ÖLÜ SEVİCİ ŞERİATÇILIKTAN SONRA ŞİMDİ DE ÖLÜ YAKICI MİLLİYETÇİLİK

'Allah'ın sopası yok' diyenler yanılıyorlar bence çünkü dini tanımlayan Din hadisileri 'Önce ilim(bilim) ve ahlak. İlim ve ahlak yoksa din de olmaz' dediğine göre Allah'ın sopası 'Bilim ve ahlak' olmalı. Yani insanlar, toplumlar ve insanlık ancak bilim ve ahlakla düzelebilirler, düzeltilebilirler, insanileşebilirler, medenileşebilirler, özgürleşebilirler. Yani, dinin sopası ancak bilim ve ahlak.

Savım ki akıl-ruh sağlığının da, medeniliğin de çok basit ölçütü var: Mantık.

Mantığın ölçütü de bilim ve ahlak.

Yani bilime ve ahlaka uygun akılda ve ruhta sorun yok demektir.

Bu nedenle ki Muhammed de, Atatürk de 'Önce ilim(bilim) ve ahlak' dedi. Yani bilimin ve ahlakın önemini, değerini iyi bilmek görmek yoksa sapıtma ortaya çıkar yani bilim ve ahlak sapıtmalardan koruyan temel şeydir yani tufandan koruyan Nuh'un gemisi gibidir bilim ev ahlak; akılı ve ruhu da manyaklıklardan korur ve kurtarır.

Açık ki akıl-ruh hastalığının giremeyeceği tek yer; dini tanımlayan, 'Din ilimdir(bilimdir), ahlaktır, vicdandır, merhamettir, dürüstlüktür, adilliktir, medeniliktir, tarafsızlıktır, mantıktır, nefssizliktir, dünyayı aşmışlıktır' diyen Din hadisileri'nin tanımladığı, anlattığı, öğrettiği, açıkladığı dindir yani Din hadisileri akıl-ruh hastalığının zerresini geçirmez çünkü her adımı ince ince eler, dokur, hiçbirşeyi atlamaz, hiçbirşeyi gözden kaçırmaz. Bu nedenle, Din hadisileri'nin dışındaki dünya barbarlıktan, cinsel sapmalara kadar bolca akıl-ruh hastalığı ile doludur. Yani tek çözüm, tek kurtuluş Din hadisileri ki Din hadisileri 10 üzerinden en az 5 nitel zeka katsayısı ister, yani vicdanı öğrenememiş insana felsefeyi nasıl öğreteceksin;nefsi aşmayı öğrenememiş insana dünyayı aşmayı nasıl öğreteceksin?

Dünyanın kötü yöne gittiği ortada; kötü yöne gitmesinin nedeni de yanlış yöne gitmesi; yanlış yöne gitmesi de felsefeden, bilimden önce, dini tanımlayan, 'Din bilimdir, ahlaktır, vicdandır, merhamettir' diyen Din hadisileri'ne aykırı yöne gitmesi.

Demokrasi ve laiklik düşmanlığının yanlış yöne gitmesinin en adi örneğini 'Ölmüş eşleri ile seks yapmak hakkı' isteyen, Mısır'daki, sözde şeriatçılarda, sözde dini inançlılarda gördük.

Demokrasi ve laiklik düşmanlığının en adi son örneğini de sözde milliyetçilik açısından gördük; Budistlere özenmiş olmalılar ki Grup yorum üyesi bir ölünün ölüsünü mezarından çıkarıp yakmak istediler; sanki aynı mezarlıklara fahişeleri, eşcinselleri, ortalıkta bikini/mayo diye sütyen-külot dolaşanları, mini şort diye ortalıkta külotla gezenleri, zinacıları, rüşvetçileri, dolandırıcıları, uyuşturucu bağımlısılarını, alkolikleri gömmüyorlar; sanki bu ülkede genelevler, zina serbestliği, eşcinsel evlilik serbestliği, sütyen-külot ortalıkta dolaşmak serbestliği, sıtriptiz(striptiz) kulübü serbestliği, bar/pavyon serbestliği, sex shop serbestliği, sütyen-külot pılaj(plaj serbestliği, mini şort diye ortalıkta külotla dolaşmak serbestliği yok. Dedim ya; felsefede de, bilimde de, dinde de önce mantık. Kuşkusuz ki doğa her ölüye eşit ve aynı davranır; ne olduğunuz dünya için geçerlidir; doğa için, kim olduğunuz önemli değil. Doğa açısından; gelen de, giden de aynıdır; kimlikler yalnızca bu dünya içindir, diriler içindir. Evlerinizde kullandığınız kumların içlerinde, çağlar öncesinden kimbilir kimlerin ceset zerrecikleri var.

Nicel demokrasi ve nicel laiklik yani bilimi ve ahlakı dışlamış demokrasi ve laiklik ise Abd'de görülmekte olduğu gibi zaten ne kadar ahlakdışılık varsa yanaşmaya hazır durumda.

Görülmekte ki dünyaya, insanlığa, toplumlara ahlaka aykırılık yetişkin insan dişisi odaklı iken barbarlık, vahşilik de yetişkin insan erkeği kaynaklı olmakta; yani iki tür de öncelikle, dini tanımlayan Din hadisileri ile, sonra da felsefe, mantık ve bilimle eğitiliebilirse dünya insanca biryer olur mutlaka ancak açık ki ahlakdışılığın merkezi moda, barbarlığın da merkezi siyaset durumunda yani bu iki şeyin de yasaklanması zorunlu durumda yani yetişkin insan dişisi türünü moda ahlakdışılığa götürmekte, yetişkin insan erkeğini de barbar siyaset barbarlığa götürmekte, her iki türü de astroloji, medyumluk, falcılık, büyücülük gibi şeyler akıldışılığa ve bilimdışılığa götürmekte yani ülkeler ve insanlık açısından yapılması zorunlu şeyler belli.

Diva dedikleri kadın; filımlarda(filmlerde) bikini, mayo diye sütyen-külot oynamış kadın için mevlid okutuyor; çıplaklar kampına gidiyor; ünlü bayanlar medyada ya da ortalıkta neredeyse çıplak haldeler. 'Sanat güneşi' dediklerinin hali de ortada. Kimi çıkar 'Yedi yaşındaki kız çocuğu evlenebilir' der; kimi çıkar 'Babanın kendi öz kızına şehvetle bakması haram değildir' der, kimi çıkar 'İnsan eti yenilebilir' der, kimi çıkar 'İftarda iftarlık olarak hanımınızı kullanabilirsiniz' der. Sonra da neymiş, armudun sapı varmış, üzümün çöpü varmış. Başkalarına bakmadan önce insanlar bir de kendi hallerine ve toplumlarının hallerine bakmalı.

Atatürk'ün sigarası varmış da, rakısı varmış da, zartmış da, zurtmuş da. Bir de şu duruma bakın; ölü ile sevişmek isteyenler, ölüyü yakmak isteyenler. Oysa Atatürk bu vatana ve millete saldıran Anzacların ölüleri için 'Onlar da bizim evladlarımız' demiştir.

Ne Atatürk'e sarılıyorlar, ne Muhammed'e; sarılmışlar mantıksızlığa ve nefse; gidiyorlar din ve milliyetçilik diye.

Gerçek ki 'Önce ilim(bilim) ve ahlak' diyen Muhammed'in ya da 'Önce ilim(bilim) ve ahlak' diyen Atatürk'ün yolundan gidilseydi dünya insani bir yer olurdu; ve özelde Türkiye, genelde ise İslam dünyası dünyanın ve insanlığın önderi, lideri olurdu.

Evet; ölü sevici şeriatçılıktan sonra ki bir de kendilerine Müslüman diyorlar; şimdi de ölü yakıcı milliyetçilik ki bir de kendilerine bir de Türk ve Müslüman diyorlar. Muhammed'ten ya da Atatürk'ten ayrılırsanız daha neler göreceksiniz neler.

Sonra da dünyada neden 'İslamofobi' ve 'Türkofobi' varmış.

Evet, ahlak ve vicdan kardeştirler; biri varsa öteki de olur, biri yoksa öteki de olmaz. Suçluların cezalarını hukuk verir, insanlar değil ki hukuka karşı gelmek de suçtur zaten; öyle ise suçlulara suçlu oldukları için karşı olmak neden?

Felsefe, bilim, ve Din hadisileri hepinize mantık versin.


Necdet Gürçiftçi
Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge
İnternette yayınlandığı zaman: 11.5.20/16.49

 

(Öteki yazılarım ve şiirlerim (siir-defteri.com) sitesinden okunabilir.)