PİŞMANLIK

"Onlara Âdem’in iki oğlunun başından geçen ibret verici şu gerçeği anlat: Onlar Allah’a birer kurban takdîm etmişlerdi de birinden kabul edilmiş, diğerinden ise kabul edilmemişti. Kurbanı kabul edilmeyen kıskanıp: “Seni mutlaka öldüreceğim” deyince, öteki şu cevabı vermişti: “Allah ancak takvâ sahiplerinin ibâdetini kabul buyurur. Sen beni öldürmek için elini uzatsan bile, ben seni öldürmek için elimi uzatacak değilim. Çünkü ben, Âlemlerin Rabbi Allah’tan korkarım. Doğrusu ben isterim ki, sen hem benim günahımı hem kendi günahını yüklenesin de ateş ehlinden olasın. Zâlimlerin cezası işte budur.” Nihâyet nefsi onu kardeşini öldürmeye sürükledi; onu öldürdü de mahvolup gidenlerden oldu. Derken Allah, kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini ona göstermesi için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. Katil bunu görünce: “Yazıklar olsun bana! Şu kargadan daha bilgisiz, daha mı âcizim ki, kardeşimin cesedini nasıl ortadan kaldıracağımı bilemedim” diye dövündü ve pişmanlığa düşenlerden oldu. (Mâide Sûresi 27-31. Ayetler)"

Böyle anlatılıyor Hz. Adem'in çocuklarının durumu Yüce Kitabımız Kur'an-ı Kerim'de. Kardeşini öldüren Kabil'in geri dönüşü mümkün olmayan pişmanlığı böyle aktarılıyor bizlere.

Hayatında pişman olmayan bir insan düşünemeyiz. Mutlaka hepimiz büyük ya da küçük, önemli ya da önemsiz, geriye dönüşü olan ya da olmayan, başkalarını etkileyen ya da etkilemeyen pek çok pişmanlıklar yaşamışız ve belki yine yaşayacağız.

Pişmanlığın mahiyetini daha iyi yorumlayabilmek için "Pişmanlık nedir?" sorusuna cevap vermeliyiz öncelikle. Pek çok soyut kavram için olduğu gibi pişmanlık kavramı için de farklı tanımlar yapabilmek mümkündür. Ancak en kestirme ve öz tanım olarak "Pişmanlık ruhun mahkumiyetidir" diyebiliriz. Zira mahkumiyet sadece beden için geçerli bir ceza şekli değildir. Nasıl ki beden için, geçici süreli veya ebedi mahkumiyetler varsa, ruh için de durum aynıdır. Geçici hatalar sonucunda duyulan pişmanlıklar veya geri dönüşü olmayan ebedi pişmanlıklar gibi.

Elbette pişmanlıklar, hiçbir zaman yaşanılması arzu edilmeyen duygulardır. O halde Yüce Allah böyle bir duyguyu neden yaratmıştır? Şüphe yoktur ki Allah'ın yarattığı her şey, gerekli olduğu için yaratılmıştır. Bu kaide, pek tabiidir ki pişmanlık için de geçerlidir. Ruhun mahkumiyeti olan pişmanlık duygusu ruhu olgunlaştırır ve manevi açıdan eğitir. İnsanın vicdan muhasebesi yapabilmesini sağlar. Bazen iyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan, güzeli çirkinden ayırmanın süzgeci olur pişmanlıklar. Bu itibarla yaşamayı istemediğimiz halde yaşamak zorunda kaldığımız pişmanlıklarımızdan mümkün olabildiği ölçüde ders çıkarmalı ve hayatımızın geri kalanını, çıkardığımız derslerden faydalanarak, daha az pişman olacağımız şekilde yaşamaya gayret göstermeliyiz.

Yüce Allah, pişman olmamıza sebep olacak yanlış davranışlardan ve özellikle de fayda vermeyen son pişmanlıklardan muhafaza eylesin.



Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.