15 TEMMUZ VE DEMOKRASİ

Doktora gitseniz 'Benim kanserim var' ya da 'Şuyum buyum var' deseniz; doktor size 'Tamam' deyip ilaç yazmaz; önce gerekli tahlilleri yaptırır, tanıyı sonra koyar.

Herşeyde bu böyledir. Eleman aranılan bir işe 'Ben şuyum, buyum' deseniz, kanıtlamanızı isterler.

İnşaatlar için sağlamlığa uygunluk raporu istenir.

Fizik bilimini fizik bilimi yapan şey fizik biliminin; kimya bilimini kimya bilimi yapan şey kimya biliminin; tıp bilimini tıp biliminin tanımıdır yani fizik sınavında yanıt diye kimya, kimya sınavında yanıt diye tıp bilgisi yazamazsınız; hukuk sınavında da örnek ki 'Tck Mad. 20 nedir?' sorusuna yanıt olarak 'Karaciğer yağlanırsa siroz olabilir' yazılamaz.

Bilimde; kertenkelenin bile tanımı vardır yani her hayvana kertenkele denilemez.

Bir insan polise gidip 'Falancayı ben öldürdüm' dese de kanıt istenir.

Felsefenin de tanımı var ki en doğru tanımı benim yaptığım 'Felsefe tüm olasılıkları dürüstçe ve tarafsızca ortayakoyma(ortaya koyma) bilimidir'.

Dinin tanımını da Din hadisileri 'Din bilimdir(ilimdir), ahlaktır, vicdandır, merhamettir, tarafsızlıktır, dürüstlüktür, medeniliktir, nefssizliktir' diye yapmıştır.

Özgürlüğün en doğru tanımını da 'Özgürlük bilime ve ahlaka uygun olmaktır' diye ben yaptım.

Demokrasinin ve laikliğin tanımı ise biraz karışık ki bunların en doğru tanımlarını da 'Demokrasi de, laiklik de bilime ve ahlaka uygunluktur' diye ben yaptım.

Denilecek ki ne alaka(ilgi)? Gerçekte bu ilgi Muhammed'in dini inanç tarihindeki, gizli, saklı 'Bilim' arayışını anlaması, saptaması, ve dini 'Din bilimdir, bilim yoksa din de olmaz, bilim Çin'de de olsa gidip öğrenin' tanımlaması gibi biraz karmaşık ancak anlaması kolay bir ilgidir. Şöyle ki önce laiklik; yani laiklik anlaşılmadan demokrasi anlaşılamaz yani demokrasinin özü, temeli, amaçı(amacı) laikliktir; açıklayayım: Laiklik istemi dini inançın devlet yani ülke yönetiminden ayrı tutulması amaçlı idi yani isteniyordu ki devlet, ülke dini inança göre değil bilime göre yönetilsin, yani laikliğin birinci, ilk, temel isteği bilim, bilimsellik, bilimcilik idi ki bu nedenle Atatürk de tıpkı Muhammed gibi 'Önce ilim(bilim)' dedi. Konunun ahlak, namus yönüne gelince; laikliği isteyen insanlar ahlaklı, namuslu insanlar idi yani ahlak, namus isteği zaten veri idi yani laiklik isteyen kişiler fahişe, zinacı, hırsız, dolandırıcı, ortalıkta sütyen-külot dolaşan insanlar değiller idi yani onlar zaten daha en baştan ahlakı, namusu birinci koşul saymakta idiler ki bu nedenle Atatürk de tıpkı Muhammed gibi 'Önce bilim'in yanına bir de 'ahlak'ı ekledi yani durum 'Önce bilim ve ahlak' oldu; yani bilime ve ahlaka aykırı herşey laikliğe, demokrasiye, özgürlüğe ve dine aykırıdır.

Yani; demokrasi için önce laiklik gerekir; bunun için de önce bilimsellik ve ahlak gerekir; yani 'Ben laik değilim, laikliğe karşıyım' demek 'Ben demokrasiye karşıyım' da demektir; eğer bu sözler 'Ben bilim ve ahlak üzerine kurulu bir sistem istiyorum' anlamında değilse.

Şimdi gelelim 15 temmuz faşist darbe girişiminin bastırılması durumuna. 15 temmuz faşist darbe girişimine karşı başarı 'Demokrasinin zaferi' olarak tanıtılmakta. Demokrasi ne idi; 'Bilim yani bilimsellik ve ahlak' idi. 15 temmuzdan sonra Türkiye'de bilimin ve ahlakın egemenliği mi oldu? Nicel yani ilkel demokrasinin; 'bilim'den sonraki(sonra ki) ikinci koşulu olan 'Güçler ayrılığı' bile yok edildi; heryere din adı altında bilimdışılık yani dine aykırılık yayıldı; yani demokrasinin birinci koşulu olan 'Bilimsellik' ortalıkta yok.

'Ahlak'a gelelim. Zina serbest, genelev serbest, bar serbest, pavyon serbest, sıtriptiz(striptiz) kulübü serbest, sex shop serbest, bay-bayan karışık masaj salonu serbest, bay-bayan karışık sıpor(sor) salonu serbest, eşcinsellik serbest, eşcinsel evlilik serbest; bikini, mayo, mini şort, mini etek, tayt pantolon diye ortalıkta ahlaka aykırı şeylerle bulunmak serbest; yani ahlaka aykırılık serbest.

Yani; bilimsellik yok, ahlakçılık yok yani laikliğin ve demokrasinin ilk iki temeli, koşulu olan şeyler yok; peki bu durumda 15 temmuz zaferi nasıl oluyor da 'Demokrasinin zaferi' oluyor?

Konuya daha başka, ve daha kısa bir yoldan bakalım. Akp Osmanlı hanedanlığı'nı ve sultanlarını baştaçı ediyor. Osmanlı sultanları ki içlerinde; öz bebek kardeşlerini, öz çocuk kardeşlerini, öz annelerini, öz babalarını bile öldürtmekten çekinmemiş kişiler var. Anneyi, babayı geçtim; bebek öldürtmek de, çocuk öldürtmek de hangi demokrasi de vardır, serbesttir; öyle ki hangi dini inançta vardır, serbesttir?

Yani, durum ne laikliğe, ne demokrasiye, ne özgürlüğe, ne dine uymakta.

Denilecek ki 'Akp'den önce demokrasi ve laiklik var mı idi?'. Kuşkusuz ki yoktu çünkü bilime ve ahlaka aykırı çok şey Akp'den önce de vardı, öyle ki o zamanın Cine 5 televizyonunda, şifreli yani paralı da olsa, bildiğimiz porno yayınları başlamıştı, 'Avrupa birliği gereği' diye. Genelevler, barbar, pavyonlar, bikini/mayo/mini etek gibi şeyler Akp'den önce de vardı ancak açık ki laikliğin, demokrasinin, özgürlüğün ve dinin tanımına göre; laiklik, demokrasi, özgürlük ve din Akp'den önce de yoktu, Akp döneminde de yok.

Demiştim ya 'Felsefe tüm olasılıkları dürüstçe ve tarafsızca ortayakoyma bilimidir' diye; işte budur.

Gerçek ki yalnızca Türkiye'de değil; dünyanın tüm ülkelerinde de gerçek felsefe, gerçek özgürlük, gerçek demokrasi, gerçek laiklik ve gerçek din yok, ve öğretilmiyor. Ne yapılıyor; felsefe diye felsefe tarihi, mazisi; demokrasi ve laiklik diye ahlaka ve bilime aykırılık serbestliği;din diye gelenek, görenek, töre, tapınmak öğretiliyor.

Evet; önce herşeyi doğru tanımlamak, sonra da tanımlara göre konuşmak, davranmak gerekiyor.


Necdet Gürçiftçi
Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız, hiçbir dinden olmayan dinli ve bilge
İnternette yayınlandığı zaman: 15.7.20/19.51