SİYASETİN GÖNLÜ MÜ ÖNEMLİ YOKSA BİLİM VE MİLLETİN SAĞLIĞI MI?

Moda ve turizım/turizm) de dahil kapitalizım(kapitalizm) yani özel sektör evi hapishane, evde kalmayı ise zulüm olarak göstermeye çalışıyor çünkü insanlar ne kadar çok sokakta kalırlarsa o kadar çok para harcarlar, kapitalistler yani özel sektör de o kadar çok para kazanır oysa 'Evim evim güzel evim'in dediği gibi ev doğru insan olmanın da merkezidir çünkü insanlar evlerinde kitap okuyabilirler yani gerçekte evler erdemdir, okul gibidir, sokaklar ise hapishane avlusu gibidir, hapishane ise cehalet ve nefstir yani insanlar sokaklarda gerçekte alimliklerini, alimeliklerini değil cehaletlerini ve nefslerini yani ilkelliklerini ve barbarlıklarını gezdirirler; ancak açık ki evlerde felsefe, bilim, din konularında kitaplar olacak, yani yemek kitapları, çizgi romanlar, akıldışı-ahlakdışı ünlülerin müzikleri ve Tv yayınıları ya da seks kitapları değil. Yani ülkeleri, vatanları kurtarmak da, yükseltmek de gerçekte önce evlerden başlar yani evler ne kadar bilimsel ve ahlaklı iseler vatanlar, ülkeler, devletler de o kadar yüksek, ileri, gelişmiş, üstün olurlar.

Mahalle, sokak ve aile konusunda 'Çocuktan al haberi' sözü var. Ülkelerin durumları konusunda da haberi siyasetten almak gerekiyor çünkü siyaset felsefe, bilim ve ahlak açısından ne durumda ise ülke de o durumdadır çünkü ülkelerdeki serbestlikler de, yasaklar da, sorunlar da siyaset ile ilgili konulardır yani ülke yönetiminde milletlerin ya da toplumların sözleri geçmez, siyasetçilerin sözleri geçer, örnek ki bir millet ya da toplum 'Zina, fuhuş, eşcinsellik, çıplaklık serbest bırakılsın' demese de siyaset bırakabilir yani siyaset felsefeye, bilime, ahlaka ve topluma aykırı davranma sanatıdır gerçekte çünkü siyasetin özü özel sektörün yani kapitalistlerin çıkarlarıdır, kapitalistlerin mutluluğudur; bakın zinanın, fuhuşun, pornonun, eşcinsel evliliğin, ensestliğin, esrarın, toplumsal alanlarda sevişmenin, toplumsal alanlarda sütyen-külot gezmenin bile serbest olduğu Abd'de Abd başkanı Trump polis tarafından öldürülen Floyd için oluşan gösterileri durdurmak için eline Bible'ı(İncil'i) alıp bir havari havası içinde havada tuttu, sanırsınız 'Saint Trump', ya hem hertürlü ahlaka, dine aykırılığı serbest bırakıp nasıl dinli oluyorsunuz; siyaset işte bunu becerme sanatıdır ve mesleğidir; bu nedenle ki siyaset felsefeye de, bilime de, ahlaka da, dine de, insanlığa da, medeniliğe de, medeniyete de, akıl-ruh sağlığına aykırı, yasaklanması gereken bir sanattır ve meslektir ki zamanla bu da olacak diye düşünüyorum.

Muhammed de, Atatürk de diyor ki 'Önce bilim ve ahlak'. Yani bu; ülkeler, toplumlar, devletler bilim ve ahlak ile yönetilmelidir, demektir de; özelde ise siyaset bilimsel ve ahlakçı olmalıdır, demektir ancak görülmekte ki ülkemizde hem eğitim bilimdışılığa, akıldışılığa doğru gitmekte hem de zina, genelev, eşcinsel evlilik, sıtriptiz(striptiz) kulübü, sex shop, ahlakdışı moda, toplumsal alanlarda sütyen-külot dolaşmak kadar ahlaka aykırı ne kadar şey var ise serbest; yani açık ki dilde 'Atatürk, ve Muhammed' ancak uygulamada 'Ne Atatürk, ne Muhammed' oysa Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi ülke 'Bilim ve ahlak' ile yönetilmeli. Atatürk'ün sigarasına, rakısına takanlar ülkenin bu bilime ve ahlaka aykırı durumuna neden takmıyorlar acaba? Hani; Sodom şöyle idi, Gomora böyle idi, Pompei öyle idi? Açık ki siyaset bilimi ve ahlakı değil özel sektörün yani kapitalistlerin çıkarlarını pusula olarak kullanmakta.

Ülkemizde de siyaset alanında tuhaflıklar var; siyasetin felsefeye, bilime, akıla, mantığa, dine aykırılığı gereği.

Örnek ki corona salgını yani sağlık konusu. Doğrusu nedir; bu işlere Sağlık bakanlığı, Sağlık bakanlığı bakanı bakar ancak bakıyoruz sokağa çıkma yasağını ilanı da, kaldırmayı da Sağlık bakanlığı bakanı değil cumhurbaşkanı ya da İç işleri bakanlığı bakanı yapıyor.

Görülmekte ki 'Ne demokrasi, ne laiklik, ne bilim, ne dini tanımlayan Din hadisileri'nin tanımladığı din önemli' durumu görünümünde 'Cumhurbaşkanlı hükümet sistemi' denilen şey.

Geçenlerde ne oldu; İç işleri bakanlığı bakanı akşamın 10'unda, sokağa çıkma yasağı ilan etti, önce 'Cumhurbaşkanı istedi' dedi, arkasından da 'Cumhurbaşkanı istemedi, ben istedim' dedi ve istifaya kalktı. İç işleri bakanlığı ne yapar, işi nedir, sağlık mı? Öyle ise Sağlık bakanlığı'na ne gerek var?

Şimdi de aynı şey oldu. İç işleri bakanı hafta sonu günleri için sokağa çıkma yasağı ilan etti, arkasından da cumhurbaşkanı bu yasağı kaldırdığını açıkladı. Yani birileri de 'Acaba cumhurbaşkanı ile İç işleri bakanı arasında çatışma mı var?' diye düşünebilir.

Bilim kurulu üyesi açıklama yaptı, hafta sonu sokağa çıkma yasağına gerekçe olarak, 'İllerdeki pandemi kurulları ve il sağlık müdürlükleri belli illerde vaka sayılarının arttığını bildirdi. Gaziantep, Diyarbakır, Karadeniz Bölgesi'nden birkaç şehir de var. Ankara'da beklediğimiz azalmayı göremedik, çok hafif bir artış var.'. Yani Bilim kurulu üyesinin uygulanmasını istediği sokağa çıkma yasağı il(şehir) sayısı tüm iller değil ki cumhurbaşkanının '15 il' açıklaması da bunu doğrulamakta.

Yani konusu sağlık olmayan bir bakan sağlık konusunda bir açıklama yapıyor, arkasından da o bakanın o açıklaması cumhurbaşkanınca geçersiz sayılıyor. Tuhaf birşey.

İç işleri bakanının hafta sonu için açıkladığı sokağa çıkma yasağını cumhurbaşkanının kaldırma gerekçesi ise şu: 'Cumhurbaşkanı olarak 15 ilimizi kapsayan hafta sonu sokağa çıkma sınırlaması uygulamasını iptal etme kararı aldım. 2,5 ay aradan sonra yeniden günlük hayatını düzenlemeye başlayan vatandaşlarımızın sıkıntıya düşmesine gönlümüz razı olmadı" ifadesini kullandı. Erdoğan: Halkım hafta sonu gezsin.'.

Şimdi, düşünelim; gezmektozmak(gezmek tozmak) mı önemli, sağlık mı önemli; bir de şu ki hastalığı öteki insanlara bulaştırmamak mı önemli? Ya da 'Siyasetin gönlü' mü önemli yoksa milletin sağlığı mı?

Bu durumda açık ki birileri de 'Acaba yasağın kaldırılmasının gerçek nedeni para mı yani turizım(turizm) kapitalistleri mi?' diye düşünebilir.

Bilim, ve milletin sağlığı sokağa çıkma yasağı ilan edilmesi gerektiğini söylüyor; siyaset ise 'Gönlüm razı olmadı' diyor. Aynı siyaset bebeklere ve çocuklara zorunlu aşıların yapılmasını zorunlu olmaktan çıkarmıştı. Yani hem bilime aykırı olunup hem bir ülke nasıl doğru ve iyi yönetilebilir; yani, Muhammed, ve Atatürk 'Önce bilim ve ahlak' diye boşuna mı söyledi?

Yani; Sağlık bakanlığı bakanı kişi İç işleri bakanlığı'nın işlerine karışıyor mu; hayır. Peki, Sağlık bakanlığı'nın işlerine neden karışılıyor, üstelik de egemen olarak?

Açık ki 'Cumhurbaşkanlı hükümet sistemi' değil; Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi 'Bilim ve ahlak'lı hükümet sistemi zorunlu; Türkiye'ye de, tüm dünyaya da yoksa sonuç belli: Sodom, Gomora ya da Pompei.

Yani asıl soru şu: Aşısı, ilaçı(ilacı) bile olmayan, ve kitlesel ölümlere neden olan bir hastalık salgınında milleti evde tutmak yerine sokağa salmaya gönül nasıl razı olur?


Necdet Gürçiftçi
Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge
İnternette yayınlandığı zaman: 6.6.20/08.11