HEAD AND SHOULDERS REKLAMLARI UYARILMALI SAVIM

Açık ki genelde ülkelere, özelde ise Türkiye'ye saldırı yalnızca terör ile değil; akıldışı-ahlakdışı moda, akıldışı-ahlakdışı turizım(turizm), akıldışı-ahlakdışı sanat, akıldışı-ahlakdışı medya, akıldışı-ahlakdışı ünlüler, öyle ki tanıtımlar(reklamlar), oyuncaklar ve bilgisayar oyunları ile de ve özellikle de beyinyıkama(beyin yıkama), koşullandırma(şartlandırma), alıştırmak, yanlış şeyler öğretmek, algı operasyonu biçimlerinde yapılmakta. Yani genelde bir ülkeye karşı, özelde ise Türkiye'ye karşı ajanlık etkinlikleri hayatın, ülkenin olağan görülen yasal alanlarına doğru kaymış durumda. Yani dünyada da, ülkemizde de ajanlık kapsamı dışında, eğer ahlak ve bilimi birlikte içermiyorsa ya da mantığı ve ahlakı dışlıyorsa masum hiçbirşey yok artık. Bu ajanlık ya kasıtlı olarak yapılmaktadır ya da farkında olmadan ya da farkında olmadan yapanlar farkında olunan bir ajanlığın içinde yer almakta olduklarını bilmemekteler ya da kasıtlı bir ajanlığın içinde, farkında olmayan ajanlıklar olmaktadır. Yani toplum, devlet, ve iş yapanlar dikkatli olmak zorundalar.

Bu açıdan; özellikle akıla aykırı ya da ahlaka aykırı yani cinsel sunum içeren ya da erotik görüntüler içeren tanıtımların yabancı şirket ürünlerine ait olması ilginç bir durumdur.

Dondurma tanıtımı yapılıyor; bikinilerle, mayolularla; turizım(turizm) tanıtımı yapılıyor, bikinilerle, mayolularla; kola tanıtımı yapılıyor, bikinilerle, mayolularla; peynir tanıtımı yapılıyor, bikinilerle, mayolularla. Açık ki özel sektör yani kapitalizım(kaptalizm) komünistlerin dediği gibi yalnızca devletle iç içe geçmekle yetinmemekte, şimdi de ahlaka aykırılık ile yani çıplaklık ile yani mutlak utanmazlık ile iç içe geçmeye çalışmakta; bakın ki ülkede şarkı, türkü üzerine kitlesel konserler hemen hemen yok olmuşken heryer açıksaçık giyimli, ve müzik diye dansözlük, cinsel teşhircilik yapan popçu, rockçı, rapçi kitlesel konserleri ile dolmakta. Oyuncakçılarda bile oyuncak saz yok da oyuncak gitar bolluğu var; okullardan, üniversitelerden bir tek alim, alime çıkmazken birçok dansöz, ahlaka aykırı-akıla aykırı sözde sanatçı, sözde ünlü çıkmakta. Biryanda(Bir yanda) İstiklal marşı okuyanlar, camilere koşanlar, biryanda da ortalıkta sütyen-külot dolaşan, ahlak-edeb tanımayan, ahlaka aykırı sözde sanatçıların, sözde ünlülerin arkalarından koşmakta. Hükümetin uğraştığı tek konu ekonomi ve terör; peki bu toplumu, bu ülkeyi akıldışılığa ve ahlakdışılığa karşı kim koruyacak? Milli eğitim bakanlığı'na, Aile bakanlığı'na, Gençlik bakanlığı'na, kültür bakanlığı'na, Adalet bakanlığı'na, Diyanet'e, devlet yönetimine, ülke yönetimine, dini inança(inanca) ahlak da dahil değil mi; neden bunlar ağızlarını açıp ahlak konusunda, ülkedeki ahlaka aykırılık konusunda hiç laf etmiyorlar? 

Neden birileri 'Ahlak bekçisi' olmak yerine 'Ahlaka aykırılık bekçisi' olmaya özeniyorlar?

Türkiye'yi de, tüm insanlığı da korumak, ve bu konuda gerekli, zorunlu uyarıları yapmak zorundayız; kimse alınmasın, gücenmesin. Özel sektör demek ne ilah demektir ne alim demektir; özel sektör yalnızca kendi kesesini doldurmakla uğraşan, ve nefsten başka şey düşünmeyen demektir tıpkı siyaset gibi ki siyasetin farkı kese doldurmak yerine seçim sandıklarını doldurmak istemesidir.

Hayat birzamanlar(bir zamanlar) hem basit hem masumdu ancak şimdi yine basit ancak masum değil çünkü kapitalizım(kapitalizm) yani özel sektör ve siyaset masumluğun gerçekleşmesini önlemekte. Düşünün ki özel sektör istiyor, siyaset kanunlaştırıyor, hukuk uyguluyor; yani kapitalizımda temel hukuksal düzen budur yoksa ortalıkta bikini, mayo diye sütyen-külot dolaşılmasını, sokaklarda açıksaçık ya da daracık dolaşılmasını, zinanın suç olmamasını, eşcinsel evliliğin serbest olmasını ne Türk milleti ister ne de Müslüman milleti; öyle ise bunları kim istiyor, açık ki özel sektör; yani kapitalizımın yeni avı yetişkin insan dişisi, ve bunun da çıplak olanları yani utanmayı hepten dışlamışları, yani kapitalizım böyle bir yetişkin insan dişisi kitlesi yaratmak istiyor çünkü böyle bir insan dişisinden başkası ne ortalıkte sütyen-külot gezer ne de ortalıkta sütyen-külot gezilen otellere akın eder, yani demokrasi ve hukuk adı altında uygulanmakta olan tezgah budur yani ne kadar çok utanmaz insan, o kadar çok para.

Ahlak ve akıl içiçe şeylerdir çünkü ahlak yalnızca dini inançların ve dinin değil zekanın, akılın, mantığın, beyinin, ruhun, felsefenin, bilimin, insanlığın da en yüksek, en üst aşamasıdır. Yani utanmayı dışlamış bir kitle çoğaldıkça akılı, mantığı, insanlığı dışlamış bir kitlenin de çoğalacağı açıktır ki işte bu açıdan durum daha vahimdir, ve işte bu nedenle devletler ve devletlerin istihbarat örgütleri bu duruma karşı savaşmak zorundalar yoksa ayakta uyumuş olurlar.

Yani felsefeye, bilime ve dini tanımlayan Din hadisileri'ne aykırı herşeyi fark etmek ve eleştirmek zorunluluğu var; Din hadisileri'ne de özetle ahlak diyebiliriz; yani felsefeye, bilime ve ahlaka aykırı herşeyi fark etmek ve eleştirmek zorundayız.

Bence tanıtımcılar(reklamcılar) ve şirketler yalnızca ürünlerini tanıtmalılar, toplumu ya da insanları yönlendirmeye yani toplum mühendisliği ya da ürünlerine koşullandırma ya da beyinyıkamaya çalışmamalılar; devlet, hükümet, Rtük ve hukuk da bu yönde kararlar almalıdır yani özel sektör toplumun cebine yönelmelidir, başka yerine değil yoksa özel sektör cebini doldurmaya çalışırken akıldışı ya da ahlakdışı bir toplum oluşmasına da neden olabilir yani özel sektör cepten yukarı çıkmamalıdır, haddini bilmelidir, kendini devlet ya da hükümet ya da Milli eğitim bakanı ya da pısikolog(psikolog) ya da pısikiyatır(psikiyatr) ya da öğretmen sanmamalıdır, çok istiyorsa kendini paraya değil felsefeye, bilime versin.

Bu nedenle ve bu açıdan Head and shoulders'ın televizyon tanıtımlarındaki sözlere bakalım ki bu arada 'Head and shoulders' demek 'Baş ve omuzlar' demek:
1- Head and shoulders bir tanıtımında 'Omuzlar kazanmanın gururunu taşır' diyor. Anlatmak istedği şey Head and shoulders ile omuzların kepeksiz olacağı, ancak anlamadığı ya da unuttuğu ya da bilmediği birşey var: Türk milleti gururu göğüsünde(göğsünde) taşır, göğüsünde yaşar. Yani Head and shoulders'ın milletin gurur merkezini göğüsten omuza taşıması hem yanlış, mantıksız hem de o merkezi göğüsten omuza taşımaya hakkı yok. Yani malını satacaksan doğru biçimde sat, ve yalnızca malını sat, ve malını satacaksın, para kazanacaksın diye insanlara, topluma yanlış şeyler öğretmeye kalkma. Nice onurlu göğüsler ve nice onurlu başlar vardır ki omuzları kepek doludur. Yani para kazanacaksan mantıklı biçimde kazan.
2- Head and shoulders nedense tuhaf beden hareketleri yaptırılan Serenay Sarıkaya'lı bir tanıtımında diyor ki 'Sen mi efsane olacaksın, hiçbirşeyin seni durdurmasına izin verme, kalıpları kır, beklenilenin ötesine geç'. Bu sözler ne kadar sıradan ya da masum görünseler de gerçekte çok tehlikeli sözler; öncelikle insanlara 'efsane olmak' koşullaması yapıyor, efsane olmak nedir, medyadaki 'Efsane kültürü'ne bakılırsa görünen ki akıla ve ahlaka aykırı ya da bedenine köleleşmiş ya da nefse köleleşmiş insan olmak yani 'efsane olmak'tan kasıt açık ki düşünür(filozof), alim, alime, bilge, bilimci, mucit, yazar, şair insan ol demek değil ki bu tuhaf efsane kültürü Marlyn Monroe'yu efsane kadın, akıldışı-ahlakdışı Michael Jackson'u 'Efsane adam' olarak sunmaktadır yani bu tuhaf 'efsane kültürü'nün felsefede, bilimde, dinde, insanlıkta efsanelik içermediği açıktır ki bu durum bu tanıtımın ikinci sözü yani ikinci vurgusu olan 'Hiçkimsenin seni durdurmasına izin verme' sözü ile daha somutluk kazanmaktadır yani ne demek hiçkimsenin seni durdurmasına izin verme yani polis, kanunlar, ahlak, doğru ve iyi insanlar, zarar verdiğin ya da zarar vereceğin insanlar seni durdurmasın mı; Head and shoulders'ın tanıtımlarındaki görüntülerden anlaşılmakta ki bu 'Hiçkimse' gerçekte akıl, mantık, vicdan, ahlak, insanlık, erdem(fazilet) içeren bir dünyayı dışlamayı içermektedir çünkü tanıtımlardaki ne giyimlerin ahlakla ilgisi vardır ne de tanıtımlardaki hareketlerin akılla, mantıkla ilgisi vardır ki bu durum pısikopat(pskiopat), sosyopat, toplumu dışlamış, ahlakı dışlamış, niteliği dışlamış, beyini dışlamış, ruhu dışlamış, insanlığı dışlamış, akılı-mantığı/mantıklılığı dışlamış, felsefeyi dışlamış, bilimi dışlamış, bilimselliği dışlamış, bedenci, hazcı, zevkçi, nefs kölesi, beden kölesi, robotik, nicel, tikel, bencil, sorumsuz, ilkel, barbar, bedeninden-saçlarından-hazlarından başka şey düşünmeyen incir çekirdeği dünyalı bir insan türünün ve toplum türünün oluşmasına neden olabilir; 'kalıpları kır, beklenilenin ötesine geç' sözleri de bu olasılığa yol açar niteliktedir yani 'kalıp' tanıtımlarda bakıldığında anlaşılmaktadır ki ahlak, edeb, akıl, mantık, toplumsallık, toplumculuk, kültür, eğitim, felsefe, bilim gibi şeylerdir; toplum senden ne bekliyor, 'Ahlaklı, akıllı, mantıklı, medeni, insani, vicdanlı, doğru, iyi' bir insan olmanı bekliyor, yani beklemesin mi; bu ülkede kalıp nedir, en başta ahlak, edebtir yani insanlar, toplum ahlaklı ve edebli olmasın mı; yani bu tanıtımlarda farkında olunmasa da önerilen şey beyine, ruha, kitap okumaya, bilgi öğrenmeye, düşünmeye yönelmek yerine kaslara, bedene, sıpora(spora), beden gösterisine, bedensel/görünümsel narsizme yani bedenle mutlu olmaya yani Eski çağ kültürüne sahip olmak gibi birşeydir.

Yani bir bayan düşünün ki daracık giyinmiş, sıpor hareketleri yapıyor, saçı uzun ve kepeksiz diye mutluluktan havalarda uçuyor. Yani bir de böyle bir toplum düşünün; bence çok vahim bir durum olurdu.

Yani düşünün; Head and shoulders tanıtımlarındaki kişilere uyan insan türü alim, alime, derviş, evliya olmaya mı koşar yoksa Madonna, Lady Gaga, Michael Jackson, Selena Gomez gibi olmaya mı? Peki bu durumda kazanç ne? Yalnızca dolu cepler.

Bu ülke de, insanlık da ortalıkta hoplayan zıplayan, görünümü ile övünen, bedeni ile övünen, niceliği ile övünen, saçları ile övünen insanlar değil; düşünür, alim, alime, bilge, bilimci, mucit, beyinsel, ruhsal insanlar istemektedir; moda da, turizım da, sıpor da, siyaset de, özel sektör de, medya da, tanıtımcılar da, ünlüler de bunu unutmamalıdır, kendilerine buna göre yön vermelidirler.

'Doğru ne?' derlerse de; doğru felsefenin, bilimin ve dini tanımlayan Din hadisileri'nin bileşkesidir, sentezidir, birliğidir. Yani doğru doğru kimseye göre değişmez, kimseye göre var olmaz, ancak felsefeye, bilime ve Din hadisileri'ne göre var olur.

Özel sektör dünyası incir çekirdeği dünyasıdır; asıl, gerçek dünya felsefenin, bilimin ve Din hadisileri'nin dünyasıdır. Ne özel sektör zenginleştikçe insanlık zenginleşir, ne de özel sektör batarsa dünya batar. Özel sektör kazandıkça insanlık kaybeder; insanlık kazandıkça özel sektör kaybeder çünkü özel sektör yalnızca kendini, yalnızca kendi cebini, yalnızca kendi çıkarlarını, yalnızca kendi hazını düşünür, bunu anlayın artık.

Yani özel sektöre verilen var olmak hakkı üretim yapması içindir; insanların, toplumun beyininiyıkaması(beyinini yıkaması), insanları-toplumu yanlış yerlere yönlendirmesi için değil, özel sektör, devlet ve hükümet de bunu anlasın artık.

Yalnızca tanıtımını yap, ve çek git, ötesine girme.

Para kazanıyorsunuz, bari insanlara, toplumlara yanlış, kötü, zararlı, olumsuz şeyler öğretmeyin. İşte dünyadan özel sektörün kalkmasını sağlayacak asıl, temel neden de budur yani sömürmek dışında bir de insanlara, toplumlara, insanlığa yanlış, kötü, zararlı, olumsuz, akıldışı, ahlakdışı, insanlıkdışı şeyler öğretmeye kalkması. Öteyandan insanların, toplumların saça, kıla, görünüme şartlandırılması tedavisi zor ya da ağır akıl-ruh sağlıksızlıklarına da neden olabilir ki internette görülen ki gözlerinin içlerine bile dövme yaptıranlar, dillerine bile pirsing taktıranlar var.

Head and shoulders, ve her şirket yalnızca ürünlerini tanıtmalı, ve topluma öğretmenlik yapmaya kalkmamalıdır, tanıtımcılar da dahil.

Bir ülkenin gerçek sahipleri bilime ve ahlaka sarılmış olanlardır; öyle ki Muhammed de, Atatürk de 'Önce bilim/ilim ve ahlak' demiştir.

Verilmiş ülke bilimsel ve ahlakçı olanları yerine akıldışı-ahlakdışı modanın, akıldışı-ahlakdışı turizımın, akılldışı-ahlakdışı özel sektörün, akıldışı-ahlakdışı siyasetin, akıldışı-ahlakdışı hukukun, akıldışı-ahlakdışı demokrasinin, akıldışı-ahlakdışı laikliğin, akıldışı-ahlakdışı medyanın, akıldışı-ahlakdışı ünlülerin eline; onlar çalıyor, ülke oynuyor.

Yani zinanın, genelevlerin, sütyen-külotlu pılajların, eşcinsel evililiğin, kamusal alanlarda akıldışı-ahlakdışı modanın serbest olduğu bir ülkeden ne beklenebilirki(beklenebilir ki); ülkeyi kurtaracak bilimsel, ahlakçı, nefssiz, inzivada, doğru önderlerden, bilimsel-ahlakçı-nefssiz-inzivada-doğru liderlerden başka?

Önce reklam değil, önce ahlak; turizım değil, ahlak en büyük konukseverliktir, en büyük dostluktur, en büyük kültürdür, en büyük medeniliktir, en büyük özgürlüktür, en büyük demokrasidir, en büyük laikliktir.

Toplumu, ahlaka aykırılığa ve bilime aykırılığa karşı savaşmayacak siyasi partilere oy vermemeye; ve akılı, ahlakı dışlamış tanıtım yapılan ürünleri satın almamaya davet ediyorum.


Necdet Gürçiftçi
Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge
İnternette yayınlandığı zaman: 30.8.19/10.33