DİNİ AŞAĞILAMAK SAVIM

Günümüz hukukunun, ve siyasi partilerin henüz anlayamadıkları bazı suç yasaları(kanunları) var. Örnek ki 'Halkı isyana tahrik etmek suçu', 'Halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçu', 'Halk arasında endişe, korku ve panik yaratmak suçu' gibi suçlar.

Bu tür yasalardan biri de 'Dini değerleri aşağılamak; halkın dini değerlerini aşağılamak' suçu.

Türkiye cumhuriyet devleti'ni ya da cumhuriyeti ya da Türkiye anayasasını ya da hukukunu, ve demokrasiyi anlamak Atatürk'ü ya da laikliği anlamak ile başlar. Atatürk'ü ya da laikliği anlamak da bilim ve ahlak ile başlar çünkü 'Önce ilim(bilim) ve ahlak' diyen Atatürk'ün de dediği gibi laiklik de, demokrasi de, Atatürk de, Türkiye anayasası da, Türkiye hukuku da, Türkiye de 'Önce bilim ve ahlak' demektir. Bu şu demektir: Laikliğe yani demokrasiye yani bilime ve ahlaka aykırı hiçbirşey serbest, hak olamaz; laikliği yani demokrasiyi yani bilimi ve ahlakı korumak, savunmak suç olamaz.

Bu açıdan bakıldığında anlaşılır ki 'Halkı isyana tahrik suçu' ancak cumhuriyete yani laikliğe yani demokrasiye yani bilime ve ahlaka aykırı durum için geçerlidir yani örnek ki laiklik karşıtı gösteriler 'Halkı isyana tahrik suçu' oluşturur ancak laiklik için gösteriler 'Halkı isyana tahrik suçu' olmaz, yoksa Galile'nin 'Dünya dönüyor' sözünün de o zamanki halkı tahrik ettiği için suç sayılması doğru olurdu. 'Halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçu' da ancak laikliğe yani demokrasiye yani cumhuriyete yani bilime ve ahlaka karşı ise suç olur; yani laiklik ya da bilim ve  gösterileri ya da eylemleri için böyle bir suçlama yapılamaz.  'Halk arasında endişe, korku ve panik yaratmak suçu' da mantıksız olarak uygulanmaktadır, örnek ki depremler de, deprem haberleri de, deprem konusunda bilimsel açıklamalar da halk arasında endişe, korku ve kaygı yaratırlar; öyle ise bunların da suç sayılması gerekir; öteyandan astroloji ve medyumluk gibi şeyler de halk arasında endişe, korku, kaygı yaratır, öyle ise bunlarında suç sayılması gerekir; corona salgını konusundaki açıklamalar da endişe, korku, kaygı yaratır, öyle ise bunların da yasaklanması gerekir; bir araba lastiğinin patlaması da halk arasında endişe, korku, kaygı yaratır, öyle ise bu da suç sayılmalı; savaş söylemleri de halk arasında endişe, korku, kaygı yaratır, öyle ise savaş ilan etmek de suç sayılmalı; insanlar korkusuz yaşayamazlar, öyle ya da böyle korkacaklar, yani bu tur suç yasasılarının içinde en mantıksız olanı ' 'Halk arasında endişe, korku ve panik yaratmak suçu'dur.

Gelelim 'Dini değerleri aşağılamak; halkın dini değerlerini aşağılamak suçu'na. Öncelikle hukukta şu olmalıdır: 'Din'in tanımı yapılmış mıdır; 'Din' nedir çünkü hukuk tanımlamadığı birşeye ceza veremez, tanımlamadığı birşeye 'suç' diyemez.

Dinin tek doğru tanımı, Din hadisileri adını verdiğim hadislerle bundan 1400 yıl önce tanımlanmış durumda. Din hadisileri'nin tanımına göre din 'Bilim(İlim), ahlak, vicdan, merhamet, dürüstlük, tarafsızlık, adillik, nefssizlik, medenilik, inziva' gibi ilkeler ve değerlerdir. Bu açıdan bakıldığında anlaşılır ki 'Din değerleri' başkadır, 'Dini değerler' başkadır çünkü dinin tanımına göre ki Din hadisileri'ne aykırılık din değildir.

Peki; 'Dini değerleri aşağılamak' Din hadisileri'ndeki değerleri aşağılamak mıdır? Yani 'Din değerleri'ni aşağılamak dinin değerlerini aşağılamayı içermelidir. Peki; bugüne kadar, 'Dini değerleri aşağılamak' ile ceza almış kaç kişi din değerlerini, dinin değerlerini aşağılamıştır? Peki; Din değerleri'ni aşağılamak suç değilken, dini değerleri aşağılamak neden suçtur? Belli ki bu suç ya siyasi amaçlı bir suçtur ya da suçluları kişilerin tek tek suçlamalarından kurtarmak amaçlıdır ya da ikisi de çünkü 'Benim ilahıma hakaret etti' sözü gerçekte 'Bana hakaret etti' ile aynı anlamlıdır hukukta ki hakaret suçtur zaten yani hakaret suçu zaten varken 'Dini değerleri aşağılamak suçu' neden var? Açık ki durum zaten hakaret suçu  yasası varken, bir de 'Cumhurbaşkanına hakaret suçu' yasası diye başka bir yasanın yapılmış olmasıdır.

Gelelim, dini aşağılamaya. Din nasıl aşağılanır biliyor musunuz; dini tanımlayan hadislere yani dinin ilkelerine, değerlerine aykırılıkla; örnek ki ülkede genelev, sıtriptiz(striptiz) kulübü, zina, eşcinsel evlilik, eşcinsellik, çıplaklık, bar, pavyon, ahlakdışı moda, akıldışı moda, sütyen-külot pılaj(plaj), mini şort, mini etek, tayt pantolon, porno serbestliği gibi serbestliklerle; ve dini inançı siyasete alet etmekle; ve ülkeyi dinin ilkelerine aykırı biçimde yönetmekle.

Bu suç türleri gerçek ki hem cumhuriyet, laiklik, demokrasi, bilim, ahlak açısından ve için değerlendirilmelidir hem de siyasi oyunlara, siyasi çıkarlara, siyasi tuzaklara, siyasi hilelere alet edilmektedir ki bu tür suçların temelinin, özünün bilim ve ahlak yani laiklik olduğu dışlanırsa zaten hem siyasete hem de laiklik düşmanı siyasete açık duruma gelir.

Yani açık ki bu suçlar için de, Türkiye anayasası için de; öncelikle, laikliğe aykırı siyasi parti kurmanın yasaklanması zorunluluğu vardır çünkü yoksa her siyasi parti bu suçları kendine göre, kendi çıkarı açısından, kendi dünyası açısından yorumlar.

Yani açık ki Din hadisileri'ne yani dinin temel değerlerine, dinin temel ilkelerine aykırılığın serbest olduğu bir ülkenin, devletin, hukukun kendisi dini aşağılamakta olmaktadır ki başkalarını 'Dini değerleri aşağılamak'la suçlaması mantıksız olur; yani zinaya, eşcinsel evliliğe, çıplaklığa izin vermişsin, sonra da camide 'Çav bella' çalınmasını 'Halkın dini değerleri'ni aşağılamak suçu diyorsun; peki zina, genelev fuhuşu, eşcinsel evlilik, ahlaksız dergiler, ortalıkta sütyen-külot dolaşmak ne?

Öteyandan; 'Halkın dini değerleri' olmaz yani din halkın değeri değildir; din dini tanımlayan Din hadisileri'nin tanımladığı, içerdiği değerlerdir, ilkelerdir yani din halka ait değildir, dine aittir yani 'Halkın dini değerleri' diye birşey olmaz; din halkın değildir, evrenseldir, bilimseldir ve tüm insanlığa aittir tıpkı fizik bilimi, kimya bilimi, matematik bilimi, tıp bilimi gibi; din dil değil ki halkın olsun, din dil değil bilimdir. Öteyandan; Galile'nin 'Dünya yuvarlak ve dönüyor' savı da 'Halkın dini değerleri'ne aykırı idi, yani söylemesin mi idi, halkın dini değerlerine aykırı diye? Din halkın değildir, bilimseldir ve evrenseldir; ancak dini inanç bir halka ait olabilir ancak bu durumda da laik bir devlet dini inanç savunmanlığı, koruyuculuğu, yandaşlığı, yaymacılığı yapamaz çünkü din bilimdir ancak dinin inanç inançtır yani bilim değildir, ve laik devlet ancak bilimin yanında yer alır, bilime aykırılığın yanında yer alamaz yani açık ki siyasetin ve siyasetçilerin laiklik ve din konusunda oldukça derin bir bilgisizlikleri var; yani laik bir devlette örnek ki 'Astrolojiyi aşağılamak suçu' diye bir suç olamaz.

Yani ahlaka, dine aykırı herşeyin serbest olduğu bir düzende, hukukta, ülkede, devlette insanlar nasıl 'Halkın dini değerleri'ni aşağılamak ile suçlanabilir; akıl var, mantık var. Yani durum bir pavyon ya da pılaj(plaj) ya da sıtriptiz kulübü sahibinin ya da ortalıkta bikini diye sütyen-külot dolaşan birinin 'Sen benim dini değerlerime hakaret ediyorsun' demesi gibi bir durum benzeri bir durum olmakta oysa Din hadisileri'nin tanımına göre ki bilime ve ahlaka aykırı hiçbirşey din olmaz.

Açık ki sorun hem dini tanımlayan Din hadisileri'nin bilinmemesinden hem de devletin, hukukun, anayasanın, düzenin bilime ve ahlaka göre düzenlenmemiş olmamasından kaynaklanmaktadır oysa Muhammed de, Atatürk de 'Önce ilim(bilim) ve ahlak' dedi; peki nerede bilimin ve ahlakın egemenliği?

Yani, dinin aşağılanmasını istemiyorsan; önce, dine uygun, Din hadisileri'ne uygun, dinin ilkelerine uygun, dinin değerlerine uygun bir ülke kuracaksın; dine uygun davranacaksın.

Önce bilim ve ahlak çünkü ikisi de hem mantık hem vicdan hem de dürüstlük gerektirir.


Necdet Gürçiftçi
Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge
İnternette yayınlandığı zaman: 22.5.20/18.14