KABİLİYET DEĞİL YETENEK VE KABİLİYET SÖZCÜĞÜ ARABÇA DEĞİL TÜRKÇE SAVIM

Felsefe; felsefe tarihi, felsefe mazisi, felsefegeyiği(felsefe geyiği) gibi şeyler değil; konular konusunda tüm olasılıkları dürüstçe, tarafsızca ortaya çıkarma, ve insanlık için gerekli olan gerçeklere ve doğrulara sarılma uğraşısıdır.

Türkiye'ye düşmanlık yalnızca ekonomi, moda, turizim(turizm), medya, eşcinsellik üzerinden değil; Atatürk düşmanlığı ve Türkçe düşmanlığı üzerinde de yapılmakta. Türkiye düşmanlığının temel belirtisi olarak üç şeyi gösterebiliriz: 1- Atatürk düşmanlığı, 2- Türkçe düşmanlığı, 3- Ahlak düşmanlığı. Yani Atatürk, Türkçe ve ahlak savunulmazsa Türkiye de savunulamaz.

Birileri Türkiye'ye ısrarla akıldışı ve ahlakdışı şeyler getirmeye, yerleştirmeye, sevdirmeye çalışmakta. Birileri de ısrarla Türkçe sözcükler yerine Arabça sözcükler ve A/a'ya şapka koymak başta olmak üzere Arabça; ve örnek ki hijyen, etik, vizyon, misyon, aktivite, performans gibi Batı sözcükleri yerleştirmeye çalışmakta ki bunların tümü de Türkiye düşmanlığı kapsamında.

Arabça sözcükler ve A/a'ya şapka koymak özellikle Akp yandaşı medyada egemen. Yani Şapka devrimi'ne uymayanlar harflere şapka giydirmeye çalışmakta; zaten mantıklı ve tutarlı olsalardı Atatürk düşmanı ve Türkçe düşmanı olmazlardı.

Bir de Türk dil kurumu diye tuhaf bir kurum var. Anlaşılmakta ki Türkçe ile anlatmak istediği şey gerçekte Türkçe değil de toplumun konuşmakta olduğu sözcükler.

Akp yandaşı medyada sıkça kullanılmakta olan sözcüklerden biri de, 'yetenek' biçiminde Türkçe karşılığı olmasına karşın, 'kabiliyet' sözcüğünü kullanmak.

Türk dl kurumu 'Kabiliyet sözcüğü Arabça' demiş. 'Kabiliyet' ya da 'Kabiliyyet'; 'a'nın üzerinde çizgi var.

Ancak bu durumda Türk dil kurumu'nun dil adına açıklaması gereken birşey var: 'Arablar mı İngiliz yoksa İngilizler mi Arab?'.

Çünkü 'kabiliyet' sözcüğünün içindeki 'abiliyet' sözcüğü İngilizcede 'ability' olarak var, ve işin bir başka ilginç yönü de şu: 'Kabiliyet' sözcüğünün İngilizcesi 'aiblity'; 'ability' sözcüğünün Arabçası ise 'ability'.

Fıransızlar(Fransızlar) bu işten uzak çünkü 'kabiliyet' sözcüğünü Fıransızcası(Fransızcası) 'capasite' ve sonraki 'e' harfinin üzerinde çizgi var.

Peki bu durumda şöyle düşünmek durumundayız: İngilizler Arab, Arablar da İngiliz olamayacağına göre nasıl oluyor da 'ability' sözcüğü her iki milletin dilinde de var, ortak?

Konuya Semavi(İlahı gökte olan' dini inanç açısından bakarsak; 'Kabl kardeşi Habil'i öldüren biridir yani kardeş katilidir yani bu durumda 'kabiliyet/ability' sözcüğü Kabil'den geliyor olamaz.

O zaman bir de 'Habil'in anlamına bakalım: Türkiye Diyanet vakfı'nın internetteki 'İslam ansiklopedisi' adlı sitesinde yazılana göre habil sözcüğünün Akkadça 'ablu' ya da 'aplu' sözcüğünden gelme olasılığı yüksek imiş. Akkadlar ise Sami kökenli imiş. Akkadlar Sümerler'i yıktıktan sonra Sümerler'in bölgesine yerleşmişler. Sümerler için Türk diyenler de var, Sami diyenler de var; ancak Samiler Sümerler'den sonra, Sümerler de Orta Asya'dan geldiklerine göre Sümerler'in Türk olmasalar bile Türkçeden etkilenmişlik olasılıkları yüksektir, Akkadlar'ın da yerlerini aldıklarını Sümerler'den; yani bu durumda Türkçe Orta Asya üzeriğnden, Sümerler aracılığı ile Akkad'lara gelmiş olabilir; bunu neden diyorum; çünkü Akkadçada 'habil' sözcüğünün kökeni olarak gösterilen 'ablu' ya da 'aplu' sözcüğü Türkçedeki 'abla' sözcüğü ile benzerlikte; ve Orta Asya'daki Türklerde anaerkil bir düzen vardı yani Orta Asya'daki Türklerde 'abla' sözcüğünün 'Ağabey/abi, ağa, yörenin sorumlusu/başı/önderi/lideri, herşeyi yapmaya gücü olan' anlamı taşıması olasıdır; yani ability sözcüğü İngilizceye, kabiliyet sözcüğü Arabaya Türkçeden gitmiş olabilir yoksa 'ability' ile 'kabiliyet' arasındaki benzerliği açıklamak kolay olmaz; işin kuşkusuz bir de şu yönü var: Ability sözcüğü de, kabiliyet sözcüğü de 'abi/ağabey' sözcüğünden de gelmiş olabilir; ancak açık ki 'ability' sözcüğü gerçekte İngilizce değil, 'kabiliyet' sözcüğü de gerçekte Arabça değil.

Yani Türkçe düşmanlarına ve Atatürk düşmanlarının şunu öğrenmesi gerekir: Türkçeden de, Atatürk den de asla kurtulmazsınız çünkü Türkçe dünyanın hemen hemen heryerini ve hemen hemen her dili sarmış durumda, ve 'özgürlük'ün tek doğru anlamı Türkçedeki 'özgürlük' sözcüğünde var.

Yani dışarıdan ekonomi ve terör ile saldıranlara karşı savaşım verildiği gibi; içeriden de Atatürk'e ve Türkçeye saldıranlara karşı da savaşım verilmelidir çünkü Türkiye'nin varlığı Atatürk düşmanlığına ve Türkçe düşmanlığına karşı savaşımın başarısına da bağlı durumda.

Anlamını dil bilimi ile açıklayamadığın sözcük senin değildir.


Necdet Gürçiftçi
Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge
İnternette yayınlandığı zaman: 22.9.19/01.56