SİYASETMİ DÜŞMANLIKMI


Arapça kökenli olan Siyaset kavramının anlamı devlet, yönetme ve yönetim anlamlarına geliyor. Fransız ihtilalinden sonra Ulus devletlerin kurulmasıyla birlikte halkın söz sahibi olduğu devlet yapılanmalarının kurulmasıyla artık devlet halkın temsil hakkını verdiği vatandaşlar tarafından yönetilecekti. Siyaset kısaca ülkedeki veya Küresel ölçekteki Sorunlara yönelik Devleti yönetirken çözüm önerileri birbirine yakın olan kesimlerin bir araya gelmesi ve görüşlerini halka sunması şeklinde özetlenebilir.

Siyasette başarılı olmak demek Hükümet olmak ile eşdeğer görülür. Çözüm Önerileri daha çok kabul gören grupların halk tarafından “OY” verilmek suretiyle takdir edilmesi o Siyasetin/Hareketin başarısı olarak kabul edilir.

Her bir Parti sonuç itibariyle Hükümet olmak için görüşlerini halka arz eder, halktan aldıkları kabul oranında da Meclis’te/Belediyelerde temsil edilirler.

Ülkemizde de dünyada da Siyasi hareketlere bakıldığında bugün Muhalif olanların yarın İktidara gelebildikleri görülür. Bir seçimde İktidar olanların bir sonraki seçimde muhalefete düştükleri çok görülen bir olaydır. Bütün olay halkı ikna edip oylarını almak üzerine olan bir seçim sisteminde bunlar olağan şeyler olarak görülür.

Bizde ise durum (maalesef) böyle değil.

Biz Muhalefet isek mevcut Hükümetin doğrusuna yanlışına bakmadan her türlü icraatını eleştirmeyi bir marifet bilir öyle davranırız. Muhalefet olmayı her şeye ama her şeye karşı çıkmak olarak algılarız. Bozuk bir saat bile günde iki kere doğruyu gösterir ama bizim partiden olmayan bir Hükümet/Belediye partisi asla ve kat’a doğruyu bilemez, doğru bir iş yapamaz, iyi bir politika uygulayamaz!!!
Hükümet kendi otomobilimizi üretememiş mi? “Neden Yerli bir otomobilimiz yok?” diye hemen yerin dibine batırırız. Yerli ve Milli denilen bir otomobilmi yapmış. Hemencecik, daha otomobili görmeden, kullanmadan, eksi ve artılarını bile bilmeden otomobilin olmayan kusurlarını gündemleştiririz. Hükümeti otomobil üzerinden eleştirmek için otomobili görmemize gerek yoktur! çünkü bu otomobili bizim partiden biri yapmamıştır ve buda otomobil için yeterli bir kusurdur!!!Nasılsa yazdığımız, paylaştığımız her şeyi direkt otomatiğe bağlanmış gibi otomatik olarak “Doğru” kabul eden “bizden” birileri vardır ve yanlışımıza bile seslerini çıkarmazlar!!

Hasbelkader Hükümet olmuşsak o zamanda Muhalefetin her türlü eleştirisini yine doğrusuna yanlışına bakmadan kökten red ederiz. Hatta bazılarımız bununla da yetinmez, Hükümeti eleştiren kişinin eleştirisinin konusuna bile bakmadan direkt “Hain, Terörist, İhanet eden Alçak, Dış Güçlerin ajanı , Kraliçenin bilmem nesi v.s) gibi gayet naif!!! İfadeler kullanır, Her eleştiri getirene fazlasıyla tahammülsüzlük gösterir ve buda yetmezse, ince ince hakaret davaları açmakla tehdit eder, Demoklesin Kılıcını kafasında sallandırmakla susturmaya çalışırız…

İş o noktaya varır ki halkın kendisine Muhalefet görevi verdikleri bazı Muhalifler İktidara karşı tamamen “düşmanlık” içeren bir reaksiyon gösterirken, İktidardakilerde kendilerine herhrngi bir konuda eleştiri getiren herkesi “Düşman” Kategorisinde değerlendirmeye başlarlar. Olay bir “Rekabet” olayından çıkıp bir “Ölüm Kalım” meselesi haline getirilir. Oysa Demokrasilerde bu sadece bir “Rekabettir” ve halkı ikna ederek oy alabilenlerin iktidara geldiği bir “Nöbet değişimi” olarak algılanır.

Bizim ülkemizdeki Demokrasi oyununda hepimiz doğrusuna yanlışına bakmadan sadece “BİZİM” olarak gördüğümüz tarafın yanında yer alıyoruz. “Bizim” Partimizin yaptığı hiçbir yanlışı, kusuru, yanlış politikayı görmüyoruz. Sadece ve sadece “karşı” tarafın arızalarını görüyor, sadece ve sadece karşı partinin yanlışlarını eleştiriyoruz. “Bizim” partimiz ve Politikaları sanki Rabbimizin Ayetiymiş gibi mutlak doğru “karşı” tarafın bütün politikaları, söylemleri ve eleştirileri ise en başından itibaren şeytanidir… Bütün olaylarda bu perspektifle olaylara baktığımız için “Bizim” partimizle ilgili eleştirel bir bakış getiren herkese anında küfretmeyi bir marifet sanıyoruz. Heleki Kendi partimizin içindeki tüm herkestende mutlak bir itaat bekliyoruz. Bırakın eleştirmeyi en ufak bir cümle kurmalarını bile tahammülsüzlükle karşılıyor partiden atmakla tehdit ediyoruz… Bu kadar da Demokratız yani!!!!

Zerre-i miskal empati yapmaz kendimizi “karşı” tarafın yerine koymayız. Buna asla gerek duymayız çünkü zaten her bir şeyin en doğrusunu biz ve bizim liderlerimiz bilmektedir!!! Bizim liderimiz ne derse desin “Vardır bir bildiği” kolaycılığı esir eder bizleri… Bu kolaycılık sayesinde kendi liderlerimizin yanlışlarını bile hemencecik savunmak için refleksler oluşturuyor ve kendi Liderine/Partisine/Camiasına eleştiri getiren diğer kardeşlerimize de “HAİN” gözüyle bakabiliyoruz, çünkü bize göre herhangi bir konuda bize/bizden olana eleştiri getirenler mutlaka bizim düşmanımızmış gibi algılıyoruz…

Bana göre İslam ülkelerinde ve ülkemizde en önemli “Beka Sorunu” budur.

Ülkemizdeki ve hatta İslam ülkelerinin neredeyse tamamındaki en önemli sorunlardan birisi Siyasete menfi açıdan yaklaşan bu BAKIŞ AÇIMIZDIR.

Birbirini anlamaya çalışmayan, birbiri yerine empati yap(a)mayan toplumlarda en kolay yöntem budur çünkü. Seni tasdik etmeyen herkesi ötekileştir, dışla, sana ve senden olan her şeye kayıtsız şartsız itaat edeni ise boyunduruğun altına al, rahatla!!!!

Hepimizin, (ama hepimizin) acilen hepimizi birlikte yutan bu saçma sapan girdaptan kurtulması lazım.

Siyaset yapacaksak yapalım ama insanlarımızı düşmanlaştırmadan yapalım bunu.

 

Beğen


Başlık Kategori Yayın Tarihi
SURİYE İZLENİMLERİ Sosyal 18.01.2020
YERELİN SONU (MU)? Ekonomi 11.12.2019
TOPLU ULAŞIM SORUNLAR VE ÇÖZÜMLER Sosyal 10.12.2019
NOTER TAPU DEVRİ YAPABİLİRMİ? Genel 19.11.2019
İSLAM ÜLKELERİ ve ADALET Sosyal 18.11.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Ortadoğu'ya Benzeşme ve Özümleme Politika 17.01.2020
Gündem 2020 Politika 15.01.2020
PET SULARA DEPOZİTO VATANDAŞA AĞIR YÜK GETİRECEK Politika 15.01.2020
Y-CHP; "Sosyalist Enternasyonel Kulübünün Türkiye şubesidir.!! Politika 13.01.2020
DÜNYANIN HAKİKİ HİKAYESİ Politika 10.01.2020