KUDÜS’ÜN ANAHTARI SURİYE...

        Kocaeli’de İlkokul öğrencisi Suriyeli bir Çocuk kendini mezarlık duvarı kapısına asarak intihar etti. Çocuğun Suriyeli olduğu için öğretmeni tarafından azarlandığı, öğrenci arkadaşları tarafından dışlandığı için intihar ettiği söyleniyor. Bunun doğruluk derecesinin zayıf veya güçlü olması önemli değil. Önemli olan toplumumuzun Suriyeli’ler hakkındaki genel görüşleridir. İlkokul çocuklarının hiç bir suçu yoktur, Suç inkar tarihimizde, eğitim müfredatımızda, araştırma yapmayan öğretmenlerimizde, devlet yöneticilerimizdedir. 

1945 yılına kadar Suriye diye bir devlet yoktu. Eği̇ti̇m müfredatımızdaki tarih derslerinde doğru bilgi işlenseydi, Suriyeli kelimesi dahi telaffuz edilmez, kin ve nefret söylemlerinin yanından bile geçilmezdi. Suriye’nin şansızlığı Kudüs’ e giden yollun üzerinde olmasıdır.

Babil kralı Hamurabi Kudüs’ü fethetmek için ilk önce Suriye’yi fethetti, 

Büyük İskender Kudüs’ü fethetmek için ilk önce Suriye’yi fethetti. 

Roma İmparatorluğu Kudüs’ü fethetmek için ilk önce Suriye’yi fethetti. 

Selçuklular Kudüs’ fethetmek için ilk önce Suriye’yi fethetti. 

Selahaddin Eyyübi Kudüs’ü fethetmek için ilk önce Suriye’yi fethetti. 

Moğollar Kudüs’ü fethetmek için ilk önce Suriye’yi fethetti. 

Yavuz Sultan Selim Kudüs’ü fethetmek için ilk önce Suriye’yi fethetti. 

Kudüs’ün Anahtarı Suriye’dir

Kapıyı açmak için ilk önce anahtarı elegeçirmek lazım   

Kudüs’ün anahtarı Suriye, 11. Yüzyıldan 1. Dünya savaşına kadar Türklerin elindeydi. 

İngilizlerle Fransızlar Birinci Dünya Savaşında kendi aralarında imzaladıkları Gizli Sikes-Picot anlaşmasıyla Osmanlı devletinin güney topraklarını kendi aralarında pay etmişlerdi. Suriye Fransız sömürgesi altına,  Filistin İngiliz sömürgesi altına alındı. 1945 yılında Baas Partisi oluşturuldu Suriye’ye bağımsızlık verildi. Bu bağımsızlık dışarıya bağımlı bir bağımsızlıktı. 

Çocuklarımıza;

Suriye, sadece Osmanlı hakimiyeti zamanında uzun süre müreffeh bir hayat yaşamıştır.  Onun dışında hep gizli anlaşmaların ve savaşların hedefi olmuştur.  Osmanlı döneminde Halep tıpkı Konya gibi, İstanbul gibi ilim ve eğitim şehriydi. 

Hz. Mevlana 7 yıl Halep’in Halavviye Medresesinde yüksek ilim tahsil etti. Şam da kaldığı süre içinde Şems-i Tebrizi ile tanıştı. Aralarında oluşan gönül dostluğu Şems-i Tebrizi’nin Konya ya gelişine vesile olmuştur. 

“Mum olmak kolay değildir, ışık saçmak için önce yanmak gerekir” der Hz. Mevlana. 

Ünlü Tük İslam filozofu Farabi’in bir süre Suriye’de yaşadığını. 

İbn-i Arabi’nin Konya’dan Şam’a gittiğini orada öldüğünü, türbesinin Şam’da olduğunu. 

Kudüs Fatihi Selahaddin Eyyübi’nin Türbesinin Şam Emeviye Camiinde olduğunu. 

Anadolu Selçuklu Devletinin kurucusu Süleyman Şah’ın türbesinin Suriye’de olduğunu.  (Süleyman Şah’ı çoğu kişi Osmangazi’nin dedesi olarak biliyor. Bu da başka bir cahilliğimiz). 

Nazım Hikmet’in Halep Mevlevihanesinde kaldığını orada şiirler yazdığını. 

Osmanlı İmparatoru Vahdeddin’in İtalya’da sürgünde öldüğünü, vasiyeti üzerine Osmanlı Devleti bakiyesi Şam’ın Sultan Selim Camiinde defnedildiğini. 

Osmanlı şeyhülislamı Molla Gürani’nin Golan Tepelerinin olduğu Güran köyünden geldiğini. 

Kudüs’ün anahtarı Suriye’dir demiştim. 

Bilindiği üzere Golan Tepeleri hali hazırda İsrail işgali altında ve bu sene Amerika tarafında İsrail toprağı olarak tanındı. 

Kudüs’ün Anahtarı için Suriye her taraftan işgal altında.  

Çocuklarımıza tarihimizi doğru öğretirsek, Suriyelilere kin ve nefretle değil, kardeşlik bağıyla bağlanırlar. 

 

 



Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.