyurun Serkan Bey''

Serkan Bey: - '' Oğuz bu projenin hem ASELSAN hem de RUSYA için ne kadar önemli olduğunu tekrar etmeme gerek yok ama geldiğimiz aşama gerçekten bunları tekrar tekrar konuşmamızı gerektiriyor. Yarın sabah ilk uçakla Moskova'ya gidiyorsun. Seni orada Rus Savunma Bakanlığı'ndan ekipler karşılayacak. Projenin şu anki durumuna göre bir deneme yapılacak. Yani projemiz test edilecek. Mekanik donanımlar sağlandı. Sistem anlık duruma göre hazırlandı ve yarın 10 KM karelik bir alanda ilk deneme atışları yapılacak. Bu aşamadan sonra projenin gizliliği ve önemiyle ilgili her şeye daha fazla dikkat etmemiz gerektiği talimatları tarafıma bildirildi. Yarınki buluşmada Rusların içerisinde tek olacaksın. Ve projenin denemesi başarıyla sonuçlandığı takdirde çalışmalarımızı farklı şekillere taşımamız gerekebilir. Detayları zaman ilerledikçe seninle paylaşacağız. Uçak bilgilerin mail ile birazdan gönderilecek. Git eve biraz dinlen. Güzel haberlerini bekliyor olacağım''

Oğuz: - ''Tamam Serkan Bey. Siz hiç merak etmeyin. Güvencinizi boşa çıkarmayacağım.''

Odasına geçip çantasını hazırladı ve evinin yolunu tuttu. Evine vardığında uzun süre sonra telefonuna gelen mesajla siteye girmesi isteniyordu. Uzun bir zaman sonra olayın tekrarlaması karşısında heyecanlansa da, ilk kez karşılaştığı gibi afallamadı. Hemen siteye girdi. Yarın Moskova'da yapılacak deneme hakkında bazı bilgiler isteniyordu. Dolayısıyla Rusya'da da bu projenin içerisinde başka ajanlar olduğunu anlamış oldu. Yani projenin Türkiye ve Rusya ayağında birbirinden habersiz aynı kuruma hizmet eden ajanlar olduğu gerçeğini nihayet anlamıştı. Nasıl bir kuruma hizmet ettiğini artık hayal edebiliyordu. Aklından birkaç tane istihbarat teşkilatlarının isimi geçse de tam emin olamıyordu. Yarınki test toplantısı için ASELSAN'dan kendisine verilen yer zaman ve uçuş bilgileri vb. site aracılığıyla karşı tarafa ulaştırdı. Çok kısa bir süre içerisinde telefonuna 2. Kez gelen siteye girme uyarısını görüp siteyi tekrar açtı. Kendisiyle yarın sabah hava limanında uçağa binmeden önce birisinin buluşacağını yazıyordu. Rusya'ya gitmeden önce kendisiyle buluşacak olan kişinin bilgilerini inceledi.

Sabah erkenden kalkıp üstünü giyerek taksiye atladı. Elindeki kek ile hızlı bir kahvaltı ya da sigara altlığı yapmayı da ihmal etmemişti. Hava limanı dış hatlara kapısından içeri girdi. ATM'lerin önünde kendisini bekleyen kişiyi fark etti. İlk defa gördüğü bu kişiye yaklaşınca kendisini takip etmesini istedi. Adam rahat tavırlarla yürümeye başladı. Adamı arkasından takip etmeye başladı. İki yüz metre kadar yürüdüler ve adamın arkasından ufak bir kapıdan küçük bir odaya girdiler. Adam hızlı bir şekilde elindeki kravatı verdi. Yarın bu kravatı takacaksın diye telkinde bulunduktan sonra hızlıca oradan uzaklaştı. Kravatı eliyle tuttuğunda içinde elektronik bir mikro aleti fark etmişti. Tahmin ettiği gibi kravat içerisine yerleştirilmiş bir çipti. Ses kaydı ve konum paylaşan bu çip ile katıldığı toplantıdan canlı ses yayını yapacağını idrak ettikten sonra kravatı çantasına yerleştirip uçak kapısına doğru yönelmişti.

DEVAMI YORUMLARINIZA GÖRE GELECEK


Başlık Kategori Yayın Tarihi
Recep Tayyip Erdoğan ve COVİD 19 PARALELLER! Politika 21.04.2020
Senaryodan Film Okumak İster misiniz? Genel 05.12.2019
YSK ve İstanbul Muamması Politika 30.04.2019
BİR FİLM NASIL YAPILIR? Genel 06.03.2019
Futbolda Bedava Tiyatro! Spor 10.02.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
ADAM OLMAK (MASAL) Edebiyat 06.07.2020
ÇAĞIN GARİP DRAMI Edebiyat 25.05.2020
Ev Edebiyat 19.05.2020
KOCAMAN ADAM Edebiyat 17.05.2020
Kısa Öykü 111=7 Edebiyat 22.01.2020

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.