DİNE AYKIRI DENİZ AKKAYA'DAN SÜLEYMAN SOYLU'YA MANTIKSIZ DESTEK SAVIM

Türk milletinin de, Müslümanların da en temel özelliği ahlaktır. Bu nedenle ki Atatürk de, Muhammed de 'Önce ilim(bilim) ve ahlak' dedi.

Sanki dünyada akıldışılığı ve ahlakdışılığı yayan ve koruyan bir merkez var gibi çünkü ortada ki dünyada üniversite sayısı çoğaldıkça düşünür, alim, alim, bilge sayısı değil çıplak sayısı ve okumuş cahil sayısı çoğalmakta.

Batı da bir tuhaflaştı; hem boyunlarında haç kolye taşıyan hem de ortalıkta bikini, mayo diye sütyen-külot dolaşan bayanlar. Bible'ın(İncil'in) neresinde yazıyor ki 'Ortalıkta sütyen-külot dolaşmak serbesttir, dine aykırı değildir' diye? Gerçekte, tuhaflaşan yalnızca Batı değil, tüm insanlık; coronaya karşı İran'da türbe demiri yalayanları, Hindistan'da inek bokuna sıvananları gördük işte.

Farkında iseniz ülkemiz düşünürlerin, alimlerin, alimelerin, bilgelerin, bilimcilerin akıl hocasılığı değil bilime aykırı, dine aykırı, bilgeliğe aykırı sözde ünlülerin akıl hocası yapmaya başladığı tuhaf bir ülke durumuna doğru gitmekte ve götürülmekte. Bu nedenle ki corona salgını sırasında bile akıl hocası kesildiler. Bunca dine ve bilime aykırılığa karşın bu ne kibirdir böyle?

Oysa dini tanımlayan Din hadisileri 'Din bilim, ahlak ve utanmaktır' diyor. Yani dine bilim de, utanmak da dahil. Ve, ortalıkta, bikini, mayo diye sütyen-külot, mini şort diye külotla dolaşmak dine aykırıdır.

Deniz Akkaya.

Dine aykırı giyimi ile dine aykırı, sözde ünlülerden biri.

Gerçek ki 'Ünlülük' doğru insanların örnek alacağı, doğru insanların örnek alması gereken kişilerdir; ve doğru insan olmak da 'Önce ilim(bilim) ve ahlak' diyen Muhammed'in de, 'Önce ilim(bilim) ve ahlak' diyen Atatürk'ün de dediği gibi bilimsel ve ahlakçı olmaktan geçer.

Deniz Akkaya'yı bilirsiniz. İnternet bile onun dine aykırı; göğüs dekolte, bacak dekolte, bikini diye sütyen-külot görüntüleri ile dolu. Anımsarsınız, dokuz yaşındaki kızı ile birlikte, bir mayo şirketi için, bikinili pozlar vermişdi ve büyük bir tepki toplamışdı, ve boşandığı kocası da 'Kızım istismar ediliyor' diye dava açmıştı. Deniz Akkaya 'Kızının rızası olmadan o mayo çekimlerine kızını götürdüğü' savına karşılık, kızının onayı olduğunu gösteren bir video çekip yayınlamışdı; nasıl bir mantık ki 9 yaşındaki bir çocuğun 'rıza'sından söz edebiliyor; öyle ki Batıda bile 18 yaş altı kişilerin mayo, bikini reklamlarında oynaması istenilmemektedir.

Coronaya karşı 2 günlük sokağa çıkma yasağını akşamın 10'unda açıklayıp 250 bin civarı kişinin marketlere, bakkallara, fırınlara, benzincilere akın etmesine neden olup coronaya karşı alınmış önlemlere zıt bir durumun oluşmasına neden olduğu için, İç işleri bakanı görevinden istifa ettiğini açıklamışdı. Deniz Akkaya da onun bu seçiminin yanlış olduğunu, istifa etmemesi gerektiğini açıklamış, ve 'Gemiyi en son kaptan terk eder, bunu kaptan babamdan öğrendim.' demiş.

Babası kaptanmış ya da denizci imiş de; babasından öğrene öğrene 'Gemiyi en son kaptan terk eder' sözünü öğrenmiş gibi.

Peki, babası 'Deniz kadın gibidir, güven olmaz' sözünü öğretmedi mi acaba?

Peki, acaba babası yanlış yola gidecek bir gemiye biner miydi; örnek ki babasına, Titanic gemisine kaptanlık önerilseydi, ve Titanic'in batacağını bilse idi Titanic'e biner miydi acaba? Sanıyorum ki daha gemiye binmeden gemiyi terk ederdi ki doğrusu da budur.

Yani, burada asıl konu, gemiyi terk edip etmemek değil; yanlış gemiye binmemek; gerçek ki Akp de felsefe, bilim, din, demokrasi, laiklik, özgürlük, Türkçe gibi açılardan yanlış gemidir.

Peki, ortalıkta bikini, mayo diye sütyen-külot dolaşan; 9-10 yaşındaki kızını bikini reklamı diye sütyen-külot medyaya çıkaran kişiler doğru ile yanlışı neye göre ayırt edebilecekler çünkü dini tanımlayan Din hadisileri yoksa doğru ve yanlış ancak ya cehalete ya nefse göre belirlenir yani cehalete ya da çıkara ya da nefse uygun olan şeylere 'doğru', uygun olmayan şeylere de 'yanlış' denilir.

Yani giyim dünyası ile dini dışlamış bulunmakta olan bu kadın; kendini Din hadisileri'ne aykırı olmasına karşın 'Dindar' olarak göstermeye çalışan Akp'ye ve ülke yönetimine nasıl oluyor da yönelim, ilgi, akıl hocasılığı(hocalığı) gösterebiliyor?

İşte, gerçek ki 'haddini bilmek' denilen şey böyle aykırı, zıt, mantıksız, tutarsız konularda gereklidir.

Yani hem ortalıkta sütyen-külot dolaşmak hem de kendini din sanan bir siyasi partiye akıl verir gibi konuşmak; küstahlık değilse de cehaletin ya da nefsin kibirinden başka nedirki(nedir ki)?

Özellikle Akp'ciler söylediğinde, 'Türkiye bir gemi, hepimiz aynı gemideyiz' sözüne de katılmıyorum çünkü Muhammed'in gemisi de, Atatürk'ün gemisi de, Türkiye'nin doğru gemisi de, dünyanın doğru gemisi de, insanlığın doğru gemisi de 'Önce bilim ve ahlak' diyen Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi bilim ve ahlaktan oluşan, bilim ve ahlak gemisidir yani Türkiye ile aynı gemide olmak özelde Akp ile, genelde ise bilime ve ahlaka aykırılık ile aynı gemide olmak değildir.

Yani hem çocukla ortalıkta sütyen-külot gezmek hem de siyasete akıl verecek özgüvene, cesarete sahip olmak, tuhaf birşey; siyaset, demokrasi, laiklik, sanat, ünlülük ve Türkiye bu kadar mı yozlaştı yani?

Yani; Türkiye de, tüm dünya da akıla, bilime ve dine ya da ahlaka aykırı kişilere ünlü demeyi de, böyle kişileri ünlü yapmayı da bırakmalı, terk etmeli; ve Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi 'Bilim ve ahlak'a sarılmalı artık.

İnsanlığın yalnızca 'Vicdani red' hakkı değil 'Bilimsel red hakkı' ve 'Ahlaki red hakkı' da vardır.

Yani, sizin geminiz size, bizim gemimiz bize.


Necdet Gürçiftçi
Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge
İnternette yayınlandığı zaman: 13.4.20/16.44