ÖMERLERİ ARAMAK …

“Allah size, mutlaka emanetleri ehli olanlara vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder.”  Nisa Suresi 58. Ayeti Kerime

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan AK Parti'nin 18. kuruluş yıl dönümü için ATO Congresium'da düzenlenen törende yaptığı açıklamada; "Büyük kongre sürecimiz önemli bir fırsattır. Belde, ilçe, il kongrelerimizi başlatıyoruz. Mevcut kadrolarımızla beraber herkesi kongre sürecimize aktif olarak katılmaya davet ediyorum. Hedef şu; bütün bu saydığım yerlerde bizim için kanaat önderleri kimlerse bunları seçip, çıkartmak ve kadromuzu bu kanaat önderleriyle güçlendirmektir. Bunu hep beraber yapacağız. 'Ben şurda yoktum, ben burda yoktum' olmaktan öte, 'Burası filancaya layık', daha da ileri gidiyorum, kardeşlerim bize Ömerler lazım. İşte biz bu Ömerleri bulduğumuz zaman şunu bilesiniz ki şu anda geldiğimiz konumdan çok daha farklı bir konuma Allah'ın izniyle çıkacağız. Hiç endişeniz olmasın. Mevcut kadrolarımızla birlikte mahalle, ilçe, il ve genel merkez düzeyinde bu çatı altında hizmet etmek isteyen herkesi kongre sürecimize aktif olarak katılmaya, demokrasi mücadelesinde yer almaya şimdiden davet ediyorum." ifadelerini kullandı. 

Aslında bu çağrı Erdoğan’ın ilk “Ömer’leri Bulun” çağrısı değildi.
Erdoğan 24 Haziran 2018 seçimlerine girerken de aynı çağrıyı yapmış ve listelerde vatandaşın gönlünü kazanmış, kişiliğine o ilde herkesin saygı duyduğu, gönül rahatlığı ile oy verebileceği isimleri listelere koyacağını, "Listelerde şehrin Ömerlerini görmek istiyorum. Bana onları bulun, getirin. Listeleri onlardan oluşturacağız" sözleri ile anlatmıştı.
Sayın Cumhurbaşkanının bu çağrısı çok anlamlı ve güzel bir çağrı. Siyasetle ilgilenmek isteyen her Ömer’e yapılan bu davet ile kaç Ömer Siyasete girerse Siyasi ve Bürokratik alanın o kadar kazançlı çıkacağı bir çağrı bu… Siyasette ve Bürokraside Ömer’ler hakikaten çok az iken Rantistler ise sürüsüne bereket bir çoğunlukta.
Peki ama aradığımız Ömer nasıl biriydi, Özellikleri neydiki 1400 yıldır İslam Alemi hala o Ömer’i arayıp duruyor ve neden bulamıyor…
Önce Ömer KİMDİR, NASIL BİR KİŞİLİKTİR ona bakalım.

KAMU MALINA HASSAS BİR ÖMER
Hz. Ömer dendiğinde akla hemen ilk olarak “MUM” hikayesi gelir. Hz. Ömer ve devletin mumu Hikayesini bilirsiniz;
“Hazreti Ömer (r.a.). Halife. Bir gece. Makamında. Ashaptan biri ziyaretine gelir. Selam verir. Selamı alınmamıştır. Oturur. Ömer işiyle meşgul! Sahabe bekler. Ömer çalışır. Selam alınmamış, yüzüne bile bakılmamıştır.

İş biter. Ömer mumu söndürür. Bir başka mumu yakar. O anda selamını alır. Konuşmaya başlar.

Sahabe sorar:

- Ya Ömer, niçin hemen selamımı almadın ve niçin bir mumu söndürüp diğer mumu yaktın ve ondan sonra benle konuşmaya başladın

Hazreti Ömer (r.a.):

- Evvelki mum devletin hazinesinden alınmıştı. O yanarken özel işlerimle meşgul olsaydım Allah indinde mes’ul olurdum. Seninle devlet işi konuşmayacağımız için kendi cebimden almış olduğum mumu yaktım, ondan sonra seninle meşgul olmaya başladım. Sahabenin gözleri yaşarır, ellerini kaldırarak şöyle dua eder:

-Ya Rabbi! Hattab oğlu Ömer’i bizim başımızdan eksik etme!

Yine bir gün Hz. Ömer hastalanmıştı. Doktorlar tarafından Bal yemesi tavsiye edildi. Devlet ambarında bir küp bal vardı. Minbere çıkıp dedi ki: “Eğer siz müsaade ederseniz o baldan yiyeyim, ama müsaade etmezseniz, o bana haramdır, yiyemem!”
İlaç niyetine bile Kamuya ait bal yemedi.
Cemaattekiler kendisine müsaade ettiler, öyle yedi.
Hastalandığında İlaç olarak olsa dahi devletin Bal küpünden bir miktar almayı bile ancak halkının izniyle gerçekleştiren kişidir Hz.Ömer..

Halife’nin Elbisesi
Müslümanlara ganimet olarak giysiler gelmişti. Her insana bir aba düştü. Ömer’e de o kadar. Ömer kendi payına düşen aba ile minbere çıktı. Abanın altına bir de gömlek giymişti. Camide hutbe verirken İnsanları cihada teşvik etti.

Cemaatten bir adam dedi ki: “Ne senin sözün dinlenir, ne de sana uyulur”.

Ömer sordu: “Niçin?”

Adam cevapladı: “Çünkü sen bizden fazla almışsın. Yemen abalarından sana sadece bir aba düşmüştü. Bu sana elbise olarak yetmezdi. Böyle iken sen uzun boylu olduğun halde nasıl abanın altına gömlek de giydin?”

Ömer, oğlu Abdullah’a: “Sen cevap ver,” dedi. Abdullah şöyle izah etti: “Ben kendi payımdan ona verdim. O da benim verdiğimle gömlek yaptı.” Bunun üzerine adam: “Şimdi sana itaat edilir dedi.”

AKRABA/ADAM KAYIRMACILIĞI YAPMAYAN BİR ÖMER
Hz. Ömer (ra) tıpkı selefi Hz. Ebu Bekir (ra) gibi, akrabalarına idari görev vermemeye özen göstermiştir. Diğer bir ifadeyle makamını veya yetkisini adam kayırma yeri olarak kullanmamıştır. Özellikle Arap sosyal hayatında kabile asabiyeti gerçeği göz önünde bulundurulursa, bu konudaki hassasiyetinin ne derece önemli olduğu daha kolay anlaşılır. Dikkat edilirse kendisine teklif edilmesine rağmen, oğlu Abdullah'ı halife adayı göstermemiştir. Akrabaları veya yakın dostlarını iktidara taşımamaya özen gösterirken bu konudaki hassasiyetini şöyle dile getirmiştir: "Kim bir kişiyi sırf sevdiği veya akrabası olduğu için amil yaparsa, Allah'a, Rasûlü’ne ve müminlere ihanet etmiş olur. Kim de kötü huylu birisini bile bile göreve getirirse, o da onun gibi özelliklere sahiptir.” Bir rivayete göre halife seçilecek şûrayı oluşturduğu zaman, en kuvvetli iki aday olan Hz. Ali (ra) ve Hz. Osman (ra)'ı uyararak şayet halife olurlarsa akrabalarını işbaşına getirmemelerini özellikle hatırlatmıştır.

 Yani, “Ömer” demek; Siyaseti/Bürokrasiyi Kendi menfaatleri uğruna kullanmayan, Devletin emrinde çalıştığı saatte Devletin Zamanını ve bir Mum’unu bile hassasiyetle koruyan kişi demek. Devlete ait zamanı bile kendine ait şahsi bir iş ile, arkadaşı ile bile harcamayan kişidir Hz. Ömer.
 

HALKINA HİZMETKAR OLAN BİR ÖMER
Diğer taraftan Hz. Ömer demek Halkının Efendisi değil, Halkına HİZMETKÂR olan kişi demektir; Hz. Ömer herkes uyuduğunda kendisi tek başına şehri dolaşır ve sıkıntısı olanların olup olmadığını tespit etmeye çalışırdı. Yine bir gece şehrin sokaklarını gezerken aç olan torunlarını avutmak için tencerede taş kaynatan bir ihtiyar kadın ile karşılaşır. Kadın kendisini tanımadığı için Halife Ömer’e gayet ağır beddualar eder. Hz. Ömer bu mağdur ve mazlum durumdaki kadıncağıza sitem ve beddualarından dolayı kızacağına derhal onun sorununu giderme yoluna gider. Derhal Un ve Yağ gibi temel ihtiyaç maddesini sırtına atarak kadının yanına gelir ve ihtiyacını giderir. Daha sonrada rivayet olunurki evlatları Şehit olduğu için kendisinin ve Torunlarının ihtiyaçlarını giderebilsin diye Şehid aylığı bağlatır.  
Demek ki, “Ömer” demek şehrindeki tüm sorunları BİZZAT TESPİT EDEN ve ÇÖZÜM ÜRETEN, Halkının Hizmetkârı olan kişi demekmiş…

HZ ÖMER’İN ADALET ANLAYIŞI
Hz. Ömer’in en önemli yönü “Adil” olmasıdır. Hz. Ömer daima şeffaf bir yönetim anlayışını uygulamış ve halkının tümüne eşit mesafede durmuştur. Bunu sadece kendisi yapmakla yetinmemiş İdareci olarak atadığı herkesten de Adil olmalarını ve Adalet ile hükmetmelerini istemiştir. Örneğin Basra valisi Ebu Musa el-Eş'ari'ye gönderdiği mektupta şu uyarıyı yapmıştır: 'Toplantılarda veya işi için huzuruna gelen insanlara eşit muamelede bulun. Böylece zayıflar adaletinden ümit kesmesinler. Güçlüler ise kendi çıkarları için başkalarına zulmedebileceğin hissine kapılmasınlar.’

Müslümanları ilgilendiren önemli kararları Şura Üyeleri önünde tartışmaya açardı.
Şûra üyelerinin görüşleri mutlaka dikkate alındığı gibi, herkesin özgürce fikrini söyleyebileceği bir ortam sağlamıştır. Nitekim Halife şura üyelerine şu uyarıyı yapmıştır: "Ben de sizlerden birisiyim. Sizden benim kararım ve arzuma uymanızı beklemiyorum. Elinizde hakkı söyleyen bir kitap var. Ben ne söylediysem bu kitaba göre söylemeye çalıştım. Siz de hak olan görüşü seçin ve tercih edin... "

Bu Özgür ortamı sadece Şura Üyeleri ile değil, Toplumun tüm kesimlerine uygulardı. Bu Konuda Camide Hutbe sırasında yaşanan olay çok önemli ve değerlidir;

Hz. Ömer (r.a.) bir gün hutbede cemaate şöyle seslendi:

“Ben haktan ayrılırsam ne yaparsınız ” Cemaat içinden bir sahabe kalkarak cevap verdi:

“Seni kılıcımla düzeltirim ya Ömer!”
Hz. Ömer ellerini açarak;
“Ya Rabbi! Sana şükürler olsun ki ben senden gaflete düşersem, Senin Adaletinden ayrılırsam, beni kılıcıyla doğrultacak cemaate sahibim” diye şükretti.

Şura ve halkının sözlerine çok değer verir ve olası bir yanlış uygulamada kendisini uyarmalarını isterdi. Bu konuda  “En sevdiğim kişi, bana ayıp ve kusurlarımı haber verendir” dediği rivayet edilir.

Yani, Ömer demek; Siyaseti/Bürokrasiyi/Konumunu Kendi kişisel menfaatleri uğruna kullanmayan, Kamu Malına aşırı hassas, Kararlarında Adil olan, Dava için her türlü fedakarlığı yapan, nerede bir mağdur ve mazlum görse el uzatan, Mağdur ve Mazlumları arayıp bulan, Sorunlarının çözümünde bizzat destek olan kişi anlamlarına geliyor.

Bugün bu şekilde bir Ömer bulmak kolaymı?
Akparti ve Erdoğan,  Samimiyet, Sıcaklık, Adalet ve Güven duygusu dolu bu Ömerleri nasıl bulacak? 
Diyelimki buldu böylelerini.
Kamu kaynaklarının hoyratça savrulduğu aşırı İsrafa bulaşmış bu ortamda Ömer’ler hayat hakkı bulabilirmi?
Peki, bu şartları nispeten taşıma potansiyeli olan Ömer’ler BUGÜNKÜ MEVCUT AKPARTİ’ye gelirmi?
1.) MHP ve Vatan Partisinin adeta Hükümet ortağı gibi davrandığı, Hükümetin Politikalarını esir aldığı, Irkçı, Turancı, Kızıl Elmacı bir Koalisyona Ümmet hassasiyeti olan, Kavmiyetçilik gütmeyen, İslami hassasiyeti olanların dahil olması mümkünmü?
2.) Devlete ait İhalelerin, “Doğrudan Temin” yöntemleriyle adrese teslim belli başlı Şahıs ve Şirketlere aktarılmasına razı olacak bir Ömer varmı?
3.) Devletin Kurumlarında adeta araç fiyatından fazla, Fahiş fiyatlara yine adrese teslim bir şekilde belli şahıs ve şirketlerden Araç Kiralanması yöntemine sessiz kalacak bir Ömer bulunabilecekmi?
4.) Akraba ve tanıdıklarını Devlet Kadrolarına sınavsız bir şekilde aktarmak için Özel Kalem v.s gibi İstisnai Memurluklar tarzında yöntemler bulan, Mülakatlarda torpil yöntemini uygulayanların yanında yer alacak, bu yöntemleri savunacak bir Ömer bulunabilirmi?

5.) Devletin Kaynaklarını israf ederken “İtibardan Tasarruf olmaz” diyenleri savunacak bir Ömer nasıl bulunacak. Hayatı boyunca Devlette hep Tasarrufa önem veren, Devletin malını har vurup harman savurmayan bir Hz. Ömer İtibarı para harcamakta değil, Parayı tüm halka eşit dağıtmakta bulmuştur. Asıl İtibarın devletin kaynaklarını verimli kullanmaktan geçtiğini bilen bir Ömer devletin parasıyla yapılan bu Şatafata sessiz kalabilirmi?
En önemlisi tüm bunlara SESSİZ KALACAK ve bunları ONAYLAYACAK OLANA “ÖMER” DENİLEBİLİRMİ?
 Aslında Ömerler içimizde ama tüm bunları görüp bu günahlara ortak olmak istemedikleri için geri planda kalmayı, Öner atılmamayı tercih ediyorlar.
Aslında Ömerleri bulmak hiçte zor değil.
Siz Hükümet Politikaları olarak ADALETİ ÖNCELERSENİZ, TORPİLE GEÇİT VERMEZSENİZ, KAMU MALINI KORUMAYI ANA İLKE OLARAK belirlerseniz o zaman Ömerleri aramanıza da gerek kalmayacak, Herkes birer Ömer olacaktır…

Sayın Erdoğan ilk olarak 2018 yılındaki Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili seçimlerinde bu çağrıyı yaptığında ülkem adına umutlanmıştım.
Kendi kendime; "Tamam"  demiştim, "Erdoğan ilk olarak Milletvekili adaylarını bu vasıfları taşıyan Ömerler arasından seçecek ve ülkemizde artık Ömerler Milletvekili olacak.  Bunun sonrasında artık Yasalarıda bu Ömer'ler yapacağı için ülkemiz yavaş yavaş güzel bir istikamet kazanacak"
Oysa Seçimde aday gösterilenlerin kimliklerine bakınca yine sükutu hayale uğramıştık.
Sayın Erdoğan yine Ömer'ler yerine ülkeyi ve Akpartiyi bu hale getiren Siyaset Baronlarını Vekil adayı yapmıştı. Oysa 2018 seçimlerinde örneğin Diyarbakır'da çok kıymetli (Mesela; örnek olsun diye Molla M.Sait YAZ, Alaattin PARLAK, Ercan EZGİN, Recep KANDEMİR, Abdurrahman KURT, İhsan IŞIK gibi) ve oldukça fazla sayıda aday adayları vardı.
Bugünde yine çok umudum yok.
Yine Ömer'ler ortada bırakılacaklar, Yine küstürülecekler, Yine kendilerini arka planda tutmaya devam edecekler.
Ömer'ler susmaya devam etmeye mecburlar çünkü bu mevcut sistem içinde Ömerlerin değil Rantistlerin sesi çok daha gür çıkmaya devam ediyor...
Yazık ki durum böyle...


Başlık Kategori Yayın Tarihi
YERELİN SONU (MU)? Ekonomi 11.12.2019
TOPLU ULAŞIM SORUNLAR VE ÇÖZÜMLER Sosyal 10.12.2019
NOTER TAPU DEVRİ YAPABİLİRMİ? Genel 19.11.2019
İSLAM ÜLKELERİ ve ADALET Sosyal 18.11.2019
ŞEBBİHA'DA OLDUK İYİMİ! Sosyal 22.02.2018
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Kaliteli Yaşam Genel 13.12.2019
DÜN VE BUGÜN Genel 07.12.2019
Senaryodan Film Okumak İster misiniz? Genel 05.12.2019
Uyanmanın Vakti Geldi Genel 30.11.2019
Yalakalık Genel 22.11.2019