TÜRKİYE'YE İSLAM DÜNYASINA VE İNSANLIĞA YENİ SALDIRI ÇIPLAKLIK VE EŞCİNSELLİK İLE SAVIM

21. yüzyılda ve ötesinde; Türkiye'ye de, İslam dünyasına da, tüm insanlığa da saldırı çıplaklık ve eşcinsellik ile yapılacaktır. Bu nedenle ki moda ahlaka aykırılık ve eşcinsellik ile; turizım(turizm) da bikini, mayo diye çıplaklık yani bir başka utanmazlık ile; demokrasi ve laiklik porno ile; hukuk ve siyaset zinaya, fuhuşa, çıplaklığa, ahlaka aykırılıklara serbestlik vermek ile birleştirilmeye çalışılmaktadır.

Bilin ki 'Önce bilim(ilim) ve ahlak' diyen Muhammed'e ya da Atatürk'e yönelinmezse ülkeler; demokrasi, laiklik, hukuk, eğitim, medya, sanat, ekonomi, devlet, hükümet, siyaset, ticaret diye çıplaklığın ve eşcinselliğin yani utanmazlığın çevirdiği; din diye bilimdışı inançların yani mantıksızlığın çevirdiği bir havuza döner. Böyle bir ortamda kuşkusuz ki akıl-ruh sağlığı da, huzur da, güven de kalmaz. Üstelik bu durum bir rastlantı değil; akıldışı-ahlakdışı, küresel ve derin bir gücün kasıtlı ve ısrarlı çalışması.

Yani çıplaklığa ve eşcinselliğe karşıtlık nefret durumu değil; doğrunun varlık hakkıdır. Yani ya doğrudan yana olunur ya ahlaka aykırılıktan yani yanlıştan yana. Doğru nedir, derseniz; Muhammed bunu 1400 yıl önce, Atatürk de 90 yıl önce tanımladı: 'Bilim'e ve 'Ahlak'a uygunluk; bu nedenle ki Muhammed de, Atatürk de 'Önce ilim(bilim) ve ahlak' dedi ki akıl-ruh sağlığının özet tanımı da savım ki 'Bilim ve ahlak'a uygunluktur yani bilime ve ahlaka uygunluk yoksa akıl-ruh sağlığı da yoktur, demokrasi de yoktur, laiklik de yoktur, özgürlük de yoktur.

21. yüzyılda Türkiye'ye de, öteki ülkelere de düşman, saldırı belaltından(bel altından) gelecek çünkü istediğini yiyip içip, gezip, istediği şeyi satın alabilen insanlığın tek zaafı, tek tatminsizliği, ve sömürgenliğe, asalaklığa en çok para kazandıracak şey de artık orası. Bu nedenle ki internet de, toplumsal alanlar da ahlaka aykırı moda ile dolmakta; kuşkusuz ki cinsellik de olsa bedenin beyine gereksinimi var, o da lise düzeyine indirgenmiş üniversite eğitimi ile doldurulmakta; kuşkusuz ki beyinin de bir de ruha gereksinimi var, o da en başta astroloji ve akıldışı-ahlakdışı sanatçılar ve ünlüler olmak üzere bilime ve ahlaka aykırı şeylerle doldurulmakta. Bu durumda açık ki insanın, kendini kurtarması, doğruyolu(doğru yolu) bulması çok zordur.

Savım ki akıldışı-ahlakdışı, küresel ve derin bir güç tüm dünyaya akıldışılık ve ahlakdışılık yaymak ve egemenleştirmek için uğraşmakta. Bunun için de en başta modayı, astrolojiyi, turizımı(turizmi), ünlüleri, eşcinselliği, medyayı ve bilgisayar oyunularını kullanmakta.

Savım ki Türkiye'ye, İslam dünyasına, ve insanlığa yeni saldırı çıplaklık ve eşcinsellik ile; özet ile 'utanmazlık' yani 'ahlaksızlık' ya da dine aykırılık yaymak ile.

Neden ahlaksızlık? Çünkü ahlak sanıldığı gibi geleneksel, töresel, dini inançsal tabu değildir; savım ki ahlak zekanın, akılın, mantığın, beyinin, ruhun, felsefenin, bilimin, demokrasinin, laikliğin, özgürlüğün, akıl-ruh sağlığının, medeniyetin, insanlığın en üst nitel aşamasıdır; yani insanları, toplumları ve insanlığı ahlaktan uzaklaştırmak bunlardan da uzaklaştırmaktır; bunlardan uzaklaşmak ise en çok kimin işine yarar, kuşkusuz ki özelde Abd'denin, genelde ise felsefe-bilim-ahlak dışlaması üzerine kurulu siyaset ve özel sektör biçiminin. Bu açıdan ki ahlaksızlık ve bilimdışılık yaymak özelde Abd, genelde Batı için gizli servis çalışması kapsamındadır.

Ahlakın tanımı bu olmasına karşın ahlakın en önemli dış belirtisi ahlaka uygun giyimdir, o küresel güç bu engeli ahlakdışı moda, ahlakdışı medya ve ahlakdışı turizim yaymakla aşmaya çalışmaktadır. Ahlakın ikinci belirtisi ise cinsellik ile ilgilidir; örnek ki zina, fuhuş, eşcinsellik ahlaka aykırıdır; farkındasınız ki Türkiye'de de bikini, mayo, mini etek gibi ahlakdışı moda zaten vardı, astroloji-medyumluk-burçculuk gibi bilimdışı şeyler zaten vardı, zina serbest oldu yani suç olmaktan çıkarıldı, genelevler zaten vardı, eşcinsel evlilik de serbest bırakıldı, sıtriptiz(striptiz) kulübü ve sex shop serbest bırakıldı yani Türkiye'nin ve öteki ülkelerin başlarına getirilmeye çalışılacak şeyleri bu açıdan önceden görmek olanaklı yani yön 'Bilimdışılık ve ahlakdışılık'; yani hiçkimse Türkiye'nin ve dünyanın, Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi 'Bilim(İlim) ve ahlak' yönüne ve yoluna götürüleceğini, götürülmekte olduğunu sanmasın, düşünmesin, yön belli: 'Akıldışılık, bilimdışılık ve ahlaksızlık.'.

Ahlak konusundaki yanlış öğreti yanında bir de din konusunda yanlış öğreti var, ve din konusundaki bu yanlış öğreti üstelik de iki yönlü: 1- Dinsizler dini 'halkın afyonu' biliyor, 2- Dini inançlılar dini inançı din biliyor oysa iki kesim de yanılıyor çünkü dini tanımlayan Din hadisileri'ne göre de din 'Bilim(İlim), ahlak, vicdan, merhamet, dürüstlük, doğruluk, adillik, medenilik, tarafsızlık, nefssizlik, bedeni aşmak, dünyayı aşmak, nefssizlik, mantık' gibi özellikler; bu açıdan bakıldığında hem dinin afyon gibi birşey olmadığı hem de dini inanç olmadığı anlaşılır çünkü bilim, ahlak, vicdan, medenilik, mantık afyon değildir, bilime aykırılık demek olan dini inanç da din değildir yani görülmekte ki iki kesim de hem ahlakı hem dini doğru bilmemekte hem de toplumlarını, insanlığı ve dünyayı hem birbirlerine zıt hem de yanlış yöne doğru götürmeye çalışmakta, bu nedenle ki Abd'de hem boyunlarında haç kolye olan hem de ortalıkta çıplak dolaşan kişiler var; yani gerçek ki ahlaklı dini inançsiz ahlaklı dinsizden, ahlaklı dini inançlı da ahlaksız dinsizden üstündür yani önce ahlak ki ahlak da önce giyimle, sonra da cinsel durum ile belli olur ki arkasından başka koşullar da gelir örnek ki sigara, içki içmemek gibi. Yani, din de, ahlak da sanıldığı gibi kolay, basit şeyler değiller.

Ahlak ve din konusundaki yanlışlıktan başka bir de özgürlük, demokrasi ve laiklik konusunda da çok önemli bir yanlışlık var. Sanılmakta ki özgürlük serbestliktir, demokrasi ve laiklik de serbestliktir oysa özgürlük bilime ve ahlaka uygunluktur, serbestlik ise bilime ve ahlaka uygunluk tanımaz, nefsi amaç alır serbestlik örnek ki serseriliğin kardeşidir. Demokrasinin, ve demokrasinin temeli olan laikliğin de temel bilime ve ahlaka uygunluktur çünkü açıkça istenilen şey bilime uygunluktur ancak laikliği isteyen kimseler ahlaklı ve ahlakçı kimselerdi yani laikliğin de, demokrasinin de temeli de, koşulu da Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi 'Önce bilim ve ahlak'tır yani bilime ve ahlaka uygunluk olmayan yerde ya da bilime ve ahlaka aykırılık olan yerde özgürlük de, laiklik de, demokrasi de, doğru hukuk da, doğru ülke de, doğru devlet de, doğru vatan da, doğru millet de, doğru ekonomi de olmaz.

Yani; çıplaklık ve eşcinsellik hem özelde Abd, genelde Batı, en genelde ise akıldışı-ahlakdışı-küresel-derin bir güç adına, için, farkında olunmasa da ajanlıktır; çıplaklık giyim olarak ahlakı dışlamak, giyim olarak ahlaktan uzaklık, eşcinsellik-zina-fuhuş gibi şeyler de cinsiyet olarak ahlaka sırtdönmüşlük durumlarıdır; ve ahlaka sırtdönmek gerçekte mantıktan da uzaklaşmaktır ki mantıktan uzaklaşmış insan da, toplum da, ülke de, devlet de hem kolay av olur hem de insanlığın ve dünyanın önderi, lideri olmak hakkını yitirir ki o akıldışı-ahlakdışı küresel ve derin güçün(gücün) temel amaçlarından biri de özelde Türkiye'nin, genelde ise İslamiyet'in ve Müslümanların dünya önderi, insanlık önderi olmasını önlemektir; düşünün ki felsefe yok, bilim yok,  teknoloji üretmek yok, ahlak yok, böyle bir durum asla dünya, insanlık önderi olamaz.

Bu nedenle ki o küresel güç Türkiye'de ve İslam ülkelerinde akıldışı, ahlakdışı ünlüler yaratmaya; ahlakdışılığa karşı olmayı 'nefret suçu' saydırmaya; ahlakdışılığı demokrasi, laiklik, özgürlük, kişisel seçim, masumluk olarak yutturmaya; akıldışı, ahlakdışı kişileri medyaya, modaya, turizıma ve sanata baştaçı yapmaya çalışacaktır.

Birşeyi yapabilmek o şeyin doğru olması değildir; birşeyden zevk almak da o şeyin doğru olması değildir; birşeyin suç yani yasak olmaması da o şeyin doğru olması değildir.

Bilin ki bikini, mayo, mini etek, mini şort, tayt pantolon, zina, eşcinsellik serbestliğinin arkasından porno, çıplaklık, ensestlik, uyuşturucu serbestlikleri de gelecek tıpkı Abd'de olduğu gibi çünkü hem özelde Abd, genelde Batı ile kanka olup hem de Abd'ye aykırı olunamaz. Bu nedenle ki Türkiye'de; Batıcılığa da, Arabçılığa da, Osmanlıcılığa da son verilip Felsefe-Bilim-Din hadisileri üçlüsüne sarılınmalıdır, ve bilin ki tarihin, insanlığın, dünyanın en büyük dahiliği hem cehalet ve vahşet olarak tanınmış, bilinmiş dini 'Bilim ve ahlak' olarak tanımlamaktır yani dinin inanç tarihinin içinde saklı, örtülü, gizli 'Bilim ve ahlak' arayışını anlamaktır ki ahlaka vicdan da dahildir, bunu da dünyada, tarihte ilk kez, üstelik de yokluklar, kıtlıklar, barbarlık, ilkellik, vahşet, insanlıkdışı, acılar içindeki bir dünyada, bir ortamda, dini inanç tarihinin içindeki gizli hazineyi açığa çıkaran, bilinir yapan Arab dahi Muhammed başarmıştır yani Batı teknolojiyi buldu ancak Muhammed de dini buldu; teknoloji bedeni kurtarır ancak din ruhu, insan olmayı kurtarır; teknoloji eskir gider, çöpeatılır(çöpe atılır) ancak din sonsuzdur çünkü din insanlığın sonsuz doğru yoludur; yani Batı atomu parçaladı ancak Muhammed de insanlığın ruhunu karartan yanlış, kötü, karanlık dünyayı parçaladı, ve insan ruhunu ışığa, aydınlığa ulaştırdı yani hakkını yememek gerekir; Sezar'ın hakkı Sezar'a ise Muhammed'in hakkı da Muhammed'e.

Yani ahlaka aykırılığa karşı olmak, karşı çıkmak nefret söylemi değildir; bilime ve ahlaka uygun olanı, doğru olanı korumaktır tıpkı vatanı korumak gibi bir hak ve görevdir yani saldırı gerçekte ahlaktan değil ahlakdışılıktan gelmektedir, olmaktadır, yayılmaktadır.

'Türkçe giderse Türkiye de gider' deniliyor haklı olarak ancak unutulan birşey var: Türkçe giderse yalnızca Türkiye gider ancak ahlak giderse yalnızca Türkiye değil, tüm dünya da gider çünkü ahlak giderse mantık ve akıl-ruh sağlığı da gider; ahlakı yitirmiş ya da ahlakı olmayan bir insandan mantıklı, tutarlı, güvenilir, dürüst olmasını bekleyebilir misiniz?

Yani; doğru, iyi, güzel, insanca gelecek; doğru, iyi, güzel insanca dünya ahlakdışılığın değil ahlakın ellerinde.

Yani, tüm insanlık, tüm dünya için, zaman artık, siyasetçilere oy vermek zamanı değil; felsefeye, bilime, Din hadisileri'ne oy vermek zamanı yoksa dünya tıpkı Abd'de olduğu gibi tımarhane, kerhane ve uyuşturucu serbestliği kapsamı bir durum alır. Sağ, sol, dinli, dinsiz, milliyetçi, komünist demeden bilimde ve ahlakta birleşilmelidir tıpkı Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi.

Kuşkusuz ki Nuh'un gemisi'ne binmeyenler de, Musa'ya düşmanlık eden Mısırlılar da, Sodomlular da, Gomoralılar da, Pompeililer de dini inançsız ya da inançsız ya da ilaha tapmayan, ilaha inanmayan kimseler değildi yani inançlı olmak kurtarmaz; tümü de kendi inandıklarına inanan inançlı kimselerdi. Yani herşeyden önce, bilime aykırılık insanları, toplumları, dünyayı, insanlığı kurtarmaz; bu nedenle ki ahlak da, din de bilime uygunluktur zaten, bilime aykırılık değil yoksa çözüm, kurtuluş, doğru olmazlardı zaten.

Evet; gelecek Felsefe-Bilim-Din hadisileri birliğinde. Geleceğin dünyanın Nuh'un gemisi 'Felsefe-Bilim-Din hadisileri birliği gemisi'dir, gerisi ise tufandır, Sodom'dur, Gomora'dır, Pompei'dir, ve çözüm 'Evet' anahtarını kullanabilecek kadar yakında ve kolay, sorun da 'Hayır' anahtarını kullanabilecek kadar yakında ve kolay; öyle ki iki anahtar da iki dudağınızın arasında, ve size şah damarınızdan bile daha yakında.

Evet; doğru, iyi, güzel, insanca, medenice, barış dolu, huzur dolu, güven dolu bir dünya ve insanlık için; felsefeye, bilime ve Din hadisileri'ne aykırılığa kocaman bir 'HAYIR!' denilmelidir. Bu kadar kolay, basit işte.

Konunun İslam dünyası ile ilgisi ne? Türkiye Müslüman ülke olarak bilindiği için, Türkiye'de zafer kazanmak, İslam dünyasında zafer kazanmanın ilk ve en önemli adımlarından biri olur. Bu nedenle hem İslam dünyasının hem de insanlığın, tüm dünyanın doğru var oluşu Türkiye'nin bilime aykırılığa ve ahlaka aykırılığa karşı zaferinden geçmektedir. Bu nedenle ki dünyada 'Önce bilim(ilim) ve ahlak' diyen iki kişi var: biri Muhammed, biri de Atatürk. Yani, Türkiye giderse; uzun vadede İslam dünyası da, tüm dünya da gider. Bu nedenle; Türkiye'de siyaset, demokrasi, laiklik ve hayat bilim ve ahlak üzerine kurulmalıdır; bunu önlemek için ki Türkiye'de Atatürk'e, Mevlana'ya ve ahlaka saldırı var. Yani bilimdışılığa ve ahlakdışılığa tepki olmak gericilik değil ilericiliktir; karanlık değil aydınlıktır; insanlığın tek bir gericiliği, karanlığı vardır, o da bilimdışılık ve ahlakdışılıktır; bu nedenle ki Muhammed de, Atatürk de 'Önce bilim(ilim) ve ahlak' dedi; yani bilin ki bilime ve ahlaka aykırılık olan yerde bilime de, dine de, Muhammed'e de, Atatürk'e de, laikliğe de, demokrasiye de, özgürlüğe de, hukuka da, eğitime de, sanata da, Türklüğe de, Müslümanlığa da, dinliliğe de, insanlığa da aykırılık vardır.

Yani bilimi ve ahlakı savunmadan Atatürkçü de, Muhammedçi de, demokrasici de, laiklikçi de, özgür de olunmaz.


Necdet Gürçiftçi
Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge
İnternette yayınlandığı zaman: 11.5.20/12.12