ÜLKEMİZDE SU YÖNETİMİ VE ÇARE !

ÜLKEMİZ DE BAŞARISIZ SU YÖNETİMİ VE ÇARE !

Türkiye’de su sektöründe faaliyet gösteren, çeşitli merkezi ve yerel kurum (kuruluş) bulunmaktadır. Bu kurumlar su kaynaklarının içme, kullanma, enerji, sulama, su ürünleri üretimi, turizm ve rekreasyon faaliyetleri için kullanılmasını, değerlendirilmesini ve korunmasını sağlamakla birlikte, uygulama için etüt, planlama, projelendirme, kontrol, izleme ve denetleme faaliyetlerini de gerçekleştirmektedir.

 

Bütün bu yönetim birimleri asıl yetkilinin belirlenmesini önlemekte ve karmaşaya neden olmaktadır. Her kurum su kaynağını kendi amaçları için incelemekte, değerlendirmekte ve verilerini depolamaktadır. Bu durum ülkemizde su kaynakları verilerinin dağınık olmasına neden olmaktadır. Her kurum su kaynaklarını kendi yetkileri çerçevesinde denetlemekte ve yaptırımlar uygulamaktadır. Ancak sorumluya ulaşılmadaki karmaşa, denetleme başarısına engel olmaktadır.

Ülkemizde su kaynakları konusunda çok sayıda kanun, yönetmelik ve yönerge bulunması, her birinin su kaynağını farklı konularda ele alması ve bütüncül bir sistemin olmaması, kanunlarda yüzey, yeraltı ve kıyı su kaynaklarını birbirinden bağımsız düşünülmesi, su kaynağının havza ölçeğinde değil genel anlamda değerlendirilmesi, kanunlarda bazı yargıların kesin olmaması, kanunlardaki yaptırımların, caydırıcı nitelikte olmaması, vb. konular su kaynakları yönetiminde çeşitli sorunlara neden olmaktadır.Ülkemizde su kaynakları konusunda 70’in üzerinde kanun bulunmaktadır. Bu kanunlar, su kaynaklarının yönetiminde yetkililerin ve sorumlulukların belirlenmesinde karmaşıklığı yol açmakta, yüzey ve yeraltı sularını ayrı olarak ele almakta, ayrıca gelişmiş ülkelerdeki kanunlar ile uyum göstermemektedir. Bu nedenle öncelikle su kaynağını havza ölçeğinde düşünen, yönetimde katılımcı ve etkili koordinasyonu hedefleyen, Avrupa Birliği politikaları ile uyumlu olan, sürdürülebilir kalkınmayı prensip edinen, ülkemizdeki su kanunlarını bütünleştiren, bir "Su Kanunu" oluşturulmalıdır.

Bunun için öncelikli olarak, bu günkü idari yapı ve kurumların entegre yönetim felsefesini benimsemesi, aralarında etkin bir koordinasyon sağlanması gerekmektedir. Bu yapı içerisinde, bilgi alışverişi ve iletişim dinamik şekilde sürdürülmelidir. Bu noktada havzaların yönetimini daha etkili kılabilmek amacıyla, her havza için “havza yönetim kurumu” oluşturulmalıdır. Bu kurum yerel ölçekten merkezi ölçeğe doğru, hiyerarşik bir yapıya dönüştürülebilir. Hatta su kaynaklarının yönetiminde yer alan kurumlar bir çatı altında toplanabilir, Su Bakanlığı gibi.



Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.