FATİMA EL FİHRİ YA DA DÜNYANIN İLK ÜNİVERSİTESİ YA DA ÜNİVERSİTE OLMAK

Görülmekte ki çağımız Müslümanları kendilerini abartmaya, büyük görmeye, ve 'Benim ayranım ekşi' dememeye pek meraklılar. Onlara kalırsa tüm bilimlerin ve tüm teknolojilerin temelleri, ataları onlarda var. Peki onlara soralım: Bu kadar mükemmelseniz ya da ileri iseniz ya da büyük iseniz ya da üstün iseniz ya da başarılı iseniz; neden şu çağda olsun bilime ve teknolojiye ne katkısınız var; yani örnek ki hangi aşıyı, hangi ilacı, hangi cihazı icat ettiniz yani insanlık 21. yüzyılda olsun bilim ve teknoloji adına size ne borçlu, birşey borçlu mu? Bakın elin gavuru radyo yapmış, televizyon yapmış, uçak yapmış, buzdolabı yapmış, çamaşır makinası yapmış, bulaşık makinası yapmış, telefon yapmış, hastalıklara aşı-ilaç-teknoloji yapmış; yani siz ne yaptınız bilime, teknolojiye ve insanlığa? Yani bakın domatesin tohumunu bile lanet İsrail'den almak zorundayız; bakkalların raflarından yabancı mallar çıkarılsa adamların satacakları birşey kalmayacak. Nedir yani yaptığınız, huyunuz suyunuz, başarınız, büyüklüğünüz, önderliğiniz, liderliğiniz?

İslam dünyası dini tanımlayan Din hadisleri'ne sarılmış olsaydı; 21. yüzyılda binlerce alim, alime çıkaracakdı(çıkaracaktı) ancak Din hadisileri'ni umursamadığı için çıkara çıkara binlerce terörcü çıkardı, yalan mı; dünya Müslümanları bilimle, alimlikle, alimelikle değil geri kalmışlıkla ve terörle anıyor artık, yalan mı? Ya Batı ilaçlarını vermeyecek olsa kanserli hastalarınız ölecek, yalan mı? Peki siz 21. yüzyılda ne yapıyorsunuz; yalnızca ibadet ve dua, yalan mı; sonra da 'gavur' Batıya muhtaç kalıyorsunuz, yalan mı? Ancak lafa gelince en büyük sizsiniz nedense. Mabedleriniz büyük diye büyük olamazsınız; biliminiz büyük ise büyük olursunuz; dini tanımlayan Din hadisileri de, halife Ali de böyle söylüyor. Ve bir de bakın ülkeniz bilim, teknoloji üretimi, ahlak yerine sütyen-külot çıplak pılajlar, mini şortlu sokaklar, cinsel sunumlu mekanlar dolmakta.

Büyüksünüz ya, büyüksünüz; Fatima el Fihri üniversite açtı diye büyüksünüz, orada eğitim vermiş olan İbni Haldun kitap yazdı diye büyüksünüz; hayır, büyük olan onlar; cehaletten ve nefsten başka şey üretmeyen ve bilmeyen siz değilsiniz. Çok büyüksünüz ya; dünya İslam alimleri ve alimeleri ile; Müslüman icatları ile doldu; dünya size hayran, dünya size şükran.

Fatima el Fihri dünyanın en eski üniversitesini kuran kadın olarak tanıtılıyor, bazı İslamcılarca ya da bazı Müslümanlarca.

Fatima el Fihri ise alime değil, zengin bir ailenin kızı bir Müslüman. 

Bazıları diyor ki üniversitenin adı 'Karaviyyin üniversitesi' imiş. Yani daha başlangıçta bir mantıksızlık var çünkü 'üniversite' sözcüğü Arabça değil Fıransızca(Fransızca) yani bir Arab, Müslüman 859 yılında adında Fıransızca sözcük geçen biryer açmaz, yani orası olsa olsa medresedir, üniversite değil ki birilerinin ona üniversite dediğine bakmayın, kayıtlarda 'medrese' geçmekte zaten yani 'Karaviyyin üniversitesi' değil 'Karaviyyin medresesi' yani önce medrese ile üniversite arasındaki farkı öğrenmek, anlamak gerekir. Medrese nedir; İslam ülkelerinde, genellikle 'İslamlık kurallarına uygun bilgilerin okutulduğu' öğretim kurumu.  Yani konuyu daha en baştan bir çarpıtma var. Yani işlerine geldi mi 'Karaviyyin medresesi', işlerine geldi mi 'Karaviyyin üniversitesi'.

Bir de şu var: Üniversite tanımını bilmeyenler için Karaviyyin üniversitesi dünyanın ilk üniversitesi olabilir ancak üniversite tanımına göre ise üniversite değil. Neden değil? Çünkü bu 'üniversite'de okumanın ilk koşulu(şartı) 'Kuran hafızı olmak' yani hem Müslüman olmak hem de Kuran'ı bilmek yani Müslüman olmak; üniversitede böyle koşul(şart) olmaz, üniversite dinin inanç yeri değil bilim ve evrensellik yeridir, bu nedenle ilahiyat üniversitesi ya da ilahiyat fakültesi de olmaz, ilahiyat üniversite çatısı altında da yer alamaz. Üniversite demek evrensellik ve bilim demektir. Yani üniversitede bilim egemendir, dini inanç ya da bilimdışılık ya da bilime aykırılık değil. Yani üniversite 'Bende okumak için' ya da 'Bilim öğrenmek için önce şu dini inançtan olacaksın' diyemez; derse evrensellik ve bilim kavramlarına yani üniversite kavramına ya da kurumuna ters düşer. Bu nedenle ki özel sektör de, siyasetçiler de 'Ben üniversite açtım' diyemezler çünkü bunların bilimle, bilimclikle, bilimsellikle ilgiler yok, onlar yalnızca nefs ve çıkar dünyası yani üniversite kavramına aykırı şeylerin dünyası; bu nedenle ki üniversitelere patron, patroniçe, kapitalist, siyasetçi, bilimsellikle ilgisiz ya da bilime aykırı insanların isimlerinin verilmesi de yanlıştır, üniversite kavramına aykırıdır yani örnek ki Hitler de üniversite kurmuş olabilir ve adına Hitler üniversitesi demiş olabilir ancak o üniversite üniversite tanımına göre üniversite sayılmaz; yine örnek ki falcılık, astroloji, medyumluk, büyücülük üniversitesi de kurulmuş olabilir ancak o üniversite de üniversite tanımına göre üniversite sayılmaz.

Dini inançlar bilimdışı, bilime aykırı savlardır; bu nedenle de bilimde ve bilim yuvası olan üniversitelerde yerleri yoktur; yani üniversitelerde öğrenci olarak da, öğretmen olarak da bilime aykırı şeylere inananların yerleri de, ahlaka aykırı kimselerin de yerleri yoktur çünkü bilim gerçekler ve doğrular demektir, ve doğrulara ahlak da dahildir.

O üniversitede yani o medresede tıp, matematik, astronomi, kimya öğretilmiş olması da orayı üniversite yapmaz çünkü üniversite denilen yer ya da şey herşeyden önce bilimsellik üzerine kurulu olmalıdır oysa hem dini inanç bilime aykırılıktır hem de 'Burada okumak istiyorsan önce Müslüman olacaksın' demek üniversite tanımına ve kavramına yani bilime aykırıdır, ve tıp, matematik, kimya, fizik gibi şeyler ilkokulda da öğretilebilir; yani bilim öğretilen heryer bilim değildir, bilim öğretilen heryer üniversite değildir; örnek ki Hitler'in üniversiteleri de bilimler öğretiyordu. Bu üniversite ile ilgili olarak en ünlü kişi olarak gösterilen örnek ise İbni Haldun, ve Mukaddime adlı yapıtı. İbni Haldun da düşünür(filozof), devlet adamı ve tarihçi olarak tanımlanmakta ki bunlar kendi başlarına bilim değildir. İbni Haldun 1332 yılında doğmuş yani 14. yüzyılda yaşamış bir kişi. İbni Haldun için 'Toplum düzeni, insanların gelenek ve göreneklerini yaşayış biçimlerini incelemiş, toplumlar arasındaki ayrılıkları görmüş ve tarih felsefesine böyle gözlemci ve deneyci bir açıdan yaklaşmıştır' deniliyor. 

İbni Haldun'un tarih alanında getirdiği yenilikler ise şunlarmış:
1- 'Tarihi bilim haline getirmeye çalışmış'. Bu sav yanlıştır çünkü bilimdışı şeylere inanan bir insanın tarihi bilim haline getirmesi olacak birşey değildir çünkü tarih fzik, kimya, tıp, biyoloji gibi doğal, nicel bir bilim değil yani toplumsal bilimlerde işin içine bilimcilerin inançları da kolayca karışabilir, örnek ki ilaha inana bir bilimci tarih alanında asla ilahsız bir sav ya da inandığı ilaha aykırı bir sav ileri süremez. Tarih ancak Karl Marx ile bilim haline gelmiştir.
2- 'Neden-Sonuç ilişkisini ya da nedensellik ilkesini getirmiş: Yani İbni Haldun biryandan evrenin nedensellik yöntemi ile anlaşılabileceğini ileri sürmüş biryandan da Allah'a inanılması gerektiğini yani ilk nedenin ilah olduğunu işleri sürmüş. Yani bu durumda bilimsellik nerede kaldı? Peki İbni Haldun 'Tarih toplumsal sınıfların; sömürülenlerle sömürenlerin savaşıdır' diyebilmiş mi, hayır ancak tarih için en doğru tanım bu idi. Kaldı ki felsefede nedensellik ilkesi felsefenin ta en başından beri yani İbni Haldun'dan önce var.

Peki İbni Haldun önce inandığı, savunduğu Semavi(Gök) dini inanç sisteminde 'Dünyanın düz olduğu' savına birşey getirmiş mi, hayır; ne diyor Semavi dini inanç sistemi, 'İlahımız yeri ve gök kubbeyi yarattı' diyor, ve kubbenin üstü küresel, altı ise düz olur yani bu durumda dünya düz oluyor Semavi dini inanç sistemine göre. Yani bilimci ya da insan kendi inandığı şeyleri incelemeli ve eleştirmeli önce. Yani 'Yalnızca şu konulara bakacağım, bu konulara hiç bakmayacağım', 'İnancıma uygun şeylere inanacağım, inancıma aykırı şeylere inanmayacağım' diye düşünürlük ya da alimlik ya da bilim ya da bilimcilik olmaz, olursa da dini inançlı olduğunu vurgulayamaz, kendini önce bir dini inançlı olarak tanımlayamaz yani bir insan örnek ki 'Ben Yahudiyim ancak alimim' diyemez ancak 'Ben Yahudiyim' demeden, diye vurgulamadan alimlik yapabilir yani bu durum tıpkı şuna benzer: Örnek ki pilot Hristiyan(Hıristiyan) da olsa 'Ben pilotum' demek yerine 'Ben pilotum ancak Hıristiyanım' demez, 'Ben pilotum' der yalnızca; ve Hıristiyan bir pilot için 'Bu pilot Hıristiyan' denilmez, yalnızca 'Pilot' denir, tanım için, tanımlama için, işi için, mesleği için.

Yine örnek ki biryandan bir işkence, zulüm, vahşet yeri olan Cehennem'i savunmak ya da  Cehennem'e karşı çıkmamak, biryandan da bilim yaptığını, üniversite olduğunu söylemek bilime de, üniversite tanımına da aykırıdır, ve bir üniversiteyi 'İslam üniversitesi' diye tanımlamak Cehennem'i de savunma zorunluluğunu da getirir yani düşünün ki bir üniversite biryandan bilimi yani insanlığı savunuyor, biryandan da Cehennem'i, böyle şey olmaz yani biryandan demokrasi, hukuk ve insan hakları, biryandan Cehennem savunulamaz. Yani örnek ki Hitler de insanlığa, dünyaya Volkswagen denilen arabayı kazandırmış ancak adam bilimsel değil, ne yapacağız şimdi, yani bu adam insanlığa ve teknolojiye katkıda bulundu diye baştaçı mı edeceğiz, adına üniversite mi açacağız?

Yani bilimci olmak, bilime saygı, üniversite önce bilimdışı, bilime aykırı şeylere, ve ahlaka aykırı şeylere karşı çıkmakla başlar yoksa herkes üniversite açabiliyor, herkes üniversiteye gidebiliyor.

Dünyanın, insanlığın önderi, lideri, merkez mi olmak istiyorsunuz? Önce Din hadisileri'ne sarılın; başlarınızdaki saçmasapan siyasetçilere, hükümdarlara, kapitalistlere, medyaya değil.

Yani Karaviyyin üniversite değil medrese. Üniversite ile medrese arrasında ise dağlar kadar fark var.


Necdet Gürçiftçi
Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge
İnternette yayınlandığı zaman: 21.9.19/