İSTİKLAL MARŞI'NI BALKONLARDA DEĞİL KİŞİLİĞİNİZDE SÖYLEYİN

Balkonları da, balkonda oturmayı da hiç sevmem çünkü bence balkon ilkellik, barbarlık, nefs, cehalet, teşhircilik, bağımlılık, zaaf ve başkalarını rahatsız etmek demektir.

Ülkemizde bir 'Balkon modası' başladı.

İnsanlar son zamanlarda, eğlence arayan Romalıların arenalara koşmaları gibi blokonlara koşmaya başladılar.

Önerim ki balkonlardan uzak durun çünkü bu işin sonu pek doğruya, iyiye, insancalığa, akıl-ruh sağlığına uygunluğa gitmez. Demokrasi, laiklik, özgürlük, barış, huzur, güven ve ilerleme sokaklarda, meydanlarda, balkonlarda toplanmak değil; Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi 'Bilim ve ahlak'ta toplanmaktır.

Açık ki bu durum akılın, mantığın evrene uzanması durumu değil; evi hapishane, eziyet, zulüm, kölelik gören nefsin uzantısı; yani açık ki balkonlar evlerin sokaklara, sokak hayatına bağımlılığa, evde yaşamayı dışlamanın, gövdegösterisi(gövde gösterisi) kültürünün, ilkel-barbar çağlara özlemin evdeki uzantısı. Bu nedenle ki balkonlarda, medeniyet öncesi kültür biçimlerinden olarak kültür uzantısı 'mangal köşesi'lerine(köşeleri'ne) bile rastlanmakta artık. Yani 'At, avrat, silah' feodal kültürünün yalnızca 'at' kısımı(kısmı) kaldı artık ki bu da açık ki balkonlarda, kırlarda, deniz kıyısılarında mangal ile giderilmeye çalışılmakta.

Ah, bir de atları olaydı; dıgıdık, dıgıdık, dıgıdık.

Çağ, medeniyet ileriye gitmekte ancak insanlık ilginç ki geriye geriye gitmekte. Bunun temel nedeni de moda, siyaset, sinema sanatı, sıpor(spor), medya, ve bilgisayar oyunu gibi şeyler, öncelikle.

Açık ki balkon siyaseti ve balkonda mangal ziyafeti aynı mantığın, aynı kültürün, aynı halin çözümleri; yani balkon siyaseti de, balkonda mangal da balkon kültürü; ancak gerçekte balkon kültürü bence Roma kültürü yani arena yani tiribün kültürünün yani imparatorluk uzantısı ve özlemi yani bence birileri Türkiye'yi ve dünyayı Roma arena kültürüne doğru götürmeye çalışmakta ki 'Arena' adının çağımızda yaygınlaşması bu açıdan rastlantı değildir bence. Bunun devamının, arkasının pek de hayra doğru olmadığı açık ki baylı bayanlı izleyicili kafes döğüşleri, ve bayan kafes döğüşçüsüleri türü bayan türü başladı bile. Yani balkonda mangal kültürü başka nereye gidebilir, götürebilir ki; alimliğe, alimeliğe değil herhalde.

Balkonda mangal, balkonda siyasi konuşma, balkonda alkışlamak derken şimdi de balkonda İstiklal marşı söylemek/okumak.

Açık ki balkon kültürü mantıklı, tutarlı, bilimsel, özsel bir kültür değil. Nasıl olsun ki zaten; mangal yapılan balkonda sağlıkçıları alkışlamalar, balkon konserleri, balkon sıporları(sporları), İstiklal marşı okumalar falan. Balkonlarda şezlonglarla sütyen-külot güneşlenen bayanlar da, külotla güneşlenen baylar da; öyle ki bu işi çırılçıplak yapanlar da var dünyada.

Yani ilginç birşey; koskoca evi hapishane, kölelik, zulüm görenler küçücük balkonları özgürlük, mutluluk olarak görmekteler. Demek ki bunlar kendilerini, bedenlerini, giysilerini, takılarını, saçlarını, modalarını falan başkalarına gösterebilmeye özgürlük, mutluluk diyor olmalılar, yani gerçekte balkon kültürü 'başkalarına bağımlılığın, ve teşhir kültürü' yani gerçekte balkonlar özgürlük değil kölelik ve ilkellik.

Balkonda İstiklal marşı söyleyeceklermiş, 19 mayıs bayramı diye.

Balkon kültürüne açık ki akıl, mantık, tutarlılık, özeleştiri, eleştiri, bilimsellik gibi şeyler kapalı. Neden? Çünkü İstiklal marşı'nı yazan adam da, o marşı İstiklal marşı olarak onaylayan milletvekilileri de, Atatürk de, o dönemin toplumu da 'Önce ahlak' diyen insanlardı yani o zamanlar ne ortalıkta mini şort diye külotla dolaşanlar, ne bikini/mayo diye ortalıkta sütyen-külot dolaşanlar, ne zina serbestliği, ne eşcinsel evlilik serbestliği, ne eşcinsellik serbestliği, ne cinsiyet değiştirmek serbestliği, ne sütyen-külot pılajlar(plajlar ve oteller, ne sex shoplar, ne sıtriptiz(striptiz) kulübüleri vardı. Yani, İstiklal marşı 'Önce ahlak' diyen bir topluma aitdi. Şimdi bakıyorsunuz; ahlaka aykırı ne varsa serbest.

İstiklal marşı: 
'Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak
O benimdir, o benim milletimindir ancak,
Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celal
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal
Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal.' diyor.
Türkiye kültüründe 'Al sancak, Türk yurdu, ocak(aile, ev), Türk milleti, helal, hak' önce 'Ahlak' demektir. Peki bir de ülkenin haline bakın; porno ve ensestlik hariç, ahlaka aykırı herşey serbest. Yani bugünkü Türkiye zaten İstiklal marşı'nın yazıldığı Türkiye değil mantık, ruhi, kişilik, hayat açısılarından(açılarından) yani neyin İstiklal marşı'nı söyleyeceksiniz, ahlaka sahip çıkmadan, ahlakı korumadan, ahlaka ihanet edip? İstiklal marşı da, Türkiye bayrağı da yaratıldıkları dönemden, toplumdan bağımsız değillerki(değiller ki). Yani, Muhammed zamanında ezan okunuyordu deyip ezan okumadan önce; Muhammed'in zamanındaki hayatı, ve Türkiye'deki hayatı karşılaştırın önce; Muhammed'in zamanında, Muhammed'in ülkesinde barlar, pavyonlar, genelevler, sex shoplar, sıtriptiz kulübüleri, eşcinsellik serbestliği, sütyen-külot pılajlar, ortalıkta ahlakdışı biçimde dolaşmak gibi şeyler yoktu yani ezanlar ahlak içindeki bir var oluşun üzerine okunuyordu, bir de şimdiki hale bakın. Yani İstiklal marşı, Türk bayrağı, din 'Haydi maça gidelim, marş söyleyelim, şarkı söyleyelim, amigoluk yapalım' türü şeyler değil; yani nasıl ki yemek yemeden önce eller yıkanıyor, Türk bayrağı, İstiklal marşı, din gibi konularda da önce topluma, ülkeye bir bakmak gerekli, bunlara uygun mu diye. Yani, özden koptuktan sonra, görünümün öz ile anlam birliği kalmaz.

Yani, Türkiye bayrağı, İstiklal marşı, din gibi konular önce ahlak içindelik isterler. Bu konular 'Ben yaptım oldu, ben istiyorum öyle olacak, sana ne, kime ne, bana ne' gibi konular değil.

Bugün İstiklal marşı okunan o balkonlar emin olun, yarın Lady Gaga gelse, onu da alkışlarlar. Birilerine eğlence gerekiyor olabilir ancak akıl-ruh sağlığı, bilim, mantık, din gibi konular tutarlılık ve sorgulama isterler.

İşin özü ve başlangıç noktası; Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi 'Bilim ve ahlak'tır. Yani toplum, ülke, devlet, ekonomi, eğitim, hayat önce bilime ve ahlaka göre düzenlenmeli yoksa yapılan şeylerin doğrular ve gerçekler açısında anlamları kalmaz.

Bence, İstiklal marşı'nı balkonlarda değil; 'Önce ahlak' ile ruhunuzda, kişiliğinizde, mantığınızda, özeleştirinizde, hayatınızda okuyun.

Bence, balkonlar evlerin en kötü, en ilkel, en barbar, en geri yerleridir.


Necdet Gürçiftçi
Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge
İnternette yayınlandığı zaman: 19.5.20/12.35


Başlık Kategori Yayın Tarihi
CORONA VE ZENGİNLİK Felsefe 29.09.2020
CORONA MASKESİ TAKMAYANLAR AKIL HASTAHANESİNE YATIRILMALI SAVIM Sağlık 28.09.2020
MICROSOFT'TAN HAKSIZ KAZANÇ SAVIM Teknoloji / İnternet 27.09.2020
KIZ ÇOCUĞU HER ÜLKEDE YETİŞMEZ SAVIM Felsefe 26.09.2020
EVLİLİK YAŞI SAVIM Felsefe 25.09.2020
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Kötü Zamanda Yaşıyoruz Felsefe 18.08.2020
SIRADAN MISIN Felsefe 02.08.2020
İnsanın can yoldaşıdır '' EŞ ''.. Felsefe 31.07.2020
Ayasofya Felsefe 28.07.2020
şaman kimdir ? Felsefe 18.05.2020