AYASOFYA

Açık ki siyaset İslamiyet dini inançının yanlış yorumlanmasına, yanlış uygulanmasına, ve İslamiyet dini inançından uzaklaşılmasına neden olmaktadır. Örnek ki İslamiyet’te de, Türklükte de, hangi amaçla olursa olsun bebekleri, çocukları, öz anneyi, öz babayı öldürmek ya da öldürtmek yok iken; öz bebek kardeşlerini, öz çocuk kardeşlerini, öz annelerini, öz babalarını bile öldürtmekten çekinmemiş Osmanlı hanedanlığı ve sultanlarını baştaçı eden siyasetçiler bulunmakta. Gerçek ki özel sektör yani vatanın, milletin olanaklarını, kaynaklarını, emeğini sahiplenmek olan sistem gibi, siyaset de dine aykırıdır, bu nedenle ki Muhammed ‘Sultanlarla düşüpkalkan(düşüp kalkan) alimler bile hırsızdır’ yani dine aykırıdır, dinli değildir, demiştir ki sultanlık da dönemin siyasetçiliği idi ki siyaset de özel sektör yararına bir hükümdarlık türünden başka şey değildir zaten.

Açık ki İstanbul’un fethi konusunda, ileri sürülen ‘İstanbul mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, o ordu ne güzel ordudur’ hadisi açık ki ‘İstanbul’un fethi kıyamet alametlerindendir’ hadisi ile çelişki, zıtlık içindedir ki Muhammed büyük olasılıkla ‘komutan’ ve ‘ordu’ ile, Arabistan’a ait bir komutanı ve orduyu tanımlamıştır yani öz bebek kardeşlerini, öz çocuk kardeşlerini, öz annelerini, öz babalarını bile öldürtmekten çekinmemiş Osmanlı hanedanlığı’nı değil ancak İslamiyet fetih üzerine değil tebliğ üzerine kuruludur yani ‘fetih’ İslamiyet’e aykırıdır, ‘Mekke’nin fetihi’ denilen durum ise zaten Arablara ait olan biryerin geri alınmasıdır yani başka halklara, başka milletlere ait biryerin değil, yani ‘Mekke fetih edildi’ diye öteki ülkeleri, dünyayı fetihe kalkmak İslamiyet’e aykırıdır ki bu durumda ‘İstanbul mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, o ordu ne güzel ordudur’ sözünün hadis olmama olasılığı çok yüksektir ki bu durum öteki ülkeleri yani tüm dünyayı işgal amaçı olan Yahudiliğe karşı ‘Yahudilere ve Hıristiyanlara(Hristiyanlara) benzemeyin’ ayeti ile de uyumludur ki bu durumda açık ki bir Hıristiyan mabedi olan Ayasofya’yı camiye çevirmek de, Ayasofya’da namaz kılmak da bu ayete yani İslam’a yani Müslümanlığa aykırıdır ki siyasetin Ayasofya’da namaz kılınmasını bu durumları düşünmeden, sırf oy ve gösteriş yani nefs için yapmak istediği kuşkusu oluşmaktadır ki bildiğim kadarı ile, dünyada Hıristiyan ordular, Hıristiyan ülkeler işgal ettikleri Müslüman ülkelerinde hiçbir camiyi kiliseye çevirmemişlerdir.

‘Devlet olarak Osmanlı’ konusunda bir tuhaflık var. Denilir ki ‘Osmanlı devleti fetih ettiği ülkelerde, topraklarda, halkların inançlarına saygı gösterdi; onları dini inançlarında serbest bıraktı.’ falan. Peki, öyle ise; Osmanlı sultanı Fatih Ayasofya kilisesi’ni neden cami yaptı? Bugün de Ayasofya cami olarak kullanılmak istenilmekte. Adı üstünde ‘Sofya/Sophia’ yani yabancı dilde bir ad yani adı Müslümanların ‘gavur’ dediği dilde olan bir mabedi yani bir kiliseyi Müslümanların cami yapması, cami olarak kullanması İslamiyet dini inançına uygun mudur? Türkiye Ermenileri patriği kişi de 21. yüzyılın 2020 yılında bile ‘Ayasofya ibadete açılsın. Hristiyanlara da bir alan tahsis edilsin.’ dediğine göre demek ki 1453 yılında da Ayasofya kilisesi Hıristiyan(Hristiyan) halka hizmet vermekte imiş.

Bir de şu soruyu sormak gerekiyor: Dini inançların serbest bırakıldığı, fetih edilen ülkeler ılan şeyin adı ‘fetih’ ise; kilisesinin camiye çevirildiği, dönüştürüldüğü, İstanbul’a yapılan nedir Dünya Müslüman alimler birliği genel sekreteri Ali Muhyiddin el-Karadaği, ‘İstanbul’un fethinin, Osmanlı işgali olarak tanımlanması husumette sınırları aşmak, tehlikeli bir yozlaşma ve Mısır fetva kurumu için bir utanç lekesidir’ demiş; peki, Hıristiyan bir halkın, üstelik de görkemli(şatafatlı), gösterişli, üstelik de dine aykırı şeylerden olan ‘nefs ve israf’ dolu kilisesini camiye çevirmek Muhammed’in onaylayacağı, Müslümana, Müslümanlığa yakışır birşey midir; üstelik de haram para ile cami yapılması İslamiyet’e aykırı iken ki o kilisenin yapımın kullanılan para acaba nasıl sağlandı?

Öteyandan; tarih diyor ki ‘FATİH SULTAN MEHMET 7: Sultan Murat’ın ölümünden sonra tahta Fatih Sultan Mehmet (1444-1481) çıktı. İlk iş olarak 2 yaşındaki kardeşi Ahmet’i ve Hasan’ı öldürttü. Fatih kanunnamesi’ni çıkardı. Bu kanunun meşhur maddesine göre, ‘Nizam-ı alem için şehzadeler öldürülebilir’di. Bu maddeye dayanarak tahta çıkan padişahlar ilk iş ve kendilerine tanınmış bir hak olarak kardeşlerini katletmeye başladılar. Fatih, ek olarak iki de eşini öldürttü. (Kaynak: En son haber internet sitesi-Hangi sultan kimi katletti?)’. Peki; 2 yaşındaki çocuğu yani İslamiyet’e göre sorgusuz sualsiz Cennet’e gidecek yani günahsız, ‘melek gibi’ sayılan çocuğu, üstelik de öz çocuk kardeşini öldürten; ve başka çocukların öldürülmesine izin veren bir kişinin camiye çevirdiği bir kilise İslam’a ne kadar uygundur; İslam’da da, Türklükte de, dinde de, insanlıkta da, vicdanda da böyle birşey yoktur, olamaz da. Yani bir yandan bir ‘gavur’ mabedi, biryanda böyle bir insan; ne kadar İslamlık; Atatürk’ün sigarasına, içkisine takan yozluk acaba üstelik de İslam’a vahşice aykırı, Osmanlı hanedanlığı’nın bu durumunu neden önemsememektedir? Sigara, içmek mi daha kötüdür yoksa küçücük çocukları öldürtmek mi? 2 yaşındaki bir çocuğu, üstelik de öz kardeşini öldürten, ve başka çocukların da öldürülmelerine izin veren bir insanı sırf İstanbul’u aldı diye yani dünya malı nedeni ile onurlandırmak, sauygınlaştırmak, baştaçı etmek İslamiyet’e, dine, Türklüğe, insanlığa, vicdana ne kadar uygun olur? Açık ki Muhammed 'İstanbul mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, o ordu ne güzel ordudur’ demiş olsa da 2 yaşındaki öz kardeşini öldürten, ve çocukların öldürülmelerine izin veren bir kişiyi kastetmediği açıktır Kİ böyle bir kişiyi de, böyle bir durumu da övmek, onurlandırmak, baştaçı etmek de zaten hem Türk ceza kanunu'na hem de Evrensel hukuk'a göre suçtur; dine, Türklüğe ve insanlığa da aykırıdır.

Açık ki Ayasofya’yı camiye çevirmek de, Ayasofya’da namaz kılmak da hiçbir açıdan İslam’a uygun değildir.

Muhammed da zaten ‘Alimler peygamberlerin varisleridir’ dedi yani ‘Komutanlar’ ya da ‘Askerler’ ya da ‘Ordular’ ‘peygamberlerin varisileridir.’ demedi; ‘İlim(Bilim) Çin’de de olsa gidip öğrenin’ dedi, yani ‘Gidin heryeri fetih edin, her mabedi cami yapın.’ demedi; ‘Din ilimdir(bilimdir); ilim(bilim) yoksa din de yoktur’ dedi yani ‘Din fetihtir, fetih yoksa din de yoktur’ demedi. Yani bu durumda İstanbul’un fetihi üzerinden İslam’a pay çıkarmak bu hadise yani İslam’a aykırıdır.

Açık ki Osmanlı sultanlığı da, siyaset de insanlara dini yanlış öğretmektedir; dini tanımlayan, ‘Din ilimdir(bilimdir), ahlaktır, vicdandır, merhamettir, dürüstlüktür, adilliktir, tarafsızlıktır, medeniliktir, nefssizliktir, inzivadır’ diyen Din hadisileri’ni öğretmek yerine ki zaten hükümdarların da, Osmanlıcı siyasetin de kafasındaki en büyük şey ‘Dünyayı elegeçirmek’tir, dini tanımlayan Din hadisileri değil.

Bir de şöyle düşünelim: Hangi Müslüman; caminin kiliseye çevirilmesini hoş karşılar?

Din hadisileri ‘Din bilimdir’ diyor ancak açık ki hükümdarlık da, siyaset de bırakın bilimdışı olmayı, akıldışılık içinde bile olmalı.

Gerçek ki Ayasofya’nın müze kalması en doğrusudur.

Necdet Gürçiftçi
Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge
İnternette yayınlandığı zaman: 14.6.20/07.21