ALLAH’IN YASALARININ DEĞİŞECEĞİ YALANI

Din hurafelerden beri olarak seçilmiş iyi insanlar vasıtasıyla karanlıktan aydınlığa çıkmaları için tümüyle ilahi bir kurtuluş yolu olarak Allah’ın lütuf ve takdiridir. İyi kullar bu lütfu şükür ve sadakatle karşılarlar. Fakat kötü insanlar müdahil olurlar; dine kendi çıkarlarını katarlar. Bu çıkarcıların başı din adamları ve liderlerdir. Din adamları ve liderler adeta birbirlerine şemsiye tutarlar.

Din adamları kendilerini, liderleri, peygamberleri toplumun üzerine çıkarma ihtiyacını ne zaman hissederler? Ne zaman ki toplum dine teveccüh etmez ve din adamlarını sıradan insanlar gibi görür işte o zaman. Toplumun dikkati sıradan, normal, mutedil hikayelerle çekilmez. Böylece varsa uydurma da olsa ilginç hikayeler servis edilir yahut -bunda ne var- yeni uydurulur. Hikâye ne kadar ilginç ise o kadar dikkat çeker; ne kadar mübalağa varsa da o kadar toplumun üzerine çıkılır. Böylece nihayet hurafeli dinin peygamberi topluma model olamayacak kadar melekleşerek değişir ve insanüstü bir mit olur. Hele başka dinlerin peygamberleriyle kıyaslanması söz konusu olursa ondan aşağı kalmasın diye daha da yukarı çekilir. Nihayet peygamberler o hale getirilir ki Tanrının bile peygambersiz bir anlamı kalmaz. Tanrı dostları olmasa peygamberler, peygamberler olmasa Tanrı bir şey ifade edemeyeceği için veli kullarla ilgili hurafeler de türetilir.

Evliya ve peygamberler öyle bir anlatılır ki nihayet Allah’ın yapabildiği her şeyi onlar da yapar hale gelirler. Kimi Allah’ın sırdaşı olur, kimi Allah’ın yeryüzündeki gölgesi… Kimi hızını alamaz elçi İsa’ya “Tanrının oğlu” der, kimi de son elçiyi Allah’ın insan suretindeki hali olarak görerek “Allah eşittir Muhammed” der… Siz tam burada uyarmak istediğiniz zaman hemen “Allah’ın izniyle” diyecek ve aklınca durumu kurtaracaktır. “Allah istedikten sonra neden olmasın?” diyecektir. Bu tam da şirke açılan kocaman bir kapıdır. Bütün müşrikler şirke girmeden evvel tam da bunu derler. “Allah istedikten sonra neden olmasın?” Siz bir Hristiyana deseniz ki, “Tanrının oğlu mu olurmuş? Bu çok saçma…” Onu şirke sokan cevap da aynısıdır: “Tanrı istedikten sonra neden olmasın?”

Öyleyse ilk terk edeceğimiz cevap da bu olmalıdır. Bütün hurafeciler bu cümleyi mutlaka kurmuşlardır. Kendimizi test etmeliyiz “biz de kuruyor muyuz?” diye; “eğer kuruyorsak nerede kuruyoruz?” diye…

Allah Kur’an’ında yasalarının (sünnetinin) asla değişmeyeceğini beyan ediyor. Bir tarikatçı şeyhinin kerametini anlatırken yasalar değişiyorsa orada şirk vardır. Çünkü Allah yasalarının değişmeyeceğini söylerken “asla” diyor. Tarikatları istisna yapmıyor. Eğer tarikatlar kendilerini “Allah istedikten sonra neden olmasın?” diyerek istisna yapıyorlarsa bu şirktir. Mensuplarının dikkatini çekmek için uyduruyordur. Şeyh suda yürüyor; bu yasalara aykırıdır. Veli zat ölüyü diriltiyor; bu yasalara aykırıdır. Yerçekimine direniyorsa bu da yasalara aykırıdır. Yerçekimi Allah’ın yasasıdır. Allah’ın yasasına yine ancak Allah’ın yasasıyla direnebilirsin. Bu yasalarla uçaklar ve kuşlar uçabiliyorlar. Çünkü Allah’ın yasalarını kullanıyorlar. Allah’ın yasası sadece Allah’ın başka bir yasasıyla karşılanabilir. İnsan yasaları kullanmadan, uçak ve sair yapmadan havada uçamaz. Kuşlar da insanların yaptıklarını yapamazlar. Her canlı Allah’ın yasalarıyla sınırlanır.

Allah Kur’an’da apaçık buyurarak “…sunnetâllahilletî kad halet fî ibâdih…” yani “…Allah´ın, kulları hakkındaki gelip geçen kanunu budur” (Mümin, 85) derken başlarına gelenin değişmesinin imkansızlığını anlatır.

Allah Kur’an’da tekrar buyurarak “Sunnetellâhilletî kad halet min kabl ve len tecide li sunnetillâhi tebdîlâ” yani “Allah´ın öteden beri gelen kanunu budur. Allah´ın kanununda asla bir değişiklik bulamazsın” (Fetih, 23) derken tartışmaya kapı aralamaz. Allah’ın kanunlarının kesinlikle ve hiçbir zaman değişmeyeceğini vurgular.

Allah Kur’an’da bir kez daha buyurarak “lâ tecidu li sunnetinâ tahvîlâ” yani “Bizim sünnetimizde herhangi bir değişme göremezsin” (İsra, 77) demekle Allah’ın kanunlarının mitolojik hikayelerde anlatıldığı üzere özel kullarına mahsusen değiştiğini söyleyenleri yalancı çıkarır.

Allah Kur’an’da yine buyurarak “ve len tecide li sunnetillâhi tebdîlâ” yani “Ve sen Allah´ın kanununu değiştirmeye asla çare bulamazsın” (Ahzab, 62) ifadesini kafamıza iyice yerleşsin diye tekrarlar.

Allah Kur’an’da apaçık ve tekrarlı vurgulayarak “…fe len tecide li sunnetillâhi tebdîlâ ve len tecide li sunnetillâhi tahvîlâ” yani “…Sen Allah´ın sünnetinde asla bir değişme bulamazsın. Sen Allah´ın sünnetinde asla bir başkalaşma da bulamazsın” (Fatır, 43) buyurduktan sonra hala kerametlerle bu yasaları değişebileceğini iddia edenler bütün bu tekrarlardan anlamıyorlarsa daha da anlamayacaklardır.

Eğer sen “Allah dostu” adı altında Allah’ın bile “asla” dediği yasasını kerametle veya mucizeyle değiştirmeye kalkışırsan dürüst olmazsın. Din algısını hurafeyle batıl hale getirerek bozarsın. Ayetlerle çelişirsin. Bu defa da ayetlerle çelişmemek için ayetlerin yorumuna kendi hevanı sokarak arzu ettiğin anlamı elde etmeye kalkışmakla iyice saparsın… Bu durumda muhatabına iki seçenek kalıyor: Ya Allah’a inanacak ya da sana…

11.08.2019


Başlık Kategori Yayın Tarihi
İFADEDE ANAHTAR Genel 28.03.2020
“STOP-HITS & STOP-KICKS” Spor 25.03.2020
“BE LIKE WATER” Spor 23.03.2020
"NON-THING" Spor 21.03.2020
ELLER KİMİN İÇİN KALKIYOR? Genel 17.03.2020
Başlık Kategori Yayın Tarihi
KENDİNİZİ ÖNEMSEYİN, SAĞLIKTA KALIN.... Genel 29.03.2020
ASIL VİRÜS FİKİRDİR! Genel 25.03.2020
Cephe 4.0 Genel 17.03.2020
İLAÇ KARARGAHI (VİRÜS) Genel 16.03.2020
BU VATAN BÖYLE! Genel 08.03.2020