VAHİY İSLAMI KÜLTÜR İSLAMI DEĞİLDİR

Mümin, Müslüman olduktan sonra “faydalı olma” ile “zararlı olmama”yı bir araya getirebilendir. İslam yukarı doğru yükselen bir mistisizm değildir; yanlara doğru genişleyen yayılımcı ve nasihat haldeki bir dindir. Kutsal silsileler icat edenlere diyorum… Yukarıdaki evliyaya ve onun da yukarısındaki enbiyaya bakanların kafalarını indirmelerini ve etrafına bakmalarını istiyorum. Çünkü etrafınızda size ihtiyaç duyan garibanlar olabilir… Aileniz olabilir… Haksızlığa uğrayanlar da olabilir… Senin şeyhinin hangi katta olduğu beni ilgilendirmiyor; komşumun kıtlaşan mutfağı, akrabamın putlaşan mantığı beni ilgilendiriyor. Müslümanlığı zan ve rivayetlerle yükseltmeye çalışacağınıza Kur’an’a göre yaymaya çalışsaydınız, Müslümanlık sizi Allah’ın ve dünya toplumlarının nezdinde yükseltirdi ve cehaletinizi yaymazdınız. Sormak lazım: Neden Müslüman cemaat din kardeşinin hep uhrevi dertleriyle ilgilenir de dünyevi dertleriyle ilgilenmez?

Artık bid’at iyice sırıttı. Küfrün taşı yükselebildiğince yükseldi ve kısa bir duraklama inişe başlangıcın en büyük alameti oldu. Bid’at günahı savunmak ve sevaba saldırmak olarak öyle bir biçim aldı ki, günahtan bile korkunç görününce, Müslümanların unuttuğu müslih makamını harekete geçirdi. Evet, en büyük inkılap günaha değil, günahı savunmaya karşı yapıldığında şuurlu Müslümanların özendiriciliği açığa çıkar. Bu ise niteliği ve niceliği olumlu etkiler. İşte o zaman bu hareketin özü şeytanın dostları anlarlar ki iktidarları şeytanın gücünden dolayı değil imiş de Müslümanın gaflet ve bananeciliğinden imiş… Sufizm, “Veliler deryaya daldı, nebiler sahilde kaldı” derse desin… Sen Kur’an’ın veliler ve nebiler hakkında ne dediğine bakmalısın… Akıl aşkı geçerse “enel âdem” olur; aşk aklı geçerse “enel hak” olur. İkisi de vahdet-i vücudu bulur. Ancak aşk ile akıl dengede ise “enesiz hak”kı bulur. Nihayet o işletilen akıldır ve aşk ifrattan mutedil bir sevgiye iner. Aşk yahut başka marjinal nedenlerden ötürü başkası için ölme aptallığı bu dengeyle engellenir; En’am 162, 163 seni dengeler… Kur’an-ı Kerim’i tanımanın tek ilkesi vardır: Kur’an-ı Kerim’i Kur’an-ı Kerim’den tanımak… İslamın farklı pencerelerinden bakmak varken, İslam’a farklı pencerelerden bakılamaz. Kur’an yoldur; sünnet yolculuktur. Nebevi sünnet Kur’an’daki pratiklerdir; mütevatir sünnet mütevatir gelenektir.

“Ölçü birliği” olmaksızın zuhur eden bir topluluk, kaç kişi olursa olsun sürüdür… “Sahte Müslüman” olunmaz; sahte olunmuşsa, Müslüman olunmamıştır. “İslami terör” olmaz; terörist olunmuşsa İslam’la ilgisizliği nedeniyledir.

Allah açısından olan, Allah’ın kitabında bildirilmemişse o bilgiyi ancak ve ancak Allah bilir. Allah’ın indinde hangi sahabenin daha yüce olduğunu kendi indine göre söyleyenler Allah’ın indinde sorumlu olmaktan endişe etmezler mi? Allah’ın kitabının apaçık oluşu (Bknz. Bakara, 185) anlamama mazeretinizi ortadan kaldırır. Apaçık demek sadece Araba Arapça anlamında değil; Arapçadan başka dile çevirdiğinde felsefi bir dille derin anlamlar içermemek anlamında da anlaşılmalıdır. Öbür dünyada “Ya Rabbi o kadar gizemli ki anlayamamışım” diyemeyeceksiniz… Kur’an apaçık… Allah’ın verdiği örnekler de öyle. Hala Kur’an’da derin anlamlar olduğu iddiasıyla anlamamaktan yakınanlar yine Kur’an okusunlar; Bakara 26 da orada… Kur’an hidayettir; yol gösterir; hakkı batıldan ayırır; müjdedir; öğüttür. Fakat nasıl oluyor da Ahzab 67’ye rağmen hala gelenekçi olabiliyorsunuz? Yasin 70’e rağmen Kur’an’ın ancak diri olanları uyandırdığını görmüyor musunuz? Bakara 211’e rağmen ayetlerin muhatabına apaçık olduğunu görmüyor musunuz? Hicr 9’a rağmen zikrin Kur’an olduğunu ve Kur’an’ın da korunduğunu hala mı anlamıyorsunuz? İsra 15’e rağmen Allah’ın elçi göndermediği bir toplumu sorumlu tutmayacağını anlamıyor musunuz? Zariyat 47’ye rağmen Allah’ın kudretinin genişliğini işaret etmek varken neden hala evrenin genişlediğine işaret ediyorsunuz? Hakiki imana ve Müslümanların evrensel birliğine karşı ne kadar duyarsızsınız? “Kur’an ile öğüt ver” (Kaf, 45). Sonuçta emretmek de yönetmek de Allah’a mahsus (Bknz. A’raf, 54)…

Allah’ın yeryüzüne niye eşit dağıtmadığı bile Kur’an’da (Bknz. Nahl, 71)… Kur’an’ın şüpheleri giderip takvalar için yol gösterdiğini, gaybın ve ahiretin varlığını, Rabbin yolundakilerin ve saadete erecek olanların kimler olduğunu, küfredenler için korkutarak uyarılmanın faydasızlığını, Allah’a ve ahiret gününe inandığını söyleyenlerin bile aslında inanmadıklarını (Bakara, 2-8) hep Kur’an’dan öğreniyoruz.

Kafir dendiğinde sadece inançsız ateistler değil müşrikler de dahildir. Allah’ın varlığını inkâr eden Politzier’in İslam hakkında hiçbir fikri olmayabilir; belki bu yüzden Hıristiyanları ve Yahudileri topa tutarken Müslümanları topa tutmuyor; fikri yok. Fakat ateist August Babel ateizmin bir alt basamağının İslam olduğunu söylediğine göre belli ki bir fikri var. Fakat bu fikrin eksik ve yanlış bilgiler içerdiği de şüphesiz. Müşrike gelince, onlar inanıp ortak koşarlar. Puta tapanlarda, Hıristiyanlarda, Yahudilerde tanrı inancı var ama kutsallaştırdığı insanları ona ortak yapmışlar. Uluhiyyete inanırken rububiyyete inanmazlar. Ya münafıklar? Bakın bakalım Kur’an amelde münafığa kapı aralıyor mu? Münafık Kur’an’da kafirliğini inananlardan saklayandır. Hak eczane, reçete İslam’dır. İslam hakka uygun yegâne dindir.

İnanmak nasıldır? Gördüğü taktirde inanır. Buna uzvunu katar. Aklını da katar. Bu bir eşya olabilir. Üzerine yemin edilemez. Basit bir inançtır. Herkes dahil olur. Tartışılmaz. Beşeridir. Tarihe de inanırsın. Bir hadisin ya da içtihadın doğruluğuna da inanabilirsin. Bunların hiçbiri iman gibi değildir. Zira imanda akıl katılır ve uzuv katılmaz. Gözler müşahede edemese de inanır. Allah’a, meleklere, ahirete, gayba… Biyolojik göz devrede değildir. Kalb gözü (akıl) devrededir. Düşünce yine devrede; gözler kapalı bile olsa… Direkt Kur’an… Aracı yok, hidayet. Rivayet yok, Allah ve elçisi. İmanı da amelleri de vahiy belirler. Üzerine yemin edilebilir. Bir de Makyavelizm var. Körü körüne inanır. Bodoslama dalar. Görmediğini uzuvlarını katmadan reddeder ya da bir duyuma hiçbir neden olmaksızın inanır. Bu olgu beşeridir; gaybi değildir. Gaybi olursa zaten iman olur. Bunu makyavelist yapan iki şey, aklın ve uzvun katılmamasıdır. Ateistlerin, müşriklerin, hurafecilerin ortak tarafıdır Makyavelizm.

Hurafe fi zaman Tevrat, Zebur, İncil Müslümanını yanıltamamıştı. Bu zamanda da Kur’an Müslümanını yanıltamayacaktır. Bizim için ölçü alınacak tek ravi Resululah’tır. Kur’an konusunda tefrikaya düşen eninde sonunda aynı noktada buluşabilir. Fakat beşerî kaynaklarda tefrikaya düşenler birbirinden gitgide uzaklaşan yollara saparlar. Nihayet birbirlerinin kanını bile helal sayarlar.

Ben ne kadar doğru olduğumla değil ne kadar yanlış olduğumla ilgileniyorum. Çok sayıda doğru bilgi bilmem, az sayıda yanlış bilgi bilmem kadar önemli değil. Allah için sevab işlemeye dikkat ettiğimiz kadar, Allah için günah işlememeye dikkat ediyor musunuz? Günah işleyip de sonra vicdanınızı rahatlatmak için yapacağınız iyilik tövbe etmedikçe sizi takva yapmaz.

Vahiy İslamı, kültür İslamı değildir. Kur’an dışında sadece Allah’ın mükevvenat kitabı vahiydir. Beşere ait zan ve rivayetler kesinlikle vahiy değildir.

Vahiy İslamı’ndakiler

     hidayeti,

          Kur’an’la,

               Allah’tan alırlar.

Kültür İslamı’ndakiler ise

     inancı,

          rivayetle,

               ravilerden alırlar.

 

 


Başlık Kategori Yayın Tarihi
HOCAM AHMET BAYDAR’DAN TUTTUĞUM NOTLAR (1) Genel 23.02.2020
DUYGULARDAN FISILTILAR (3) Şiir 13.02.2020
DUYGULARDAN FISILTILAR (2) Şiir 11.02.2020
DUYGULARDAN FISILTILAR (1) Şiir 05.02.2020
NEREDE O ESKİ MEYDANLAR VE MEYDAN OKUYANLAR? Spor 31.01.2020
Başlık Kategori Yayın Tarihi
SURİYE’DE BARIŞ MÜMKÜN MÜ? Genel 22.02.2020
ATAKAN KAYALAR Genel 21.02.2020
15 Şubat Ve Sevgililer Günü Genel 13.02.2020
Felaketler Ülkesi Olmak İstemiyoruz!!! Genel 07.02.2020
BEKÇİLİK SİSTEMİ YENİDEN, NEDEN! Genel 05.02.2020

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.