GERÇEĞİN TEŞHİSİ (5)

Öyleyse bir düşünün; insanın "pat" diye inanmaya başlaması mümkün mü? İlkel çağlardan gelip kendi kendimize bir tanrı yaratmamız mümkün mü? Neden inanma ihtiyacı hissedeyim? Diyorlar ki, "işte insanlar yıldırımdan korktular, şimşekten korktular, bir şeylere inanma ve sığınma ihtiyacı hissettiler." Bu yanıtı veren bizi anlamıyordur. Neden hisseder? Bu his onda "nasıl" değil, bunu merak bile etmiyorum; "niçin" oluşur? Bunu soruyorum... Hayatta tanrı inancı olmayan binlerce insan var. Bu korku öyle elimizde olmadan bir tanrı inancına götürüyor olsaydı tanrı inancından vaz geçmek elimizde olmazdı. Hatta yeryüzünde tek bir ateistin varlığı bile imkansız olurdu.

Şu halde "inanmak" duygusal olarak bizde vardı ama "tanrıya inanmak" sonraki bir müdahaleyi gerektirir. Yani Allah müdahil oldu. İnsanın akıl melekesini kullanmasıyla algı kapasitesi kemale erince kendi varlığını fark ettirdi. Bu fark edişle onları sorumlu tuttu. O çağa uygun ilahi ilkelerle onları terbiye ederek asayiş sağladı. İnsanın başka türlü tanrının varlığından emin olması mümkün değildi. Aksi halde Tanrı hissedilen ama emin olunamayan bir sanrı olurdu. İlk inanmak demeyelim ama "ilk şüphesiz iman" işte böyle söz konusu oldu. Tıpkı evrenin yaratılması gibi insanın yaratılması da işte aşkın bir güç olan mutlak Yaratıcıyla aşamalı gerçekleşti. 

Varlığa bakarak onların varlığına inanan insan, var edicinin müdahil olmasıyla iman etti. İman onları düzene soktu. 

Gerçek, Allah'ın çeşitli olabilen ayetleridir. Nahl suresi ne kadar ayetse, doğadaki bir arı da, çiçek de, dağ da, bayır da o kadar ayettirler. Kuran ayetlerine baktığınızda mesajları doğru algıladığınız nispette gerçeği elde edersiniz. Bilim adamları doğada yaptıkları araştırmalarda delillendirdikleri ölçüde gerçeği keşfederler. Sadece mutlak gerçeğin kısmı olmaz ve batıl mutlak gerçeğe karışamaz. Fakat mutlak gerçeğin dışında bir şey gerçek de olsa batılla karıştırılabilir yahut gerçeğe batıl karıştırılabilir hatta batıl olan bir şey gerçek sanılabilir. Ancak gerçeğe batılın veya batıla gerçeğin karışması batıla gerçek demekten daha tehlikeldir. Çünkü iyi niyetlileri de fitnenin içine çeker. Düşünsenize, Allah terbiye ve asayiş için vahyedecek ama sen müdahil olacaksın... Bu hurafeciler aklını iyi işletenleri kandıramazlar. Ancak kendilerini ve kendilerini kandıranları kandırabilirler.

Gerçek içinde batıl bulundurmaz; fakat dışarıdan bir müdahaleyle batıl katılırsa batılın varlığı orada sırıtır. Fakat bunu metodolojik yaklaşan basiret sahipleri görebilirler. Batıl içinde bir takım gerçekleri barındırabilir. Aksi takdirde talep göremez. Fakat basiretliler için bu da bir şey ifade etmez. Şeytanlık kaç şekle girerse girsin mümin kullara zarar veremez.

Allah mahlukata benzemez. O hiçbir şeye benzemez. O benzeri olmayandır. Fakat mahlukat az ya da çok birbirine benzer. Bütün mahlukatın illiyeti ve benzerliği tek bir Yaratıcının elinden çıkması nedeniyledir. Yani veya çünkü Yaratıcı tektir. Zaman, mekan, cansız ve canlı her şey az ya da çok ortak özellikler içerirler.

Manevi bir evrenin olduğu da kesindir. İnsanı etkileyen maddi melekeler olduğu gibi manevi melekelerin olduğu da açıktır. Melekler şimşek çakarlar, melekler göğü gürletirler; melekler bu gürültüyü bize işittirirler; yine melekler korkumuzu devreye sokarak bizi ürkütürler. Meleke sahibi her şey derhal devreye girer. Gözlerimiz Allah'a ve insanlara hizmet eden bu meleklerin bir kısmını görebilir ama bir kısmını göremez. Meleke sahibi her şey birer melektir. 

Allah'ı biyolojik gözlerle görmek isteyen mahlukatına bakmalıdır. Onu adeta bir mahluk gibi görmek isteyen onun ezeli, ebedi, sonsuz ve sınırsız olduğunu hatırlayarak ne istediğini bilmelidir. Sunnetullaha uygun şekilde istemelidir. Allah saçma taleplere cevap vermez. Yine Allah magazincilerin idraklerine kapalıdır. Allah'ın aşkın varlığı mahlukata koyduğumuz beşeri ölçülerle anlaşılamaz. Onun ebediliği ezeliliğinin, ezeliliği de ebediliğinin işaretidir. 

Allah'ın dilemesi de emretmesi de ihtiyaçsızlığına rağmen söz konusudur. Her şeyin ihtiyaç duyduğu bir ilah olarak O hiçbir şeye ihtiyaç duymaz. Zaten Onun hiçbir şeye ihtiyaç duymamasının karşılığı, yaratılan her şeyin Ona muhtaç olmasıdır. Bu yüzden biz kullarından Allah'ın talep etmesi bizler için burada anlatılamayacak kadar büyük bir şereftir. Hele Onu razı etmek var ya bizim için haysiyettir; onurdur; namustur.
 

Not: Bu yazım gazetede yayınlanmamış olup benden sadece spor konusunda yazmam istendiği için ve ben de bu konularda diğer yazarlardan daha yetersiz olmadığıma olan bir inanca sahip olduğum için bana iletilen yeni teklifi kabul etmedim. Böylece birkaç yıldır yazdığım Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi ile ilişiğim kesilmiştir. Saygıdeğer Bizim Yaka Kocaeli ailesine en samimi duygularımla başarılar dilerim...


Başlık Kategori Yayın Tarihi
BEŞ VAKİT NAMAZIN İSPATI BAHSİ (2) Genel 02.04.2020
BEŞ VAKİT NAMAZIN İSPATI BAHSİ (1) Genel 01.04.2020
İFADEDE ANAHTAR Genel 28.03.2020
“STOP-HITS & STOP-KICKS” Spor 25.03.2020
“BE LIKE WATER” Spor 23.03.2020