BİKİNİLİ OTELDE TÜRK BAYRAĞI ATATÜRK OSMANLI MOTİFİ MEVLANA ÇOCUKLAR VE MESCİD

Moda gibi turizım(turizm) da iyice kafayı yemeğe başladı para uğruna.

Zaten nefs önce akılı alır, sonra da ahlakı.

Gerçek ki turizım bir delilik durumunu almaya başladı yan, artık akıl-ruh sağlığını korumak için yalnızca modadan değil, turizımdan(turizmden) da uzak durmak gerekiyor.

Bikinili, mayolu yani sütyen-külot yani ahlaka aykırı pılajlı(plajlı), havuzlu oteller var.

Toplumun parasını aldıkları, ceplerini doldurdukları yetmiyormuş gibi bir de toplumun ahlak sağlığına, ve akıl-ruh sağlığına zarar veriyorlar, kötülük ediyorlar; çünkü ahlak zekanın, akılın, mantığın, beyinin, ruhun, felsefenin, bilimin, insanlığın, insan olmanın yani akıl-ruh sağlığının en yüksek aşamasıdır.

Bunlar da yetmiyormuş gibi bir de o otellere Osmanlı motifleri yapıyorlar, Türk bayrakları asıyorlar, o otellerde Atatürk resimli pastalar yapıyorlar, halk oyunları oynuyorlar, Mevlana'nın semasına ait gösteriler yapıyorlar.

Bunlar da yetmemiş; o ahlakdışı, çıplak otellerin bazılarına da mescid açılmış.

Açık ki bu tür turizım ahlakdışılık ve akıldışılık yanında bir de delilik halini almış artık.

Ya kardeşim; Türkiye bayrağı, halk oyunları, Mevlana, Osmanlı, Atatürk demek ahlakı hiçe saymak, dışlamak demek değil ki siz çıplak otellerinizle, ahlaka aykırı otellerinizle Türk bayrağını, Atatürk'ü, halk oyunlarını, Türk halkını, Mevlana'yı, İslamiyet'i bir araya getiriyorsunuz!

Nefs önce akılı(aklı) yok eder, sonra da ahlakı, sonra da akıl-ruh sağlığını. Herkesin içinde sütyen-külot dolaşmak nefsin en adi zirvesidir yani akıl-ruh sağlıksızlığının en zirve halidir ki olağan durumda ortalıkta çıplak dolaşmak eskiden beri delilere özgür bir durumdur zaten.

Yani açık ki bu tür turizım ahlakdışılıktan, akıldışılıktan sonra bir de deliliğe doğru götürmeye çalışmaktadır ki bu durumda bu durumu yalnızca nefse ya da cehalete bağlamak yetmez; bu durumun arkasında Türkiye'yi yıkmak isteyen güçler ve insanlığı yok etmek güçler aramak ya da düşünmek gerekir. Yani cami avlusunda sütyen-külot dolaşan bir insan ya delidir ya da pırovokatördür(provaktördür) yani belli ki bu tür turizım bir de pırovakatörlüğe ya da Türkiye aleyhine bir ajanlığa soyunmuş olmalıdır.

Bir de çocukları da alıyorlar yani çocukları da daha küçükten yozlaştırmaya, o yoz düzene alıştırmaya çalışıyorlar.

Yani doğru Türkiye'ye de, doğru insanlığa da, doğru dünyaya da giden yol artık yalnızca felsefeden, bilimden, dini tanımlayan Din hadisileri'nden değil; akıldışı-ahlakdışı modaya, akıldışı-ahlakdışı sanatçılara-ünlülere, akıldışı-ahlakdışı turizıma karşıtlıktan ve bunlara izin veren siyasete, ve bunlara destek veren medyaya ve sivil toplum örgütlerine karşıtlıktan da geçmektedir.

Ya bunlar birgün otellerine genelevler bile açabilirler; yeter ki para gelsin, döviz gelsin. Kimbilir belki kadrolu fahişeler çalıştırmakta bile olabilirler, araştırılması gerekir.

Türkiye bayrağı'nın, halk oyunlarının, Mevlana'nın, Atatürk'ün, çocukların arkasına saklanıp o ahlaka aykırılık pisliğini, utanmazlık ne örtebilirsiniz ne masum gösterebilirsiniz. Devlet ya da siyasi iktidar sizi görmüyor olabilir ancak felsefe, bilim, ve Din hadisileri sizi görüyor. Dünyada şu iki şey de sonsuz kalmayacak: Zalimler ve utanmazlık yani felsefeye, bilime ve Din hadisileri'ne aykırılık yani insanca insanlığa aykırılık yani doğru insanlığa aykırılık.

Bence o oteller kapılarına Türkiye bayrağı değil huni takmalılar.


Necdet Gürçiftçi
Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge
İnternette yayınlandığı zaman: 31.8.19/08.16


Başlık Kategori Yayın Tarihi
şaman kimdir ? Felsefe 18.05.2020
Kızların Oyuncağı! Felsefe 10.05.2020
Zihinsel Engelli (Felsefe) Felsefe 02.04.2020
Televizyonlar ve Toplumsal Gelişmeler Felsefe 01.03.2020
PİŞMANLIK Felsefe 31.12.2019