Lacivert Geceler

Tam vaktinde ve tam da, hiç vakti olduğunu bilmeden çıkmıştım balkona.. Karşımda duran, bütün bir gökyüzünü kaplayan uluu çınar ağıcının arkasında olup bitiyordu her şey.. Peki çınar ağacı farkında mıydı olup bitenin? O kadar çok yöne bakıyor ki, bir tarafı farketse diğer tarafları bihaber.. Dördüncü katı bile geçen o geniiş dallarının arasından sıyrılmayı başaran algım artık onu hiç görmüyor, koca dalların bölük pürcük ettiği manzarayı bir bütün olarak agılıyordum.. Çınar görüntümden çıkmıştı bile..  

Yüzümde, büyük bir gülümseme belirdi ve bir fikir: Önce siyaha boyamalıyım, diye düşündüm bir heyecanla... Evet evet her yerini.. Siyah üzerinden renk geçişlerini yaparım.. Nede olsa siyaha kayıyordu beyaz gün.. Sonra, en tepeden aşağıya doğru inen bir lacivert.. Resim kağıdının beşte dördüne kadar inen..  ve, ve sonra bir beyaz çizgi aralığından morun kızıla, kızılın turuncuya karıştığı renk geçişleri ile -aralarda sarılar salınmalı- renklendirebilirim sayfanın kalan o son beşte birlik kısmını..

Ya da lacivertle başlayıp, aşağı mı insem? Ah lacivert geceler.. Ne kadar da derin hasretler taşır yüreğinde.. Nefes alırsınız lacivert gecelerin derinliğine bakarken dalıp dalıp hayaller kurarsınız.. Ne kadar heycanlı! Ne kadar büyük bir çoşku veriyor gökyüzünün bu renklerini akşam güneş batışında seyretmek! İlk aşk kadar, hasretin ilk sarılmayla noktalandığı, o kalbinin duracağı an kadar büyük bir heyecan.. Evet evet, kelebekler bile uçuşuyor karnımda, ilk buseyi belli belirsiz yanağa kaçan dudak kenarında hissetmek gibi.. öyle yani.. o kadar büyük bir heyecan... Ah lacivert geceler.. Ne kadar da derin hasretler taşır yüreğinde.. Nefes alırsınız...

Şurada bir yıldız parlıyor! Hemen sol tarafta ki o derin lacivertin batısında..  Beyaz ve sarı ile pırıldama hissi verebilir miyim? Neden olmasın! Bak oldu bile! Nasıl da göz kırpıyor bana, seni çapkınnn...

Bir başka ışık daha.. ama bu ilerliyor.. Bu bir uçak.. bir yıldız değil.. Onu resimde anlatabilir miyim? Ben anlattığımı düşüneyim, onlar “ressam burada ne demek istemiş?” desinler, koy ver başkası ne düşünürse düşünsün.. Bu benim resmin..  Benim hayallerim.. Öylesine mutluyum ki şu an! Bu anı resmedebilirim! Bir resim kağıdı bulmalıyım.. Ya boyalar? Kızımın resim defterini ve boyalarını kullanabilirim! Ne dahiyane fikir! Bugün olağanüstü yetenekli ve muhteşem fikirlerle dopdoluyum! Kuru boya ile olmaz ama... Bu kadar canlı ve heyacanlı bir resim soluk renklerle ifade edilemez, olmaz. Yağlı boya olsa ne kadar güzel olurdu ya da akrelik boya.. Hani bir meditasyon zamanı hayalime gelen imgelenmeyi tuvale döktüğüm o ilk heyecan gibi.. Kendimi nasıl da Leornada da Vinci hissetmiştim “gibi” demedim farkettiniz mi? Ta kendisi! :) İşte tam da şimdi, şu an öyle hissediyorum.. Akrelik boya yok evde.. Pastel olsa iyi olurdu.. ama o da yok.. Olsun parmaklarım ve kelimelerim var! Allah’ım ne kadar mutluyum.. Belki kimse anlamayacak.. Belki “yazar burada ne demek istemiş?”, diyecekler ya da, ya da.. aman ne önemi var ki..

Bazen anlaşılmak için yazarız, bazen ise kendimizi ispiyonlamak için yazarız.. Şu anda ise mutluluğun resmini çizemedim ama yazısını yazayım diye yazıyorum.

Not: Bu yazı ayak bileğimde ikinci doku ölümünün de başladığının teşhis edildiği günün akşamı yazılmıştır.

 

 


Başlık Kategori Yayın Tarihi
Ruhumun Cam Boyası Yaşam 22.11.2019
Hem Sana, Hem Bana Yaşam 11.10.2019
“Bizim zamanımızda ... “ ile cümleye başlıyorsa, kaç.. Yaşam 21.09.2019
Sosyal Medya, İşsizlik mi? Özgürlük ve Mutluluk mu? Yaşam 15.09.2019
Kendi Kendime Konuşuyorum.... Edebiyat 06.08.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
İNSANLIK Yaşam 14.02.2020
Din Sömürüsü Yaşam 12.02.2020
SEVMEK Yaşam 04.02.2020
BASIN BÜROSUNUN HABERİ VARMI? Yaşam 28.01.2020
Yeni başlangıç Yaşam 08.01.2020

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.