Minimal ist kanal İstanbul, Kanal Didim, Mehdi 4.0

 

Karışık bir yazı olsun bu da.

Herhangi bir şeyin -ist'i olmak gerekmiyor. Örneğin minimal-ist olmak gerekmiyor. Zaten sadelik kodları var bizde. Hepimizde var.
Onlar söyleyince ben bunu bir çeşit maraza gibi algılıyorum. Tamam, anlıyorum seni. Çılgın tüketici olma. 
Minimalist ol. Fakat ben dediğim için ol
... gibi bir tepeden inmeci sinyaller alıyorum. Haşa huzurdan, minimal-ist olacağız derken, mini-mal olma tehlikesiyle de karşı karşıya kalabiliriz.

Örneğin; bakın ben şimdi bu yazımı windowsun dandik ötesi diye de adlandırılan NOt Defteri programıyla yazıyorum. Hedefim kendimi bulmak.
Şimdi yani Word ile yazmaya da çalışabilirdim. Ama, Word'ün beni ikide bir kırmızı alt çizgi ile uyarması hoşuma gitmez. İyi bir şey uyarması, denebilir.
Fakat öz denetimimi, eylem denetimimi kendim yapmak istiyorum. Şeytanın en iyi arkadaşı Rahatlık'tır. Daha doğrusu; şeytan, rahat insanı gördü mü
gizliden gizliye içeriden bir yerden yakalar insanı. 

Nereden geldik Word'den şeytana. Neyse. 

*** 

Bu gün eski bir Laptobu parçalara ayırayım dedim. Çocukluğumdan kalma bir alışkanlık. Keşif ruhuyla yapıyorum. Neyse. Adım adım, civata civata,
vida vida söktüm. Adım adım ilerlerken, tabii her parçanın da ne işlere yarayabileceğini düşünüyordum. Ben bu parçalardan neler yapabilirim.
Bunlar bir yana...
Ne kadar ayrıntılı düşünülmüş... Çipler, dirençler, transistörler; çok katmanlı plaket. Bu çok katmanlı plaketleri teknik lisedeyken biz de tasarlıyorduk.
BOard Maker denen bir baskı devre tasarım programı vardı.
 Mavi çizgiler ön yüz, kırmızı çizgiler arka yüzde olacak şekilde iki katmanlı tasarımı öğrenmiştik. Neyse. Çok ayrıntılı düşünülmüş.
Bizim milletimizin kötü bir özelliği var. Sabırlı ve ayrıntılı düşünmeyi sevmiyorduk... Ben ters bir adamım... Hep zorladım kendimi. İşe yarıyor bu.
Laf yerindeyse... kendimi Japon ve Alman karşımı bir insan tipi olarak görmekteyim. Ayaklarım ise Türk. Hiç yorulmam yürürken.

Kanal deyince aklıma ilk önce Didim geliyor. Eskişehirdekivari bir kanal burada da var. 
Lağım da karışıyor galiba. Sorun değil. Üzerinde bir iki küçük köprü de var.
Kanal deyince sonra aklıma Kanal İstanbul geliyor. 
Kanal İstanbul aslında, bizim, ayrıtıntılı sabırlı düşünemeyişimizin 500 yıllık kavramsal sonucu gibi görünüyor bana. Fiziki bir şey gibi görünmüyor
yani bana. Devasa devasa devasa... Güzellik ayrıntıda gizlidir. 

***

Ortalıktaki Mehdilerin teker teker ayıklanması- ve bazılarının zamanın hayattan ayırma gücüne karşı gelemeyip toprakta dertop olmaları, sebebiyle
bir Mehdi kıtlığı var. Fakat ne olursa olsun, mehdiliğe en çok yaklaşan o güzide kısarak yağuşuluğ insanlar gitmiş olsalar da, o güzel at gibi kadınlara binip,
zaman bizlere bir Mehdi daha verecektir. Global, dijital, Z-generation times... derken bir Mehdi 4.0 lüzumludur insanoğluna.

 

-----

Kişisel Web Sitem:

http://www.umitsonmez.com.tr


Başlık Kategori Yayın Tarihi
Teknik Düşünceler 1 - Çip Bilim / Teknik 16.05.2020
Kafa 1500 Genel 30.04.2020
Cephe 4.0 Genel 17.03.2020
Mekanizma 4.0 Yaşam 14.03.2020
Corona 4.0 Bilim / Teknik 28.01.2020
Başlık Kategori Yayın Tarihi
CİNSİYETÇİ TOPLUM Evrensel 26.06.2020
BERAAT BATAKLIĞI OLDUK Evrensel 15.06.2020
• İNSANOĞLU BUNU HAKETTİ • Evrensel 23.04.2020
NİYET... Evrensel 12.04.2020
Korona Virüs Kampanyası Evrensel 17.03.2020

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.