YERELİN SONU (MU)?

Türkiye’nin bir çok şehrini gezdiğinizde yerel esnafların büyük kısmının Ulusal ve Küresel Kapitalizmin yerelde açtıkları zincir şubelerden yakındıklarını görürsünüz.

Bu, hemen her yerde böyledir. Ulusal ve Küresel Kapitalizmin kendi adlarına açtıkları veya Franchise sistemiyle yerel bayilere açtırdıkları şubeler ile Yerel esnaf maalesef çoğu kez karşı karşıya gelselerde kazanan neredeyse daima Küresel Kapitalizm oluyor.

Arada bir bazı STK’lar tarafından “Yerel Esnaftan alışveriş yap” kampanyaları açılsa da buda Yerel esnafı kurtarmaya yetmemektedir.

Bunun en önemli nedenlerinden bir tanesi aralarındaki muazzam “SERMAYE” ve “İŞ HACMİ” farkıdır. Bir yerel esnaf bir ürünü sermaye azlığından dolayı 1-2 koli alabilirken Küresel Sermaye bunu 10.000-20.000 koli halinde satın almaktadır. Haliyle daha ilk SATIN ALMA AŞAMASINDA bile muazzam bir fiyat farkı oluşabiliyor. Diğer nedenlerden biri ise Küresel Sermaye Şubelerinin Kar oranını Yerel Marketlere göre nispeten düşük tutarak SÜRÜMDEN KAZANMA MANTIĞIDIR. Daha az satış yapan Yerel firmanın MALİYETLERDEN DOLAYI daha fazla kar marjı ortaya koyma MECBURİYETİ sebebiyle vatandaşlar daha ucuz kalan Ulusal marketleri/firmaları tercih etmek ZORUNDA KALIYORLAR.
                Bu gidişat sebebiyle giderek Yerel marketler daha fazla kapanmakta ve Ulusal Marketler/Şirketler ise daha fazla şube açmaya devam etmektedirler. Kapanan Yerel marketler sebebiyle şehrin Ekonomisi kötüye gitmekte ve şehrin paraları bu Ulusal/Küresel Marketler/Firmalar yoluyla şehirden hortumlanmaktadır.
                Yerel esnaf dediğimizde aklımıza hemen Bakkal/Market gelmesin. Giyim’den, Beyaz Eşya’ya, Elektronik- Bilgisayar’dan, Şarküteri, Züccaciye ve Kırtasiye’ye kadar ürün gruplarıda Küresel firmaların Şubeleri sebebiyle ciddi bir darboğazdadırlar. Yerel firmalar bu ürün gruplarında da rekabete dayanamamakta ve ağır şartlardan dolayı giderek kapanma noktasına gelmektedirler.

Peki ama Yerel Marketler/Firmalar nasıl bir yol izlemelidirlerki BU ÇIKMAZDAN, BU HAZİN SONDAN kurtulabilsinler?

Öncelikle GÜÇBİRLİĞİNE GİTMELİDİRLER. Bunun için “Çok Ortaklı Şirket” kurulması ve herkesin bir hisseye sahip olması bir çözüm olabilir. Geçmişte bunu yapan ve BAŞARAN Şehirler olmuştu.  Bu birlikteliği sağlayabilen ve bunu başaran şehirlerden (ISPARTA) birinin Şirketi bugün 100.3 Milyon (eski deyimle Trilyon) Sermayeye sahip ve 2017 Net karı 15.6 Milyon (Trilyon), 2018 yılı NET KAR ise yine 15.2 Milyon TL olmuş. Bu Şirket ilk olarak 10 kişi ile ve 80.000 Mark Sermaye ile kuruluyor ve daha sonra ise halka açılarak ortak sayısını 1.000 kişiye ulaştırıyor. İlk hisse bedelleri 1.000 Mark iken daha sonra birkaç ay geçmeden her bir hisse oranı 1.200 Mark’a ulaşıyor. Yani daha ilk aylarda bile halk yüzde 20 kazanmış oluyor. IYAŞ bugün Isparta halkınında destekleriyle hem birkaç büyük Hipermarket olarak ve hemde Isparta’nın tüm mahallelerinde bulunan onlarca şubesiyle Ulusal ve Küresel Market zincirleri ile rahatlıkla mücadele edebiliyor.    

Yine Yozgat şehrimiz YİMPAŞ markasıyla kabuklarını kırabilmiş ve dünyaya açılmıştı. Konya’da geçen yıllarda KOMBASSAN ve günümüzde ise TORKU bunun en belirgin örneklerindendir.  YİMPAŞ, KOMBASSAN ve TORKU gibi markalar kendi şehirlerinde İstihdam ve ekonomiye katkı sağlamakla yetinmemiş ve hem Ulusal ve hemde Küresel ölçekte bir markalaşma yoluyla kendi şehirlerinin gururu olmuşlardır.

Bugün bu Şirketlerin kurulduğu şehirlerde insanlar Ulusal Marketler/Firmalar yerine bu kendi şehirlerinin markası olan marketlerden alışverişlerini yapmayı tercih ediyorlar. Hem Şehirleri kazanıyor hem kendileri kazanıyor.

Bugün bu Şehirlerdeki Şirketler kazançlarınıda yine kendi şehirlerine yatırım yapma yoluna gitmiş ve bu yolla şehirlerinin hem şehirlerinin Ekonomisini canlandırmış, Üretimlerini arttırmış ve hemde İstihdamı adeta patlatmışlardır.

Diyarbakır’da bunu yapabilir. Diyarbakır’da binlerce market/bakkal ve yüzlerce Gıda Toptancısı vardır. HİSSE BAŞI 10.000 TL olsa ve 2.000 Hisse yan yana gelse ilk etapta toplanacak para 20.000.000 TL olur.  Diyarbakır’da bu oluşuma destek olacak tüm Market ve Bakkallar TEK BİR MARKA ile ve TEK BİR TİCARİ YAZILIMLA BİRBİRLERİNE BAĞLI kalırlarsa ve tek bir elden yönetilirlerse İşte o zaman üretici firmalarla çok ciddi bir pazarlık gücü elde ederler. Mesela Bisküvi, Deterjan veya Bakliyat fabrikaları ile anlaşarak SADECE KENDİLERİ ADINA, KENDİ MARKALARI İÇİN FASON İMALAT YAPMALARINI SAĞLAYABİLİRLER. Çok tonajlı siparişler oluşacağı için Fabrikaların çok uyguna fiyat verecekleri muhakkaktır. Bugün kendi adınıza fason imalat, yarın ise kendi fabrikalarınızı kurmanız mümkündür. Bunu Beyaz Eşya, Giyim gibi sektörlerde de markalaşma yoluna giderek büyütmek mümkündür.

Ancak ve ancak bu şekilde yaparsanız bu Ulusal/Küresel Firmalarla mücadele etmeniz mümkün olabilir.
Tek tek kalan ve sermaye yetersizliğinden dolayı rekabete dayanamayacağı içinde kapanmak zorunda kalacak firmaların acilen bu tür bir oluşum için bir araya gelmeleri elzemdir.

 Zeki DİLEK – 11.12.2019


Başlık Kategori Yayın Tarihi
SURİYE’DE BARIŞ MÜMKÜN MÜ? Genel 22.02.2020
TERÖR, VEKALET SAVAŞLARI ve MÜSLÜMANLAR… Politika 06.02.2020
BASIN BÜROSUNUN HABERİ VARMI? Yaşam 28.01.2020
ÜCRETSİZ KİTAP DOĞRU BİR UYGULAMAMIDIR? Eğitim 22.01.2020
SURİYE İZLENİMLERİ Sosyal 18.01.2020
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Keşke Vicdan Nakli Yapılsa! Ekonomi 31.12.2019
MERKEZ BANKASI BAŞKANI ÇETİNKAYA'NIN GÖREVDEN ALINMASI Ekonomi 09.12.2019
AKDENİZ DE NELER OLUYOR Ekonomi 08.12.2019
Büyüme Ekonomi Modeli Ekonomi 10.11.2019
HUKUKUN EKONOMİYE AÇTIĞI GÜVENLİ LİMAN Ekonomi 06.07.2019

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.