HAZAL KAYA'DAN ANNELİK KONUSUNDA SORUMSUZ YA DA BİLİNÇSİZ ANNELİK ÖRNEĞİ SAVIM

Farkında iseniz; son zamanlarda; ülkemizde; toplumsal alanlarda ahlaka aykırı giyimden, eşcinsellik yandaşlığına kadar pekçok konuda bir 'ahlaka aykırılık hareketi'; astrolojiden akıldışı modaya kadar pekçok akıldışılık, bilimdışılık akını furyası var; ünlülerden, kadıncı sokak gösterisilerine kadar yani sanki gökten akıldışılık ve ahlakdışılık yağmakta. Yine farkında iseniz; türbanlı, tesettürlü bir bayan öldürüldüğünde hiç tepki vermeyenler ahlaka aykırı giyim içinde bayan öldürüldüğünde men toplanıp tepki gösteriyorlar. Bence bu durum rastlantı değil. Açık ki birileri Türkiye'ye bilimdışılık, akıldışılık ve ahlakdışılık dayatmak, pompalamak, yaymak, egemenleştirmek istiyor ki bunun merkezinin çıplaklığın, sokaklarda sevişmenin, pornonun, esrarın, ensestliğin bile serbest olduğu Abd'de olduğu açık; ve açık ki buna Avrupa ve Siyonizım(Siyonizm) de destek vermekte çünkü bu durumda en çok zarar görecek dünya açık ki ahlak temeli üzerine kurulu İslam dünyası ve Hintli dünyası yani bu saldırı açık ki öncelikle İslam dünyasına ve Hindistan'a yönelik; bu nedenle de Türkiye'de Mevlana için, Hindistan'da Gandhi için, eşcinsellik yalanı uydurulmakta çünkü ahlakı yok edilmiş bir ülke eğer dünya ekonomisinin, biliminin ve teknolojisinin merkezi değilse ya köle ülke olur ya uydu ülke yani açıkçası yıkılmış olur yani bir ülkeyi yıkmanın en kolay ve en güvenceli yolu cinsel ahlakdışılık yani cinsel utanmazlık yaymaktır ki eskiden bu rüşvet utanmazlığı ile yapılmaya çalışılırdı, demek ki yeterli olmamış ki cinsel utanmazlık yaymakla yapılmaya çalışılmakta çağımızda; herkese rüşvet verilemez ancak herkes ahlaka aykırı duruma getirilebilir.

Savım ki akıldışı-ahlakdışı, küresel ve derin bir merkez Türkiye'ye de, tüm dünyaya da bilimdışılık, akıldışılık ve ahlakdışılık yaymaya çalışıyor; bunun için de moda, turizım(turizm), medya, çıplaklık, eşcinsellik, kadın örgütü, eşcinsellik örgütü, sivil toplum örgütü, bilgisayar oyunu, ve ünlü gibi şeyleri de kullanmakta. Bu nedenle ki Türkiye'de de bilime ve ahlaka duyarsızlık gösterebilecek 'ünlü' denilen bayanlar özellikle gündeme getirilmekte. Bu merkez öyle ki dünyaya, 'Ahlaka aykırı olmayan ünlü olamaz' algısı yaymaya çalışmakta; bu nedenle ki Abd'deki 'ünlü' bayanlar olabildiğince çok ahlakdışılık, olabildiğince çok çıplaklık, olabildiğince çok utanmazlık yarışı içindeler yoksa 'ünlü olmak' durumunu hemen yitirirler.

Bu nedenle ki Türkiye'de Mevlana'ya; Hindistan'da Gandhi'ye 'eşcinsel' denildi. Yani birileri dünyaya çıplaklık, eşcinsellik, akıldışılık, ahlakdışılık yaymaya çalışmakta; ve bu durum temelde yetişkin insan dişisi, çıplaklık ve eşcinsellik üzerinden götürülmeye çalışılmakta; bu nedenle ki internet bile ahlaka aykırı moda tanıtımları(reklamları) ile dolmakta.

Yine savım ki bu güç 'ajanlık' yöntemi ile çalışmakta; kadrolu ajanları yanında bir de 'farkındalıksız ajan'lar kullanmakta, ve 'farkındalıksız ajan' sayısı bu güce boyuneğmiş, bu gücü benimsemiş kişi sayısı kadardır yani ülkelerde de, tüm dünyada da akıldışı-ahlakdışı kişi sayısı kadar. Farkındalıksız ajanlar bu güce ajanlık yaptıklarını bilmezler ancak gerek astroloji, medyumluk ve akıldışı moda gibi bilimdışı, akıldışı; gerekse ahlakdışı moda, ahlakdışı turizım, ahlakdışı ünlü hayranlığı, ahlaka aykırı hayatları savunup bu güce, farkında olmadan ajanlık yaparlar; ajanlık yani 'etkileyicilik' yani örnek ki bir toplumda sigara içmek sigaraya karşı savaşa darbedir yani sigarayı yaymak için bir ajanlıktır, farkında olunmasa da; ahlakdışı moda da ahlaka karşı savaş ajanlığıdır, farkında olunmasa da.

Savım ki o güç; kendine uygun yanıtlara alabileceği ünlü kimselere kendine uygun sorular sormakta, ve aldığı kendine uygun yanıtları da yaymakta.

Sanılır ki ahlak tabudur, gericiliktir, mantıksızlıktır oysa ahlak zekanın, akılın, mantığın, beyinin, ruhun, özgürlüğün, demokrasinin, akıl-ruh sağlığının, medeniyetin, medeniliğin, insanın, insanlığın en üst nitel aşamasıdır.

Bir süredir Hazal Kaya medyada gündeme getirilmekte idi, türlü konularla. Sonunda Hazal Kaya'ya sorulması gereken soru sorulmuş, ve alınması gereken yanıt da alınmış. Hazal Kaya isimli yoz, sözde sanatçıya 'Çocuğun Lgbti+ olsa tepkin ne olurdu?' diye sorulmuş, o da o akıldışı-ahlakdışı küresel gücün umduğu, beklediği abuksubuk, saçmasapan, ahlaka aykırı, dine aykırı, Türklüğe aykırı, Müslümanlığa aykırı, felsefeye aykırı, bilime aykırı yanıtı vermiş: 'Bir tepkim olmazdı. Beni ilgilendirmez çünkü. Benim ne tepkim olabilir, o benden başka birisi. Çocuklarımızla ilgili bunu anlamak zorundayız. O benden başka bir birey, ben değilim o. Onu yönlendirmek haddim değil. Ben ona ancak yol arkadaşlığı yapabilirim. Bir ihtiyacı olursa yanında olabilirim. Yani hiçbir tepkim olmazdı, çünkü haddim değil buna bir tepki vermek.'

Bir insanın yanlış ya da kötü ya da zararlı şeylere tepki vermek özelliği nasıl olmaz; eğer ölü ya da bitkisel hayatta değilse? Yani bir delinin elinden bile şekeri alınsa tepki gösterir. Sen senin çocuğunun yanlışlarına, kötülüklerine, zararlarına tepki göstermezsen haklı olarak başkaları gösterir çünkü hiçkimsenin keyifi toplumunun varlığından üstün değildir.

Kadın açık ki zaten bilime aykırılık içinde çünkü 'Nazardan korkuyorum' demiş yani ahlaka aykırı moda giyimle medeni, çağdaş, ilerici, farklı görünmeye çalışmakta ancak öteyandan beyini bilimdışılık içinde.

Kadın toplumsal alanlarda; adına mini şort denilen külotla, adına bikini denilen sütyen-külotla bulunabilen biri; öyle ki hamile hali ile bikinili fotoğrafı bile var internette yani bu nasıl bir haldir, bu nasıl bir anneliktir, bu nasıl bir Müslümanlıktır, bu nasıl bir Türklüktür ki hamile, şiş karını ile, bikini yani sütyen-külot ile medyaya poz veriyor, toplum içinde geziniyor; sanat, sanatçılık bu mu; bilinmez mi ki Türk demek de, Müslüman demek de önce ahlak demektir; bu nedenle ki ahlaka aykırı giyimle toplumda dolaşan insan Türk de, Müslüman da değildir yani Atatürk de, Muhammed de 'Önce ilim ve ahlak' diye boşuna demedi. Yani bu kadın kalkıp da eşcinselliğe karşı olduğunu da, zinaya karşı olduğunu da, fahişeliğe karşı olduğunu da, pornoya karşı olduğunu da, ahlakdışı modaya karşı olduğunu da, ahlaka aykırılığa karşı olduğunu da söyleyecek değil ya? Yani o küresel güç kime soracağını iyi biliyor yani kalkıp da türbanlıya, sarıklıya böyle sorular sormuyor.

Kadın zaten mantıksızlık içinde çünkü hem 'Nazardan korkuyorum' diyor hem de ahlaka ya da İslam'a aykırı giyimler içinde. Nazardan korkmak İslam dini inançına ait bir konudur yani 'Nazardan korkuyorum' demek yani nazara inanmak 'Ben Müslümanım' demektir; eğer, Müslüman isen neden Müslümanlığa, İslamiyet'e, ahlaka aykırı giysiler ve görünümler ile toplumsal alandasın? Bilime göre ise zaten nazar diye birşey yok yani kadın 'bilimsel' desen değil, 'Müslüman' desen Müslüman değil durumunda.

Kadının yanıtına bakalım: 'Bir tepkim olmazdı. Beni ilgilendirmez çünkü. Benim ne tepkim olabilir, o benden başka birisi. Çocuklarımızla ilgili bunu anlamak zorundayız. O benden başka bir birey, ben değilim o. Onu yönlendirmek haddim değil. Ben ona ancak yol arkadaşlığı yapabilirim. Bir ihtiyacı olursa yanında olabilirim. Yani hiçbir tepkim olmazdı, çünkü haddim değil buna bir tepki vermek.' demiş. Zaten ortalıkta bikini diye sütyen-külot dolaşmak nasıl bir doğru 'doğru anlayışı'na sahip olabilirki(olabilir ki); doğruyu bilse zaten önce kendisi doğru davranır değil mi? Yani; kadının çocuğu yanlış birşey yapacak; 'Beni ilgilendirmez, o beden başka bir birey, onu yönlendirmek haddim değil, ben ona ancak yol arkadaşlığı yapabilirim, bir ihtiyacı olursa yanında olabilirim, haddim değil tepki vermek' gibi abuksubuk, saçmasapan, mantıkdışı şeyler söylüyor. Peki çocuğu; esrar kullanmanın serbest olduğu Abd'de yaşamakta olsa ve esrar kullanmaya başlasa ne yapacak; peki çocuğu sokaklarda dört ayak üstünde ya da elleri üstünde yürümeye başlasa ne olacak; peki çocuğu yemeği kaşık, çatal ile değil de avuçu(avucu) ya da ağızı ile yemeye başlasa ne olacak; pek çocuğu sokaklarda çırılçıplak gezmeye başlasa ne olacak? Anneler, babalar çocuklarına doğruları öğretmek, anlatmak zorundalar çünkü doğada doğru üreten ağaçlar yok; doğruları insanlar insanlara öğretirler. Yani ne demek çocuğun seni ilgilendirmez, öyle ise neden anne oluyorsun, yani örnek ki insan köpek bile beslese köpeği ile ilgili sorumluluk, duyarlılık taşır, 'Köpeğimin ne yaptığı beni ilgilendirmez' demez. 'Başka birisi' olmak denetimsiz, başınabuyruk olmak hakkı vermez çünkü insan çevresine ait, doğaya ait, uzaya ait, dünyaya ait, insanlığa ait değerler, ilkeler taşımalıdır yani örnek ki Türkiye'deki ya da Afrika'daki insan 'Kutuplar benden uzakta, kutuplardaki erime beni ilgilendirmez' diyemez, eğer bilinçli, mantıklı insan ise. Kadın belli ki gerçek, bilim üzerine bir üniversite okumamış çünkü sözlerinde zerre mantık, tutarlılık, bilimsellik yok.  'Haddim değil' diyor; felsefeden, bilimden, ve dini tanımlayan, 'Din ilim(bilim), ahlak, vicdan, merhamet, dürüstlük, tarafsızlık, adillik, medenilik, nefssizliktir' diyen Din hadisileri'nden haberin yoksa, bunlardan uzak ise kuşkusuz ki birşey öğretmeye haddin, olanağın, özelliğin olmaz yani 'haddim değil' demek özgürlük, övünç, gurur değil eksikliktir, yetersizliktir. İnsan doğrulara sahip çıkar, yanlışlara tepki gösterirse doğru insandır, akıl-ruh sağlıklı insandır, demokrasici insandır, laiklikçi insandır, Atatürkçü insandır, dinli insandır, özgür insandır, mantıklı insandır; bu nedenle ki ben Abd'de de olsa bilimdışılığa, akıldışılığa, ahlakdışılığa, insanlıkdışılığa tepki gösteriyorum; doğru değerleri olmayan insanlar doğru tepki gösteremezler yani önce doğru değerlere sahip olmak gerekir ki bu değerlerin başında da felsefe, bilim, ve Din hadisileri'nin tanımladığı, anlattığı, açıkladığı, öğrettiği din gelir. Çocuklar dünyaya alim, alime olarak gelmezler; anne karınında, gerçekleri ve doğruları öğreten bir okul yok; bu nedenle ki annelerin ve babaların Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi 'Bilim ve ahlak' içinde olmaları ve çocuklarına bunları öğretmeleri zorunludur. Yönlendirmek doğru şeyler öğretmek ise doğrudur, ve zorunludur ki doğru eğitim de zaten bunu yapar; ancak ilginç ki kadın 'Çocuğumu yönlendirmek haddim değil' diyor ancak gerek ahlaka aykırı giyimleri ile, gerek ise bu sözleri ile toplumu üstelik de yanlış yönlendirmek içinde olduğunun farkında değil; şimdi, bazıları diyecek ki 'Aa, Hazal Kaya öyle düşünüyormuş, biz de öyle yapalım' diyecektir; bari Kelebek etkisi denilen şeyi bileydi. Yani bu toplumda eşcinsellik yayılırsa bunun nedenlerinden biri de Hazal Kaya olacaktır; o zaman da, ahlaka, dine, Müslümanlığa aykırılıktan korkmuyorsan nazardan neden korkuyorsun? Eşcinsel çocuğuna annenin yolarakadaşı(yol arkadaşı) olması ne demektir; ya çocuk uyuşturucuyu ya da fuhuşu seçerse; insan da, anne de, baba da, yolarkadaşı olarak çocuklarını ya da eşlerini değil Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi önce 'Bilim ve ahlak'ı seçmelidirler; rehber yanlış olursa yol da, bilgi de yanlış olur.

Bir insan ya da bir anne ya da bir baba; çocuğuna sorumluluk duymuyorsa, onu yanlışlardan korumaya çalışmıyorsa, ona doğruları öğretmeye çalışmıyorsa, bu nasıl bir insanlık ya da annelik ya da babalık olur?

Atatürk 'Sanatsız kalmış bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir' demeden önce 'Önce ilim(bilim) ve ahlak' dedi yani doğru sanat da, doğru sanatçılık da tıpkı demokrasi, laiklik, özgürlük ve din gibi önce 'Bilim ve ahlak' üzerine kuruludur.

Eğitim şart da anlaşılıyor ki sanatı ve sanatçılığı da eğitmek zorunluluğu var.

Özelde bu kadını, genelde ise ünlüleri biraz bilgilendirmek, eğitmek zorunluluğu var demekki(demek ki). Onlara her insanın öğrenmesi gereken ilk şeyleri öğretmek isterim:
1- Ahlak zekanın, akılın, mantığın, beyinin, ruhun, demokrasinin, laikliğin, özgürlüğün, hukukun, insan olmanın, insanlığın ve akıl-ruh sağlığının en üst nitel aşamasıdır.
2- Din 'Bilim, ahlak, vicdan, merhamet, tarafsızlık, dürüstlük, medenilik, nefssizlik' demektir.
3- Özgürlük, demokrasi ve laiklik bilime ve ahlaka uygunluk demektir. Serbestlik özgürlük değildir, özgürlük serbestlik değildir.
4- Eşcinsellik, çıplaklık, ahlakdışı moda, akıldışı moda, astroloji, zina, fuhuş gibi şeyler özgürlük değil serbestliktir.
5- Eşcinsellik geriliktir çünkü zaten normal cinsellik bile biyoloji, doğa, beden, bedene kölelik, ilkellik, cinsel organa uşaklık, cinsel hormona kölelik, insanın aşağılanması, yanılsama üzerine kurulu sanısal birşeydir. İnsan burunu ile de çorba içebilir diye burun ile çorba içmek normal, mantıklı, doğru, insani, medenilik mi olur? Bakın, Abd'de ensestlik, esrar, çıplaklık, zina, fuhuş ve porno bile serbest ki amaç zaten tüm ülkelerde ensestliği, uyuşturucuyu, çıplaklığı, zinayı, fuhuşu ve pornoyu serbestleştirmek çünkü bu işlerde hem çok para var, hem işsizliğe ve yoksulluğa karşı çözüm olmuş oluyor hem de zengin ve yaşlı kapitalistler 15 yaşındaki çocuklarla bile yatmak olanağına erişiyorlar yani başa Sodom'u, Gomora'yı, Pompei'yi egemen yaptıktan sonra doğrunun anlamı kalmazki(kalmaz ki) çünkü yanlış şeyler doğru, doğru şeyler de yanlış sayılır.
6- Nefs hem en büyük cehalettir hem kötülüklerin hem nedeni hem amaçıdır hem de önce akılı yok eder, sonra da ahlakı.
7- İnsani doğruya da, toplumsal doğruya da ancak felsefe, bilim, ahlak ve nefssizlik ile gidilebilir.
Bu dört şeyi öğrenen insan doğru yoldan başka yolda olmaz.

Bir de önerim ki bu kadının bu açıklamasından sonra devlet bu kadının çocuğunu koruma altına almalıdır ya da Milli eğitim bakanlığı, Aile bakanlığı, Gençlik bakanlığı, ve Diyanet kapatılmalıdır. Ve ahlaka aykırı herşey yasaklanmalıdır, ve ahlaka aykırı her mekan kapatılmalıdır. bilimdışılığa karşı savaşım ahlakdışılığa karşı savaşımı da içermezse bilimdışılığa karşı savaşım hem eksik olur hem de başarısız olur.

Yetişkin insan dişisi türüne, ünlülere, modaya, turizıma, medyaya ve bilgisayar oyunularına dikkat çünkü 21. yüzyılda insanlığa saldırı bu alanlardan yapılacaktır.

Yani demek ki halkı eğitelim derken; önce eğitilmesi gereken ünlülermiş yani bir de üniversite okumuşlar falan. Ancak gerçek ki eğitim felsefe, ahlak ve nefssizlik içermezse ancak iş, meslek öğretir çünkü nefs hem en büyük cehalettir hem kötülüklerin hem nedeni hem amaçıdır hem de önce akılı yok eder, sonra da ahlakı.

Anlaşılıyor ki Türkiye'nin de, tüm dünyanında bir 'Ahlak devrimi'ne ve 'Ahlak hukuku'na zorunluluğu var çünkü ahlak yıkılırsa değil Türkiye, tüm insanlık yıkılır.

Yani, Türkiye'yi savunmak, korumak yalnızca Türkçeyi savunmaktan, korumaktan değil ahlakı da savunmaktan, korumaktan geçer.

Sanat toplumu aydınlatsın diye beklenirken görülmekte ki sanat da toplum için cehalet ve kötülük durumuna gelmekte.

Muhammed diyor ki 'Utanması olmayanın dini de olmaz'.


Necdet Gürçiftçi
Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge
İnternette yayınlandığı zaman: 13.6.20/04.14